ÇEKTE SOYUTLUK İLKESİ VE BEDELSİZLİK İSPATI
Ticari hayatta nakit akışını ve borç ödemelerini güvence altına alan en önemli kıymetli evraklardan biri çektir. Ancak çek hukuku, günlük borçlar hukukundan çok daha katı ve tavizsiz kurallara dayanır. Bu kuralların en tepesinde "soyutluk ilkesi" bulunur. Çek yaprağı, altında yatan temel borç ilişkisinden (örneğin bir araba alım-satımından veya mal tedarikinden) bağımsızlaşarak kendi başına hukuki bir değer kazanır. Uygulamada ticari işletmelerin (keşidecilerin) en sık başvurduğu savunma mekanizması; "Evet, çeki ben yazdım ve verdim ama o çeki ona peşin avans olarak vermiştim, o bana malı göndermedi, bu yüzden çeki iptal edin" şeklindeki "bedelsizlik" iddiasıdır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin (görevleri daha sonra 11. Hukuk Dairesi'ne devredilen) bu makaleye konu olan emsal kararı, bu tür avans savunmalarının ispat yükünü ve ispat araçlarını dogmatik bir şekilde belirlemektedir. Karara konu olayda; çekin keşidecisi, çeki hamiline (alacaklıya) geçmişteki bir borç için değil, ileride yapılacak bir iş için "ön ödeme (avans)" amacıyla verdiğini iddia etmiş ve iddiasını ispatlamak için mahkemede tanık dinletmiştir. Yerel mahkeme de bu tanık ifadelerine itibar ederek çekin bedelsizliğine karar vermiştir. Ancak Yargıtay; çekin doğası gereği "mevcut bir borcun ifası (ödenmesi) amacıyla" verildiğinin bir karine olduğunu, eğer birisi "Ben bu çeki borcuma karşılık değil, gelecekteki bir iş için avans olarak verdim" diyorsa, bu istisnai durumu tanıkla değil, ancak kesin bir delille (yazılı sözleşme, e-posta, ihtarname vb.) ispatlamak zorunda olduğunu belirterek yerel mahkeme kararını usule aykırı bularak bozmuştur. Bu makale, kıymetli evrak hukukundaki ispat kurallarını ve avans çeki kavramını incelemektedir.
Bir sözleşme (temel ilişki) ile o sözleşmenin ifası için verilen çek arasındaki bağ, çek imzalanıp karşı tarafa teslim edildiği anda "zayıflar". Çeki elinde bulunduran kişi (hamil), "Ben bu çeki neden aldım" diye ispat etmek zorunda değildir; çeki elinde tutması, kanunen alacaklı olması için yeterlidir. Tam tersine, borçtan kurtulmak isteyen kişi (keşideci), o çeki neden haksız yere verdiğini ispatlamak zorundadır. İspat yükünün böylesine ters çevrildiği bir sistemde, ticari güvenliği sarsmamak adına "tanık" gibi sübjektif delillere kapılar sıkı sıkıya kapatılmıştır.
KIYMETLİ EVRAK HUKUKUNDA SOYUTLUK İLKESİ
Emsal kararın en önemli cümlesi: "...çek, sebepten soyutlanmış bir ödeme vasıtası olup..."
Bu cümle soyutluk ilkesinin tanımıdır. Çekin üzerinde "Bu çek 3 ton demir alımı içindir" veya "Avans olarak verilmiştir" yazmadığı sürece, çekin varlık sebebi hukuken aranmaz. Çek bir kredi aracı değil (her ne kadar uygulamada vadeli kullanılsa da), doğrudan doğruya nakit para yerine geçen bir ödeme aracıdır.
MEVCUT BORCUN İFASI KARİNESİ
Hukukumuzdaki genel kural şudur: "Hiç kimse durduk yere başkasına para (veya çek) vermez." Dolayısıyla, A şahsı B şahsına bir çek vermişse, hukuki karine; A'nın B'ye halihazırda (önceden) bir borcu olduğu ve çeki bu borcu kapatmak (ifa etmek) için verdiğidir.
Yargıtay kararındaki "ilke olarak keşidecinin mevcut bir borcunu ifa amacıyla keşide edilir" vurgusu, hamilin (alacaklının) mahkemede rahatça oturmasını sağlayan ana kuraldır. Hamilin "O bana borçluydu" demesine gerek bile yoktur, kanun zaten onun borçlu olduğunu farz etmektedir.
İLERİYE DÖNÜK AVANS İDDİASI
Keşideci bu genel karineyi yıkmak istiyorsa, iddiasının yönünü değiştirmek zorundadır. Keşideci der ki: "...çekin, hamilin ilerde ifa edeceği bir edime mukabil keşidecinin önceden bir ödemede bulunması amacıyla keşide edildiği..."
Yani keşideci, "Benim ona geçmişten gelen bir borcum yoktu. İleride bana bir makine üretecekti, ben de ona şimdiden 100.000 TL'lik avans çeki verdim. Ama makineyi yapmadı, yani benim verdiğim çek bedelsiz kaldı" diyerek savunma yapmaktadır.
KESİN DELİL İLE İSPAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Avans iddiası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca "yazılı belgeye karşı öne sürülen" çok ciddi bir iddiadır. Üzerinde rakam, tarih ve imza olan resmi bir kambiyo senedine (çeke) karşı "bu çek aslında avanstı" demek, senedin gücünü zayıflatma girişimidir.
Yargıtay bu sebeple; "...bu iddiasını ancak kesin bir delille kanıtlamak mükellefiyeti altındadır" demektedir. Kesin delil nedir? Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme, banka dekontundaki "avans çekidir" açıklaması veya hamilin bizzat kendi eliyle yazdığı "100.000 TL'lik çeki avans olarak teslim aldım" ibareli bir makbuzdur.
TANIKLA İSPAT YASAĞI VE İSTİSNASI
Davanın kopma noktası "tanık" delilidir. Çek gibi yüksek tutarlı (HMK senetle ispat sınırının üstündeki) işlemlerde, iki kişinin mahkemeye gelip "Evet hakim bey, biz oradaydık, o çeki sadece avans olarak verdiler" demesi hukuken hiçbir şey ifade etmez.
Yargıtay çok net bir sınır çizmektedir: "Çekin bedelsizliği iddiasının hamilin açık muvafakati dışında tanıkla ispatı mümkün değildir." Yani karşı taraf (alacaklı) bizzat hakime dönüp "Tamam hakim bey, tanıklarınızı dinleyin, itiraz etmiyorum" (açık muvafakat) demedikçe, hakim o tanıkları dinleyerek çeki iptal edemez.
YARGITAYIN İSPAT HUKUKUNA BAKIŞI
Yerel mahkeme (Tüketici veya Asliye Ticaret Mahkemesi), muhtemelen tanıkların yeminli beyanlarına çok güvenmiş ve keşidecinin gerçekten mağdur olduğunu (malı teslim almadığını) düşünerek, hakkaniyet gereği çekin bedelsizliğine karar vermiştir.
Ancak Yargıtay'ın işi vicdani yorum yapmak değil, sistemin (Ticaret Hukukunun) kurallarını korumaktır. Yargıtay "Olayda bu iddianın kabulü hususunda tanık sözlerine de dayanılmış olması usule aykırıdır" diyerek, yazılı belgeye karşı tanık dinlenmesini HMK kurallarının açık ihlali saymış ve kararı esasa girmeden "usulden" bozmuştur. Çünkü ticari hayatta herkes üç tane yalancı şahit bulup milyarlık çeklerini iptal ettirebilseydi, çek denen ödeme vasıtası tüm güvenilirliğini kaybederdi.
Sonuç olarak; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin bu emsal nitelikteki içtihadı, çek iptali (menfi tespit) davalarında avukatların ve mahkemelerin pusulası konumundadır. Bir çekin altına imza atıp karşı tarafa teslim eden keşideci, kural olarak "geçmişteki (mevcut) bir borcunu ödediğini" ikrar etmiş sayılır. Eğer keşideci bu karineyi tersine çevirmek ve "Ben bu çeki geçmiş borcum için değil, gelecekte yapılacak bir iş için avans olarak vermiştim ama iş yapılmadı" diyorsa (bedelsizlik iddiası), bu iddiasını şahitlerle, telefon konuşmalarıyla veya dedikodularla ispatlayamaz. Kambiyo senedinin (çekin) gücünü kırabilmek için, hamilin de imzasını taşıyan bir protokol, teslim makbuzu, yemin veya karşı tarafın "tanık dinletilmesine açık muvafakati" gibi kesin (yazılı veya bağlayıcı) deliller şarttır. Aksi halde, sırf bir iki şahidin beyanına dayanılarak çekin iptal edilmesi (bedelsiz sayılması) usul hukukunun emredici ispat kurallarına açıkça aykırıdır ve Yargıtay'dan kesin olarak dönecektir. Ticari hayatta çek vermek, söz vermek değil; belgelenmiş bir borç altına girmektir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet ettirebilirsiniz (Menfi Tespit davası ile). Ancak o çekin "avans" olarak verildiğini mahkemede ispatlamak zorundasınız. İspat için aranızda imzalanmış bir sözleşmeye (şu numaralı çek avans olarak alınmıştır gibi) ihtiyacınız vardır.
Yargıtay emsal kararına göre hakim o şahitleri dinleyemez. Çünkü çekin avans olduğu (bedelsizliği) iddiası HMK gereği ancak yazılı belge (kesin delil) ile ispatlanabilir. Karşı taraf şahit dinlenmesine "Açıkça itiraz ediyorum" derse şahitleriniz hiçbir işe yaramaz.
Evet, oldukça faydası olur. Çekin üzerine konulan bu tür açık notlar (meşruhatlar), çekin kambiyo senedi vasfını bazen zedelese de, sizin "avans" iddianızı ispatlamanız için (yazılı bir delil başlangıcı olarak) elinizi çok güçlendirir.
Son çare olarak "Yemin" deliline başvurabilirsiniz. Davalı hamile (alacaklıya) hakimin huzurunda "Ben bu çeki avans olarak almadığıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim" şeklinde yemin teklif edersiniz. Eğer o kişi yemin etmekten kaçınırsa, davayı (tanık olmasa bile) siz kazanırsınız.
Emsal kararda geçen "hamilin açık muvafakati" durumu tam olarak budur. Eğer karşı taraf yazılı delil kuralından vazgeçip tanık dinlenmesine izin verirse, o zaman hakim sizin tanıklarınızı dinler ve bedelsizlik iddianızı bu tanık beyanlarına göre değerlendirebilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir