avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DİJİTAL HİZMETLERDE İTİBAR VE TAZMİNAT

Günümüzde bir bireyin veya kurumun dijital varlığı, onun toplumsal ve ticari itibarının en önemli parçasıdır. Web siteleri ve sosyal medya hesapları, sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda kişilerin fikirlerini paylaştığı, profesyonel kimliklerini inşa ettiği ve toplumla bağ kurduğu dijital mekanlardır. Bu mekanların tasarımı, yönetimi ve güvenliği için profesyonel destek almak (dijital medya danışmanlığı), hukuki açıdan bir "eser sözleşmesi" ilişkisi doğurur. Ancak bu ortaklıkta bazen hizmet sağlayıcılar (yükleniciler), ödenmeyen alacaklarını tahsil etmek veya başka ihtilaflar nedeniyle, etik ve hukuki sınırları aşarak dijital sabotaj yoluna gidebilmektedir. Bir web sitesinin şifrelerinin rıza dışı değiştirilmesi, içeriğin silinmesi veya daha vahimi, sitenin girişine "Bu site borcu nedeniyle kapatılmıştır" gibi kamuoyuna yönelik aşağılayıcı ibarelerin konulması, açık bir kişilik hakları ihlalidir. Hukuk, dijital dünyadaki bu "teşhir" ve "şifre gaspı" eylemlerini sadece sözleşmeye aykırılık olarak değil, manevi tazminatı gerektiren bir itibar saldırısı olarak değerlendirmektedir.

Dijital hizmet uyuşmazlıklarında mahkemelerin en büyük zorluğu, iddianın teknik doğasıdır. Bir web sitesine erişimin kim tarafından engellendiği, o aşağılayıcı yazının hangi IP adresi üzerinden sisteme girildiği veya şifrelerin gerçekten değiştirilip değiştirilmediği, ancak uzman bir bilişim bilirkişisinin incelemesiyle saptanabilir. Yargıtay’ın emsal kararları, teknik bilgi gerektiren bu tür dosyalarda bilirkişi incelemesi yaptırılmamasını "eksik inceleme" ve bozma nedeni saymaktadır. Özellikle siyasetçiler, doktorlar veya iş insanları gibi "tanınırlığı yüksek" kişilerin dijital mecralarının sabote edilmesi, onların profesyonel kariyerlerine ve şeref ve haysiyetlerine yönelik ağır bir saldırı niteliği taşır. Bu makalemizde, dijital medya danışmanlığı sözleşmelerinin hukuki niteliğini, dijital şantaj ve teşhir eylemlerinin kişilik haklarına etkisini, bilişim davalarında bilirkişi incelemesinin zorunluluğunu ve manevi tazminatın şartlarını akademik bir perspektifle ele alacağız.

DİJİTAL MEDYA DANIŞMANLIĞI VE ESER SÖZLEŞMESİ

Web sitesi tasarımı, içerik sağlanması ve sosyal medya yönetimi gibi hizmetler, Türk Borçlar Kanunu kapsamında "eser sözleşmesi" (TBK m. 470) olarak nitelendirilmektedir. Bu sözleşmede yüklenici (ajans/yazılımcı), iş sahibinin (müşteri) istekleri doğrultusunda dijital bir "eser" (web sitesi, sosyal medya profili vb.) meydana getirmeyi ve bunu yönetmeyi taahhüt eder. İş sahibi ise bunun karşılığında bir ücret ödemeyi üstlenir.

Eser sözleşmesinde yüklenici, işi sadakat ve özenle yapma borcu altındadır. Bu borç, sadece teknik bir işi bitirmeyi değil, aynı zamanda iş sahibinin menfaatlerini korumayı da kapsar. Yüklenici, iş sahibine ait şifrelerin ve verilerin "yediemini" (güvenilir emanetçisi) konumundadır. Dolayısıyla, taraflar arasında ücret konusunda bir ihtilaf çıksa dahi, yüklenicinin elindeki şifreleri iş sahibine karşı bir "silah" olarak kullanması, eser sözleşmesindeki sadakat borcuna taban tabana zıttır.

Hizmet sağlayıcı kurumlar, profesyonel birer tacir olarak basiretli davranmak zorundadırlar. Alacaklarını tahsil etmek için mahkeme veya icra yollarını kullanmak yerine, dijital sistemlere müdahale ederek iş sahibini felç etmek, dürüstlük kuralına aykırı bir "kendi hakkını bizzat alma" (ihkak-ı hak) girişimidir ve hukuk düzeni tarafından korunmaz.

"BU SİTE BORCUNDAN DOLAYI KAPATILMIŞTIR" İBARESİ

Dijital dünyada en sık karşılaşılan ve en ağır sonuçları olan sabotaj yöntemi, sitenin girişine "borç nedeniyle kapalıdır" ibaresinin konulmasıdır. Bu eylem, sadece bir erişim engeli değil, aynı zamanda bir "kamuya açık teşhir"dir. Tüketiciler veya seçmenler (siyasetçiler için) bu yazıyı gördüklerinde, site sahibinin borcunu ödeyemeyen veya ödemeyen, güvenilmez bir kişi olduğu algısına kapılırlar.

Bu ibarenin yazılması, site sahibinin "ekonomik ve sosyal itibarına" yönelik doğrudan bir saldırıdır. Yargıtay, bu tür bir eylemin iş sahibini toplum nezdinde küçük düşürdüğünü ve profesyonel saygınlığına zarar verdiğini kabul etmektedir. "Borç" bilgisinin üçüncü kişilere bu şekilde ilan edilmesi, özel hayatın gizliliği ve ticari sır ilkelerinin de ihlali anlamına gelir. Ödenmemiş bir borç olsa dahi, bu durumun dünyaya ilan edilmesi hukuka uygun bir "savunma aracı" değildir.

Kişilik hakları ihlali, bu yazının görüldüğü andan itibaren başlar. Sitenin kaç kişi tarafından ziyaret edildiği değil, "ziyaret edilebilir durumda olması" ve bu yazının kamusal alanda yer alması ihlal için yeterlidir. Bu, bireyin manevi dünyasında derin yaralar açan bir "dijital damgalama" işlemidir.

KİŞİLİK HAKLARI VE DİJİTAL İTİBAR

Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi, kişilik haklarını koruma altına alır. Kişilik hakları; bireyin ismi, şerefi, haysiyeti, resmi, özel hayatı ve itibarını kapsayan mutlak haklardır. Dijital ortamda ise bu haklar "dijital itibar" başlığı altında daha da genişlemektedir. Bir doktorun veya siyasetçinin web sitesinin kapatılması veya sabote edilmesi, onun toplumla kurduğu güven bağını koparır.

Dijital itibarın zedelenmesi, telafisi zor bir durumdur. Arama motorları ve dijital arşivler (Wayback Machine vb.) bu sabotaj anlarını kaydedebilir ve yıllar sonra dahi kişinin karşısına çıkarabilir. Bu nedenle mahkemeler, dijital ortamdaki kişilik hakları saldırılarını "basit bir sözleşme ihlali" olarak görmeyip, manevi tazminat gerektiren ciddi bir hukuka aykırılık olarak değerlendirmelidir.

Manevi tazminat, zedelenen itibarın onarılmasını amaçlar. Emsal olaydaki gibi bir milletvekili adayının, tam da seçim sürecinde (tanınırlığın en önemli olduğu dönemde) web sitesinin ve sosyal medya hesaplarının rıza dışı kapatılması, seçilme şansını ve toplumsal imajını doğrudan etkileyen bir saldırıdır.

BİLİŞİM DAVALARINDA BİLİRKİŞİ ZORUNLULUĞU

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 266 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Dijital mecralardaki "kim, ne zaman, nasıl müdahale etti?" soruları, tamamen teknik uzmanlık gerektiren konulardır.

Emsal kararda Yargıtay, yerel mahkemenin bilirkişi raporu almadan "karar vermesini" ağır bir usul hatası saymıştır. Bilirkişi; web sitesinin yönetici paneline girilip girilmediğini, şifrelerin hangi tarihte değiştiğini, "borç nedeniyle kapatılmıştır" yazısının hangi IP adresinden sisteme yüklendiğini (log kayıtları) tespit etmelidir. Bu teknik veriler olmadan, sadece tarafların iddia ve savunmalarıyla hüküm kurulamaz.

Dijital delillerin (log kayıtları, veritabanı yedeği, ekran görüntüleri) incelenmesi, davanın "kimin kusurlu olduğu" noktasındaki düğümü çözer. Bilirkişi raporu, mahkemenin hukuki nitelendirme yapabilmesi için gerekli olan "teknik zemini" oluşturur.

ŞİFRE DEĞİŞTİRME VE İÇERİK SİLME

Dijital medya danışmanının, iş sahibinin bilgisi dışında şifreleri değiştirmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında "bilişim sistemine yetkisiz müdahale" veya "sistemi engelleme" suçlarını da gündeme getirebilir. Hukuki açıdan ise bu, hizmet alanın kendi verilerine erişiminin "gasp edilmesi"dir. Yüklenici, işin bedeli ödenmediği gerekçesiyle "hapis hakkı" (rehin hakkı) kullanamaz; çünkü dijital veriler fiziksel bir mal değildir.

Sitedeki içeriklerin silinmesi ise "emeğin ve fikri mülkiyetin" yok edilmesidir. İş sahibi, yıllarca biriktirdiği yazılarını, fotoğraflarını ve etkileşimlerini yüklenicinin bir tıkıyla kaybedebilir. Bu durum, sadece maddi bir zarar (verilerin yeniden oluşturulması maliyeti) değil, aynı zamanda manevi bir yıkım doğurur. Çünkü o içerikler, kişinin dijital hafızası ve entelektüel mirasıdır.

Hukuk, dijital anahtarların (şifrelerin) bir tehdit unsuru olarak kullanılmasına izin vermez. Yüklenicinin elindeki teknik güç, iş sahibini köleleştirmek veya ona diz çöktürmek için kullanılamaz. Bu güç kullanımı, sözleşmenin temelindeki "sadakat" ve "güven" unsurlarını yok eder.

MANEVİ TAZMİNATIN ŞARTLARI VE TAKDİRİ

Manevi tazminata hükmedilmesi için üç şartın varlığı aranır: 1) Hukuka aykırı bir fiil (dijital sabotaj/teşhir), 2) Kişilik haklarının zedelenmesi (itibar kaybı/elem/keder), 3) İlliyet bağı (zararın bu fiil nedeniyle doğması). Dijital sabotaj vakalarında bu şartlar genellikle birlikte gerçekleşir.

Manevi tazminat miktarı takdir edilirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, saldırının ağırlığı, duyulan acı ve elemin boyutu dikkate alınır. Bir siyasetçinin seçim arifesinde, bir doktorun mesleki kariyerinin zirvesinde bu tür bir saldırıya uğraması, tazminat miktarını yukarı çeken "ağırlaştırıcı" unsurlardır. Tazminat, ne mağdurun zenginleşmesine yol açmalı ne de faili ekonomik olarak mahvetmelidir; ancak mutlaka "caydırıcı" ve "temsili bir adalet" sağlayıcı olmalıdır.

Ayrıca, davanın "müştereken ve müteselsilen" açılması önemlidir. Hem eylemi gerçekleştiren gerçek kişi hem de sözleşmenin tarafı olan ajans/şirket, bu zarardan birlikte sorumludur. Hukuk, kurumsal zırhın arkasına saklanarak bireylerin itibarını yok eden eylemlere karşı her iki tarafı da borçlu kılar.

YARGITAY'IN TEKNİK İNCELEME STANDARTLARI

Yargıtay’ın bozma kararı, mahkemelere "teknolojiye saygı" uyarısıdır. Karar, "usul ve yasa"ya aykırılığın temelini teknik rapor eksikliğine dayandırır. Bu yaklaşım, dijital çağdaki davaların artık "klasik hukuk mantığı" ile değil, "teknik-hukuk entegrasyonu" ile çözülmesi gerektiğini gösterir.

Yargıtay, mahkemeden sadece bir karar vermesini değil, "neden-sonuç ilişkisini teknik olarak ispatlamasını" bekler. Web sitesinin şifresinin kim tarafından değiştirildiğinin saptanması, kusur oranının belirlenmesi ve manevi tazminatın "somut teknik verilere" dayanması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu standartlar, dijital hizmet alan vatandaşları ajansların keyfi uygulamalarına karşı koruyan en büyük hukuki kalkandır.

Sonuç olarak; dijital dünya, kuralsız bir orman değildir. Sözleşme ile kurulan dijital ortaklıklar, yükleniciye iş sahibinin itibarını yok etme hakkı vermez. "Borç nedeniyle kapatılmıştır" yazısı bir tahsilat yöntemi değil, bir kişilik hakları ihlalidir. Hukuk, bilişim uzmanlarının merceği altında bu sabotajları tespit etmekte ve sorumlularını ağır manevi tazminatlara mahkum etmektedir. Dijital itibar, korunması gereken anayasal bir değerdir ve bu değere saldıranlar, adalet önünde hesap verecektir. Şifreleriniz sizin mahremiyetinizdir, itibarınız ise dokunulmazlığınızdır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Web sitemi yapan şirket borcum olduğu için siteyi kapatabilir mi?

Alacağını tahsil etmek için yasal yollar (icra, dava) yerine, siteye erişimi kesmek veya şifreleri değiştirmek genellikle sözleşmeye ve hukuka aykırıdır. Hele ki siteye "borç nedeniyle kapalıdır" yazılması kişilik hakları ihlalidir.

2. Siteme "borcu nedeniyle kapatılmıştır" yazılması durumunda tazminat alabilir miyim?

Evet. Bu ibare sizin ticari ve sosyal itibarınızı zedeleyen bir "teşhir" eylemidir. Kişilik haklarınıza saldırı teşkil ettiği için manevi tazminat davası açma hakkınız doğar.

3. Dijital sabotaj davasında ispat nasıl yapılır?

Bu davalarda mahkeme mutlaka bir "bilişim/bilgisayar uzmanı bilirkişi" atamak zorundadır. Uzman, sistem loglarını ve IP kayıtlarını inceleyerek şifrenin kim tarafından değiştirildiğini ve yazının kim tarafından yüklendiğini tespit eder.

4. Şifrelerimi vermeyen ajansa karşı ne yapabilirim?

Öncelikle noterden ihtarname çekerek şifrelerin teslimini isteyebilirsiniz. Teslim edilmezse mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla erişimin sağlanmasını ve uğradığınız zararların tazminini talep edebilirsiniz.

5. Manevi tazminat miktarı neye göre belirlenir?

Sizin toplumdaki konumunuz, uğradığınız itibar kaybının büyüklüğü, sitenin ne kadar süre kapalı kaldığı ve failin kusur oranı gibi kriterlere göre hakim tarafından takdir edilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
15. Hukuk Dairesi 2016/6528 E. , 2017/1784 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi ukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan manevi zararların giderilmesi talebi ile açılmış manevi tazminat davasıdır. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Davacı iş sahibi vekili; uzun yıllar doktor olarak görev yapan ayrıca bir şirketin müdürü olan müvekkilinin topluma hizmet etmek amacıyla 2015 yılı Haziran ayında yapılan seçimlerde bir siyasi partiden milletvekili adaylığı için başvurduğunu, bu süreçte toplumda tanınırlığını artırmak için internet ve sosyal medyadan yararlanmak istediğini, bunun için de davalı ... ..ın yetkilisi olduğu diğer davalı ....yın San. Tic. Ltd. Şti. isimli şirketten kendisine ait bir web sitesi tasarımı ve içeriğin sağlanması, facebook, instagram, twitter gibi sitelerden sosyal medya hesaplarının oluşturulması konusunda hizmet satın aldığını, davacının milletvekili adaylığı süresince şirket tarafından açılan bu hesapların ve web sitesinin davalı ... yönetiminde kullanıldığını, müvekkilinin adaylık başvurusunda bulunduğu siyasi partiden aday gösterilmeyince bu sitelerden sosyal medyayı kullanarak sevdikleri ile bu ortamda fikir ve düşüncelerini paylaşmaya devam etmek istediğini, müvekkiline ait bilgi ve içeriklerin mevcut olduğu http://www.mehmetakiferdem.com.tr şeklindeki web sitesi yayında iken davalılar tarafından web sitesinin şifrelerinin içerik sağlayıcı sıfatı ile davacının bilgisi dışında değiştirildiğini, sitedeki tüm içeriğin kaldırıldığını ve siteye erişenlerin "bu site borcu ödenmediğinden dolayı kapatılmıştır" şeklindeki ibare ile karşılaştıklarını, ayrıca yukarıda belirtilen sosyal medya hesaplarının da müvekkilinin bilgisi dışında kapatıldığını, davalı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların bu eylemlerinin müvekkilinin kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı yüklenici vekili cevabında; taraflar arasındaki dijital medya danışmanlık hizmetine ilişkin sosyal medya hesaplarının tamamının kullanıcı isminin drakiferdem şeklinde olduğu, davacı vekilinin iddialarını kabul etmediklerini, kullanıcı adı "drakiferdem" şeklindeki medya hesaplarının müvekkili tarafından açıldığını, halen açık olduğunu, müvekkili tarafından kapatılmadığını, diğer hesaplarla müvekkillerinin bir bağlantısı olmadığını, "mehmetakiferdem.com.tr" isimli web sitesinin açık olduğunu bu siteye erişimin müvekkili tarafından engellenmediğini, bu sitenin halen davacı tarafından aktif olarak kullanıldığını, ... 2015/13042 Esas 2015/12523 Karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının kişilik haklarının ihlali sayılacak bir eyleminin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle sözleşme ilişkisinin diğer davalı limited şirket ile kurulduğu, davalı ... ile sözleşme ilişkisi kanıtlanamadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden red kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Diğer davalı şirkete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirme hüküm kurmaya yeterli olmayıp, tarafların iddia ve savunmaları teknik iddia ve itiraz niteliğinde olduğundan teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun seçilecek bilgisayar ve web sitesi konusunda uzman bilirkişiden mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli rapor alınarak taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilmeli, web sitesinin şifresinin değiştirilip değiştirilmediği ve özellikle “bu site borcundan dolayı kapatılmıştır.” ibaresinin yazılış nedeni ve bundan tarafların yükümlülük ve kusurları değerlendirilmeli, teknik hususlarda alınacak rapordan sonra manevi tazminat takdir edilip edilmeyeceği değerlendirmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile ve HMK'nın 266. maddesi hükmüne aykırı şekilde çözümü hukuk dışında, teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişi raporu alınmaksızın hükme varılması, usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 25.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.