avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DINI DUYGULARIN ISTISMARI ILE DOLANDIRICILIK

Bireylerin ve toplumun en derin, en hassas ve en temiz yönü inanç sistemleri ile dini duygulardır. İnsanlar, inançları gereği yardımlaşmaya, iyiliğe ve kutsal değerlere karşı koşulsuz bir güven ve bağlılık duyarlar. Ancak ceza hukuku tarihi göstermiştir ki, bu kutsal bağlılıklar kötü niyetli failler tarafından sömürülmeye en açık alanlardan biridir. Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen "Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık" suçu, inanç sömürüsünü en ağır şekilde cezalandırarak bireylerin manevi dünyasını koruma altına alır. İnternet ve sosyal medyanın (sanal ortamın) sınırları aşan gücünü kullanan şarlatanlar, takipçilerini etkilemek amacıyla akılalmaz yalanlara başvurabilmektedir. Kendisinin hayali bir yaratık veya melek ile işbirliği yaptığını, kendisine yapılacak maddi yardımların "Allah'a borç verme" (kard-ı hasen kabilinden) sayılacağını iddia eden; yabancı istihbarat servislerinin kendisini takip ettiğini ve hatta kansere mucizevi bir ilaç bulduğunu söyleyerek sanal ortamda taraftar toplayıp para alan kişilerin eylemleri, basit bir ahlaki hata veya idari yaptırım konusu olamaz. Bu nitelikli aldatmacalar doğrudan TCK m. 158/1-a maddesinde tanımlanan ağırlaştırılmış dolandırıcılık suçunu oluşturur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve internet şarlatanlarına geçit vermeyen kararı, manevi sömürü davalarında adalet standardını en üst seviyeye taşımaktadır. Karar uyarınca; hayali yaratık işbirliği ve Allah'a borç verme yalanlarıyla para toplayanların eylemi nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.

Uygulamada, yerel ceza mahkemeleri sanal ortamda işlenen bu tür inanç sömürüsü ve "kanser ilacı bulma", "yabancı ajanlarca takip edilme" gibi bilimkurgu düzeyindeki saçma yalanları barındıran olaylarda "bu kadar absürt iddialara inanılması hayatın olağan akışına aykırıdır, hile unsuru yoktur" veya "eylem sadece idari para cezası veya kabahat oluşturur" diyerek beraat veya idari yaptırım kararları kurabilmektedirler. Oysa Yargıtay 15. Ceza Dairesi, bu dar ve şekilci yaklaşımı kesin bir dille reddetmektedir. Nitelikli dolandırıcılıkta hilenin gücü, mağdurun dini inançlarının yoğunluğuna ve kullanılan psikolojik manipülasyon tekniklerine göre ölçülür. Fail, takipçilerinin manevi zaaflarını bilerek ve isteyerek (kasten) hedef almış, dini sembolleri (Allah'a borç verme kavramını) haksız menfaatine alet etmiştir. Bu yalanların sanal ortamın o kontrolsüz yayılma gücüyle birleşmesi, aldatıcılık kabiliyetini (hileyi) en üst düzeye çıkarmıştır. Dolayısıyla eylemin nitelikli dolandırıcılık suçu olarak kabul edilip en ağır cezayla cezalandırılması zorunludur.

NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNUN YASAL ALANI

Basit dolandırıcılık suçunun aksine nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158), suçun kamu kurumları, dini duygular veya teknolojik imkanlar alet edilerek işlenmesidir.

Yasa koyucu, dolandırıcılık eyleminin belirli araç ve yöntemlerle işlenmesi halinde, mağdurun korunma imkanının azaldığını kabul ederek cezayı çok ciddi şekilde artırmıştır. Dini inançların sömürülmesi de bu nitelikli hallerin en başında yer alır ve faile asgari sınırları çok yüksek hapis cezaları öngörür.

DİNİ İNANÇ VE DUYGULARIN İSTİSMARI

Dini inanç ve duyguların istismarı, mağdurun kutsal kabul ettiği değerlere (din adamı, ibadet, kutsal kitaplar, sadaka vb.) olan güveninin kötüye kullanılmasıdır.

Bu suç tipinin oluşabilmesi için dinin bir sömürü aracı olarak aktif bir şekilde kullanılması gerekir. Örneğin, bir cami inşaatı yalanı, kurban derisi toplama dolandırıcılığı veya emsal karardaki gibi "Allah'a borç verme kabilinden yardım" iddiaları dini inançların istismarı suçu kapsamındadır. Din, failin aldatma hilesinin ana omurgasını oluşturur.

HAYALİ YARATIKLAR VE SOSYAL MEDYA

Sosyal medya ve sanal ortamlar, şarlatanların ve nitelikli dolandırıcıların kendilerine kapalı topluluklar (yankı odaları) kurmalarını kolaylaştırmaktadır.

Sanık, kendisinin doğaüstü hayali bir yaratık ile işbirliği yaptığını iddia ederek takipçilerini mistik bir dünyanın içine çekmiştir. Sosyal medyadaki takipçi kitlesinin psikolojik olarak etkilenmesi ve sürü psikolojisiyle sanığa inanması, aldatma hilesinin sanal ortamın sağladığı teknik kolaylıkla güçlendiğini gösterir. Bu durum hilenin varlığını mutlak kılar.

ALLAHA BORÇ VERME YALANI ANALİZİ

Kur’an-ı Kerim’de geçen "Kard-ı Hasen" (güzel borç) kavramı, Allah rızası için yapılan ve faizsiz yardımlaşmayı öngören çok kutsal bir dini ibadettir.

Sanık, takipçilerine "bana yapacağınız yardımlar Allah'a borç vermek gibidir" diyerek doğrudan bu dini kavramı maddi çıkarına alet etmiştir. Bu iddia, dini inançları zayıf olan veya dinen sevap kazanmak isteyen kişileri kandırmaya son derece elverişli, ağırlaştırılmış bir dini hiledir. TCK m. 158/1-a unsurlarını tam olarak karşılar.

SANAL ORTAMDA ETKİLEME VE NİTELİKLERİ

İnternet ve web siteleri üzerinden kitlelere ulaşmak, dolandırıcılığın TCK m. 158/1-f'de düzenlenen "bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması" nitelikli halini de tetikleyebilir.

Ancak eylemde baskın olan unsur dini duyguların sömürülmesi olduğundan, Yargıtay en ağır cezayı öngören (a) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık kabulü yapmıştır. Sanığın kansere ilaç bulduğu, yabancı ajanlarca takip edildiği gibi bilim kurgu yalanları da dini kılıfla birleştirilerek hilenin inandırıcılık dozajını artırmıştır.

TÜRK CEZA KANUNU YÜZ ELLİ SEKİZİNCİ MADDE

Dini inançların istismarı yoluyla nitelikli dolandırıcılığı tanzim eden TCK’nın 158. maddesinin ilgili hükümleri şu şekildedir:

TCK Madde 158/1-a -
"Dolandırıcılık suçunun; dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur."

Bu suçun cezası paraya çevrilemez veya ertelenemez sınırda ağırdır.

CMK UYARINCA USUL VE HÜKÜM

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, sanal ortamda işlenen bu karmaşık dini dolandırıcılık suçlarında adli soruşturma ve ispat usulleri şu şekildedir:

CMK delil toplama kuralları uyarınca; öncelikle sanığın takipçileriyle iletişim kurduğu sosyal medya hesapları, internet siteleri ve forum yazışmaları bilişim uzmanlarınca (CMK m. 134) incelenerek adli imaj kaydı alınır. Sanığın banka hesaplarına gelen para transferleri (havale/EFT) ve açıklamaları MASAK veya mali polis tarafından incelenir. Para gönderen mağdurların tanık sıfatıyla resmi ifadeleri alınarak, sanığın hangi dini yalanlarla (Örn: Allah'a borç verme iddiası) parayı talep ettiği saptanır. Mahkeme, CMK kuralları çerçevesinde bu siber deliller, banka kayıtları ve tanık beyanlarıyla dini sömürüyü saptarsa, beraat veya idari ceza kararı veremez. Doğrudan TCK m. 158/1-a uyarınca en az 3 yıl (alt sınır artırılmış) hapis cezasıyla mahkumiyet kurmalıdır. Aksine kararlar CMK ve TCK'ya aykırıdır.

HUKUKİ YORUMLAR VE DİNİ ADALET

Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, internet ortamında dini değerleri sömürerek servet kazanan şarlatanlara karşı hukuk devletinin tavizsiz adalet kılıcıdır.

Sonuç olarak; hayali yaratıklarla işbirliği yaptığını, kansere ilaç bulduğunu ve kendisine para vermenin Allah'a borç vermek sayılacağını iddia ederek sanal ortamda para toplayan sanığın eylemi TCK m. 158/1-a uyarınca "Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturur. Mahkemelerin bunu cezasız bırakması yasaya aykırıdır. Yargıtay, bu kararla hem kutsal değerlerin sömürülmesini engellemiş hem de internet dolandırıcılarına karşı yasal korumayı güçlendirerek Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Sosyal medyada dini hocalar veya medyumlar benden para talep ederse bu suç mudur?

Evet. Kendisini doğaüstü güçlere sahip göstererek veya "bize yardım ederseniz Allah katında sevap kazanırsınız" gibi dini sömürü yalanlarıyla sizden para alan kişiler, TCK m. 158/1-a uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanırlar.

2. Birinin kansere ilaç buldum yalanına inanıp para göndermek dolandırıcılık sayılır mı?

Evet, sayılır. Emsal kararda belirtildiği üzere; gerçekte mevcut olmayan hastalıkları olduğunu iddia etmek, kansere ilaç bulduğunu söylemek gibi yalanlarla dini terimleri (Allah'a borç verme vb.) birleştirerek para toplamak nitelikli dolandırıcılıktır.

3. Dini sömürü yoluyla dolandırıcılığın cezası ne kadardır?

TCK m. 158/1-a uyarınca bu suçun cezası 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve ağır adli para cezasıdır. Bu ceza türünde cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi lehe hükümlerin uygulanması neredeyse imkansızdır.

4. İnternet üzerinden dolandırıldığımda paramı nasıl geri alabilirim?

Ceza davası açıldığında mahkemeden şikayetçi olarak katılan sıfatı almalısınız. Sanık hakkında mahkumiyet kurulurken zararın giderilmesi (etkin pişmanlık) şartı aranacağından, sanık ceza indirimi almak için paranızı size geri ödemek zorunda kalacaktır.

5. Dini dolandırıcılık suçlarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Dini duyguların istismarı suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu şikayete tabi değildir, savcılıkça resen soruşturulur. Bu suçta dava zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır. Bu süre içinde her an dava açılabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/14419 E., 2012/39544 K. "...sanığın hayali bir yaratık ile işbirliği yaptığı, kendisine yapılacak yardımların Allah'a borç verme kabilinden sayılacağı, gerçekte mevcut olmayan hastalıklarının bulunduğu, yabancı istihbarat birimlerinin peşinde olduğu, kansere ilaç bulduğu gibi yalanlarla sanal ortamdaki takipçilerini etkileyip kendisine para gönderilmesini sağladığı hususları dikkate alındığında, sanıkların bahsi geçen mağdurlara yönelik eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturacağı gözetilmezlik edilerek yazılı şekilde sanıklar hakkında idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş"