Trafik Kazası Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi (Okul Geçidi)

Dilekçe Portalına Dön

Bu dilekçe; okul önünde, çocuk yoğunluğunun olduğu bir bölgede meydana gelen yaralamalı trafik kazasında düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz niteliğindedir. Dilekçede; okul geçidinin varlığı, kırmızı ışık ihlali, ters yönde seyir ve mağdurun çocuk olması gibi kritik unsurların bilirkişi tarafından göz ardı edilmesine yönelik kapsamlı hukuki ve teknik değerlendirmeler yer almaktadır.

ŞİŞMAN HUKUK VE DANIŞMANLIK
UETS: [UETS NO]
Tel: 0539 319 80 90
E-mail: avoguzhansisman@hotmail.com
[BÜYÜKÇEKMECE] [CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI]'NA
SORUŞTURMA NO
: [SORUŞTURMA NO]
MÜŞTEKİ
: [MÜŞTEKİ] (T.C.: [TC NO])
[ADRES]
VEKİLİ
: AV. OĞUZHAN ŞİŞMAN
-Adres Antettedir-
MAĞDUR
: [MAĞDUR] (T.C.: [TC NO])
ŞÜPHELİ
: [ŞÜPHELİ] (T.C.: [TC NO])
[MERNİS ADRESİ]
VEKİLİ
: [ŞÜPHELİ VEKİLİ]
KONU
: [TARİH] tarihli bilirkişi raporuna itirazlarımızın sunulması ve söz konusu raporun kusur tespiti yönünden hükme esas alınamayacağının beyanından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Tarafımızdan sunulan işbu itiraz dilekçesi, [TARİH] tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamı, somut olayın niteliği ve hukuki ilkelere uygun olmayışı sebebiyle değerlendirilmesini talep etmektedir. Söz konusu rapor, kazanın meydana geldiği yer, olayın tüm unsurları ve mağdurun yaşadığı fiziksel ile psikolojik zararlar dikkate alınmadan hazırlanmış, hatalı ve eksik tespitlere dayanmıştır. İşbu dilekçede, raporun yetersizlikleri ve hukuka aykırılıkları ayrıntılı şekilde ortaya konulmaktadır. KEŞFİN YETERSİZLİĞİ VE BİLİRKİŞİ RAPORUNUN MAĞDURA ZARAR VEREN NİTELİĞİ Dosyada gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinde, kazanın meydana geldiği yer ve olayın tüm somut unsurları eksiksiz şekilde tespit edilmemiştir. Özellikle, keşif yapılmaksızın düzenlenen bilirkişi raporu, mağdurun yaşadığı vahim durumu tam olarak ortaya koyacak nitelikte değildir. Raporda, kazanın meydana geldiği okul geçidi, yaya yoğunluğu, araç hızı, kırmızı ışık ihlali ve ters şeride girme gibi kritik faktörler fiziki olarak incelenmeden değerlendirilmiştir. Bu eksiklik, raporun mağdur lehine olabilecek tüm delilleri göz ardı etmesine ve kazanın ciddiyetini hafife alacak yorumlara yol açmasına sebep olmuştur. Mağdur [MAĞDUR]’un çocuk yaşta olması ve kazanın etkisiyle maruz kaldığı ciddi fiziksel ve psikolojik travma, keşif yapılmaksızın yapılan değerlendirmelerle doğru şekilde ölçülememiştir. Keşif, kazanın somut koşullarının tam ve doğru şekilde tespiti için vazgeçilmezdir; bu yapılmadan oluşturulan rapor, mağdurun yaşadığı zararı eksik ve yanıltıcı şekilde göstermekte, hatalı kusur değerlendirmelerine zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla, mahkemece yeniden keşif yapılması zorunludur. BİLİRKİŞİ RAPORU, KAZA TARİHİNDE MEVCUT OLAN OKUL GEÇİDİNİ GÖRMEZDEN GELMİŞTİR İtiraz konusu raporda, kazanın meydana geldiği noktada okul geçidinin bulunmadığı varsayılmıştır. Oysa kazanın gerçekleştiği tarih ve saat itibarıyla mağdur yaya [MAĞDUR], aktif ve kullanılır durumda olan okul geçidini kullanmaktaydı. Bu durum, maddi gerçeğe açıkça aykırıdır ve kaza tespitinin esasını doğrudan etkilemektedir. Kaza sonrasında yol kesiminde asfalt yenileme çalışmaları yapılmış ve bu çalışma sırasında yaya geçidi çizgileri tamamen kapatılmıştır. Rapor, yalnızca bu sonraki dönemdeki fiziksel durumu esas almış; kazanın meydana geldiği andaki yol düzenini ve mevcut yaya geçidini, dosya kapsamındaki kamera kayıtları ve şahit beyanları ile birlikte değerlendirmemiştir. Bu durum, kusur tespitinin zaman açısından hatalı bir temele oturtulduğunu göstermektedir. Kaza tarihinde yaya geçidini kullanan bir yayaya asli veya tali kusur atfetmek hukuken mümkün değildir. Raporda bu hususun hiç tartışılmamış olması, tespitlerin eksik ve hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır. Yargıtay kararında sürücünün yalnızca okul geçidine yaklaşması ve hız ihlali nedeniyle eşdeğer kusurlu kabul edilmesi hukuka uygun bulunmuştur. Buna karşın mevcut olayda, kazanın bizzat okul geçidi üzerinde, okul binasının hemen önünde meydana gelmiş olması; şüphelinin kırmızı ışık ihlalinde bulunması, ters yönde ilerlemesi, kesintisiz çizgi ve sollama yasağı bulunan bir alanda hız sınırını aşması ve çocuk yoğunluğu olan bir bölgede araç kullanması gibi ağır kusurların varlığı dikkate alınmamıştır. TRAFİK IŞIĞININ DURUMUNA İLİŞKİN BİLİRKİŞİ DEĞERLENDİRMESİNİN HATALI VE VARSAYIMA DAYALI OLMASI Bilirkişi raporunda, mağdur müvekkilin yaya geçidindeki butona basmamış olması gerekçe gösterilerek, kaza anında trafik ışığının sürücüler lehine yeşil olduğu yönünde bir genelleme yapılması kabul edilemez. Olay anına ilişkin kamera kayıtlarında kazaya sebep olan aracın trafik ışıklarının hemen önünde durduğu, aracın herhangi bir arıza sebebiyle değil trafik ışığında beklediği görülmektedir. Buna rağmen bilirkişinin, yalnızca mağdurun yaya butonuna basmamış olma ihtimalinden hareketle, ışığın sürücüler açısından yeşil olduğu sonucuna varması, maddi vakıaya dayanmayan soyut bir kabuldür. Söz konusu ışık sistemi, yaya butonuna bağlı olmaksızın belli aralıklarla değişim yapmaktadır. Ayrıca kazadan hemen önce kırmızı ışığın yandığını doğrulayan görgü tanıkları ve kamera kayıtları mevcuttur. Bu nedenle, trafik ışığının durumuna ilişkin bilirkişi tespiti varsayıma dayalıdır. DÜZ ÇİZGİLİ YOLDA VE SOLLAMA YASAĞININ İHLALİ Kaza tarihinde yol üzerinde kesintisiz çizgi bulunduğu ve bu kesimde sollamanın yasak olduğu açıktır. Sürücü, önünde duran aracı geçmek amacıyla kasıtlı şekilde ters yöne girerek yasak sollama yapmıştır. Bu hareket, şüphelinin trafik kurallarını bilerek ihlal ettiğini ve kazaya ağır şekilde sebebiyet verdiğini göstermektedir. Trafik hukukunda kusur, ihlalin hangi risk alanını doğurduğuna göre belirlenir. Özellikle meskûn mahal içerisinde, okul çevresi gibi çocuk yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde, sürücünün ters yönde seyretmesi ve yasak sollama yapması doğrudan ve ağır kusur teşkil eder. Bilirkişinin bu ihlali kusura etken kabul etmemesi, Yargıtay’ın yerleşik ölçütleriyle bağdaşmamaktadır. HIZ SINIRININ AŞILMASI VE KAZAYA SEBEBİYET VERİLMESİ Güzergah, okul binası ve aktif okul geçidi ile bitişik olup, çocuk yoğunluğu nedeniyle sürücüler açısından azami dikkat ve düşük hız yükümlülüğü gerektirmektedir. Buna rağmen sürücü, şehir içi hız sınırlarını aşarak çocukların her an yola çıkabileceğini bilmesine rağmen hızını düşürmeyerek bilinçli şekilde tehlike yaratmıştır. Çarpma anında çocuğun metrelerce havaya savrulması, bu ihlalin tehlike boyutunu ortaya koymaktadır. Somut olayda şüphelinin frene dahi basmadığı ve çarpmanın etkisiyle müvekkil çocuğun 10-15 metre havaya savrulduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, şüphelinin eyleminin tali kusur kapsamına giremeyeceğini net şekilde ortaya koymaktadır. MAĞDURUN ÇOCUK OLMASI HUSUSU Olay tarihinde mağdur [MAĞDUR] çocuk yaşta olup, çocukların ani ve kontrolsüz davranışları gelişimsel özelliklerinden kaynaklanan riskli hareketlerdir ve sürücüler için öngörülmesi gereken bir risk unsurudur. 2918 sayılı Kanun uyarınca, sürücülerin okul geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmaları zorunludur. Çocuk yayalar için sürücülerin dikkat sorumluluğu çok daha yüksektir. Bu nedenle çocuğun ani davranışı sürücünün dikkat yükümlülüğünü ağırlaştıran bir faktördür ve doğrudan çocuğa kusur olarak yüklenemez. SONUÇ ve TALEP: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemenizden: 1. [TARİH] tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tespitlere dayandığı hususları göz önünde bulundurarak raporun hükme esas alınmamasına, 2. Kazanın meydana geldiği yer, zaman ve koşulların eksiksiz şekilde tespiti için keşif yapılmasına ve ardından yeni bilirkişi raporu alınmasına, 3. Sürücünün kırmızı ışık ihlali, ters yönde seyir, hız sınırını aşma ve yasak sollama gibi ağır trafik ihlallerinin dikkate alınarak, kusurun asli olarak belirlenmesine, 4. Sürücünün işbu kazaya sebebiyet veren davranışları nedeniyle cezalandırılmasına, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. [TARİH]

Önemli Uyarı: Bu dilekçe metni, somut bir hukuki uyuşmazlığın koşulları dikkate alınarak örnek mahiyetinde hazırlanmıştır. Her davanın kendine has dinamikleri, delil durumu ve hukuki süreci farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak adına, bu taslağın doğrudan kullanımı yerine bir avukat aracılığıyla hukuki yardım alınması şiddetle önerilir.