avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma Suçu

TCK 219 – Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma Suçu

Suçun Tanımı ve Hukuki Niteliği

Türk Ceza Kanunu’nun 219. maddesinde düzenlenen görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçu, din hizmetlerinin ifası sırasında bu görevin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasını cezalandıran özel bir suç tipidir. Bu suç, hem kamu düzenini hem de din hizmetlerinin tarafsız ve güvenilir şekilde yürütülmesini koruma amacı taşır.

TCK 219/1 – “İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi din hizmeti yapan kişilerden birinin, görevi sırasında ve görevinden doğan nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle bir kimseyi kanunlara uymamaya tahrik etmesi veya bir kimseyi kanunlara aykırı davranmaya teşvik etmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

TCK 219/2 – “Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiilin, kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Madde, özgü suç niteliğinde olup yalnızca belirli sıfatları taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Bu yönüyle TCK 217’den ayrılarak daha dar ancak daha ağır yaptırıma bağlanmış bir düzenleme getirmektedir.

Korunan Hukuki Değer

Bu suçla korunan hukuki değerler çok katmanlıdır. Öncelikle kamu barışı ve hukuk düzenine olan güven korunmaktadır. Bunun yanı sıra din hizmetlerinin tarafsızlığı, güvenilirliği ve toplum üzerindeki etkisinin kötüye kullanılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.

Din görevlilerinin toplum üzerindeki manevi etkisi dikkate alındığında, bu nüfuzun kötüye kullanılması kamu düzeni açısından ciddi riskler doğurabileceğinden kanun koyucu bu fiili ayrıca cezalandırma gereği duymuştur.

Maddi Unsurlar

Suçun maddi unsurları fail, mağdur, fiil, netice ve nedensellik bağı çerçevesinde incelenir.

Fail yalnızca imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi din hizmeti yürüten kişiler olabilir. Bu nedenle suç özgü suç niteliğindedir. Failin bu sıfatı taşıması yeterli olmayıp, fiilin görev sırasında ve görevden doğan nüfuz kullanılarak işlenmesi gerekir.

Mağdur belirli bir kişi olabileceği gibi toplumun geneli de olabilir. Bu yönüyle suç hem bireysel hem de kamusal boyut taşır.

Fiil, din görevlisinin görevinden kaynaklanan nüfuzunu kötüye kullanarak bir kimseyi kanunlara uymamaya tahrik etmesi veya kanuna aykırı davranmaya teşvik etmesidir. Bu yönüyle fiil, TCK 217 ile benzerlik göstermekle birlikte burada belirleyici unsur din görevlisinin nüfuzudur.

Netice bakımından birinci fıkrada suç, salt hareket suçu gibi görünmekle birlikte ikinci fıkrada kamu barışını bozma elverişliliği cezanın artırımı açısından dikkate alınmıştır.

Nedensellik bağı, din görevlisinin nüfuz kullanımı ile ortaya çıkan yönlendirme etkisi arasında kurulmalıdır.

Manevi Unsur

Bu suç yalnızca kastla işlenebilir. Failin, görevinden doğan nüfuzunu kullanarak başkalarını kanuna aykırı davranışa yönlendirme iradesi bulunmalıdır.

Taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Hukuka Aykırılık Unsuru ve Hukuka Uygunluk Nedenleri

Fiilin hukuka aykırı sayılabilmesi için herhangi bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması gerekir. Din ve vicdan özgürlüğü kapsamında yapılan açıklamalar bu suç kapsamında değerlendirilemez.

Ancak din hizmeti kapsamında yapılan açıklamaların, görevden doğan nüfuz kullanılarak bireyleri kanunlara aykırı davranışa yönlendirmesi halinde hukuka aykırılık unsuru gerçekleşir. Bu noktada ifade özgürlüğü ile kamu düzeni arasında denge gözetilmelidir.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Nitelikli Haller

TCK 219/2 – “Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiilin, kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Bu fıkra, suçun nitelikli halini düzenlemektedir. Eğer fiil kamu barışını bozma potansiyeline sahipse, ceza artırılacaktır. Bu düzenleme, suçun toplumsal etkisini esas alan bir ağırlaştırıcı sebep niteliğindedir.

Daha Az Cezayı Gerektiren Haller ve İndirim Sebepleri

Kanunda bu suça özgü özel bir indirim nedeni düzenlenmemiştir. Ancak genel hükümler çerçevesinde takdiri indirim uygulanabilir.

TCK 62 – “Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları…” dikkate alınarak cezada indirim yapılabilir.

Artırım Sebepleri

Madde kapsamında özel artırım sebebi olarak kamu barışını bozma elverişliliği düzenlenmiştir. Bunun dışında genel hükümler çerçevesinde artırım nedenleri uygulanabilir.

Şikâyet – Re’sen Soruşturma Durumu

Bu suç şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Yaptırım ve Hukuki Sonuçlar

TCK 219/1 uyarınca suçun temel hali için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Nitelikli halde ceza yarı oranında artırılır. Mahkûmiyet halinde adli sicil kaydı oluşur ve failin hukuki statüsü üzerinde çeşitli sonuçlar doğabilir.

Sık Sorulan Sosular (SSS)

Bu suç herkes tarafından işlenebilir mi?

Hayır. Suç özgü suçtur ve yalnızca din hizmeti yürüten kişiler tarafından işlenebilir.

TCK 217 ile TCK 219 arasındaki fark nedir?

TCK 217 herkes tarafından işlenebilirken, TCK 219 yalnızca din görevlileri tarafından ve görevden doğan nüfuz kullanılarak işlenebilir. Ayrıca TCK 219’da ceza daha ağırdır.

Din özgürlüğü kapsamında yapılan açıklamalar bu suçu oluşturur mu?

Hayır. Din özgürlüğü kapsamında yapılan açıklamalar suç oluşturmaz. Ancak bu özgürlük, kanunlara aykırı davranışa yönlendirme sınırını aşarsa suç oluşabilir.

Kamu barışının bozulması şart mı?

Hayır. Temel suç için bu şart aranmaz; ancak kamu barışını bozma elverişliliği cezanın artırılmasına neden olur.

Görev dışında yapılan açıklamalar bu suçu oluşturur mu?

Kural olarak hayır. Suçun oluşabilmesi için fiilin görev sırasında ve görevden doğan nüfuz kullanılarak işlenmesi gerekir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.