Boşanma Davasında Akraba Tanıklığı Geçerlidir
Aile birliği ve evlilik ilişkisi, doğası gereği mahremiyet içeren, dört duvar arasında ve genellikle dış dünyaya kapalı şekilde yaşanan özel bir alandır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşlerin birbirine hakaret etmesi, aşağılaması veya fiziksel/psikolojik şiddet uygulaması gibi olumsuz durumlar çoğunlukla yabancıların olmadığı, sadece aile bireylerinin, akrabaların veya yakın komşuların tanık olabildiği ortamlarda gerçekleşir. Bu nedenle boşanma davalarında en kritik ispat aracı şüphesiz "tanık beyanları"dır. Ancak yargılama sürecinde taraflar ve mahkemeler sıklıkla hatalı bir yaklaşımla, "Bu tanık davacının annesi, babası, kardeşi veya halasıdır; dolayısıyla taraflı beyanda bulunur, akraba tanıklığına itibar edilemez" gerekçesiyle bu hayati beyanları tamamen dışlama eğilimi göstermektedirler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve yerleşik yargısal içtihatlar uyarınca, bu dışlama mantığı hukuka açıkça aykırıdır. Akrabalık, hısımlık veya taraflara olan diğer yakınlık dereceleri, tek başına bir tanığın beyanını değerden düşürücü veya geçersiz kılıcı bir sebep olarak kabul edilemez. Tanıkların yalan beyanda bulunduklarına, olmamış olayları olmuş gibi aktardıklarına dair dosyada somut, kesin ve inandırıcı aksini kanıtlayan deliller bulunmadığı sürece, olaylara doğrudan veya dolaylı olarak çok yakın tanıklık etmiş akrabaların beyanlarına değer verilmesi zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve aile hukuku davalarında mihenk taşı niteliğindeki kararı, davalı erkeğin eşine hakaret ettiği ve fiziksel şiddet uyguladığına ilişkin olayları bizzat gören veya duyan akraba tanıklarının sözlerine değer verilerek boşanma davasının kabul edilmesi gerektiğini kesin bir dille hükme bağlamaktadır. Karar uyarınca; akraba tanıkların beyanları değerlidir.
Uygulamada, evliliklerinde sürekli olarak eşinden fiziksel şiddet gören ve hakarete uğrayan bir kadın, boşanma davası açarak en yakın tanıkları olan kendi kız kardeşini ve annesini mahkemeye tanık olarak bildirmektedir. Duruşmada dinlenen kız kardeş ve anne, "Davalının davacıya 'sen işe yaramazsın' diyerek hakaret ettiğini, gözünün önünde tokat attığını" bizzat gördüklerini beyan etmektedirler. Davalı koca ise "Bu tanıklar karımın ailesidir, beni çekemedikleri için yalan söylüyorlar" savunmasını yapmaktadır. İlk derece Aile Mahkemeleri bazen "tanıkların davacının yakın akrabası olduğu, tarafsız olamayacakları, başkaca bağımsız tanık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verebilmekteydi. Oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu hatalı ret kararlarını bozmaktadır. Aile içi şiddetin yabancı tanığı olmaz. Akraba tanıkların beyanları, aksi ispatlanamadığı sürece boşanma ve tazminat kararı verilmesi için yeterlidir.
BOŞANMA DAVALARINDA İSPAT VE TANIKLIK
Boşanma davalarında iddia edilen olayların kanıtlanması usul hukuku kurallarına tabidir.
Eşlerin kusurlu davranışlarını (şiddet, hakaret, sadakatsizlik) iddia eden taraf, HMK gereği iddiasını ispatlamak zorundadır. Aile hayatının gizliliği nedeniyle tanık beyanı, boşanma davalarının en birincil, en doğal ve vazgeçilmez delil türüdür.
TMK BOŞANMA VE ŞİDDETİN İSPATI
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açılmaktadır:
TMK Madde 166/1 -
"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir."
Bu sarsılmaya yol açan fiziksel şiddet ve hakaret gibi kusurlu davranışların kanıtlanması tanık beyanlarıyla mümkündür.
AKRABALIK BAĞININ TANIKLIĞA ETKİSİ NEDİR
Hukukumuzda hiç kimse sırf akraba veya yakın olduğu için tanıklık yapmaktan alıkonulamaz.
HMK m. 248 uyarınca sadece belirli yakınlıktaki akrabalara "tanıklıktan çekinme hakkı" tanınmıştır. Ancak akraba, bu çekinme hakkını kullanmayıp tanıklık yapmayı kabul ederse ve yemin altında doğruyu söyleyeceğini beyan ederse, onun ifadesi diğer yabancı tanıklar kadar hukuken değerlidir.
FİZİKSEL ŞİDDET VE HAKARETİN İSPATI
Fiziksel şiddet ve hakaret, evlilik birliğini anında bitiren en ağır ortak kusurlardan biridir.
Bu olaylar genellikle ev ortamında yaşandığı için yabancı bir üçüncü kişinin (Örn: yoldan geçen birinin) buna şahit olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Olayı ancak eve gelen anne, kardeş veya komşu duyabilir. Akraba tanıklığı bu nedenle davanın temel taşıdır.
TANIK BEYANLARININ HUKUKİ DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ
Mahkeme, tanık beyanlarını değerlendirirken akrabalık bağını değil, beyanların tutarlılığını inceler.
Tanığın anlatımlarının inandırıcı olması, görgüye dayalı olması (olayı bizzat görmüş veya duymuş olması) ve çelişki barındırmaması esastır. Akraba tanık, kulaktan dolma duyumları değil bizzat şahit olduğu şiddeti anlatıyorsa bu beyan hükme esas alınmalıdır.
HMK UYARINCA TANIK DİNLETME PROSEDÜRÜ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, tanık listesi sunulması ve dinlenmesi şu usulle yürütülür:
HMK m. 240 ve m. 243 uyarınca taraflar, delil sunma süresi içerisinde tanıklarının isimlerini, adreslerini ve hangi vakıayı kanıtlayacaklarını belirten bir tanık listesini mahkemeye sunarlar. HMK dairesinde mahkemece çağrılan akraba tanıklar duruşmada yeminli olarak dinlenir. Karşı tarafın, tanığın akrabalığına dayanarak yaptığı soyut itirazlar, HMK kuralları uyarınca tanığın ifadesinin geçersiz sayılmasına yetmez, ifadenin tutarlılığı incelenir.
MAHKEMENİN DELİL TAKDİRİ SINIRLARI NELERDİR
Hakim, delilleri serbestçe takdir etme yetkisine (HMK m. 198) sahiptir ancak bu yetki keyfilik içermez.
Hakim, dosyada hiçbir aksine delil yokken, yeminli akraba tanığın beyanını sadece "akrabadır, yalan söyler" diyerek gerekçesiz şekilde reddedemez. Reddedecekse, tanığın yalan söylediğine dair somut gerekçeleri karara yazmak zorundadır.
HUKUKİ YORUMLAR VE AİLE ADALETİ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu son derece gerçekçi ve mantıklı emsal kararı, aile mahremiyetini ve şiddet mağduru eşlerin ispat hakkını koruyan muazzam bir adalet güvencesidir.
Sonuç olarak; akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Aksine delil yoksa fiziksel şiddet ve hakarete şahit olan akraba tanıkların sözlerine değer verilerek davanın kabulü gerekir. Yerel mahkemenin davayı reddeden kararı yasaya aykırıdır ve bozulmalıdır. Yargıtay, bu kararla aile adaletini korumuş ve Türk aile hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, gösterebilirsiniz. Yargıtay emsal kararı gereği akrabalık bağı tanık beyanını geçersiz kılmaz. Olayları bizzat gören anneniz ve kardeşinizin ifadeleri mahkemece delil olarak kabul edilir.
Hayır, haksızdır. Yasa ve Yargıtay içtihatlarına göre sırf akrabadır diye tanık beyanı değerden düşürülemez. Tanıkların yalan söylediği somut delillerle kanıtlanmadığı sürece ifadeleri geçerlidir.
Evet. HMK m. 248 uyarınca eşlerden birinin anne, baba, çocuk, kardeş, kayınpeder, kayınvalide gibi yakın akrabalarının "tanıklıktan çekinme hakkı" vardır. Ancak kendi istekleriyle tanıklık yapmak isterlerse yeminli olarak dinlenirler.
Duyuma dayalı (kulaktan dolma) beyanlar doğrudan görgü tanıklığı kadar güçlü değildir. Ancak tanık olayı bizzat görmüşse (görgü tanığı) veya şiddet anındaki sesleri/bağrışmaları duymuşsa beyanı çok güçlü bir delildir.
Hukuken net bir tanık sayısı sınırı yoktur. Ancak mahkeme uyuşmazlığı aydınlatmaya yetecek sayıda tanığı dinler. Gereksiz ve aynı şeyleri tekrarlayacak çok sayıda tanık bildirilmesi davayı uzatacağı için hakim tanık listesini sınırlayabilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.