avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KAT KARŞILIĞI İNŞAATTA GECİKME TAZMİNATI

Gayrimenkul hukukunun ve inşaat sektörünün temel taşı niteliğinde olan "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri", doğası gereği hem bir taşınmaz devri vaadini hem de bir eser meydana getirme yükümlülüğünü bünyesinde barındıran karma (sui generis) nitelikli sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerin her iki taraf (arsa sahibi ve müteahhit) açısından taşıdığı yüksek ekonomik riskler, kanun koyucuyu sözleşmenin kuruluş aşamasında katı şekil şartları öngörmeye itmiştir. Ancak ticari hayatın dinamikleri içinde, tarafların resmi şekilde kurdukları bir sözleşmeyi daha sonra noter onayı olmaksızın (adi yazılı şekilde) tadil ettikleri, birbirlerine yeni yükümlülükler getirdikleri veya inşaatın teslim sürelerini değiştirdikleri sıklıkla görülmektedir. Bu makale, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını, resmi sözleşmeyi ağırlaştıran adi protokollerin hukuki akıbetini ve belki de en önemlisi, sözleşmede açıkça bir cezai şart veya tazminat maddesi bulunmasa dahi, müteahhidin teslimde temerrüde düşmesi halinde arsa sahibinin "rayiç kira bedeli" üzerinden gecikme tazminatı talep etme hakkını akademik bir perspektifle tahlil etmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, mülkiyet hakkının özünü koruyan ve şekil eksikliklerinin haksız zenginleşme aracına dönüşmesini engelleyen muazzam bir denge kurmaktadır.

Sözleşme serbestisi ilkesi, taraflara sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğü tanısa da, kanunun emrettiği şekil şartlarına uyulmaması, yapılan değişiklikleri geçersiz (batıl) kılar. Arsa sahibi ile müteahhit arasında noterde düzenlenen resmi sözleşmeye sonradan eklenen ve tarafların (özellikle arsa sahibinin) durumunu ağırlaştıran her türlü adi yazılı belge, yargılamada yok hükmündedir. Ancak bu geçersizlik, arsa sahibinin temel hakkı olan, zamanında teslim edilmeyen bağımsız bölümler için doğan yoksun kalma zararını talep etmesine engel değildir. Makalemizde, gecikme tazminatının Türk Borçlar Kanunu (TBK) sistematiğindeki yeri, rayiç kira bedelinin nasıl belirleneceği ve bilirkişi incelemelerinin sınırları, sözleşmede boşluk bulunması halleriyle birlikte detaylandırılacaktır.

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bir tarafta arsa sahibinin mülkiyetindeki arsanın belirli paylarını devretmeyi, diğer tarafta ise müteahhidin bu arsa üzerine kendi malzemesi ve emeği ile bir bina inşa etmeyi taahhüt ettiği, tam iki tarafa borç yükleyen karmaşık bir akittir. Bu sözleşme, Türk Borçlar Kanunu'nda ismen düzenlenmemiş olmakla birlikte, "taşınmaz satış vaadi" ile "eser sözleşmesi" hükümlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Müteahhidin asli borcu eseri (binayı/bağımsız bölümleri) fen ve sanat kurallarına uygun olarak tamamlayıp sözleşmede kararlaştırılan tarihte arsa sahibine teslim etmektir. Arsa sahibinin asli borcu ise, inşaatın belirli aşamalarında veya bitiminde arsa paylarını müteahhide tapuda devretmektir.

Bu sözleşmelerin ekonomik büyüklüğü, inşaat sürecinin uzunluğu ve doğası gereği barındırdığı riskler, tarafların ifa aşamasında sıklıkla uyuşmazlığa düşmesine neden olur. Müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi (teslim temerrüdü), uygulamada en çok karşılaşılan ihlal türüdür. Bu ihlal, arsa sahibinin teslim alacağı bağımsız bölümleri kullanamamasından veya kiraya verememesinden kaynaklı ciddi bir kazanç kaybına (menfi veya müspet zarara) yol açar. Yargıtay içtihatları, bu tür ihtilaflarda öncelikle sözleşmenin geçerliliğini ve içeriğini denetler.

RESMİ ŞEKİL ŞARTININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde yapılması zorunludur. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri de taşınmaz devri vaadi içerdiğinden, mutlak surette noter huzurunda "düzenleme" şeklinde yapılması gerekir. Resmi şekil, tarafları aceleci kararlar almaktan koruyan (uyarıcı fonksiyon), sözleşmenin içeriğini netleştiren (ispat fonksiyonu) ve hukuki güvenliği sağlayan (kamu düzeni fonksiyonu) geçerlilik (sıhhat) şartıdır.

Resmi şekilde yapılmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri kural olarak kesin hükümsüzdür (batıldır). Ancak Yargıtay, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereği bu kurala bazı istisnalar getirmiştir. İnşaatın büyük oranda tamamlanması, arsa sahibinin tapu devrini yapmış olması gibi durumlarda, şekil eksikliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayılır. Ne var ki, resmi bir sözleşmenin mevcudiyetine rağmen tarafların sonradan kendi aralarında yaptıkları adi yazılı (noter onaysız) değişiklikler için çok daha katı kurallar geçerlidir.

ADİ SÖZLEŞMELERİN GEÇERSİZLİĞİ VE İSTİSNALARI

Hukukun temel ilkelerinden birine göre, şekle tabi bir sözleşmede yapılacak değişiklikler de kural olarak aynı şekle (resmi şekle) tabidir (TBK m. 13). Arsa sahibi ve müteahhit, noterde resmi olarak imzaladıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra, inşaat süreci devam ederken kendi aralarında adi yazılı (düz kağıda imzalı) yeni protokoller düzenleyebilirler. Bu adi protokollerin geçerliliği, içeriğine göre değişir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararında net bir biçimde ifade edildiği üzere; tarafların durumlarını ağırlaştırıcı ve yeni borçlar yükleyici nitelikteki değişikliklerin mutlak surette resmi şekilde yapılması zorunludur. Örneğin, resmi sözleşmede inşaatın teslim süresi 18 ay olarak belirlenmişken, tarafların kendi aralarında imzaladıkları adi bir kağıtla bu süreyi 30 aya çıkarmaları arsa sahibinin durumunu ağırlaştıran bir değişikliktir. Benzer şekilde, arsa sahibine düşecek dairelerin m2'sini küçülten, kullanılacak malzemenin kalitesini düşüren veya müteahhide ek süre tanıyan adi protokoller, resmi şekil şartına uyulmadığı için hukuken geçersizdir (yok hükmündedir).

Buna karşılık, tarafların durumunu ağırlaştırmayan, sadece asli borçların ifasını kolaylaştıran (örneğin teslimin nasıl yapılacağı veya fayansların rengi gibi tali unsurlar) konuları düzenleyen adi yazılı sözleşmeler geçerli kabul edilebilir. Ancak somut yargılamada, resmi sözleşme ile adi sözleşme arasında çelişki varsa ve adi sözleşme bir tarafın aleyhine yeni borçlar/yükler getiriyorsa, mahkeme tereddütsüz bir şekilde resmi sözleşmeyi (örneğin 21.09.2004 tarihli noter sözleşmesini) esas almak zorundadır.

MÜTEAHHİDİN TESLİMDE TEMERRÜDÜNÜN SONUÇLARI

Geçerli kabul edilen resmi sözleşmede belirlenen sürenin sonunda inşaatın tamamlanıp eksiksiz bir şekilde arsa sahibine teslim edilmemesi halinde müteahhit, borçlu temerrüdüne düşer. Temerrüdün gerçekleşmesi için kural olarak ihtar şartı (TBK m. 117) aranmakla birlikte, inşaat sözleşmelerinde genellikle kesin bir teslim tarihi (örneğin ruhsat alımından itibaren 24 ay) belirlendiğinden ihtara gerek kalmaksızın temerrüt oluşur.

Müteahhidin temerrüdü, arsa sahibine TBK m. 125 kapsamında seçimlik haklar sunar. Aynen ifa ve gecikme tazminatı talep etme hakkı, uygulamada en çok başvurulan yoldur. Arsa sahibi, sözleşmeyi feshetmeksizin inşaatın bitirilmesini beklerken, aynı zamanda gecikilen her ay için kira mahrumiyeti zararına karşılık gelen "gecikme tazminatı"nı talep edebilir. Bu hak, mülkiyet hakkının ayrılmaz bir parçası olan "kullanma ve semerelerinden yararlanma" yetkisinin engellenmesine dayanır.

SÖZLEŞMEDE TAZMİNAT HÜKMÜ BULUNMAMASI DURUMU

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin bir kısmında "her gecikilen ay için X TL gecikme cezası/tazminatı ödenecektir" şeklinde açık hükümler yer alır. Bu durumda mahkemenin işi kolaydır; sözleşmedeki miktar üzerinden hesaplama yapar. Ancak uyuşmazlık, sözleşmede gecikme tazminatına dair hiçbir hüküm bulunmadığında, arsa sahibinin tazminat hakkının doğup doğmayacağı noktasında kilitlenir.

Yargıtay'ın emsal kararında bu düğüm çok net bir şekilde çözülmüştür: "Davacı arsa sahibinin resmi sözleşmede gecikme tazminatı belirlenmemiş olsa dahi en az aylık rayiç kira seviyesinde gecikme tazminatını istemesi mümkündür." Yargıtay, kanundan doğan tazminat hakkının kullanılması için sözleşmede açık bir hüküm bulunmasını şart koşmaz. Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil ve borca aykırılık genel prensipleri uyarınca, zarara uğrayan kişinin bu zararını talep hakkı, sözleşme boşlukları gerekçe gösterilerek elinden alınamaz.

Zira müteahhit inşaatı zamanında bitirseydi, arsa sahibi kendisine düşen bağımsız bölümleri ya bizzat kullanarak kira ödemekten kurtulacak ya da üçüncü kişilere kiraya vererek kira geliri elde edecekti. Teslimin gecikmesi, bu malvarlığı artışının (kazanç kaybının) önüne geçmiştir. Mahkemenin "sözleşmede yazmıyor" diyerek tazminat talebini reddetmesi, hukukun adaleti sağlama işleviyle tamamen çelişen, şekilci ve haksız zenginleşmeye cevaz veren ağır bir usul hatasıdır.

RAYİÇ KİRA BEDELİNİN TESPİT YÖNTEMLERİ

Gecikme tazminatı hakkı tespit edildikten sonraki aşama, bu tazminatın miktarının nasıl hesaplanacağıdır. Sözleşmede bir ceza veya tazminat bedeli yazmıyorsa, Yargıtay'ın altın standardı "rayiç kira bedeli"dir. Mahkeme, dosya üzerinden uzman bilirkişilere (genellikle inşaat mühendisi ve gayrimenkul değerleme uzmanından oluşan bir heyete) talimat vererek, arsa sahibine düşecek bağımsız bölümlerin inşaatın bitmesi gereken tarihteki fiziki özelliklerini, konumunu ve emsallerini dikkate alarak piyasadaki adil kira bedelini hesaplattırır.

Hesaplama dönemi, resmi sözleşmeye göre (ve varsa ek süreler dikkate alınarak) inşaatın teslim edilmesi gereken tarih ile, dava açılmışsa dava tarihi veya fiili teslim gerçekleşmişse teslim tarihi arasındaki süredir. Örneğin; 01.01.2020 tarihinde teslim edilmesi gereken 3 daire, ancak 01.01.2022 tarihinde teslim edilmişse, bu iki yıllık (24 aylık) periyot için her bir dairenin o dönemlerdeki aylık rayiç kira bedelleri hesaplanır. Eğer davacı, talebini HMK m. 26 uyarınca "taleple bağlılık" ilkesi çerçevesinde sınırlandırmışsa (örneğin sadece 50.000 TL istemişse), bilirkişi hesabı 100.000 TL çıksa dahi mahkeme davacının talebiyle (50.000 TL ile) bağlı kalarak karar verir.

YARGITAY İÇTİHATLARINDA MÜLKİYETİN KORUNMASI

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin (yeni adıyla Yargıtay 6. Hukuk Dairesi) arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine yaklaşımı, güçlü müteahhit firmalar karşısında genellikle daha zayıf konumda olan (inşaat tekniğini ve sözleşme hukukunu detaylı bilmeyen) arsa sahiplerini koruma ekseninde şekillenmiştir. İmzalatılan sonradan düzenlenmiş "adi sözleşmelerin" arsa sahibine yeni yükler getirmesi durumunda geçersiz sayılması, mülkiyet hakkının gizli sömürüsünü engelleyen güçlü bir hukuki reflekstir.

Sonuç olarak; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde resmiyet bir tercih değil, zorunluluktur. Arsa sahibinin haklarını daraltan her türlü sonradan yazılı ek protokol, noterde düzenlenmediği sürece yargı denetiminden geçemez. Müteahhidin taahhüt ettiği tarihte binayı teslim etmemesi, sözleşmede cezai şart veya tazminat maddesi olsun ya da olmasın, arsa sahibine gecikilen her ay için "rayiç kira bedeli" tutarında gecikme tazminatı talep etme hakkı verir. Yerel mahkemelerin, sözleşmedeki eksiklikleri arsa sahibinin aleyhine yorumlayarak tazminat taleplerini tümden reddetmesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına, dürüstlük kuralına ve hakkaniyet ilkelerine açık bir aykırılık teşkil eder.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Müteahhitle noterde yapılan sözleşme sonradan düz kağıtla değiştirilebilir mi?

Tarafların durumunu ağırlaştıran, yeni yükümlülükler getiren veya teslim süresini uzatan değişiklikler adi yazılı (notersiz) sözleşmeyle yapılamaz; yapılmış olsa bile hukuken geçersiz (yok) sayılır.

2. Sözleşmede ceza yazmıyorsa müteahhitten gecikme parası istenebilir mi?

Evet, Yargıtay içtihatlarına göre resmi sözleşmede gecikme tazminatı veya cezai şart açıkça yazmasa dahi, arsa sahibi gecikilen süre için bağımsız bölümlerin emsal (rayiç) kira bedellerini talep edebilir.

3. Gecikme tazminatı nasıl hesaplanır?

Tazminat, resmi sözleşmede inşaatın bitirilmesi ve teslimi için öngörülen tarihten başlar. Varsa dairelerin fiilen teslim alındığı tarihe kadar geçen süre boyunca, her ay için mahkeme bilirkişisinin belirleyeceği rayiç kira bedeli üzerinden hesaplanır.

4. İnşaat sözleşmeleri neden mutlaka noterde yapılmalıdır?

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri aynı zamanda tapuda gayrimenkul devri (satış vaadi) içerdiği için, Türk Medeni Kanunu ve Noterlik Kanunu uyarınca resmi şekilde (noterde düzenleme şeklinde) yapılması kanuni bir zorunluluktur.

5. Taleple bağlılık ilkesi ne demektir?

Hakim, davacının dilekçesinde talep ettiği miktardan daha fazlasına karar veremez. Bilirkişi raporu davacının istediği gecikme tazminatından daha yüksek çıksa bile, mahkeme ancak talep edilen sınırda tazminata hükmedebilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2019/2372 E., 2020/538 K. "Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, taraflar arasında düzenlenen 28.11.2007 ve 30.02.2008 tarihli adi sözleşmeler geçerli 21.09.2004 tarihli resmi kat karşılığı inşaat sözleşmesinde kararlaştırılan edimler itibariyle, tarafların durumlarını ağırlaştırıcı ve yeni borçlar yükleyici nitelikte olup, resmi şekilde yapılması zorunlu iken adi şekilde yapılması nedeniyle geçersizdir. Ancak, davacı arsa sahibinin resmi sözleşmede gecikme tazminatı belirlenmemiş olsa dahi en az aylık rayiç kira seviyesinde gecikme tazminatını istemesi mümkündür. Bu nedenle, mahkemece davacının kendisine geç teslim edildiğini iddia ettiği bağımsız bölümleri ile ilgili olarak 21.09.2004 tarihli sözleşmeye göre inşaatın bitmesi gereken tarihin araştırılıp belirlenerek, varsa davacının teslim aldığı tarihe kadar rayiç kira bedellerinin bilirkişilerden alınacak ek rapor ile hesaplattırılıp, taleple bağlı kalmak kaydıyla karar verilmesi gerekirken, tazminat talebinin tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulması gerekmiştir."