Ceza Davası Savunma ve Tanık Bildirim Dilekçesi

Dilekçe Portalına Dön

Bu dilekçe; Yargıtay'ın bozma ilamı sonrası yeniden başlayan ceza yargılamasında, savunma hakkının kısıtlanması, mazeretin değerlendirilmemesi ve adil yargılanma hakkı ihlalleri üzerine kurulmuştur. Metin, savunma tanıklarının dinletilmesi talebi ve "silahların eşitliği" ilkesi çerçevesinde kapsamlı hukuki dayanakları içermektedir.

ŞİŞMAN HUKUK VE DANIŞMANLIK
UETS: [UETS NO]
Tel: 0539 319 80 90
E-mail: avoguzhansisman@hotmail.com
[YALOVA] [MAHKEME] SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO
: [ESAS NO]
SANIK
: [SANIK]
MÜDAFİİ
: AV. OĞUZHAN ŞİŞMAN
-Adres Antettedir-
KONU
: Yeniden başlayan yargılamada savunmalarımızın ve tanık bildirimimizin sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR
I. USULÎ DURUM VE YARGITAY BOZMA KARARI Sayın Mahkeme’nin malumları olduğu üzere, müvekkil hakkında hakaret suçundan verilen mahkûmiyet kararı; [YARGITAY] [DAİRE NO]’nun [ESAS/KARAR NO] sayılı ilamı ile usul yönünden bozulmuştur. Bozma gerekçesinde açıkça, müdafiin [TARİH] tarihli mazeret dilekçesi sunmasına rağmen, bu mazeret değerlendirilmeden duruşma yapılması suretiyle savunma hakkının ihlal edildiği belirtilmiştir. Ceza yargılamasında savunma hakkı kutsaldır ve adil yargılanma hakkının en temel unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ile Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca, sanığın savunmasını bir müdafi aracılığıyla yapabilme hakkı mutlak bir haktır. Yargıtay bozma kararı, bu hakkın somut olayda hiçe sayıldığını ve yargılamanın hukuken sakatlandığını açıkça ortaya koymuştur. Dolayısıyla, yeniden yapılan bu yargılamanın amacı, önceki sürecin yarattığı hak ihlallerini gidermek ve gerçek anlamda adil bir yargılama yapılmasını temin etmektir. II. ADİL YARGILANMA HAKKININ AĞIR İHLALİ Önceki yargılama sürecinde yalnızca müdafiin mazereti değil, savunma tarafının tüm talepleri de görmezden gelinmiş; savunma delilleri toplanmadan hüküm kurulmuştur. Bu durum, AİHS m.6 ve Anayasa m.36’da güvence altına alınan “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkelerinin açık ihlalidir. Savunma makamının delil toplama talepleri reddedilmiş, tanık beyanları alınmamış ve dosya eksik incelemeyle sonuçlandırılmıştır. Böylesine eksik ve tek yönlü bir yargılama, sadece şekil yönünden değil, esasen hakkaniyete aykırı bir yargılama anlamına gelir. Ceza muhakemesinde amaç, bir tarafı mahkûm etmek değil, maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğe ulaşılmadan verilen her hüküm, yalnızca sanığın değil, toplumun da adalet duygusunu zedeler. Bu nedenle, Yargıtay bozma kararı sonrasında bu eksikliklerin tamamlanması artık yargılamanın zorunlu gereğidir. Silahların Eşitliği Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Çelişmeli Yargılama Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. III. TANIKLARIN DİNLENMEMESİ VE EKSİK İNCELEME Önceki yargılamada, savunma tarafından bildirilen tanıklar hiçbir gerekçe gösterilmeden dinlenmemiştir. Oysa müvekkil hakkındaki iddialar, belirsiz, yoruma açık ve tanık anlatımlarıyla aydınlanabilecek nitelikte olaylara ilişkindir. Tanıkların beyanları, olayın hem zamanı, bağlamı hem de müvekkilin kastının bulunup bulunmadığı açısından belirleyici niteliktedir. CMK m. 206/2 ve m. 217 uyarınca, mahkeme ancak gereksiz veya olayla ilgisiz tanıkları reddedebilir. Somut olayda savunmanın tanıkları, doğrudan fiilin gerçekleştiği ortamı bilen ve olayın içeriğine tanıklık edebilecek kişilerdir. Bu nedenle, bu tanıkların dinlenmemesi, delil değerlendirmesinin tek yönlü yapılmasına yol açmıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; Bu kapsamda, adil yargılanma hakkının yeniden ihlal edilmemesi adına, aşağıda bilgileri sunulacak tanıkların tamamının dinlenmesi savunma açısından zorunludur. IV. USULSÜZLÜKLERİN YARGILAMANIN GEÇERLİLİĞİNE ETKİSİ Müdafiin yokluğunda duruşma yapılması, CMK m.188/1 hükmüne aykırıdır. Savunma hakkının etkin şekilde kullanılamadığı bir yargılamada verilen karar, hukuken geçerli bir karar olarak değerlendirilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun emsal kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere: Ayrıca, delil toplama yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, CMK m.160/2 ve m.217’ye de açıkça aykırıdır. Ceza yargılamasında hâkim, sadece iddia makamının değil, savunmanın da lehine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yalnızca şekli bir eksiklik değil, maddi adaletin tesisini engelleyen ciddi bir hak ihlali niteliğindedir. Sayın Mahkemenin dikkatine arz olunur ki; bu yargılamada gerek soruşturma evresinde gerekse kovuşturma sürecinde, savunma hakkının etkin kullanılması ve adil yargılanma ilkeleri ağır biçimde ihlal edilmiştir. Müdafiinin mazeretine rağmen duruşmanın yokluğunda yapılmış olması, savunmanın en temel unsurlarından biri olan “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkesine açık aykırılık teşkil etmektedir. Mahkemece, olayın aydınlatılması için elzem olan tanıkların beyanlarının alınmaması, dosyanın esasına doğrudan etki eden vakıaların araştırılmadan hüküm kurulmasına neden olmuş; bu durum, yalnızca usul eksikliği değil, aynı zamanda maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına engel bir yargılama hatasıdır. Sanığın mahkeme huzurunda ileri sürdüğü iddia ve savunmaların dikkate alınmaması, beyanlarının gerekçesiz biçimde yok sayılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkının açık bir ihlali niteliğindedir. Bu ihlallerin varlığı, dosyadaki maddi delillerin ve tanık anlatımlarının değerlendirilmesini doğrudan sakatlamış; sanığın beraatini gerektirecek nitelikteki olguların göz ardı edilmesine sebebiyet vermiştir. Savunma makamı olarak, yeniden başlayan bu yargılamada, artık yalnızca bir “usul düzeltmesi” değil, adaletin tesisi için eksiksiz bir maddi araştırmanın yapılması, tüm tanıkların dinlenmesi ve önceki aşamalarda yapılan hataların giderilmesi talebindeyiz. TANIK BİLDİRİMİ Müvekkilim [SANIK]’ın savunmasının eksiksiz ve doğru bir şekilde yürütülmesi amacıyla, aşağıda isimleri ve iletişim bilgileri belirtilen şahısların tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz. Söz konusu tanıkların beyanlarının dosya açısından önemi büyüktür; özellikle dosya eklerinin bekletildiği, usulsüzlüklerin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği hususlarda mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. 1. TANIK: [TANIK] İletişim: [TEL NO] Adres: [ADRES] Tanık, [MAHKEME/SAVCILIK] kapsamında yürütülen [SORUŞTURMA NO] soruşturma nolu dosyada ifadesi alınmış olup, söz konusu beyanının mevcut dosyaya da getirilmesini talep etmekteyiz. Müvekkilin savunmasının aydınlatılmasında ve olayların gerçek mahiyetinin ortaya konulmasında tanıklığının kritik öneme sahip olması sebebiyle de sanığın dosya kapsamında dinlenmesi elzem bir öneme sahiptir. SONUÇ ve TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Yargıtay bozma kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, yeniden yapılan bu yargılamada adil yargılanma hakkının tüm unsurlarıyla temini, Savunma makamınca bildirilen tanıkların duruşmada dinlenmesi ve beyanlarının dosyaya alınması, Eksik incelemelerin tamamlanarak, dosyanın maddi gerçeğe ulaşma amacıyla yeniden değerlendirilmesi, Tüm bu işlemler sonunda müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi, hususlarında gereğini arz ve talep ederiz. [TARİH]

Önemli Uyarı: Bu dilekçe metni, somut bir hukuki uyuşmazlığın koşulları dikkate alınarak örnek mahiyetinde hazırlanmıştır. Her davanın kendine has dinamikleri, delil durumu ve hukuki süreci farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak adına, bu taslağın doğrudan kullanımı yerine bir avukat aracılığıyla hukuki yardım alınması şiddetle önerilir.