avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Borçlu Pasif Taşınmaz Sorgusu ve Kişisel Verilerin Korunması

Borçluya ilişkin pasif taşınmaz kaydının icra işlemleri kapsamında sorgulanması talebi ile icra müdürlüğünün bu talebi reddetmesi arasındaki hukuki uyuşmazlık, kişisel verilerin korunması, icra hukukunun amaç ve sınırları, delil toplama ve iddia sınırı ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2023/1602 K. 2022/13687 E. sayılı kararı, pasif tapu sorgusunun bir memur muamelesi olarak değerlendirilmesi ve bunun kişisel verilerle ilişkisinin irdelenmesine odaklanmıştır. Bu kapsamda karar, icra idaresinin görev tanımı, takip konusu alacakla ilişkili verilerin sınırları, KVKK’nın (6698 sayılı Kanun) kişisel verileri koruma prensipleri, 6100 sayılı HMK’nın memur muamelesi şikayeti düzenlemeleri, İcra ve İflas Kanunu’nun malvarlığına ilişkin araştırma yetkileri ve Yargıtay içtihatlarının uygulama kıstasları bağlamında önemli hukuki ilkeler ortaya koymaktadır.

Bu makalede, söz konusu Yargıtay kararından hareketle hukuki ilkeler, kavramlar, tartışma alanları ve benzer somut durumlardaki uygulanabilirlik kriterleri kapsamlı bir şekilde incelenecektir. Somut olay anlatımı yapılmayacak; sadece hukuki çerçeve, hukuki kavramların tanımları, uygulamadaki önemi ve yorum ilkeleri üzerinde durulacaktır.

Hukuki Çerçevenin Ana Unsurları

İcra ve iflas hukuku sisteminde alacaklının alacağına kavuşabilmesi için malvarlığı araştırmasının yapılması, alacaklının takip konusu borçlunun sahip olduğu taşınmazlar gibi varlıkların belirlenmesi esastır. Ancak kişisel verilerin korunması ilkesi ile alacaklının bilgi edinme talepleri arasında bir denge kurulması zorunludur. Bu dengeleme, hem icra müdürlüğünün yetki ve görev sınırlarını hem de takip konusu dışındaki kişisel verilerin korunmasını içermektedir.

Bu yönüyle Yargıtay kararı, özellikle kişisel verilerin sınırlılığı, alacaklının bilgi taleplerinin ölçülülüğü, icra müdürlüğünün delil toplama görevi bulunmaması ve yargı denetimi gibi hukuki kavramlarda içtihat düzeyinde belirleyici ilkeleri ortaya koymaktadır.

İcra Hukukunda Malvarlığı Sorgulama Yetkisi

İcra ve İflas Kanunu’nun 78. maddesi ve takip usulüne ilişkin hükümleri, alacaklının takip konusu borçlunun malvarlığını araştırma taleplerinin çerçevesini çizmektedir. Bu hükümler, alacaklının alacağına kavuşması için takip konusu alacakla doğrudan ilişkili malvarlığı unsurlarını belirleme hakkı tanırken, takip konusu dışındaki bilgiler açısından sınır getirmektedir.

İcra ve İflas Kanunu m. 78 uyarınca ise, icra dairesinin yetkileri ve görevleri belirlenmiş, ancak bu yetkilerin sınırlarının aşılması halinde alacaklının taleplerinin reddedilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda Yargıtay kararı, icra idaresinin malvarlığı araştırmasını yaparken kişisel verileri ilgisiz ve geniş biçimde açıklayamayacağı ilkesini vurgulamıştır.

Bu çerçevede, alacaklının borçlunun geçmişe yönelik ve diğer kişilerin taşınmaz bilgilerini edinme taleplerinin, takip kapsamını ve amacını aşan talepler olarak değerlendirileceği, bu taleplerin kişisel verilerin korunması açısından sınırlandırılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Kişisel Verilerin Korunması İlkesi ve İcra Hukuku

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), kişisel verilerin işlenmesinde ölçülülük, amaçla bağlılık ve sınırlılık ilkelerini belirler. Bu ilkeler, icra takiplerinde de geçerlidir. Nitekim Yargıtay kararı, icra müdürlüğünün doğrudan kişisel veri niteliğindeki bilgileri açıklamayacağını, ilgili kişilerin özel hayatının korunması gerektiğini ve bu bağlamda icra idaresinin yetki ve görev sınırlarının aşılmaması gerektiğini belirtmiştir.

KVKK m. 3/1-d ve m. 28/1-d uyarınca, kişisel veriler fakat kanunun açıkça belirlediği hallerde işlenebilir. İcra işlemleri, alacaklının alacağına kavuşmasını amaçlayan bir takip prosedürüdür; ancak bu takip sürecinde, takip konusu dışındaki kişisel bilgilerin serbestçe açıklanması hukuken mümkün değildir.

Bu nedenle Yargıtay, borçluya ilişkin pasif tapu sorgusunun yapılmasının kişisel verilerin korunması ilkesine aykırı olmayacağı belirlenmesine rağmen, bu işlemin icra idaresinin görev tanımı içinde olmadığını vurgulamıştır. Bu yaklaşım, alacaklının alacağına kavuşması ile kişisel verilerin korunması ilkesi arasında denge kurma noktasında önemlidir.

Memur Muamelesi ve HMK Düzenlemeleri

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), memur muamelesi şikayetlerine ilişkin usulü düzenlemeler içermektedir. HMK’nın 369 ve 370. maddeleri, memur muamelesi şikayetlerinin incelenme usulünü ve kararların denetim sınırlarını belirler.

HMK m. 369’a göre, memur muamelesine karşı yapılan şikayette, şikayete konu memur kararının hukuka uygunluğu, görev kapsamında yapılmış olup olmadığı, yetki ve usule uygunluk ilkeleri çerçevesinde denetlenir. HMK m. 370 ise bu tür başvuruların incelenmesinde usul ve esas yönünden denetimin sınırlarını düzenler.

Yargıtay kararı, memur muamelesi şikayetinin incelenmesinde yetki sınırlarının, hukuki değerlendirmelerin, delil değerlendirmesinin ve kişisel verilerin korunması ilkesinin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle, icra müdürlüğünün reddine ilişkin işlemine karşı açılan şikayette, memur işleminin hukuka uygunluğu ve yetki sınırının aşılmaması temel kriter olmuştur.

Delil Toplama Görevi ve İcra Müdahalesi

Karar, icra müdürlüğünün delil toplama görevi bulunmadığını da vurgulamaktadır. Bu husus, alacaklının takip süreçlerinde iddiasını desteklemek için delil talep etme sınırlarının icra idaresi bakımından değerlendirildiği bir hukuki ilkedir.

İcra idaresi, takip konusu alacakla doğrudan ilişkili bilgileri tespit etmekle yükümlüdür, ancak delil toplama amacıyla geniş kapsamlı sorgulamalar yapma görevi yoktur. Bu yaklaşım, icra idaresi ve yargı mercilerinin görev ayrılığı ve usul hukuku ilkeleri açısından da önem taşır.

Dolayısıyla, delil toplama taleplerinin takip aşamasında icra müdürlüğüne değil, ilgili yargı mercilerine iletilmesi gerektiği ve bu taleplerin icra tarafından yerine getirilemeyeceği kabul edilmelidir.

Ölçülülük ve İlgililik İlkesi

Yargıtay’ın kararında dikkat çeken bir diğer temel ilke ölçülülük ilkesidir. Bu ilke, hukukun genel prensiplerinden olup kişisel verilerin korunması gibi sınırlayıcı hükümlerle birlikte icra takiplerinde de uygulanır. İlgililik ve ölçülülük, bir talebin hukuki dayanak ve takip amacıyla uyumunu değerlendirirken temel kıstaslardır.

Yargıtay, borçlunun pasif tapu kaydının sorgulanması talebinin ölçülülük ilkesine uygun olmadığını belirtmiş ve bu tür taleplerin kişisel verilerin korunması ile takip amacı arasında dengesizliğe yol açabileceğini ifade etmiştir. Bu nedenle başka kişilerin bilgilerine ulaşmanın ölçüsüz ve ilgili alacakla doğrudan bağlantısız olduğu değerlendirilmiştir.

Bu analiz, alacaklının hak arama özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması arasındaki sınırlamaların dikkate alınması gereken hukuki alanlardan biri olduğunu göstermektedir.

Yargıtay İçtihat İlkeleri ve Uygulamada Değerlendirme

Karar, Yargıtay içtihatlarında yer alan ilkelere uygun olarak değerlendirilmiştir. İçtihat hukukunda, icra idaresinin yetki ve görev alanı, kişisel verilerin korunması, memur muamelesi şikayetinin denetimi gibi hususlar net bir biçimde ortaya konmuştur.

Bu kapsamda benzer uyuşmazlıklarda, yargı mercilerinin değerlendirme kriterleri şöyle şekillenmelidir:

Sonuç: Uygulamada Hukuki Çıkarımlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2023/1602 K. 2022/13687 E. sayılı kararı, icra takiplerinde malvarlığı araştırması, kişisel verilerin korunması ilkesi, ölçülülük ve ilgililik kriterleri, memur muamelesi şikayetinin denetimi ile delil toplama sınırları gibi birçok önemli hukuki kavramı net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu içtihat, benzer uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk kurallarının sınırlarını daha açık bir biçimde göstermiştir. Bu bağlamda, alacaklının taleplerinin mutlaka takip konusu alacakla yakından ilişkili ve ölçülü olması gerektiği; kişisel verilerin korunması ve alenileştirilmemesi gerektiği; icra idaresinin delil toplama görevi bulunmadığı ilkeleri, icra hukuku uygulayıcıları ve yargı mercileri için bağlayıcı hukuki referans teşkil etmektedir.

Yargıtay’ın bu yöndeki değerlendirmesi, uygulamada alacaklıların bilgi edinme taleplerinin sınırlandırılması, icra idaresinin görev ve yetki alanının belirlenmesi, kişisel verilerin korunmasının icra süreçlerine etkisi gibi konularda önemli bir rehber niteliğindedir. Bu ilkeler çerçevesinde, benzer durumlarda hukuki değerlendirme yapacak uygulayıcılar, hem mevzuat hükümlerini doğru şekilde yorumlayacak hem de yüksek yargı içtihatlarıyla uyumlu kararlar üretebilecektir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
12. Hukuk Dairesi 2022/13687 E. , 2023/1602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Şikayet eden-alacaklı tarafından hasımsız olarak açılan memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararın şikayet eden-alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet eden-alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüledî: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İcra Dairesinin 2020/29826 Esas sayılı dosyasından başlatılan takibin kesinleşmesi üzerine icra dairesine 13.09.2022 tarihli talep dilekçesi ile borçlu ... Parlak adına daha önce kayıtlı olan taşınmaz bilgisinin sorgulanması, pasif tapu sorgu butonu kaldırılmışsa tapuya müzekkere yazılmak suretiyle dosyaya celbine karar verilmesini talep ettiklerini, ancak İcra Dairesinin 14.09.2022 tarihli karar tensip tutanağı ile taleplerinin reddine karar verdiğini, ... bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İcra Dairesinin bu görevi yerine getirmesi gerektiğini, böylelikle tasarrufun iptali davası açılabileceğini ve alacağa kavuşmanın daha kolay olacağını belirterek, şikayetlerinin kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2020/29826 E. sayılı dosyasında verilmiş 14.09.2022 tarihli İcra Dairesi kararının kaldırılarak 13.09.2022 tarihli talebimiz doğrultusunda işlem yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Hasımsız olarak açılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; somut olayda, alacaklının devri yapılmış olan taşınmazların pasif kayıt sorgulaması dışında takibin tarafı olmayan başka kişilerin özel bilgilerinin toplanılmasının söz konusu olduğunu, bu sebeple İcra Müdürlüğünün borçlunun taşınmazlara ilişkin pasif kayıt sorgulaması talebinin reddine ilişkin işlemi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet eden-alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1)Hukuka uygunluk sebebinin bulunması ve hakkın kullanımı ile ölçülü olması kaydıyla yargı merciilerinin görevini ifa ederken kişisel verileri ihlal etmesinin hiçbir surette söz konusu olamayacağı, 2)Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda İcra İflas Kanunun amacının alacaklının alacağına kavuşması olduğu ve taleplerinin de bu kapsamda tahsilat sağlamaya yönelik olduğu, İcra Müdürlüğünün söz konusu pasif taşınmaz sorgusunu yapmamasının alacaklıya alacağını tahsil etmesi için kanun tarafından sağlanan hakların sınırlandırılması anlamına geleceği, 3)6698 sayılı KVKK ve mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde 3. kişilerin haklarının da korunabilmesi maksadıyla tapudan yapılacak pasif tapu sorgularının icra müdürlüğünce takipte yer alan borçlunun malvarlığına yönelik olup olmadığı tespit edilecek ve elde edilecek kayıtlar da bu taşınmazlarla ve ilgili 3. kişilerle sınırlı olacağından tarafların hak ve menfaat dengesi de gözetilmiş ve ölçülü olarak uygulanmış olacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; borçlunun pasif taşınmaz kaydının sorgulanmasında ulaşılacak bilgilerde hali hazırdaki malike ait bilgiler de yer alacağından anayasal güvenceye bağlanan kişisel verilerin korunması düzenlemesine aykırı olup, kaldı ki, icra dairesinin böyle bir görevi de bulunmadığı ve bu şekilde elde edilecek bilgilerle tasarrufun iptali davası açılması imkanı bulunacağı iddiası yönünden ise, icra dairesinin açılacak davaya delil toplamak görevi bulunmadığı gibi icra dairesine böyle bir yükümlülüğün getirilmesinin de mümkün olmadığı, aksi durumun kabulünün kişisel verilerin korunması kuralının ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet eden-alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, memur muamelesini şikayet olup, borçlunun pasif taşınmaz sorgusunun yapılması isteminin reddine dair memur işleminin kaldırılması ve taleplerinin kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İcra İflas Kanunu'nun 8/a, 78 ile 94. maddesi, 6698 sayılı Kanun'un 3/1-d ve 28/1-d maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayet eden-alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.