avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DAVALARIN TEFRİKİ VE HÜKÜM USULÜ

Hukuk yargılamasında yargılama sürecinin hızlı, düzenli ve usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesi esastır. Bu amaç doğrultusunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında mahkemelere birden fazla talebi içeren davaları ayırma (tefrik) yetkisi verilmiştir. Tefrik kararı, davaların daha basit ve hızlı çözülebilmesi amacıyla hakimin takdirine veya yasal zorunluluklara dayanılarak verilen usuli bir karardır. Ancak mahkemece tefrik kararı verilmesi, davanın kendiliğinden ayrıldığı anlamına gelmez. Tefrik işleminin idari ve fiziki olarak gerçekleştirilmesi, yani dosyanın ayrı bir esasa kaydedilerek yeni bir dosya üzerinden yürütülmesi mahkemenin re'sen yapması gereken idari bir görevdir. Mahkemenin tefrik işlemini fiziki olarak yapmayıp, bu görevi taraflara yüklemesi ve yerine getirilmemesi durumunda alacak talebini tamamen kararsız bırakması usul hukukuna aykırıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca, davada ileri sürülen tüm talepler hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur.

ALACAK VE MENFİ TESPİT DAVALARININ BİRLİKTE AÇILMASI

Bir sözleşmeden veya haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, taraflar hem alacak talebini hem de borçlu olunmadığının tespitini (menfi tespit) içeren davaları birlikte açabilirler. Örneğin, bir trafik kazası sonrasında verilen bonoya dayalı icra takibine karşı menfi tespit istenirken, kazadan kaynaklanan hasar bedeli için alacak davası da aynı dilekçeyle ileri sürülebilir. Bu durum objektif dava birleşmesidir.

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNUNA GÖRE DAVALARIN TEFRİKİ

HMK’nın 167. maddesi uyarınca hakim, yargılamanın daha iyi yürütülmesini sağlamak amacıyla, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına (tefrikine) karar verebilir. Davaların ayrılması kararı, mahkemenin dosyayı daha kolay yönetmesini amaçlar ancak tarafların hak kaybına uğramasına yol açacak şekilde yorumlanamaz.

RE'SEN TEFRİK İŞLEMLERİNİN MAHKEMECE YAPILMASI ZORUNLULUĞU

Mahkeme duruşmada "davaların ayrılmasına" karar verdiğinde, bu kararın gereği olan dosya açma, harç ve tebligat işlemlerinin idari alt yapısını mahkeme kalemi re'sen kurmalıdır. Davacı tarafa süre verilerek "tefriki sen yap" denilmesi ve yapılmadığı gerekçesiyle davanın bir kısmının incelenmeden bırakılması, devletin adalet dağıtma yükümlülüğü ve hak arama hürriyeti ile bağdaşmaz.

BİRDEN FAZLA TALEBİN AYRI AYRI KARARA BAĞLANMASI

Eğer mahkeme tefrik kararını fiziki olarak uygulamamışsa, davadaki talepler halen tek bir dosya içinde bir arada duruyor demektir. Bu durumda hakim, karar aşamasına geldiğinde davacının hem alacak talebi hakkında hem de menfi tespit talebi hakkında gerekçeli ve açık bir şekilde ayrı ayrı kabul veya ret kararı vermek zorundadır. Taleplerden birinin görmezden gelinmesi eksik karar niteliğindedir.

HÜKMÜN KAPSAMI VE HMK İKİYÜZ DOKSAN YEDİNCİ MADDE

HMK’nın 297. maddesinin ikinci fıkrası, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının nasıl yazılması gerektiğini emreder. Kararda, taleplerden her biri hakkında verilen hükmün, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi şarttır. Bu kural, kararların şeffaflığı ve infaz edilebilirliği için hayati önem taşır.

EKSİK HÜKÜM KURULMASININ YARGITAY BOZMA GEREKÇESİ

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına konu olayda; davacı, aracına çarpan davalının verdiği 6.000 TL'lik senede dayanarak başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine alacak davası açmış, ayrıca icra mahkemesince hükmedilen kötüniyet tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) talebinde bulunmuştur. Mahkeme alacak davasını ayırma kararı almış ancak fiziki işlemi gerçekleştirmemiştir. Nihai kararda sadece menfi tespit davasını reddedip alacak davası hakkında karar vermemiştir. Yargıtay, bu eksikliği HMK m. 297'ye aykırı bularak hükmü bozmuştur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Alacak davası ile menfi tespit davası aynı dilekçeyle açılabilir mi?

Evet, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan ve aralarında bağlantı bulunan alacak ile menfi tespit talepleri tek bir dava dilekçesiyle birlikte açılabilir.

2. Davaların tefriki (ayrılması) kararı mahkemece nasıl icra edilir?

Mahkeme kalemi tarafından re'sen yeni bir esas numarası verilerek dava dosyası ikiye bölünür ve işlemler iki ayrı dosya üzerinden yürütülür.

3. Mahkemenin tefrik kararı vermesine rağmen dosyayı ayırmaması ne sonuç doğurur?

Dosya fiilen ayrılmadığı için tüm talepler aynı davada derdest kalmaya devam eder ve hakimin karar verirken bu taleplerin tamamını hükme bağlaması gerekir.

4. HMK 297. maddesi uyarınca birden fazla talebin hüküm fıkrasındaki yeri nedir?

Hüküm fıkrasında, davacının ileri sürdüğü her bir bağımsız talep hakkında (örneğin hem alacak hem menfi tespit) ayrı ayrı, sıra numarası altında açık bir karar yazılmalıdır.

5. Yargıtay'ın davaların tefrik edilmemesi ve eksik hüküm kurulması hakkındaki bozma kararı neyi amaçlar?

Davacının yargısal taleplerinin askıda kalmasını önlemeyi, usuli güvenceleri sağlamayı ve mahkemelerin tüm talepleri karara bağlama yükümlülüğünü korumayı amaçlar.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2020/677 E., 2020/3614 K. Karar Tarihi: 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/08/2013 gününde verilen dilekçe ile alacak ve menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; menfi tespit davasının reddine dair verilen 10/10/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, alacak ve menfi tespit işlemine ilişkindir. Mahkemece, menfi tespit davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili; davalının, davacıya ait park halindeki iki araca çarpıp zarar verdiğini, zararı karşılamak amacıyla davacıya 6.000,00 TL bedeli bono düzenleyip verdiğini. ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, araçlardaki hasarı gideren davacının söz konusu bonoya dayalı olarak kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla başlattığı takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, davalının başvurusu üzerine icra mahkemesince takibin durdurulmasına ve davacı aleyhine 2.400,00 TL. tazminat ile yargılama giderlerine hükmedildiğini, icra mahkemesi kararının yerinde olmadığını ve davacının davalıdan alacaklı olduğunu belirterek 6.000,00 TL alacağın tahsili ile davalının, 2.400,00 TL kötüniyet tazminatı için başlattığı icra takibi bakımından borçlu olunmadığının tespiti isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; 25/11/2014 tarihli kararında, menfi tespit davasının reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 19/09/2016 gün, 2016/1742 esas ve 2016/7944 karar sayılı ilamı ile eldeki davada birlikte açılan ve mahkemesince tefrik edilen alacak davasının sonucu beklendikten sonra menfi tespit istemi hakkında karar verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyulmak suretiyle verilen kararda ise menfi tespit isteminin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununun 297. maddesinin 2. fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinde; mahkemece, 25/11/2014 tarihli oturumda davanın alacak istemi bakımından tefrikine karar verilmesine karşın re’sen tefrik işleminin yapılması gerekirken işlemin yapılmadığı, bozma sonrası tefrik kararının davacı vekili tarafından yerine getirilmesi hususunda kesin süre verilerek tefrikin yapılmasının beklendiği ve yapılmaması sebebiyle de beklenecek bir alacak davası olmadığının karar gerekçesinde açıklandığı anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesi ve mahkemenin inceleme safahatı dikkate alındığında, eldeki davada halen devam eden alacak ve menfi tespit istemlerinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece, yukarıdaki kanuni düzenleme de dikkate alınmak suretiyle davacının, alacak ve menfi tespit istemleri hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.