avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

BAŞKASININ NUMARASINI VERMEK VE KİŞİSEL VERİ SUÇU

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, kişisel verilerin korunması sadece anayasal bir hak değil, aynı zamanda toplumsal barışın ve bireysel güvenliğin en hassas omurgası haline gelmiştir. Bireylere ait kimlik bilgileri, adresler veya doğrudan iletişim kanalları olan cep telefonu numaraları, hukuk düzeni tarafından korunması gereken "kişisel veri" statüsündedir. Günlük yaşamda şaka amacıyla, intikam alma güdüsüyle veya borçtan kurtulmak gibi gerekçelerle başkasına ait telefon numarasının üçüncü kişilerle paylaşılması, halk arasında basit bir kural ihlali gibi algılansa da Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında son derece ağır hapis cezalarını gerektiren bir suç tipidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin incelediğimiz emsal kararı, bu uyuşmazlıklara ışık tutan sarsıcı bir içtihattır. Kararda; alışveriş yaptığı dükkana borçlanan bir sanığın, esnafın telefon numarası istemesi üzerine, aralarında husumet bulunan bir başka kişinin numarasını onun rızası ve bilgisi dışında vermesi, TCK 136/1 uyarınca "Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme" suçu olarak nitelendirilmiş ve sanığın mahkumiyet kararı onanmıştır.

Uygulamada pek çok vatandaş, "Sadece bir telefon numarası verdim, ne olacak ki?" veya "Kötü bir niyetim yoktu, borçlu olduğum kişi beni değil onu arasın istedim" diyerek kendilerini savunmaya çalışırlar. Ancak ceza hukuku dogmatiği açısından kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme suçunun oluşması için sanığın özel bir zarar verme saikiyle hareket etmesi (subjektif unsur) veya numaranın kamuya ifşa edilmesi aranmaz. Başkasına ait telefon numarasının, o kişinin açık rızası olmaksızın, yetkisiz bir üçüncü şahsa veya esnafa aktarılması (verilmesi) anından itibaren suç tamamlanmış olur. Yargıtay'ın bu emsal kararı, bireysel verilerin dokunulmazlığını net bir şekilde ortaya koyarak, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde dolaşıma sokulmasını engellemeye yönelik yargısal kararlılığı pekiştirmektedir.

CEP TELEFONU NUMARASININ KİŞİSEL VERİ NİTELİĞİ

Kişisel veri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca "kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" olarak tanımlanmıştır. Bir bilginin kişisel veri sayılabilmesi için o bilginin doğrudan veya dolaylı olarak bir kişiye ulaşmayı sağlaması yeterlidir.

Cep telefonu numarası, günümüzde sadece bir sesli iletişim kanalı olmayıp, bankacılık şifrelerinden sosyal medya hesaplarına, e-devlet girişlerinden kişisel veri tabanlarına kadar her türlü dijital kimliğin anahtarı konumundadır. Bu nedenle, bir kişinin adıyla eşleşen veya doğrudan o kişiye ait olduğu bilinen cep telefonu numarası, şüpheye yer bırakmayacak şekilde "kişisel veri" niteliğindedir. Bu verinin sahibinin rızası dışında paylaşılması, anayasal koruma altındaki özel hayatın gizliliği ve veri güvenliği hakkının açık bir ihlalidir.

TÜRK CEZA KANUNU YÜZ OTUZ ALTI MADDESİ UYGULAMASI

TCK'nın "Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" başlıklı 136/1. maddesinde; kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu suç, şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen (kendiliğinden) soruşturulur.

Maddede geçen "verme" fiili, kişisel verinin bir başkasının fiili hakimiyetine girmesini sağlamayı ifade eder. Numarayı bir kağıda yazıp vermek, SMS veya WhatsApp ile göndermek ya da sözlü olarak dikte ettirmek "verme" eylemini oluşturur. Suçun oluşması için numaranın internet ortamında herkese açık paylaşılması (yayma) şart değildir. Tek bir üçüncü kişiye (örneğin somut olaydaki esnafa) rıza dışı aktarılması dahi TCK 136 kapsamında suçun tamamlanması için yeterlidir.

HUSUMET VE RIZA DIŞI NUMARA PAYLAŞIMININ BOYUTLARI

Yargıtay kararındaki somut olay incelendiğinde; sanığın, alışveriş yaptığı esnafa ücreti sonra ödeyeceğini söyleyip güven kazanmaya çalışırken, esnafın numara istemesi üzerine aralarında önceden "husumet" (düşmanlık/anlaşmazlık) bulunan katılanın numarasını verdiği görülmektedir. Sanığın buradaki amacı, esnafın borcu tahsil etmek için sürekli olarak husumetlisini aramasını sağlamak, onu rahatsız etmek ve ona zarar vermektir.

Bu eylem, kişisel verilerin korunması hakkının yanı sıra, kişilerin huzur ve sükununu bozma (TCK m. 123) amacıyla kişisel verilerin kötüye kullanıldığını açıkça göstermektedir. Ancak ceza hukuku açısından sanığın bu amacı ikincil derecede önemlidir. Asıl cezalandırılan fiil, katılanın rızası ve bilgisi dışında cep telefonu numarasının yetkisiz bir esnafa verilmiş olmasıdır. İkrar içeren (suçu kabul eden) sanık savunması ve dosya kapsamındaki deliller neticesinde suçun sübuta erdiği (kesinleştiği) tescil edilmiştir.

İKRAREN SAVUNMA VE SÜBUT DELİLLERİ

Kişisel veri davalarında delil tespiti son derece önemlidir. Numaranın kime verildiği, kim tarafından arandığı, arama kayıtları (HTS raporları) ve tanık beyanları sübutun en güçlü delilleridir. İncelediğimiz kararda, sanığın savunmasında eylemini "ikrar" ettiği (kabul ettiği) belirtilmiştir.

Sanık, numaranın katılana ait olduğunu bilerek ve onun rızası olmadığını öngörerek bu eylemi gerçekleştirdiğini ikrar etmiştir. Ceza muhakemesinde ikrar, tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınamasa da dosyadaki tanık (esnaf) beyanları ve telefonun fiilen aranması gibi somut yan delillerle desteklendiğinde, şüpheyi tamamen ortadan kaldıran sarsılmaz bir sübut deliline dönüşür. Yerel mahkemenin sanık hakkında verdiği TCK 136 mahkumiyeti bu nedenle Yargıtayca isabetli bulunmuştur.

KİŞİSEL VERİ SUÇLARINDA CEZA SÜRELERİ VE ERTELEME

TCK 136/1. maddesindeki suçun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Bu alt sınırın 2 yıl olması, yasa gereği suçun ciddiyetini ve katalog ağırlığını göstermektedir. Hâkim, somut olayın özelliklerine, sanığın kastının yoğunluğuna ve meydana gelen zararın ağırlığına göre cezayı alt sınırdan uzaklaşarak da belirleyebilir.

Verilecek ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olduğunda, sanığın geçmişi, mahkemedeki tutumu ve pişmanlığı gözetilerek "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" (CMK m. 231) veya "Cezanın Ertelenmesi" (TCK m. 51) gibi lehe olan hükümler uygulanabilir. Ancak, husumet kastıyla kişisel veri paylaşımı gibi durumlarda, sanığın suç işleme eğilimi ve kastının niteliği göz önüne alınarak erteleme kararı verilmeyebilir ve ceza doğrudan infaz edilebilir.

YARGITAY KARARININ BİREYSEL HAKLARA ETKİLERİ

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, kişisel verilerin korunması hakkını sadece kağıt üzerinde kalan bir lüks olmaktan çıkarıp, günlük yaşamın en pratik alanlarında dahi sarsılmaz bir güvenceye kavuşturmaktadır. Karar, "şaka yaptım", "borç için verdim" veya "intikam almak istedim" gibi bahanelerin arkasına sığınarak insanların özel hayat alanlarına ve kişisel verilerine tecavüz edenlere hukukun en sert yüzünü göstermektedir.

Bireyler, kendi onayları olmaksızın telefon numaralarının, adreslerinin veya kimlik bilgilerinin üçüncü şahıslara verilmesi durumunda derhal Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunarak haklarını aramalıdır. Bu karar, verilerin usulsüz paylaşılmasının adli sicilde silinmeyecek kara bir leke (hapis cezası mahkumiyeti) olarak kalacağını ihtar eden tarihi bir uyarıdır. Adalet, veri güvenliğini ve özel hayatın mahremiyetini koruma kararlılığını sürdürmektedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Bir arkadaşımın telefon numarasını, ondan izin almadan bir iş ortağıma veya satıcıya verirsem suç işlemiş olur muyum?

Evet. Cep telefonu numarası kişisel veri niteliğindedir. Numara sahibinin açık rızası ve bilgisi dışında bu numarayı bir başkasına (esnafa, satıcıya veya üçüncü kişiye) aktarmak, TCK 136/1 uyarınca "Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme" suçunu oluşturur.

2. Bir esnafa borçlandım ve beni aramasın diye düşmanımın telefonunu ona verdim. Bu durumun cezası nedir?

Yargıtay emsal kararına konu olan bu eylem, doğrudan TCK 136/1. maddesindeki kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme suçunu oluşturur. Bu suçun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır ve şikayete tabi olmayıp kamu davası olarak yürütülür.

3. Numarayı yaymadım, internete koymadım, sadece bir kişiye söyledim. Yine de ceza alır mıyım?

Evet, alırsınız. TCK 136. maddesinde veriyi "vermek", "yaymak" veya "ele geçirmek" seçimlik hareketler olarak düzenlenmiştir. Numaranın internette yayılması şart değildir; rıza dışı olarak tek bir kişiye "verilmesi" dahi suçun tamamlanması için yasal olarak yeterlidir.

4. Telefon numaramın rızam dışında birilerine verildiğini öğrendim. Hukuken ne yapmalıyım?

Numaranızı rızanız dışında üçüncü kişilere veren şahıs hakkında, olayı ve kanıtlarınızı belirterek Cumhuriyet Başsavcılığına "Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme" (TCK 136) suçundan suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Ayrıca KVKK kapsamında tazminat davası açma hakkınız da mevcuttur.

5. Bu suçta sanık hapse girer mi? Cezanın ertelenmesi mümkün müdür?

Suçun cezası 2 yıldan başladığı için mahkeme alt sınırdan ceza verse dahi erteleme sınırındadır. Eğer sanığın sabıkası yoksa ve mahkemedeki tutumu olumluysa cezanın ertelenmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Ancak sanık sabıkalıysa veya kastı yoğunsa doğrudan hapis cezası infaz edilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/1541 Ε., 2020/5242 Κ. "Dosya kapsamına ve ikrar içeren savunmaya göre; sanığın, tanık...'nın işlettiği iş yerine giderek alışveriş yaptığı ve ücretini daha sonra vereceği beyan etmesi üzerine tanığın sanıktan cep telefonu numarasını istemesi üzerine, sanığın, aralarında husumet bulunan katılanın aranmasını sağlamak için katılana ait cep telefonu numarasını katılanın rızası ve bilgisi dışında tanığa vermesi şeklinde sanığın, sübutu kabul edilen eyleminin TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir."