avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DEVRE TATİL İPTALİ VE HAKSIZ ŞART

Devre tatil ve devre mülk sektörü, agresif pazarlama teknikleri, psikolojik ikna yöntemleri ve karmaşık sözleşme yapılarıyla tüketicilerin en çok mağduriyet yaşadığı alanlardan biridir. Çoğu tüketici, bedava tatil veya tanıtım vaadiyle götürüldüğü tesislerde, saatlerce süren yoğun baskı altında, içeriğini tam olarak kavrayamadığı uzun vadeli sözleşmelere imza atmaktadır. Bu tür sözleşmelerde yer alan ve tüketicinin cayma veya fesih hakkını kullanması durumunda ödediği bedelden %25 gibi fahiş kesintiler yapılacağını öngören maddeler, hukukumuzda "haksız şart" olarak nitelendirilmektedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicinin korunması amacıyla, satıcı veya sağlayıcının tek taraflı hazırladığı ve taraflar arasındaki dengeyi tüketici aleyhine bozan bu tür hükümleri kesin hükümsüz (batıl) saymıştır. Tüketicinin "cayma süresi geçti" denilerek haksız kesintilere maruz bırakılması, dürüstlük kuralına ve kamu düzenine aykırıdır.

Bir devre tatil sözleşmesinin feshi durumunda tüketiciden herhangi bir "cezai şart" veya "idari masraf" adı altında kesinti yapılması, ancak bu şartın tüketiciyle münferiden müzakere edilmiş olması durumunda tartışılabilir. Oysa sektördeki sözleşmelerin tamamına yakını standart formlardan oluşmakta ve tüketicinin bu maddelere etki etme imkanı bulunmamaktadır. Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararları, sözleşmedeki %25'lik kesinti hükümlerini haksız şart kabul ederek, tüketicinin ödediği bedelin tamamının iadesine ve borçlandırıcı belgelerin (senetlerin) iptaline hükmetmektedir. Bu makalemizde, devre tatil sözleşmelerindeki haksız şart kavramını, agresif satış tekniklerinin irade sakatlığına etkisini, cayma hakkının kullanım usulünü ve sözleşme feshinde tüketicinin bedel iadesi haklarını akademik bir perspektifle ele alacağız.

DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla konaklama tesisinde geceleme hakkı veren sözleşmedir. Bu sözleşmeler, tüketicinin mülkiyet hakkı kazandığı "devre mülk"ten farklı olarak, şahsi bir kullanım hakkı tanır. Ancak her iki modelde de tüketicinin korunması hakkındaki kanun hükümleri geçerlidir. Devre tatil sözleşmeleri, tüketiciye uzun yıllara yayılan bir tatil planı sunarken, aynı zamanda yüksek aidat ve bakım masrafları gibi mali yükümlülükler de getirir.

Hukuki açıdan bu sözleşmelerin geçerli olabilmesi için belirli şekil şartlarına uyulması gerekir. Tüketiciye sözleşme imzalanmadan en az bir gün önce "Ön Bilgilendirme Formu" verilmesi zorunludur. Eğer bu form verilmemişse veya kanunda öngörülen asgari bilgileri (tesisin yeri, kullanım tarihleri, cayma hakkı usulü vb.) içermiyorsa, sözleşme tüketici açısından bağlayıcı olmayabilir. Şekil şartlarındaki eksiklik, tüketicinin cayma süresini uzatan en önemli unsurdur.

Devre tatil işlemleri genellikle "mesafeli satış" veya "iş yeri dışı satış" (kapıdan satış) niteliğindedir. Tüketicinin alışık olduğu ortamdan uzaklaştırılıp, gürültülü ve kalabalık ortamlarda imza atmaya zorlanması, bu sözleşmelerin ruhundaki "irade serbestisi"ni sakatlayan temel faktördür. Bu nedenle hukuk, devre tatil tüketicisine diğer tüketicilerden daha geniş bir koruma kalkanı sağlamıştır.

AGRESİF SATIŞ VE İRADE SAKATLIĞI

Devre tatil sektörünün en karakteristik özelliği "agresif satış" yöntemleridir. Tüketiciler genellikle sokakta anket yapma bahanesiyle durdurulur, bedava yemek veya tatil vaadiyle tesislere götürülür ve burada saatlerce süren sunumlara maruz bırakılır. Yüksek sesli müzik, sürekli alkışlar ve satış temsilcilerinin yoğun markajı altında tüketicinin sağlıklı düşünme yetisi baskılanır. Bu durum, Borçlar Kanunu kapsamında "korkutma" (ikrah) veya tüketicinin tecrübesizliğinden yararlanma (aşırı yararlanma/gabin) sınırlarına dayanmaktadır.

Emsal kararda davacının "psikolojik baskı altında imzaladım" beyanı, bu sektörün acı bir gerçeğidir. Hukuk, bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların özgür iradelerinin uyuşmasını şart koşar. Eğer tüketicinin iradesi, satış ortamının yarattığı olağanüstü stres ve baskıyla sakatlanmışsa, o sözleşmenin iptali için hukuki bir zemin oluşur. Agresif satış sadece etik bir sorun değil, sözleşmenin sıhhatini etkileyen bir usul hatasıdır.

Tüketicinin "hayır" demesine fırsat verilmeyen, "bu fırsat sadece bugün için geçerli" denilerek acil karara zorlandığı bir ortamda kurulan sözleşmelerde, dürüstlük kuralının ihlal edildiği kabul edilir. Yargıtay, bu tür durumlarda tüketicinin cayma hakkını kullanmasını veya sözleşmeyi feshetmesini daha esnek kriterlerle değerlendirmektedir.

CAYMA HAKKI VE SÜRESİ

Devre tatil tüketicisinin en temel hakkı 14 günlük cayma hakkıdır. Tüketici, sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeksizin ve hiçbir cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayabilir. Bu sürede yapılan cayma bildirimi ile sözleşme hiç kurulmamış gibi sonuç doğurur. Ancak buradaki en kritik nokta, 14 günlük sürenin ne zaman başlayacağıdır.

Eğer satıcı, tüketiciye "Ön Bilgilendirme Formu" vermemişse veya cayma hakkı konusunda yasal bilgilendirmeyi usulüne uygun yapmamışsa, 14 günlük cayma süresi işlemeye başlamaz. Bu durumda tüketicinin cayma hakkı 1 yıla kadar uzar. Ayrıca, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; tüketici tesisin imkanlarından hiç yararlanmamışsa, tatil hakkını kullanmamışsa, cayma süresi askıda kabul edilir. Yani tesisin inşaat halinde olması veya tüketicinin otele hiç gitmemiş olması durumunda, 14 gün geçmiş olsa bile "hizmetten yararlanılmadığı" gerekçesiyle cayma hakkı kullanılabilir.

Cayma bildirimi, ispat açısından mutlaka noter aracılığıyla yapılmalıdır. Sadece telefonla veya sözlü olarak yapılan bildirimler, satıcı tarafından inkar edilebilir ve hak kaybına yol açabilir. Cayma bildiriminin noterden gönderilmesi, 14 günlük süreyi koruyan en sağlam hukuki işlemdir.

SÖZLEŞME FESHİNDE %25 KESİNTİ TUZAĞI

Devre tatil şirketleri, tüketicinin cayma süresinden sonra pişman olması durumunda, sözleşmeye "fesih halinde bedelin %25'i masraf olarak kesilir" şeklinde maddeler eklerler. Bu madde, tüketicinin cayma hakkını kullanmaktan korkmasını sağlamak ve onu sözleşmeye mahkum etmek için kullanılan bir silahtır. Yerel mahkemeler bazen bu maddenin "sözleşme serbestisi" kapsamında olduğunu düşünerek bu kesintiye onay verebilmektedir.

Ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin emsal kararında netleştiği üzere; bu tür bir kesinti maddesi açık bir "haksız şart"tır. Tüketiciden, henüz yararlanmadığı bir hizmet için bedelin dörtte birini kesmek, dürüstlük kuralına aykırıdır ve taraflar arasındaki dengeyi banka/sağlayıcı lehine fahiş şekilde bozar. Tüketici, sözleşmeden dönmek istediğinde, ödediği paranın tamamını geri alma hakkına sahiptir.

Haksız şart niteliğindeki bu %25'lik kesinti hükmü "batıl"dır. Batıl bir hüküm hukuk dünyasında hiç doğmamış sayılır ve hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) dikkate alınır. Satıcının "bu maddeyi okuyup imzaladınız" savunması, haksız şart denetimi karşısında etkisizdir. Tüketici yasası, sözleşmenin zayıf tarafını, kendi attığı imzanın haksız sonuçlarına karşı bile korumaktadır.

TÜKETİCİ HUKUKUNDA HAKSIZ ŞART DENETİMİ

Haksız şart; satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan maddedir. Devre tatil sözleşmeleri, önceden basılmış "standart sözleşme" formlarıdır. Tüketicinin bu metinlerdeki maddeleri değiştirme veya pazarlık konusu yapma şansı yoktur. Kanun, standart sözleşmelerdeki maddelerin müzakere edilmediği karinesini kabul eder.

Eğer bir satıcı, "%25 kesinti maddesini tüketiciyle tek tek tartıştık ve o da kabul etti" diyorsa, bunu ispat yükü satıcıdadır. Ancak on binlerce tüketiciye aynı matbu formun imzalatıldığı bir sektörde bu ispatın yapılması fiilen imkansızdır. Dolayısıyla, bu kesinti maddesi her halükarda haksız şart olarak bertaraf edilir.

Haksız şart denetimi, sözleşmenin bütününü değil, sadece o haksız maddeyi etkiler. Sözleşmenin geri kalanı ayakta kalabilir; ancak tüketicinin fesih durumunda ödemesi gereken "ceza" ortadan kalkar. Bu denetim, tüketicinin ekonomik çıkarlarını koruyan en önemli subaptır. Mahkemeler, haksız şartı tespit ettikleri anda, tüketicinin taleplerini (kesintisiz iade) tam olarak kabul etmekle yükümlüdür.

SENETLERİN İPTALİ VE BEDEL İADESİ

Devre tatil sözleşmeleriyle birlikte genellikle tüketiciye bir deste "promissory note" (senet) imzalatılır. Bu senetler, taksit ödemelerini güvence altına almak içindir. Ancak 6502 sayılı Kanun, tüketici işlemlerinde senetlerin mutlaka "her taksit için ayrı ayrı" ve "nama yazılı" (tüketicinin adına) düzenlenmesini şart koşar. Eğer senetler "emre yazılı" (başkasına devredilebilir) düzenlenmişse, bu durum başlı başına bir geçersizlik nedenidir.

Sözleşmenin feshi veya cayma hakkının kullanılması durumunda, satıcı sadece aldığı parayı değil, henüz vadesi gelmemiş tüm senetleri de tüketiciye iade etmek zorundadır. Satıcının bu senetleri başkalarına (faktoring şirketlerine veya şahıslara) ciro etmiş olması, tüketicinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ancak satıcının bu eylemi kanuna aykırıdır. Tüketici, mahkemeden bu senetlerin "iptaline" ve "iadesine" karar verilmesini talep edebilir.

Emsal kararda vurgulandığı üzere, mahkeme sözleşmenin haksız şart içerdiğini tespit ettiğinde, sadece paranın iadesine değil, senetlerin de koşulsuz iptaline karar vermelidir. Senetlerin iptal edilmemesi, tüketicinin gelecekte haksız icra takipleriyle karşılaşma riskini devam ettirir. Bu nedenle, devre tatil davalarında "asıl alacak" ile "senet iptali" talepleri birbirinin ayrılmaz parçasıdır.

STANDART SÖZLEŞMELERDE GEÇERSİZLİK

Sonuç olarak; devre tatil ve devre mülk sözleşmeleri, tüketici haklarının en hassas olduğu alanlardan biridir. Tüketicinin tecrübesizliğinden ve maruz kaldığı psikolojik baskıdan faydalanılarak imzalatılan, içinde %25 kesinti gibi haksız şartlar barındıran standart sözleşmeler, hukuk düzeni tarafından korunmamaktadır. Cayma hakkının süresinde kullanılması veya tesisin hiç kullanılmamış olması durumunda, tüketicinin ödediği her kuruşu geri alma hakkı bakidir.

Yargıtay’ın bu emsal kararı, "sözleşmede öyle yazıyordu" diyen yerel mahkemelere ve devre tatil şirketlerine verilmiş net bir cevaptır: Tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan standart maddeler geçersizdir. Tüketiciler, imzaladıkları senetlerden ve ödedikleri paralardan, hukuki destek alarak kurtulabilirler. Adalet, baskı altında atılan imzaların değil, dürüstlük kuralına uygun kurulan sözleşmelerin yanındadır. Devre tatil tuzağına düşen her tüketici için hukuk, bir çıkış kapısı aralamaktadır. %25'lik kesinti bir "kural" değil, hukuken "haksız bir şart"tır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Devre tatil sözleşmesinden kaç gün içinde cayabilirim?

Yasal cayma süresi 14 gündür. Ancak size Ön Bilgilendirme Formu verilmemişse veya cayma hakkı usulüne uygun bildirilmemişse bu süre 1 yıla kadar uzayabilir. Ayrıca tesisi hiç kullanmadıysanız Yargıtay süreyi askıda kabul etmektedir.

2. Sözleşmeyi iptal edersem ödediğim paranın %25'i kesilir mi?

Hayır. Yargıtay emsal kararlarına göre bu %25'lik kesinti maddesi "haksız şart"tır ve geçersizdir. İptal durumunda ödediğiniz bedelin tamamını kesintisiz olarak iade almanız gerekir.

3. İptal bildirimini nasıl yapmalıyım?

En güvenli yol noter aracılığıyla ihtarname çekmektir. Sadece telefonla yapılan iptaller ileride ispat edilemeyebilir ve banka ödemeleriniz veya senet takibi devam edebilir.

4. İmzaladığım senetler ne olacak?

Sözleşmenin iptali veya cayma hakkının kullanımı durumunda, satıcı elindeki tüm senetleri size iade etmek zorundadır. Eğer iade etmezse mahkemeden bu senetlerin iptalini talep edebilirsiniz.

5. "Bedava tatil kazandınız" diyerek götürdükleri yerde imzaladığım sözleşme geçerli mi?

Agresif satış teknikleri ve psikolojik baskı altında, iradeniz sakatlanarak imzalatılan sözleşmelerin iptali mümkündür. Tüketici mahkemeleri bu tür "tecrübesizlikten yararlanma" durumlarında tüketiciyi korumaktadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
13. Hukuk Dairesi 2014/366 E. , 2014/12789 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa 1. Tüketici Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2013 NUMARASI : 2012/1778-2013/562 Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı şirket temsilcileri tarafından gezi amaçlı olarak götürüldüğü Emet ilçesinde, psikolojik baskı altında 26.06.2011 tarihli 17 yıllık devre tatil sözleşmesi imzaladığını, baskı uygulanarak iradesinin sakatlandığını, tatil hakkını henüz kullanmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu ve cayma hakkını kullandığını ileri sürerek sözleşmenin feshine, senetlerin iptaline ve yaptığı ödemenin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ile yaptığı devre tatil sözleşmesine göre cayma hakkını kullanarak sözleşmenin feshi, ödemelerinin iadesi ve senetlerin iptali için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, sözleşmenin 9.A.2 maddesine göre özetle cayma süresi geçtikten sonra sözleşmenin feshi nedeniyle sözleşme bedelinin % 25'i kesilerek ödemelerin geri iade edileceğine ilişkin madde hükmü uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş olup Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şart olduğu açıklanmıştır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ... " hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde "satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır" hükmü getirilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 26.06.2011 tarihli devre tatil sözleşmesinin 9.A.2.maddesinde belirtilen cayma süresinden sonra sözleşmenin feshi halinde % 25 kesinti yapılacağına ilişkin sözleşme hükmünün, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında haksız şart niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. O halde; mahkemece, sözleşmenin ilgili hükümlerinin haksız şart olduğu gözetilerek, davacı taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.4.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.