AÇIKLAMALAR
Sayın mahkemeniz huzurunda görülmekte olan yukarıda esası belirtilen dava kapsamında, müvekkil üzerine atılı suçlamalara ilişkin yasal süresi içerisinde esasa ilişkin savunmalarımızı sunuyoruz. Müvekkil hakkında tanzim edilen iddianame, somut dayanaktan yoksun, maddi gerçeği yansıtmayan ve hukuki nitelendirme bakımından hatalı değerlendirmeler içermektedir. Aşağıda ayrıntılarıyla izah edileceği üzere, müvekkilin üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmamıştır.
1. SUÇUN MADDİ VE MANEVİ UNSURLARI OLUŞMAMIŞTIR
Ceza hukukunun temel prensibi gereği, bir fiilin suç teşkil edebilmesi için kanunda öngörülen tipikliğe uygun olması, hukuka aykırı olması ve failin kusurlu hareket etmesi gerekir. İddianameye konu olayda ise müvekkilin eylemi ile netice arasında illiyet bağı kurulamadığı gibi, müvekkilin suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair dosyada hiçbir delil bulunmamaktadır.
Müvekkil, olay tarihinde tamamen hayatın olağan akışı içerisinde, kendi meşru işleriyle meşgulken gelişen olayların içerisine iradesi dışında çekilmiştir. Suçun manevi unsuru olan "kast", failin suçun kanuni tanımındaki unsurları bilmesi ve istemesi durumudur. Müvekkil ne bir suç işleme bilincine sahiptir ne de suç teşkil eden bir sonucu arzulamıştır. İddia makamının soyut değerlendirmelerinin aksine, müvekkilin eylemlerinde hukuka aykırılık bilinci bulunmamaktadır.
2. MADDİ DELİL EKSİKLİĞİ VE İDDİALARIN SOYUTLUĞU
Ceza muhakemesinde mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için suçun işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde maddi delillerle ispatlanması zorunludur. Dosya kapsamı incelendiğinde, müvekkilin suç işlediğine dair kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil mevcut değildir. Müşteki beyanları kendi içerisinde çelişkili olup, olay günü yaşananları çarpıtarak aktardığı sabittir.
Tanık anlatımları ise görgüye dayalı olmayıp, müştekinin yönlendirmesiyle verilmiş, birbiriyle örtüşmeyen beyanlardan ibarettir. Teknik raporlar ve olay yeri inceleme verileri de iddianamedeki kurguyu desteklememektedir. Aksine, dosyaya sunduğumuz dijital veriler ve olay anına ilişkin kayıtlar müvekkilin masumiyetini kanıtlar niteliktedir. İddia makamı, varsayımlar üzerinden bir suç kurgusu oluşturmuş ancak bu kurguyu destekleyecek tek bir somut veri ortaya koyamamıştır.
3. ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ (IN DUBIO PRO REO)
Hukuk devletinin en temel sütunlarından biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince, bir suçun işlendiği konusunda ufacık bir şüphe dahi olsa, bu durum sanığın lehine yorumlanmalı ve beraat kararı verilmelidir. Ceza yargılamasının amacı, ne pahasına olursa olsun birini cezalandırmak değil, maddi gerçeği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit etmektir.
Mevcut dosyada, iddia edilen eylemin müvekkil tarafından gerçekleştirildiğine dair %100 bir kesinlik bulunmamaktadır. Hatta delillerin büyük çoğunluğu müvekkilin suçsuzluğunu işaret etmektedir. Şüphenin bulunduğu bir ortamda mahkûmiyet kararı verilmesi, evrensel hukuk ilkeleriyle ve adalet duygusuyla bağdaşmayacaktır. Müvekkilin geçmişi, sosyal konumu ve olay anındaki tutumu dikkate alındığında, suçlama ile kişilik yapısı arasındaki uyumsuzluk da gözden kaçırılmamalıdır.
4. HUKUKA AYKIRI DELİLLERİN AYIKLANMASI GEREĞİ
Dosya içerisinde yer alan bazı verilerin elde ediliş biçimi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırıdır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı Anayasa ve yasalarla teminat altına alınmıştır. Bu kapsamda, usulüne uygun bir arama kararı veya el koyma kararı olmaksızın elde edilen her türlü veri dosyadan ayıklanmalıdır. Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir ilkesi gereği, usulsüz işlemlerle başlayan bir sürecin neticesinde elde edilen hiçbir beyan veya materyal müvekkil aleyhine kullanılamaz.
5. MÜVEKKİLİN KİŞİSEL DURUMU VE LEHE HÜKÜMLERİN UYGULANMASI TALEBİ
Müvekkil, bugüne kadar adli sicili temiz, topluma faydalı bir birey olarak yaşamını sürdürmüştür. Sosyal çevresinde güvenilirliği ile tanınan, herhangi bir suç örgütü veya kötü alışkanlığı bulunmayan bir kimsedir. Her ne kadar beraat kararı verilmesi gerektiğine inancımız tam olsa da, mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkilin yargılama sürecindeki olumlu tutumu, sabıkasız geçmişi ve iyi hali dikkate alınarak lehe olan tüm yasal hükümlerin (erteleme, adli para cezasına çevirme, HAGB vb.) uygulanmasını talep ederiz.
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;
1. Müvekkil üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığından ve suç işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığından müvekkilin BERAATİNE,
2. Mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkil lehine olan tüm yasal indirim maddelerinin ve denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına,
3. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Karar verilmesini vekâleten saygılarımızla arz ve talep ederiz. [TARİH]