Bu dilekçe; kiracı aleyhine sahte tahliye taahhütnamesine dayanılarak açılan tahliye davasına karşı hazırlanan bir cevap taslağıdır. Dilekçede; imza inkârı, ispat yükünün kiraya verene ait olduğu, taahhüt tarihleri arasındaki mantıksal çelişkiler (15 günlük süre) ve davanın fahiş kira artışı baskısı amaçlı açıldığına dair temel savunma argümanları yer almaktadır.
ŞİŞMAN HUKUK VE DANIŞMANLIK
UETS: [UETS NO]
Tel: 0539 319 80 90
E-mail: avoguzhansisman@hotmail.com
Tel: 0539 319 80 90
E-mail: avoguzhansisman@hotmail.com
[BÜYÜKÇEKMECE] [MAHKEME] SAYIN HAKİMLİĞİ'NE
DOSYA NO
: [ESAS NO]
DAVALI
: [DAVALI] (T.C.: [TC NO])
[ADRES]
[ADRES]
VEKİLİ
: AV. OĞUZHAN ŞİŞMAN
-Adres Antettedir-
-Adres Antettedir-
DAVACI
: [DAVACI] (T.C.: [TC NO])
[ADRES]
[ADRES]
VEKİLİ
: [DAVACI VEKİLİ]
KONU
: Davacı tarafça açılan itirazın iptali ve tahliye talepli davaya karşı kapsamlı cevaplarımız ile davanın reddi talebidir.
AÇIKLAMALAR
İşbu dava, müvekkilin yaklaşık 14 yıldır kiracı olarak bulunduğu taşınmazın tahliyesi talebiyle açılmış olmakla birlikte, davanın dayanağı olan tahliye taahhütnamesi müvekkil tarafından imzalanmamış ve hukuken geçerli değildir. Müvekkil kira bedellerini düzenli olarak ödemiş, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Davacının amacı, kiracıyı yasal olmayan yollarla tahliye etmek ve yüksek kira artışı talebini kabul ettirmeye yöneliktir. Bu nedenle dava, kötü niyetli olarak açılmış ve müvekkil aleyhine haklı bir tahliye sebebi bulunmamaktadır.
Davaya konu belgeler sahtelik ve usulsüzlük şüphesi taşımakta olup, imza (imza müvekkile ait değildir.) ve tarihler açısından bilirkişi incelemesine ihtiyaç vardır. Kısa süreli tahliye tarihi ve belgenin sonradan kurgulandığı yönleri, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu göstermektedir. Müvekkil aleyhine haksız ve dayanıksız şekilde başlatılan icra takibi ve dava süreci, haklı itirazlarımız çerçevesinde reddedilmelidir.
I. DAVA, GERÇEK DIŞI VE GEÇERSİZ BİR TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAYANDIRILMIŞTIR
Davacı taraf, müvekkilin uzun yıllardır kiracı olarak bulunduğu taşınmazdan tahliyesini sağlamak amacıyla gerçeğe aykırı ve hukuki geçerliliği bulunmayan bir tahliye taahhütnamesine dayanarak önce icra takibi başlatmış, müvekkilin süresi içinde yaptığı haklı itiraz üzerine takip durmuş, akabinde ise işbu davayı açmıştır. Ancak davaya dayanak gösterilen [TARİH] düzenleme ve [TARİH] tahliye tarihli tahliye taahhütnamesi müvekkil tarafından imzalanmış değildir. Müvekkil söz konusu belgeyi hiçbir zaman düzenlememiş, imzalamamış ve böyle bir tahliye iradesi ortaya koymamıştır. Belge üzerindeki imza müvekkile ait olmayıp taklit edilmiştir. Müvekkilin bu belgeyi imzaladığı iddia edilen tarihlerde davacı ile herhangi bir görüşmesi dahi bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın dayanağı olan belgenin hukuki varlığı ve geçerliliği yoktur.
II. İMZA İNKÂRI KARŞISINDA İSPAT YÜKÜ DAVACIYA AİTTİR VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ZORUNLUDUR
Müvekkil icra takibine yaptığı itirazda tahliye taahhüdündeki imzayı açık ve kesin biçimde inkâr etmiştir. Hukukumuzda imzası inkâr edilen adi yazılı belgenin sahibi tarafından ispat edilmesi zorunludur. Bu nedenle imzanın müvekkile ait olduğunu ispat yükü davacı kiraya verene aittir. Mahkemenizce müvekkilin mukayeseye esas imza örneklerinin toplanması, resmi kurum ve bankalardaki imza kayıtlarının celbi ve belgenin adli belge inceleme uzmanına gönderilerek bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme yapılmadan tahliye kararı verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olacaktır.
III. TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİLİK ŞARTLARI OLUŞMAMIŞTIR
Tahliye taahhüdünün geçerli kabul edilebilmesi için kiracı tarafından serbest irade ile verilmiş olması, yazılı şekilde düzenlenmesi, kiralananın tesliminden sonra yapılması ve tahliye tarihinin belirli olması zorunludur. Somut olayda müvekkilin iradesi bulunmadığı gibi imza da kendisine ait değildir. Bu haliyle ortada hukuken geçerli bir tahliye taahhüdü mevcut değildir. Geçersiz veya sahteliği şüpheli bir belgeye dayanılarak kiracının konutundan tahliye edilmesi hukuki güvenlik, dürüstlük ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
IV. TAAHHÜT TARİHİ İLE TAHLİYE TARİHİ ARASINDAKİ 15 GÜNLÜK SÜRE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR
Kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere belirtmek gerekir ki dava konusu tahliye taahhütnamesinde düzenleme tarihi ile tahliye tarihi arasında yalnızca yaklaşık 15 günlük bir süre bulunduğu görülmektedir. Kiracının gerçekten taşınmazı boşaltma iradesi bulunması halinde, bu kadar kısa süre içinde tahliye edeceğini yazılı bir taahhüt altına almasının makul ve mantıklı bir açıklaması bulunmamaktadır. Zira konut niteliğindeki bir taşınmazın tahliyesi; yeni konut bulunması, taşınma organizasyonu yapılması, aile düzeninin kurulması gibi çok sayıda hazırlık gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle 15 gün gibi son derece kısa bir süre öngörülmesi hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır.
Ayrıca gerçekten 15 gün sonra taşınmazı boşaltma iradesi bulunan bir kiracının, ayrıca yazılı bir tahliye taahhüdü vermesine gerek bulunmamaktadır. Böyle bir durumda kiracı zaten taşınmazı fiilen tahliye edecektir. Bu nedenle söz konusu kısa süreli tahliye tarihi, belgenin gerçek bir irade beyanına dayanmadığını ve sonradan kurgulandığını gösteren önemli bir olgudur. Bu yönüyle dava konusu belge süre bakımından da hem mantığa hem de hayatın olağan akışına aykırı olup güvenilirliği bulunmamaktadır.
V. MÜVEKKİL 14 YILDIR KONUTTA OTURMAKTA VE KİRASINI DÜZENLİ ÖDEMEKTEDİR
Müvekkil yaklaşık on dört yıldır dava konusu taşınmazda kiracı olarak ikamet etmekte olup kira bedellerini bugüne kadar düzenli ve eksiksiz şekilde ödemiştir. Müvekkil hiçbir zaman temerrüde düşmemiş, kira ilişkisi boyunca sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Uzun yıllar boyunca sorunsuz devam eden kira ilişkisinin, tek taraflı ve dayanağı olmayan bir belgeye dayanılarak sona erdirilmeye çalışılması hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
VI. DAVANIN ASIL AMACI FAHİŞ KİRA ARTIŞI SAĞLAMAK OLUP KÖTÜ NİYETLİDİR
Davacı taraf son dönemde yasal kira artış oranlarının çok üzerinde, fahiş nitelikte kira artış taleplerinde bulunmuş, müvekkilin ekonomik gücünün bu artışları karşılamaya elverişli olmadığını bildirmesine rağmen baskı kurmaya devam etmiştir. Müvekkilin bu talepleri kabul etmemesi üzerine tahliye tehdidi gündeme getirilmiş, farklı yollarla sonuç alınamayınca sahte nitelikte bir tahliye taahhütnamesi düzenlenerek icra takibi başlatılmış ve nihayetinde işbu dava açılmıştır. Bu durum davanın tahliye ihtiyacından değil, müvekkili yüksek kira ödemeye zorlamak amacıyla kötü niyetle açıldığını açıkça göstermektedir.
VII. İCRA TAKİBİNE YAPILAN İTİRAZ HAKLI VE HUKUKA UYGUNDUR
Davacı taraf müvekkilin icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri sürmüş ise de, ortada müvekkilin imzalamadığı bir belge bulunduğundan itiraz tamamen haklıdır. Müvekkil borçlu olmadığı gibi geçerli bir tahliye taahhüdü de bulunmamaktadır. Bu nedenle takibin durması hukukun öngördüğü doğal bir sonuçtur. İtirazın iptali koşulları oluşmadığından davanın reddi gerekmektedir.
VIII. TAHLİYE KOŞULLARI OLUŞMAMIŞTIR
Müvekkilin tahliyesini gerektiren hiçbir hukuki sebep bulunmamaktadır. Kira ilişkisi devam etmekte, kira bedelleri düzenli olarak ödenmekte ve geçerli bir tahliye taahhüdü mevcut değildir. Bu şartlar altında müvekkilin konutundan çıkarılması hukuka aykırı olacaktır.
HUKUKİ NEDENLER : TBK, HMK, İİK ve ilgili mevzuat.
DELİLLER : [BÜYÜKÇEKMECE] İCRA DAİRESİ’NİN [ESAS NO] SAYILI DOSYASI, kira sözleşmesi, ödeme belgeleri, bilirkişi incelemesi, imza örnekleri, tanık, keşif ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Davacının haksız ve dayanaksız davasının REDDİNE, itirazın iptali ve tahliye taleplerinin REDDİNE, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. [TARİH]
Önemli Uyarı: Bu dilekçe metni, somut bir hukuki uyuşmazlığın koşulları dikkate alınarak örnek mahiyetinde hazırlanmıştır. Her davanın kendine has dinamikleri, delil durumu ve hukuki süreci farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak adına, bu taslağın doğrudan kullanımı yerine bir avukat aracılığıyla hukuki yardım alınması şiddetle önerilir.