[İSTANBUL] BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE
Gönderilmek Üzere
[MAHKEME] SAYIN HAKİMLİĞİ'NE
AÇIKLAMALAR
[MAHKEME] tarafından müvekkil [DAVALI] hakkında yürütülen yargılama neticesinde verilen mahkûmiyet kararı, usul ve yasaya, maddi gerçeklere ve dosyadaki delil durumuna tamamen aykırıdır. Yerel mahkeme, savunmalarımızı yeterince tartışmamış, delilleri tek taraflı değerlendirmiş ve gerekçesiz bir hüküm kurmuştur. İşbu kararın istinaf denetimi sonucunda kaldırılması gerekmektedir.
1. USUL VE YASAYA AYKIRILIKLAR
Yerel mahkeme kararı, her şeyden önce Anayasal bir hak olan "Gerekçeli Karar Hakkı"nı ihlal etmektedir. Karar metni incelendiğinde, müvekkilin lehine olan delillerin neden reddedildiği, savunmalarımızın neden itibara alınmadığına dair doyurucu ve ikna edici bir açıklama bulunmadığı görülecektir. Soyut ve kalıplaşmış ifadelerle kurulan hüküm, yargısal denetimden kaçırılmaktadır.
Ayrıca, savunma tarafının sunduğu kritik deliller toplanmadan, tanıklar dinlenmeden ve keşif taleplerimiz değerlendirilmeden aceleyle karar verilmiştir. Bu durum, "Silahların Eşitliği" ve "Adil Yargılanma" ilkelerine açıkça aykırıdır. Eksik inceleme ile kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir geçerliliği bulunmamaktadır.
2. MADDİ VAKIALARIN VE DELİLLERİN HATALI TAKDİRİ
Mahkeme, müvekkilin olayla ilgisini kanıtlayacak tek bir somut delil bulunmamasına rağmen, sadece müştekinin soyut ve çelişkili beyanlarına dayanarak hüküm kurmuştur. Ceza hukukunda müşteki beyanı, yan delillerle desteklenmediği sürece tek başına mahkûmiyet gerekçesi yapılamaz. Dosyadaki tanıkların anlatımları ise olay günü yaşanan maddi gerçeklikten uzak, birbiriyle tutarsız beyanlardır.
Teknik raporlar ve kamera kayıtları müvekkilin olay yerinde olmadığını veya iddia edilen fiili gerçekleştirmediğini kanıtlamasına rağmen, mahkeme bu verileri görmezden gelmiştir. "Maddi Gerçeğe Ulaşma" ilkesi gereği, dosyada en küçük bir şüphe dahi olsa bu durumun sanık lehine yorumlanması gerekirken, yerel mahkeme tüm şüpheleri müvekkil aleyhine kullanarak kanuna aykırı davranmıştır.
3. SUÇUN UNSURLARININ OLUŞMADIĞI GERÇEĞİ
İddianameye ve karara konu olan fiilin müvekkil tarafından işlendiği kabul edilse dahi (ki asla kabul etmiyoruz), suçun yasal unsurlarının oluşmadığı açıktır. Fiil ile netice arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Müvekkilin suç işleme kastı, hazırlık hareketleri veya suçun icrasına yönelik somut bir eylemi tespit edilememiştir. Hukuka aykırı olan bu nitelendirme, ceza yasalarının yanlış uygulanması sonucunu doğurmuştur.
4. ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİNİN İHLALİ
Ceza yargılamasının en temel taşı olan "in dubio pro reo" ilkesi, ilk derece mahkemesi tarafından tamamen unutulmuştur. Bir suçun işlendiği konusunda kesin bir kanaat oluşmadığı sürece cezalandırma yoluna gidilemez. Müvekkilin suçsuzluğunu işaret eden bunca doneye rağmen mahkûmiyet yönünde irade gösterilmesi, ceza hukukunun ruhuna aykırıdır. Üst mahkemenin dosyayı "şüphe" süzgecinden geçirerek bu hatayı düzelteceğine inancımız tamdır.
5. DURUŞMALI İNCELEME TALEBİMİZ
Davadaki maddi gerçeklerin ve delillerin daha sağlıklı değerlendirilebilmesi, müvekkilin haklılığının sözlü olarak da ifade edilebilmesi için istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep ediyoruz. Dosyanın sadece evrak üzerinden incelenmesi, savunma hakkımızın tam olarak kullanılmasına engel teşkil edecektir.
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle;
1. [MAHKEME]’nin [TARİH] tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASINA,
2. Müvekkilin üzerine atılı suçun sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE,
3. Mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın yeniden görülmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine,
4. İstinaf incelemesinin DURUŞMALI olarak yapılmasına,
Karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. [TARİH]