avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Bankaların Hafif Kusurdan Dahi Sorumluluğu

Bankacılık sektörü, doğası gereği güven, şeffaflık ve üstün koruma esasına dayalı olarak çalışan, ekonominin can damarı niteliğindeki kurumsal yapılardan oluşur. Bireyler ve şirketler, büyük emeklerle kazandıkları maddi birikimlerini korumak ve finansal işlemlerini yürütmek amacıyla bankalara teslim ederler. Bu ilişki, hukuki olarak bankaların sıradan birer tacir değil, toplumsal birer "Güven Kurumu" olduğunu tescil eder. Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca her tacir işlerinde "basiretli bir iş insanı (prudent businessman)" gibi davranmakla yükümlüdür. Ancak bankalar, bu basiretli tacir standardının da üzerinde, en yüksek seviyede "Objektif Özen Yükümlülüğü" altındadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 115. maddesinin 3. fıkrası (ve mülga 818 sayılı BK m. 99/2) gereğince, özel uzmanlık gerektiren ve kanundan alınan yetkiyle kurulan bu tür profesyonel kurumların, hafif kusurlarından ötürü sorumlu olmayacaklarına dair yaptıkları sözleşmeler tamamen hükümsüzdür. Bunun pratik anlamı; bankalar, müşterileriyle girdikleri her türlü hukuki ve finansal ilişkide, objektif özen borcunun yerine getirilmemesinden kaynaklanan en ufak (hafif) kusurlarından dahi doğrudan ve kaçınılmaz olarak sorumludurlar. Bir banka müşterisinin parasının, bankanın fiziksel sorumluluk alanı (şubesi, veznesi, gişesi veya dijital bankacılık altyapısı) içerisinde üçüncü kişilerce çalınması veya gasp edilmesi durumunda banka, "benim güvenlik personelim vardı, hırsız çok profesyoneldi, kaza dışı bir olaydı" diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Şubede veya bankanın kontrol alanında gerçekleşen hırsızlık, bankanın gerekli güvenlik önlemlerini tam olarak alamadığının ve hafif kusurunun bulunduğunun kesin kanıtıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve bankacılık hukukunda standart belirleyen kararı, davacının parasının banka sorumluluk alanı içerisinde çalınması nedeniyle bankanın güvenlik tedbirlerini yeterince aldığından söz edilemeyeceğini, hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu kesin bir dille hükme bağlamaktadır. Karar uyarınca; banka şubesinde çalınan paradan banka sorumludur.

Uygulamada, bir ticaret erbabı şirket ödemelerini yapmak amacıyla banka şubesine giderek hesabından 500.000 TL nakit para çekmektedir. Çektiği parayı gişede siyah bir çanta içerisine koyarak banka lobisindeki masada diğer evraklarını imzalamaya çalışırken, o sırada şubede müşteri gibi dolaşan kötü niyetli bir üçüncü kişi (yankesici) çantayı aniden kapıp şubeden kaçmaktadır. Güvenlik görevlisi olaya müdahalede gecikmekte ve hırsız izini kaybettirmektedir. Müşteri, parasının banka içinde çalınması nedeniyle uğradığı zararın tazmini için bankaya karşı tazminat davası açmaktadır. Banka avukatları ise "Para müşteriye gişede teslim edilmişti, zilyetlik müşteriye geçmişti, hırsızlık dışarıdan gelen üçüncü kişinin eylemidir, bankanın kusuru yoktur" savunmasını yapmaktadır. İlk derece Ticaret Mahkemeleri bazen "paranın teslim alındığı, zilyetliğin geçtiği, bankanın harici hırsızlık olayından sorumlu tutulamayacağı" gibi gerekçelerle davayı reddedebilmekteydi. Oysa Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu kararları bozmaktadır. Güven kurumu olan banka, şubeye giren müşterinin can ve mal güvenliğini, parasının emniyetini en ufak bir açık vermeksizin sağlamak zorundadır. Hafif kusur dahi bankayı sorumlu kılar.

GÜVEN KURUMU OLARAK BANKACILIK SEKTÖRÜ

Bankalar, özel kanunlarla kurulan ve devlet denetimine tabi olan kurumsal güven abideleridir.

Müşteri bankaya adım attığı andan itibaren, bankanın yarattığı güvenli liman algısına sığınır. Bu güven ilişkisi, bankacılık sözleşmelerinin en birincil kurucu unsurudur. Güvenin sarsılması, tüm finansal sistemin çöküşüne yol açacağı için yasa koyucu bankalara ağır sorumluluklar yüklemiştir.

BASİRETLİ TACİR GİBİ DAVRANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

TTK m. 18/2 uyarınca, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmesi gerekir.

Ancak bankaların basiret derecesi, sıradan bir tacirden (Örn: bir bakkal veya fabrikadan) çok daha yüksek, bilimsel ve objektif bir düzeydedir. Banka, en kötü senaryoları öngörmek, teknolojik ve fiziksel güvenlik altyapısını sıfır hata ile çalıştırmak zorundadır.

TBK YÜZ ON BEŞ

Sorumluluktan kurtulma anlaşmalarının sınırlarını çizen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 115. maddesinin ilgili 3. fıkrası şu şekildedir:

TBK Madde 115/3 -
"Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma tamamen hükümsüzdür."

Bu madde, bankaların sorumluluktan kaçış yollarını tamamen tıkayan yasal kalkandır.

OBJEKTİF ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN HUKUKİ SINIRLARI

Objektif özen borcu, failin kişisel yeteneklerinden bağımsız olarak, dürüst ve dikkatli bir profesyonelden beklenen azami özendir.

Banka, şubelerinde yeterli sayıda güvenlik kamerası bulundurmak, profesyonel güvenlik personeli istihdam etmek, şüpheli kişileri gözetlemek ve gişe işlemlerinde müşterinin güvenliğini izole etmek zorundadır. Bu önlemlerdeki en ufak eksiklik özen borcunun ihlalidir.

BANKANIN HAFİF KUSURUNDAN SORUMLULUK REJİMİ

Ceza ve borçlar hukukunda hafif kusur, kaçınılması mümkün olan çok küçük bir dikkatsizlik durumudur.

Sıradan borçlular bazen hafif kusurlarından sorumlu tutulmayabilirken, bankalar için bu ayrıcalık kesin olarak yasaklanmıştır. Bankanın güvenlik görevlisinin hırsıza müdahalede 5 saniye gecikmesi bile hafif kusur sayılarak bankanın milyonlarca liralık zararı tazmin etmesine yol açar.

BANKADA ÇALINAN MEVDUATIN HUKUKİ KADERİ

Şube içinde veya vezne önünde çalınan paranın hukuki mülkiyeti tartışmalıdır.

Yargıtay, para müşteriye gişede fiziken teslim edilmiş olsa dahi, müşteri henüz banka binasından çıkmadan (yani bankanın egemenlik ve sorumluluk alanındayken) paranın çalınması halinde bankanın kusursuzluğunu kanıtlayamadığı sürece sorumlu olacağını kabul eder. Güvenlik zafiyeti bankaya fatura edilir.

HMK UYARINCA BANKACILIKTA İSPAT KURALLARI

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, bankanın kusurunun ispatı şu usulle yürütülür:

HMK m. 200 ve m. 266 uyarınca, bankacılık işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda mahkeme doğrudan "Bankacılık ve Güvenlik İhtisası Sahibi Bilirkişi Heyeti" atar. Bilirkişiler, HMK dairesinde bankanın güvenlik kamera kayıtlarını, güvenlik personelinin eğitim sertifikalarını, olay anındaki davranışlarını ve şubenin mimari yapısını inceler. HMK normları uyarınca hazırlanan raporda bankanın en ufak bir zafiyeti (Örn: kameranın kör noktası olması) saptanırsa, bu zafiyet bankanın hafif kusuru olarak tescil edilir ve dava kazanılır.

HUKUKİ YORUMLAR VE MÜŞTERİ KORUMASI

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu son derece titiz ve tüketiciyi/müşteriyi koruyan emsal kararı, bankacılık sisteminin kalitesini ve güvenilirliğini artıran sarsılmaz bir denetim mekanizmasıdır.

Sonuç olarak; bankalar, objektif özen yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumludur ve şubede çalınan paradan güvenlik zafiyeti nedeniyle yükümlüdürler. Mahkemenin bankayı sorumsuz sayan kararı doğru değildir ve bozulmalıdır. Yargıtay, bu kararla bankacılık güvenini korumuş ve Türk ticaret hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Banka şubesinde sıra beklerken çantamdaki para çalındı. Banka bunu ödemek zorunda mı?

Evet. Yargıtay emsal kararı gereği, paranızın bankanın sorumluluk alanı (şubesi) içinde çalınması durumunda banka gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince almadığı için hafif kusurlu kabul edilir ve zararınızı tazmin etmek zorundadır.

2. Banka "parayı gişede teslim ettim, sorumluluğum bitti" diyebilir mi?

Hayır. Para size teslim edilmiş olsa bile, siz henüz banka binasından çıkmadan, bankanın fiziki kontrol alanındayken meydana gelen hırsızlıklarda bankanın güvenlik sağlama borcu devam ettiğinden banka sorumluluktan kaçamaz.

3. İnternet bankacılığı hesabımdan para çalınırsa da banka sorumlu mudur?

Evet, hatta daha ağır şekilde sorumludur. Bankalar dijital altyapının da güvenliğini tam sağlamak zorundadır. Siber dolandırıcılık veya hacker saldırılarında bankalar müşterinin bariz bir kusuru (şifreyi kendi eliyle vermesi vb.) ispatlanmadıkça tüm zarardan sorumludur.

4. Banka ile imzaladığım sözleşmede "banka hırsızlıklardan sorumlu değildir" maddesi var. Bu geçerli midir?

Geçersizdir. TBK m. 115/3 uyarınca kanunun izin verdiği profesyonel kurumların (bankaların) hafif kusurlarından sorumlu olmayacaklarına dair sözleşme hükümleri tamamen hükümsüzdür (geçersizdir).

5. Bankaya karşı açılacak tazminat davasında zamanaşımı süresi nedir?

Bankacılık sözleşmesine veya haksız fiile dayalı tazminat taleplerinde, olayın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre içinde dava açılması gerekir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/10105 E., 2016/901 K. "Bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK'nın 99/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 115/3 madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran bütün hukuki ilişkilerinde daha yüksek özen borcu altındadırlar. Banka ile müşterisi arasındaki bankacılık işlemleri her şeyden önce güven unsuruna dayanmaktadır. Somut olayda, davacının parasının, davalı Banka'nın sorumluluk alanı içerisinde çalınması nedeniyle davalının gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince aldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemenin bu konuda aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamaktadır."