AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI VE SENET
Ticari ve borç ilişkilerinde, tarafların birbirlerine duydukları güvene dayanarak veya işlemlerin hızlı yürütülmesi amacıyla boş kısımları sonradan doldurulmak üzere imzalı boş kâğıtlar, boş senetler (bonolar) veya çekler vermeleri iş hayatının yaygın pratiklerinden biridir. Hukuk dilinde buna "açığa imza" veya "açığa atılan imza" denir. Açığa imza atmak, karşı tarafa bu belgenin aralarındaki sözlü veya yazılı anlaşmaya uygun olarak doldurulması konusunda zımni veya açık bir yetki (tevkil) verilmesi anlamına gelir. Ancak bu yetki sınırsız değildir ve tamamen aralarındaki mutabakata tabidir. Alacaklının, kendisine güvenilerek teslim edilen bu imzalı boş kâğıdı veya senedi, aralarındaki anlaşmaya tamamen aykırı, fahiş miktarlar yazarak veya hiç var olmayan borçları varmış gibi gerçeğe aykırı doldurup icra takibine koyması, ceza hukukunda ağır bir yaptırımı gerektirir. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 209. maddesinde düzenlenen "Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması" suçu ile 156. maddesinde düzenlenen "Bedelsiz Senedi Kullanma" suçu, kıymetli evrak ve güven ilişkisinin suiistimal edildiği iki farklı suç tipi olup, uygulamada mahkemeler tarafından sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin uyuşmazlığa son noktayı koyan bu emsal kararı, suç vasfının doğru tayin edilmesi hususunda tarihi bir ders niteliğindedir. Kararda; sanığın katılandan hukuka uygun yollarla aldığı imzalı boş kağıdı anlaşmaya aykırı olarak doldurup icra takibine koyması eyleminin, bedelsiz senedi kullanma değil, TCK'nın 209. maddesindeki açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı tescil edilmiş ve ilk derece mahkemesinin hatalı hükmü bozulmuştur.
Uygulamada yerel mahkemeler, ortada doldurulmuş bir senet bulunduğunu ve bu senedin icra takibine konulduğunu gördüklerinde, olayı doğrudan TCK 156. maddesinde yer alan "Bedelsiz Senedi Kullanma" suçu kapsamında değerlendirme eğilimindedir. Oysa bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için, başlangıçta tamamen geçerli ve borç miktarı yazılı olan bir senedin, borcun kısmen veya tamamen ödenmesinden sonra (yani senedin bedelsiz kalmasının ardından) borçluya iade edilmeyerek haksız yere tahsil edilmeye çalışılması şarttır. Somut olayda olduğu gibi, senedin teslim edildiği esnada boş olması ve sonradan anlaşmaya aykırı olarak gerçeğe aykırı doldurulması durumunda ise yasal olarak bedelsiz kalmış bir senetten değil, yetkinin kötüye kullanılmasından (açığa imzanın kötüye kullanılmasından) söz edilir. Yargıtay'ın emsal kararı, bu bilimsel ve yasal ayrımı sarsılmaz bir kararlılıkla uygulayarak, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin alt mahkemelerce zedelenmesini engellemiştir.
AÇIĞA ATILAN İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI
TCK'nın 209. maddesinde düzenlenen "Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması" suçu, güven ilişkisini ve belgenin sıhhatini korur. Maddenin ilk fıkrasına göre; belirli bir tarzda doldurulmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun en hayati unsuru, belgenin failin eline "hukuka uygun yollarla" (rıza ile) geçmiş olmasıdır. Fail, bu imzalı boş kâğıdı hırsızlık veya yağma yoluyla ele geçirmemiş, taraflar arasındaki iş ilişkisi veya güven gereği teslim almıştır. Ancak daha sonra, boş kısımları aralarındaki anlaşmaya tamamen aykırı olarak gerçeğe aykırı doldurup hukuki sonuç doğuracak şekilde (örneğin icraya koyarak) kullanmıştır. Bu fiil doğrudan TCK 209'u ihlal eder.
BEDELSİZ SENEDİ KULLANMA SUÇU UNSURLARI
TCK'nın 156. maddesinde düzenlenen "Bedelsiz senedi kullanma" suçu ise malvarlığına karşı suçlar kapsamında yer alır. Bu suçun oluşabilmesi için ortada hukuken geçerli bir senedin bulunması ve bu senedin bedelinin (borcunun) kısmen veya tamamen ödenmiş (bedelsiz kalmış) olması gerekir.
Fail, borç ödenmesine rağmen senedi borçluya iade etmemekte veya senedin arkasına ödenen miktarı (tahsilatı) yazmayarak senedi sanki hiç ödenmemiş gibi icra takibine koymaktadır. Görüldüğü üzere, bedelsiz senedi kullanma suçunda senet en baştan itibaren doludur ve geçerlidir, sonradan yapılan ödemeyle bedelsiz kalmıştır. Boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulmasında ise senet başlangıçta boştur. Bu iki durumun yasal unsurları ve korudukları hukuki değerler tamamen farklıdır.
BOŞ SENET DOLDURMA HUKUKİ NİTELİĞİ
Boş senet (beyaz bono), tedavüle çıkarılırken unsurlarının bir kısmı veya tamamı boş bırakılan, ancak tedavül kabiliyeti kazanması için sonradan bu boşlukların doldurulması zımnen kararlaştırılan senettir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında boş senet düzenlenmesi ve sonradan doldurulması tamamen yasaldır.
Bununla birlikte, senedi teslim alan kişinin bu senedi doldururken taraflar arasındaki anlaşma (anlaşma sözleşmesi veya sözlü mutabakat) sınırlarına sadık kalması borçlar hukuku ve ceza hukuku gereğidir. Eğer taraflar 10.000 TL borç için boş senet üzerinde anlaşmış, ancak alacaklı senede 100.000 TL yazmışsa, bu durum açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturur. Hukuk sistemi, güven ilişkisinin bu şekilde gaddarca suiistimal edilmesini ağır hapis yaptırımları altında yasaklamaktadır.
İSPAT STANDARDI VE YAZILI KANIT
Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması davalarında en hayati hukuki problem "ispat" konusudur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesi uyarınca, senede karşı senetle ispat kuralı geçerlidir. Yani, bir senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia eden borçlu, bu iddiasını ancak "yazılı delil" (yazılı bir anlaşma, protokol veya alacaklının imzasını taşıyan bir belge) ile kanıtlamak zorundadır.
Ceza mahkemelerinde de bu kural katı bir biçimde uygulanmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sanığın boş senedi anlaşmaya aykırı doldurduğu iddiası, tanık beyanlarıyla kanıtlanamaz; mutlak surette yazılı bir belgenin (örneğin senedin teslim alındığına ve nasıl doldurulacağına dair imzalı bir protokolün) dosyaya sunulması gerekir. Bu yazılı delil kuralı, ticari hayatın güvenliğini korumak ve senetlerin tedavül gücünü sarsmamak adına ceza hukukunda da uygulanan istisnai bir hukuk kuralıdır.
SUÇ VASFINDA HUKUKİ YANILGI SORUNU
Suç vasfının tayini, somut olayın ceza kanunundaki en doğru suç tipiyle nitelendirilmesidir. İlk derece mahkemesinin, rızayla teslim edilen boş kağıdın sonradan doldurulması fiilini TCK 156 bedelsiz senedi kullanma olarak nitelendirmesi açık bir hukuki yanılgıdır ve kanun maddelerinin hatalı uygulanmasıdır.
TCK 209'da düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu şikayete tabi olup, şikayet süresi 6 aydır ve uzlaşma kapsamındadır. TCK 156 bedelsiz senedi kullanma suçu da şikayete bağlıdır. Ancak bu iki suçun cezaları farklıdır; TCK 209'un cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis iken, TCK 156'nın cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Suç vasfının yanlış tayin edilmesi, sanığa gereğinden fazla ceza verilmesine veya usul haklarının (uzlaşma, şikayet süresi vb.) ihlaline yol açar; Yargıtay denetimi bu vahim hataları düzeltmiştir.
YARGITAYIN AÇIĞA İMZA DENETİM KANUNU
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, kıymetli evrak ve ceza hukuku uygulamasında alt derece mahkemelerine çok net bir kılavuz sunmaktadır. Karar, boş senetlerin doldurulmasından doğan uyuşmazlıklarda hangi maddenin uygulanacağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlemiştir.
Buna göre; eğer bir senet başlangıçta boş olarak teslim edilmiş ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulmuşsa uygulanacak tek madde TCK'nın 209. maddesidir. Bedelsiz senedi kullanma maddesi (TCK 156) burada asla uygulanamaz. Hukuk sistemi, ticari hayatta güvene dayalı iş yapan vatandaşları korurken, suç tiplerinin kanuni unsurlarını da hassasiyetle gözetmeye ve adaleti tesis etmeye kararlılıkla devam edecektir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, kesinlikle suçtur. Yargıtay emsal kararı uyarınca, hukuka uygun şekilde teslim edilen imzalı boş bir kâğıdın anlaşmaya aykırı olarak doldurulup icra takibine konulması eylemi TCK'nın 209. maddesinde düzenlenen "Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması" suçunu oluşturur.
Hukuken senede karşı senetle ispat kuralı geçerlidir. Senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ceza mahkemesinde tanıkla ispatlanamaz. Bu durumu kanıtlamak için mutlaka yazılı bir belge (protokol, sözleşme, alacaklının yazılı beyanı) sunmanız gerekir. Yazılı deliliniz yoksa davanız reddedilebilir.
Bedelsiz senedi kullanma suçunda (TCK 156), senet başlangıçta tamamen geçerli ve doludur, ancak borç ödendikten sonra alacaklı senedi iade etmeyip icraya koyar. Açığa imzanın kötüye kullanılmasında (TCK 209) ise senet başlangıçta boştur ve alacaklı senedi teslim aldıktan sonra anlaşmaya aykırı doldurur.
TCK 209 uyarınca açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapistir. Bu suç şikayete tabidir. Şikayet süresi, mağdurun senedin anlaşmaya aykırı doldurularak kullanıldığını (örneğin icra dairesinden ödeme emri geldiğini) öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. Suç ayrıca uzlaşma kapsamındadır.
Eğer işe girerken teminat amacıyla verilen boş senet, işten ayrıldıktan sonra haksız yere doldurulup icraya konulursa, bu eylem de TCK 209 uyarınca "Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması" suçunu oluşturur. İş davası hakları ve yazılı kanıtlarla savcılığa şikayet başvurusu yapılmalıdır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir