avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

AĞIR KUSURLU EŞİN TAZMİNAT VE NAFAKA HAKKI

Boşanma hukuku, sadece evlilik birliğinin sona erdirilmesiyle sınırlı kalmayıp, bu sona ermenin eşlerin mali ve kişisel gelecekleri üzerindeki ağır sonuçlarını da düzenler. Evliliğin sona ermesinde kimin haklı kimin haksız olduğu, yani tarafların kusur oranları, boşanmanın hukuki, mali ve cezai neticelerini tayin eden en temel unsurdur. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi kurumlar, evlilik birliğinin bitmesiyle hak kaybına uğrayan veya yoksulluğa düşen "kusursuz veya daha az kusurlu" eşi korumayı amaçlar. Hukuk düzenimiz, hakkaniyet ve adalet ilkeleri gereğince, evlilik birliğinin yıkılmasında asli veya daha ağır kusuru olan eşin, boşanmanın bu mali nimetlerinden yararlanmasını kesinlikle yasaklamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarında vurgulandığı üzere, evliliği temelinden sarsan davranışlarda karşı tarafa kıyasla daha ağır kusurlu olduğu tespit edilen eş yararına maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Karşılıklı hakaret, sürekli geçimsizlik, asabiyet ve tehdit gibi kusurlu eylemlerin varlığı halinde mahkemelerin yapması gereken en hassas işlem, tarafların kusurlarını teraziye koyarak "ağır kusurlu" olan tarafı belirlemek ve yasal yaptırımları bu doğrultuda uygulamaktır. Yerel mahkemelerin delil takdirinde hataya düşerek ağır kusurlu taraf lehine tazminat ve nafaka vermesi, Yargıtay tarafından doğrudan bozma nedeni sayılmaktadır.

BOŞANMA HUKUKUNDA KUSUR İLKESİ VE SINIFLANDIRILMASI

Türk Medeni Kanunu'nda boşanma davaları büyük oranda kusur ilkesine dayanır. Kusur, evlilik birliğinin taraflara yüklediği sadakat, saygı, ortak konutu seçme, ailenin geçimine katılma ve birlikte yaşama gibi yükümlülüklerin iradi olarak ihlal edilmesidir. Yargısal uygulamada kusur oranları; "kusursuz", "az kusurlu", "eşit kusurlu", "ağır kusurlu" ve "tam kusurlu" şeklinde beş ana kategoride sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, hakimlerin boşanma davasının mali sonuçlarına karar verirken dayandığı ana omurgayı oluşturur. Evliliğin yıkılmasına tek başına yol açan veya karşı tarafa kıyasla çok daha ağır davranışlar sergileyen eş, ağır kusurlu veya tam kusurlu olarak nitelendirilir. Örneğin, eşine sürekli olarak hakaret eden, onu toplum önünde küçük düşüren, tehditler savuran ve asabi tavırlarıyla evliliği çekilmez kılan bir eşin kusuru, bu hakaretlere sadece münferit veya sınırlı karşılık veren eşe göre şüphesiz daha ağırdır. Kusur oranının tespiti, hakim için sadece matematiksel bir süreç değil, tarafların evlilik boyunca birbirlerine yaklaşımlarını sosyolojik ve psikolojik olarak analiz etme sürecidir.

BOŞANMADA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATIN YASAL ŞARTLARI

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrası maddi tazminatı, ikinci fıkrası ise manevi tazminatı düzenler. Maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen tarafın "kusursuz veya daha az kusurlu" olması şarttır. Eşin boşanma nedeniyle mahrum kalacağı sosyo-ekonomik destek, eşinin sigorta imkanları veya miras hakları gibi beklentiler maddi tazminatın konusudur. Manevi tazminat için ise; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, "kusursuz veya daha az kusurlu" olması ve karşı tarafın kusurlu olması gerekir. Ağır asabiyet, tehdit ve sürekli hakaretler kişilik haklarını doğrudan zedeleyen unsurlardır. Yasanın metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, hem maddi hem de manevi tazminat talep edebilmenin ön koşulu "kusursuz veya daha az kusurlu" olmaktır. Evliliğin bitmesinde ağır kusurlu olan taraf, karşı taraftan tazminat isteyemeyeceği gibi, kendisinden tazminat talep edilmesi durumunda tazminat ödemekle yükümlü tutulur. Ağır kusurlu eş lehine tazminat verilmesi, kusur sorumluluğu ilkesine taban tabana zıttır.

YOKSULLUK NAFAKASININ KOŞULLARI VE KUSUR SINIRI

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği nafaka türüdür. Yoksulluk nafakasının hükmedilebilmesi için talep eden eşin "kusurunun daha ağır olmaması" şarttır. Yani, yoksulluk nafakası alabilmek için talep eden eş kusursuz, az kusurlu veya en fazla karşı tarafla eşit kusurlu olmalıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında karşı tarafa göre "ağır kusurlu" olduğu tespit edilen bir eş, boşanma nedeniyle ne kadar ekonomik darboğaza veya yoksulluğa düşecek olursa olsun, kanunen yoksulluk nafakası almaya hak kazanamaz. Bu kural, ahlaki ve hukuki açıdan son derece adildir; zira kendi kusurlu, hakaretamiz ve tehditkar davranışlarıyla yuvayı yıkan bir kimsenin, yıktığı evliliğin diğer eşinden ömür boyu mali destek (nafaka) talep etmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Yargıtay da bu konuda tavizsiz bir duruş sergileyerek, ağır kusurlu eş yararına verilen yoksulluk nafakası kararlarını doğrudan kanuna aykırılık nedeniyle iptal etmektedir.

KARŞILIKLI KUSUR ANALİZİ VE AĞIRLIK KIYASI

Evliliklerde geçimsizliklerin tek taraflı olması nadir karşılaşılan bir durumdur; genellikle her iki eşin de birbirine yönelik kusurlu davranışları mevcuttur. Hakim, karşılıklı iddiaların bulunduğu davalarda kusur kıyası yapmak zorundadır. Yargıtay incelemesine konu olan uyuşmazlıkta, davacı kocanın eşine hakaret ettiği sabittir. Ancak davalı kadının eylemleri incelendiğinde; sadece kocasına hakaret etmekle kalmadığı, aşırı derecede asabi davrandığı, bu hakaretleri başkalarının duyabileceği şekilde (yani aleniyet kazandırarak, komşulara veya çevreye karşı küçük düşürücü biçimde) sürekli olarak tekrarladığı ve ayrıca eşini tehdit ettiği anlaşılmıştır. Bu tabloda, kocanın hakaret eylemi bir kusur oluşturmakla birlikte, kadının sürekli hakaret, tehdit, asabiyet ve aleniyet unsurlarını barındıran eylemleri çok daha yoğun ve ağırdır. Yargıtay bu haklı gerekçeyle, "davalı kadının davacı kocaya göre daha ağır kusurlu" olduğuna karar vermiştir. Karşılıklı kusur analizinde nicelik ve nitelik kıyası yapılarak, olayların başlangıcı ve etki derecesi göz önünde bulundurularak asli kusurlunun kim olduğu netleştirilmelidir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ KARARININ HUKUKİ TAHLİLİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/23238 Esas ve 2015/8832 Karar sayılı ilamı, aile mahkemelerinin delilleri takdir ederken ve yasal kurumları uygularken yaptığı tipik hataları düzelten son derece öğretici bir karardır. İlk derece mahkemesi, tarafların karşılıklı kusurlu davranışlarını tespit etmiş ancak kusur dengesini doğru kuramayarak davalı kadını hak etmediği halde korumuş ve onun lehine maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Yargıtay ise dosyayı incelediğinde, delillerin takdirinde ağır bir hata yapıldığını saptamıştır. Kararda, sürekli hakaret eden, asabi davranan ve tehdit eden kadının kusurunun, kocasının hakaretine göre çok daha ağır olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay, "evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusurlu olan taraf yararına maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilemez" temel ilkesini hatırlatarak yerel mahkemenin kararını bozmuştur. Bu bozma ilamı, aile mahkemesi hakimlerine kusur dengesini kurarken yüzeysel değil, eylemlerin sıklığına ve ağırlığına göre derinlemesine bir inceleme yapma sorumluluğunu yüklemektedir.

AİLE MAHKEMELERİNDE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Boşanma davalarında iddia edilen asabiyet, tehdit, sürekli hakaret ve karşılıklı kusur iddialarının ispat edilmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde usulüne uygun delillerle mümkündür. Hakaret ve tehdit gibi eylemler genellikle ev ortamında veya tarafların yakın çevresinde gerçekleştiğinden, tanık beyanları davanın aydınlatılmasında birinci derecede öneme sahiptir. Tanıkların tarafsız, görgüye dayalı ve çelişkisiz beyanları kusur tayininde hakime en büyük desteği sunar. Ayrıca, hakaret ve tehditlerin başkalarının duyabileceği şekilde yapıldığını gösteren tanık anlatımları, aleniyet unsurunu kanıtlayarak kusurun ağırlığını artırır. Mesajlar, WhatsApp yazışmaları, ses kayıtları (hukuka uygun elde edilmiş olması kaydıyla) ve sosyal medya paylaşımları da kusurun belirlenmesinde kullanılan diğer önemli delillerdir. Davacı tarafın, eşinin kusurlarının daha ağır olduğunu kanıtlaması, kendisini tazminat yükümlülüğünden kurtaracağı gibi karşı taraftan tazminat alabilmesinin de önünü açacaktır. Bu nedenle, boşanma davasında profesyonel bir delil yönetimi hayati bir öneme sahiptir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Boşanmada ağır kusurlu olan eş nafaka alabilir mi?

Hayır, TMK 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması şarttır. Evliliğin bitmesinde ağır kusurlu olan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

2. Karşılıklı hakaret olan evliliklerde kusur nasıl belirlenir?

Her iki eşin de birbirine hakaret etmesi durumunda karşılıklı kusur vardır. Ancak eşlerden biri sürekli, asabi ve başkalarının duyacağı şekilde hakaret ediyor ve üzerine tehdit de savuruyorsa, bu eş diğerine göre daha ağır kusurlu kabul edilir.

3. Ağır kusurlu eş tazminat ödemek zorunda mıdır?

Evet, TMK 174. maddesi uyarınca, boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olan eş, kişilik hakları zedelenen ve menfaatleri zarar gören az kusurlu veya kusursuz eşe maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.

4. Mahkeme delilleri yanlış takdir ederse ne olur?

Yerel mahkeme (ilk derece mahkemesi) delilleri yanlış değerlendirip ağır kusurlu eş lehine tazminat ve nafaka verirse, bu karar istinaf ve temyiz (Yargıtay) aşamasında hukuka aykırılık nedeniyle bozulur.

5. Eşin asabi davranması ve tehdit etmesi boşanma davasında nasıl kanıtlanır?

Bu tür eylemler, olaya şahit olan aile yakınlarının veya komşuların tanık beyanlarıyla, atılan tehdit içerikli SMS/WhatsApp mesajlarıyla, varsa alınmış uzaklaştırma (6284 sayılı Kanun kapsamında) kararlarıyla kanıtlanabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
"...davalı kadının, aşırı derecede asabi davrandığı, başkalarının duyabileceği şekilde sürekli olarak eşine hakaret ettiği ve onu tehdit ettiği; davacının ise eşine hakaret ettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı, davacıya göre daha ağır kusurludur. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusurlu olan taraf yararına da maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Bu husus nazara alınmadan delillerin takdirinde hataya düşülerek davalı yararına maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmolunması doğru bulunmamıştır." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/23238 E., 2015/8832 K.