avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

BOŞANMA DAVALARINDA TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ

Aile hukuku, toplumsal yapının en temel birimi olan evlilik birliğini ve bu birliğin sona erme süreçlerini düzenleyen, kamu düzenini yakından ilgilendiren hassas bir alandır. Türk Medeni Kanunu, eşlerin boşanma taleplerini belirli yasal nedenlere dayandırmalarını şart koşmuştur. Kanun koyucu bu nedenleri "özel boşanma sebepleri" ve "genel boşanma sebepleri" olmak üzere iki temel kategoriye ayırmıştır. Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ile akıl hastalığı kanunda sınırlı olarak sayılan özel boşanma nedenleridir. Buna karşılık, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise genel boşanma sebebini oluşturur. Hukuk usulü yargılamasının en temel taşlarından biri olan "tasarruf ilkesi" ve bu ilkenin doğrudan bir uzantısı olan "taleple bağlılık prensibi" (HMK m. 26), mahkeme hakiminin karar verme sınırlarını belirler. Bir davada taraflar neyi talep etmişlerse, hakim ancak o talep çerçevesinde inceleme yapmak ve hüküm kurmakla yükümlüdür. Eşlerden birinin açtığı boşanma davasında münhasıran özel boşanma nedenlerine dayanması ve genel boşanma sebebine dayalı bir istemde bulunmaması durumunda, mahkemenin kendiliğinden genel nedene (evlilik birliğinin sarsılmasına) dayanarak boşanma kararı vermesi yasal olarak mümkün değildir. Emsal Yargıtay kararları da bu hususu netleştirerek, usul hukukunun emredici nitelikteki taleple bağlılık kuralının boşanma davalarındaki mutlak egemenliğini ve özel nedenlerin kendi şartları içinde incelenmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.

TÜRK MEDENİ KANUNU KAPSAMINDA ÖZEL VE GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ

Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen boşanma sebepleri, maddi hukuk ve ispat hukuku yönünden birbirinden çok farklı karakteristik özelliklere sahiptir. Genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1), nispi nitelikte bir sebeptir. Bu maddede hakim, taraflar arasındaki geçimsizliğin evlilik birliğini sürdürülemeyecek derecede sarsıp sarsmadığını ve eşlerden birinden ortak hayatı sürdürmesinin beklenip beklenemeyeceğini takdir eder. Buna karşılık zina (TMK m. 161) veya hayata kast (TMK m. 162) gibi özel boşanma sebepleri mutlak niteliktedir. Özel bir sebebin (örneğin zinanın) varlığı kanıtlandığında, bu durumun evlilik birliğini temelinden sarsıp sarsmadığı araştırılmaz; mahkeme doğrudan boşanma kararı vermek zorundadır. Özel boşanma sebeplerinin ispatı daha zor ve katı kurallara bağlıyken, doğurdukları hukuki sonuçlar (kusur tespiti, tazminat miktarları ve velayet süreçleri açısından) davacı eş lehine çok daha güçlü bir konum sağlar. Bu nedenle davacı, davasını genel sebebe değil, münhasıran özel sebeplere dayandırmayı tercih edebilir. Eşlerin bu tercihi, davanın hukuki niteliğini belirleyen en temel irade beyanıdır.

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNUNDA TALEPLE BAĞLILIK PRENSİBİ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen taleple bağlılık ilkesi, medeni usul hukukunun "hakim kendiliğinden harekete geçemez ve tarafların taleplerinin dışına çıkamaz" kuralının bir yansımasıdır. Kanun metni uyarınca, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talepten daha azına karar vermesi mümkündür ancak talep edilmeyen bir hukuki sebebi re'sen (kendiliğinden) hükme esas alması yasaktır. Boşanma davalarında bu ilke, davacının dava dilekçesinde dayandığı yasal boşanma maddeleriyle doğrudan ilişkilidir. Eğer davacı eş, dilekçesinde sadece belirli yasal maddeleri (örneğin özel nedenleri) gösterip, genel geçimsizlik maddesine (TMK m. 166/1) dayanmamışsa, dava konusu edilen uyuşmazlığın sınırları çizilmiş demektir. Hakim, davacının dayandığı özel sebeplerin ispatlanıp ispatlanmadığını denetlemekle görevlidir. İspatlanamadığı kanaatine varırsa davayı reddetmelidir; "zina kanıtlanamadı ama taraflar arasında ciddi geçimsizlik var, bu yüzden evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşayalım" şeklinde bir muhakeme yürütemez.

MÜNHASIRAN ÖZEL BOŞANMA SEBEBİNE DAYANILARAK AÇILAN DAVALAR

Dava dilekçesinin hazırlanması aşamasında davacı taraf, davasının sınırlarını ve dayandığı yasal sebepleri net olarak ortaya koyar. Davacının, dilekçesinde sadece özel boşanma sebeplerine yer vermesi ve genel boşanma sebebine ilişkin hiçbir beyanda bulunmaması durumuna "münhasıran özel sebebe dayalı dava" denir. Bazı davalarda ise terditli (kademeli) dava açılarak, öncelikle özel nedene (örneğin zinaya), bunun kabul görmemesi halinde ise genel nedene (evlilik birliğinin sarsılmasına) dayanılması tercih edilir. Ancak davacının terditli bir talepte bulunmayıp, sadece özel sebeplere (zina, hayata kast vb.) dayanması halinde, mahkeme hakimi için hareket alanı daralır. Mahalli mahkemenin, davacının iradesini ve yasal talebini aşarak, dosyada yer almayan genel sebebe göre karar tesis etmesi, davalının savunma hakkını da doğrudan kısıtlar. Davalı taraf, dava dilekçesindeki özel iddialara (örneğin zina iddiasına) karşı bir savunma stratejisi geliştirmiş olup, kendisini genel geçimsizlik iddialarına karşı savunma külfeti altında hissetmemiştir. Hakimin kendiliğinden sebep değiştirmesi, adil yargılanma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin ihlali anlamına gelir.

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA TALEBİNİN İSPAT VE DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ

Zina, evli bir kişinin eşi dışındaki bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasıdır ve en ağır özel boşanma nedenlerinden biridir. Zina nedenine dayalı boşanma davalarında, mahkemenin delilleri değerlendirirken çok hassas ve detaylı bir inceleme yapması gerekir. Zinanın ispatı genellikle doğrudan delillerle (suçüstü, fotoğraf vb.) değil, hayatın olağan akışına göre sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini gösteren güçlü fiili karinelerle (otelde birlikte kalma, geceyi aynı evde geçirme vb.) sağlanır. Davacı erkek, boşanma davasını öncelikle zina sebebine dayandırmışsa, mahkemenin ilk yapması gereken iş, toplanan delillerin zina eylemini kanıtlamaya yeterli olup olmadığını tartışmaktır. Kararda, zinanın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda olumlu ya da olumsuz net bir hukuki sonuca varılmalı, gerekçe buna göre yazılmalıdır. Mahkemenin, davacının bu birincil ve münhasır talebini tamamen göz ardı ederek, zina yönünden hiçbir delil değerlendirmesi yapmaksızın genel boşanma maddesinden hüküm kurması hem maddi hukukun hem de usul hukukunun açık bir ihlalidir. Yargıtay, bu eksikliği kararın doğrudan bozulması gereken temel bir hukuki hata olarak nitelendirir.

HAKİMİN TARAFLARIN HUKUKİ TALEPLERİNİ RE'SEN NİTELEYEMEYECEĞİ SINIRLAR

Türk usul hukukunda "hakim Türk kanunlarını kendiliğinden uygular" (iura novit curia) ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereğince taraflar, olguları sunar; bu olguların hukuki nitelendirmesini yapmak ve uygulanacak kanun maddesini bulmak hakime aittir. Ancak bu kuralın sınırı, tarafların talep sonucu ve tasarruf yetkisidir. Hakim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştıramayacağı gibi, tarafların açıkça dayandığı hukuki sebeplerin tamamen dışına çıkarak yeni bir hukuki uyuşmazlık yaratamaz. Boşanma davalarında yasal maddelerin (sebeplerin) belirlenmesi sıradan bir kanun maddesi uygulaması değildir; doğrudan davanın özünü ve tarafların iddia sınırlarını belirleyen maddi hukuk talepleridir. Davacının genel boşanma sebebine dayalı bir talebi yoksa, hakim "ben olayları evlilik birliğinin sarsılması olarak nitelendiriyorum" diyemez. Çünkü bu niteleme, davanın konusunu değiştirmek anlamına gelir. Hakimin kanun maddelerini re'sen uygulama yetkisi, davacının talep ettiği hukuki çerçeve içinde (örneğin zina iddiasının TMK m. 161 kapsamındaki unsurlarının denetlenmesinde) geçerlidir; yoksa davacının hiç ileri sürmediği yepyeni bir boşanma sebebi icat etme yetkisi vermez.

BOZMA KARARININ USUL VE MADDİ HUKUK YÖNÜNDEN SONUÇLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine dava dosyası yerel mahkemeye geri gönderildiğinde, mahkemenin yapması gereken usuli işlemler netleşmektedir. Yerel mahkeme, Yargıtay’ın bozma ilamına uymak suretiyle, davacının münhasıran dayandığı zina özel sebebini mercek altına almalıdır. Dosyadaki tüm deliller, tanık beyanları, varsa teknik veriler ve fiziki bulgular zina hukuki sebebi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Değerlendirme sonucunda; - **Zina iddiası kanıtlanmışsa:** Mahkeme, TMK m. 161 uyarınca boşanma kararı vermeli ve zinanın mutlak niteliğinden ötürü kusur durumunu davalı aleyhine en ağır şekilde belirleyerek tazminat hükümlerini kurmalıdır. - **Zina iddiası kanıtlanamamışsa:** Davacının genel boşanma sebebine dayalı bir yedek talebi de bulunmadığından, davanın tamamen reddine karar verilmelidir. Yargıtay'ın bu bozma kararı, tarafların talep sonuçlarının mahkeme tarafından keyfi olarak değiştirilemeyeceğini hatırlatması açısından usul hukuku güvencelerinin korunması adına büyük önem taşımaktadır. Mahkemenin görevi, uyuşmazlığı tarafların çizdiği sınırlar içinde adaletle çözmektir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Davacı eş davasını sadece zina sebebine dayandırırsa hakim geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı verebilir mi?

Hayır, veremez. HMK m. 26 taleple bağlılık ilkesi gereğince, hakim davacının talep etmediği genel boşanma sebebine (TMK m. 166/1) dayanarak boşanma kararı tesis edemez.

2. Bir davada hem özel hem de genel boşanma sebeplerine birlikte dayanılabilir mi?

Evet. Davacı, dava dilekçesinde öncelikle zina (özel) sebebine, bu kabul edilmezse evlilik birliğinin temelinden sarsılması (genel) sebebine kademeli (terditli) olarak dayanabilir. Bu durumda hakim her iki sebebi de inceler.

3. Münhasıran özel sebebe dayalı davada özel sebep kanıtlanamazsa ne karar verilir?

Özel sebebin (örneğin zinanın veya hayata kastın) kanıtlanamaması durumunda, davacının genel sebebe dayalı yedek bir talebi yoksa mahkemece boşanma davasının reddine karar verilir.

4. Hakimin tarafların talep etmediği yasal maddeye göre karar vermesi neden bozma sebebidir?

Bu durum, usul hukukunun en temel emredici kurallarından olan taleple bağlılık ilkesini ihlal eder ve karşı tarafın hukuki dinlenilme ile savunma haklarını kısıtlar. Bu nedenle kesin bozma nedenidir.

5. Zina sebebiyle açılan davada boşanma kararı verilmesinin tazminatlara etkisi nedir?

Zina, özel ve mutlak bir boşanma sebebi olup en ağır kusur derecesini oluşturur. Zina nedeniyle verilen boşanma kararlarında, kusurlu olan davalı eş aleyhine daha yüksek miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/22586 E., 2017/2179 K. Karar Tarihi: 09.03.2017
"İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-karşı davalı erkek tarafından; kendi boşanma davasının zina hukuki sebebine dayalı olarak kabul edilmemesi ve tazminatların miktarı yönünden davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, kendi reddedilen boşanma davası ile erkeğin boşanma davasının kabulü, manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının kendi boşanma davasının reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı-karşı davalı erkek "aynı" boşanma davasında birden çok hukuki sebebe dayanarak öncelikle Türk Medeni Kanunu m.161 (zina nedenli) olmadığı takdirde, Türk Medeni Kanunu m.162, Türk Medeni Kanunu m.163'de gösterilen hukuki sebeplerle boşanma isteminde bulunmuştur. Davacı-karşı davalı erkeğin genel boşanma sebebine (TMK m.166/1) dayalı bir talebi bulunmamaktadır. Münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasında genel boşanma sebebine (TMK m.166/1) dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK m.26/1). Mahkemece deliller (bu nedene dayalı boşanma talebi bulunmadığı halde) Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiş, Türk Medeni Kanununun 161. maddede yer alan sebep yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Erkeğin boşanma davası öncelikle zina nedenine dayalı olduğundan toplanan delillerin özel boşanma sebebi olan zina çerçevesinde değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple erkeğin boşanma davası yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların erkeğin boşanma davasına yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, kadının boşanma davasına yönelik hükmün yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.03.2017