avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

BANKALARIN ÇALIŞTIRAN SIFATIYLA SORUMLULUĞU VE TAZMİNAT

Finansal sistemin ve serbest piyasa ekonomisinin can damarı olan bankalar, sıradan ticari şirketlerden farklı olarak hukuken birer "güven kurumu" niteliğindedir. Bireyler ve şirketler, birikimlerini, mevduatlarını ve en mahrem finansal verilerini tam bir itimat duygusuyla bankalara teslim ederler. Bu yüksek güven ilişkisi, bankaların tüm idari ve operasyonel işlemlerinde "ağırlaştırılmış objektif özen yükümlülüğü" altında bulunmasını gerektirir. Bankaların sorumluluğu, sadece kendi kurumsal kararlarıyla sınırlı kalmayıp, istihdam ettikleri, şube müdürü, gişe memuru, portföy yöneticisi gibi personelin eylemlerini de kapsar. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 66. maddesinde düzenlenen "Adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu" rejimi, bankalar söz konusu olduğunda en katı ve tavizsiz şekliyle uygulanır. Bankalar, çalıştırdıkları personelin seçimi, denetimi ve gözetiminde olağanüstü bir titizlik göstermek zorundadırlar. Bankanın istihdam ettiği bir personelin, görevi sırasında nitelikli dolandırıcılık veya özel belgede sahtecilik gibi ağır suçlar işleyerek müşterileri dolandırması halinde, banka "benim personelim suç işlemiş, benim haberim yoktu, sorumluluk şahsidir" diyerek hukuki ve cezai sorumluluktan sıyrılamaz. Bankanın, çalıştıran sıfatıyla bu ağır mali ve manevi sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli en üst düzey denetim ve özeni gösterse dahi bu zararın gerçekleşeceğini kesin delillerle ispat etmesi gerekir ki, pratikte bu ispat neredeyse imkansızdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan tarihi emsal kararı, banka güvencesini sarsan olaylarda müşterilerin uğradığı manevi yıkımın banka tarafından tazmin edilmesi zorunluluğunu tescil etmektedir. Karar uyarınca; personeli nitelikli dolandırıcılık yapan banka müşteriye manevi tazminat ödemekle mükelleftir.

Uygulamada, bankalar personelinin gerçekleştirdiği zimmet, sahte imza ile mevduat çekme veya nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin ardından müşterilere karşı "zararınız sadece maddi alacak boyutundadır, manevi olarak yıprandığınız iddiası soyuttur, banka tüzel kişiliğinin bu ceza davasında kusuru yoktur" savunmaları yapmaktadırlar. İlk derece asliye ticaret mahkemeleri de bazen bankanın sadece maddi zararı (çalınan parayı) faiziyle ödemesine karar verip müşterinin açtığı manevi tazminat davalarını reddetmektedir. Oysa Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu sığ hukuki nitelendirmeyi reddetmektedir. Bir banka müşterisinin, güvenerek parasını yatırdığı kurumda kendi imzası taklit edilerek, banka çalışanının nitelikli dolandırıcılık eylemleriyle tüm birikimini kaybetmesi, onun ticari ve kişisel itibarını sarsan, derin bir çaresizlik ve manevi yıkım yaratan ağır bir kişilik hakkı ihlalidir. Banka, adam çalıştıran sıfatıyla personeline bu suç işleme kolaylığını (banka bilgisayarlarını, antetli kağıtlarını, yetki kodlarını vererek) kendi elleriyle sağlamıştır. Dolayısıyla, personelin sabit olan suç eylemlerinden ötürü bankanın maddi tazminatın yanı sıra ağır bir manevi tazminat ödemesine de karar verilmelidir. Aksi kararlar adalet duygusunu incitecektir.

BANKALARIN GÜVEN KURUMU OLMA NİTELİĞİ

Bankacılık Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bankalar, kendilerine duyulan güveni hiçbir surette suiistimal etmemesi gereken güven kurumlarıdır.

Güven kurumu olmanın hukuki sonucu, bankaların işlemlerinde en ufak bir hafif kusurdan dahi sorumlu tutulmasıdır. Bankalar, sıradan bir tüccar gibi sadece "basiretli iş insanı" (TTK m. 18/2) gibi davranmakla yetinemez; tıp cerrahları gibi en üst düzey teknik özeni göstermekle yükümlüdür.

ADAM ÇALIŞTIRANIN KUSURSUZ SORUMLULUK REJİMİ

Borçlar Hukukumuzda adam çalıştıranın sorumluluğu, failin kusuruna dayanmayan bir "kusursuz sorumluluk" (tehlike sorumluluğu) türüdür.

TBK m. 66 uyarınca, çalışanının başkasına verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olan adam çalıştıran (banka), kendisinin doğrudan bir hatası bulunmasa bile, işletmesindeki organizasyon kusuru ve istihdam ettiği kişinin eylemi nedeniyle kanunen doğrudan sorumlu sayılır. Bu sorumluluk, kamusal güveni korumanın gereğidir.

BANKACILIK HUKUKUNDA HALEFİYET VE ZARAR

Banka personelinin dolandırıcılık eylemleri sonucunda müşterinin hesabındaki paranın çekilmesi veya adının borçlandırılması durumunda doğrudan zarar doğar.

Bu zarar, müşterinin malvarlığındaki eksilmedir. Bankacılık Kanunu uyarınca banka, müşterinin zararını karşıladıktan sonra, suçu işleyen eski personeline karşı rücu (halefiyet) davası açabilir. Ancak personelin parayı eritmiş olması veya ödeme gücünün bulunmaması riski tamamen bankaya aittir, müşteriye yansıtılamaz.

BANKA PERSONELİNİN SAHTECİLİK VE DOLANDIRICILIĞI

Mevduat hesaplarının boşaltılması, sahte kredi sözleşmeleri düzenlenmesi gibi eylemler TCK m. 204 (resmi belgede sahtecilik) ve TCK m. 158 (nitelikli dolandırıcılık) suçlarını oluşturur.

Banka çalışanının bu suçlardan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp mahkum olması, eylemin sübuta erdiğini (kesinleştiğini) gösterir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin saptadığı bu maddi vakıayla (suç eyleminin sabitliğiyle) TBK m. 74 uyarınca bağlıdır ve bankanın sorumluluğunu buna göre kurmalıdır.

SORUMLULUKTAN KURTULMA KANITININ İSPAT SINIRI

Bankanın çalıştıran sıfatıyla tazminat ödemekten kurtulabilmesi için kanunun öngördüğü "kurtuluş beyyinesi" (kurtulma kanıtı) ispat sınırı aşırı derecede ağırdır.

Banka, mahkemede "personelin suç işleyeceğini bilseydim onu işe almazdım, her gün denetledik ama yine de yaptı" diyerek kurtulamaz. Bankanın kurtulabilmesi için, "ben bu çalışanı hiç işe almasaydım dahi, bu müşteri yine aynı zarara uğrayacaktı" gibi illiyet bağını tamamen kesen imkansız bir iddiayı kanıtlaması gerekir.

TÜRK BORÇLAR KANUNU ALTMIŞ ALTI

Adam çalıştıranın sorumluluğunu ve kurtuluş kanıtını düzenleyen TBK’nın 66. maddesinin ilk fıkrası şu şekildedir:

TBK Madde 66/1 -
"Adam çalıştıran, çalışanın, görevi yerine getirirken başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür."

Bu yasa maddesi, banka müşterilerinin en büyük mali güvencesidir.

HMK UYARINCA TAZMİNAT YARGILAMASI USULÜ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, banka aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının usulleri şu şekilde işletilir:

HMK m. 4 uyarınca bu davalar ticari nitelikte olduğundan asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Mahkeme, ceza mahkemesinin (Örn: Ağır Ceza Mahkemesi) kesinleşmiş kararını (HMK delil denetimi dairesinde) celp eder. HMK m. 266 uyarınca bankanın iç denetim (teftiş kurulu) raporları ve banka hesap hareketleri uzman bilirkişi heyetine inceletilerek net maddi zarar saptanır. Hakim, HMK kuralları dairesinde bu saptamaların ardından, davacı müşterinin yaşadığı prestij kaybı ve manevi buhranı takdir ederek (TBK m. 56) manevi tazminata karar verir. Reddedilmesi bozmayı gerektirir.

HUKUKİ YORUMLAR VE MÜŞTERİ HAKLARI

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, bankaların kurumsal kibirlerine ve sorumluluktan kaçma çabalarına karşı sıradan vatandaşın finansal haklarını koruyan muhteşem bir zaferdir.

Sonuç olarak; tüm işlemlerinde özen yükümlülüğü olan bankalar, personellerinin sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarıyla müşteriye verdiği tüm zararlardan TBK m. 66 uyarınca çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumludur. Müşterinin bu olaylar nedeniyle manevi tazminat hakkı saklı olup, mahkemelerin bu talebi reddetmesi yasaya aykırıdır. Yargıtay, bu kararla hem bankaların denetim ciddiyetini artırmış hem de bankacılık sistemine duyulan kamusal güveni koruyarak Türk ticaret hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Banka çalışanı hesabımdan sahte imzayla para çekerse zararı kim öder?

Yargıtay emsal kararı uyarınca zararı doğrudan banka ödemek zorundadır. Banka, personelin eylemlerinden TBK m. 66 kapsamında "adam çalıştıran" sıfatıyla kusursuz olarak sorumludur. Paranız faiziyle size iade edilir.

2. Bankadaki param personel tarafından çalınırsa manevi tazminat davası açabilir miyim?

Evet, açabilirsiniz. Kararda netleştiği üzere; birikimlerinizin dolandırılması nedeniyle yaşadığınız stres, buhran ve itibar kaybı kişilik haklarınızı zedeler. Banka aleyhine maddi tazminatın yanında manevi tazminat da talep edebilirsiniz.

3. Banka "personeli işten çıkardım, gidin suçluya dava açın" diyerek beni reddedebilir mi?

Hayır, reddedemez. Hukuken zarar anında personelin bankada çalışıyor olması sorumluluk için yeterlidir. Banka zararı size ödedikten sonra kendi eski personeline rücu edebilir; ancak sizi o personelle muhatap edemez.

4. Banka sorumluluğundan kurtulmak için neyi ispat etmek zorundadır?

Banka, en üst düzey teknolojik ve idari denetimi yapsaydı dahi bu dolandırıcılığın ve zararın kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini (mücbir sebep veya ağır müşteri kusurunu) ispat etmek zorundadır ki bu pratik olarak imkansızdır.

5. Bankaya karşı açılacak tazminat davası hangi mahkemede ve ne kadar sürede açılmalıdır?

Banka ile müşteri arasındaki davalar ticari dava niteliğinde olduğundan Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmalıdır. Zamanaşımı süresi, dolandırıcılık eylemini ve zararı öğrendiğiniz tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda 10 yıldır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/18075 E., 2013/15398 K. "Tüm işlemlerinde özen yükümlülüğü altında olan bankalar, çalıştırdıkları kişilerin seçiminde de gerekli özeni göstermelidirler. Bankalar BK hükümleri uyarınca personellerinin yaptığı işlerin görülmesi sırasında vermiş olduğu zararlardan da sorumludurlar. Bankaların, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli tüm özeni göstermiş olmaları durumunda dahi zararın gerçekleşeceğini ispat etmeleri gerekir. Davalı banka çalışanı nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından ağır ceza mahkemesinde yargılanmış, eylemleri sabit görülmüştür. Bu itibarla, davalı bankaya yönelik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."