avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DİŞ HEKİMİ MALPRAKTİSİ VE SEVK HATASI

Tıp ve diş hekimliği uygulamaları, insan sağlığı ve vücut bütünlüğü üzerinde doğrudan tasarrufta bulunulan, bu nedenle hata kabul etmeyen en kritik meslek alanlarıdır. Hekimler, hastalarının tedavilerini yürütürken tıp biliminin güncel kurallarına, mesleki standartlara ve yüksek özen yükümlülüğüne uygun hareket etmekle mükelleftirler. Diş hekimliği uygulamalarında implant, protez veya kanal tedavisi gibi işlemler öncesinde yapılan diş çekimleri sıradan cerrahi müdahaleler gibi görünse de, çene yapısına kalıcı hasar verme potansiyeline sahiptir. Diş çekimi esnasında dişin kırılarak kökünün çene kemiğinde bırakılması, hekimlik uygulamasında karşılaşılabilecek olası komplikasyonlardan biri olsa da; hekimin bu durumu fark etmesine rağmen sessiz kalması, kalan kökleri temizlememesi veya kendi teknik imkanlarını aşan bu durumda hastayı uzman bir çene cerrahisi merkezine sevk etmemesi, doğrudan "tıbbi malpraktis" (hekimlik hatası) olarak değerlendirilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin incelememize konu emsal kararı, diş hekimlerinin hukuki ve cezai sorumluluk sınırlarını çizen çok çarpıcı bir malpraktis içtihatıdır. Kararda; protez tedavisi öncesi yaptığı çekimlerde sol alt çenedeki dört ve beş numaralı dişlerin köklerini çene kemiğinde kırık olarak bırakan ve hastayı bir çene cerrahisi merkezine yönlendirmeyen diş hekiminin, "taksirinin yoğunluğu" gözetilerek taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Uygulamada bazı diş hekimleri, yaptıkları çekim esnasında diş kökünün kırılıp kemik içinde kalmasını önemsiz bir komplikasyon olarak sunmakta veya hastanın durumdan haberdar olmasını engellemeye çalışmaktadır. Oysa çene kemiğinde bırakılan diş kökleri zamanla feci enfeksiyonlara, kemik erimelerine, şiddetli ağrılara ve çene kistlerine yol açarak hastanın vücut bütünlüğünü ağır biçimde bozmaktadır. Hekimin kendi sınırlılığını bilmesi, tıbbi etik ve hukuk kurallarının en temel unsurudur. Eğer hekim, kendi kliniğinde bu kökleri güvenle çıkaramıyorsa, hastayı derhal bir Diş Hekimliği Fakültesi Cerrahi Kliniğine sevk etmekle yükümlüdür. Yargıtay'ın bu emsal kararı, hekimin sadece eylemsel hatasını değil, aynı zamanda hastayı uzman merkezlere "yönlendirmeme" şeklindeki ihmali davranışını da kusurlu bularak, sağlık hukukunda sevk ve bilgilendirme yükümlülüğünün yaşamsal önemini tescil etmiştir.

DİŞ HEKİMLİĞİNDE TIBBİ MALPRAKTİS KAVRAMI

Tıbbi malpraktis (hekimliğin kötü uygulaması), hekimin bilgisi, becerisi veya tedaviyi yürütürken gösterdiği özen eksikliği nedeniyle tıp biliminin standartlarına aykırı davranarak hastaya zarar vermesidir. Malpraktis, tanı koyma, tedavi seçimi, operasyon sırası ve sonrasındaki bakım aşamalarında ortaya çıkabilir.

Diş hekimliğinde malpraktis, çoğunlukla hatalı implant uygulamaları, yanlış dişlerin çekilmesi, kanal tedavisi sırasında alet kırılması veya çekim esnasında çene kemiğinin kırılması şeklinde görülür. Hekimin tıp kurallarına aykırı her eylemi, onun hukuki (tazminat) ve cezai (taksirle yaralama/öldürme) sorumluluğunu doğurur. Emsal kararımıza konu olayda, sanık diş hekiminin protez yapımı amacıyla başlattığı tedavide sergilediği zincirleme hatalar, net bir malpraktis tablosunu ortaya koymaktadır.

ÇENE KEMİĞİNDE KÖK BIRAKMA HATASI

Diş çekimi sırasında, anatomik zorluklar, dişin çürük yapısı veya kemiğe aşırı tutunması nedeniyle dişin taç kısmının kırılarak kökünün çene kemiğinde kalması tıp dilinde bir komplikasyon olarak kabul edilebilir. Ancak hukuk ve tıp etiği, bu komplikasyon oluştuktan sonra hekime yeni ödevler yükler.

Sanık diş hekimi, protez yapmak amacıyla hastanın alt çenesinden çok sayıda dişi çekmiş, ancak sol alt 4 ve 5 numaralı dişlerin çekimi esnasında bu dişleri kırarak köklerini çene kemiğinin içinde bırakmıştır. Adli Tıp Kurumu ve Yargıtay dosyasındaki radyolojik grafilerin (panoramik röntgenlerin) incelenmesi sonucunda, bu köklerin orada bırakıldığı ve çıkartılmadığı bilimsel olarak kesinleştirilmiştir. Komplikasyon olabilecek bir durum, hekimin gerekli müdahaleyi yapmaması ve kökleri orada unutması/bırakması nedeniyle doğrudan "tıbbi kusura" dönüşmüştür.

SEVK YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ VE CEZAİ SONUÇLARI

Tıbbi müdahalelerde hekimin en hayati yükümlülüklerinden biri "sınırlarını bilme ve sevk etme" yükümlülüğüdür. Bir pratisyen diş hekimi veya uzman olmayan bir hekim, karşılaştığı vakanın kendi uzmanlık alanını, teknik donanımını veya becerisini aştığını fark ettiği an, hastaya müdahale etmeyi durdurarak onu uzman bir hekime veya donanımlı bir merkeze sevk etmek zorundadır.

Çene kemiğinde kalan derin köklerin çıkarılması, ileri cerrahi teknikler ve bazen genel anestezi altında çene cerrahisi uzmanlığı gerektirir. Sanık diş hekiminin, kalan bu kökleri kendisi çıkaramadığı halde hastayı "Diş Hekimliği Fakültesi Cerrahi Kliniğine veya çene cerrahisi olan bir merkeze yönlendirmemesi" Yargıtay tarafından çok ağır bir mesleki eksiklik ve kusur olarak nitelendirilmiştir. Bu yönlendirmeme eylemi, hastanın acı çekmesine ve zarar görmesine doğrudan sebebiyet vererek suçu taksir boyutundan yoğun bir kusura taşımıştır.

TAKSİRLE YARALAMA SUÇU VE HEKİM SORUMLULUĞU

TCK'nın 89. maddesinde düzenlenen "Taksirle yaralama" suçu, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir kimsenin vücudunda acı duyulmasına veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmayı cezalandırır. Hekimlerin tıbbi müdahaleler sırasındaki hataları da bu suç kapsamında değerlendirilir.

Tebliğnamede (savcılık görüşünde) sanık hakkında beraat veya lehe bozma talep edilmiş olsa da, Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu görüşe iştirak etmemiştir. Daire; sanık diş hekiminin sergilediği kusurlu davranışların (kök bırakma ve sevk etmeme) "taksirinin yoğunluğunu" net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, sanığın mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme kararını onaylamıştır. Hekimin dikkatsizliği ve özen yükümlülüğünü fahiş şekilde ihlal etmesi, ceza sorumluluğunun en temel dayanağı kılınmıştır.

HEKİMİN ÖZEN VE DİKKAT BORCUNUN SINIRLARI

Hekim ile hasta arasındaki ilişki, hukuki niteliği itibariyle bir "vekalet sözleşmesi" hükümlerine tabidir. Vekil (hekim), işini görürken sadakat ve özenle hareket etmek, hastanın yaşamını ve sağlığını korumak için elinden gelen tüm bilimsel imkanları seferber etmek zorundadır. Hekim en hafif kusurundan dahi sorumludur.

Özen borcu, sadece tedaviyi fiziksel olarak yapmayı değil; aynı zamanda hastayı tedavinin tüm aşamaları, olası riskleri ve komplikasyonları hakkında detaylıca bilgilendirmeyi (aydınlatılmış onam) de kapsar. Somut olayda hekimin, dişlerin sallandığı ve köklerinin kaldığı konusunda hastaya dürüst bilgi vermemesi ve sevk yollarını kapatması, özen borcunun en ağır şekilde çiğnenmesidir. Hukuk düzeni, hastasını kaderine terk eden ve mesleki sınırlarını aşan hekimleri cezalandırmakta tereddüt etmez.

YARGITAYIN HEKİM SORUMLULUĞUNA DAİR YORUMU

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, sağlık hukuku literatüründe diş hekimlerinin klinik sınırlarındaki sorumluluklarını belirleyen abidevi bir karardır. Karar, tıp dünyasına "Kendi sınırını bil, müdahale edemediğin yerde hastayı sevk et" mesajını en sert adli dille iletmektedir.

Bu karar sayesinde, hastaların çene kemiklerinde kırık kökler bırakılarak evlerine gönderilmesi ve ardından yaşanan enfeksiyonların "ne yapalım, komplikasyon" denilerek geçiştirilmesinin önüne geçilmiştir. Hukuk, komplikasyon kavramının ardına gizlenmeye çalışan tıbbi ihmalleri açığa çıkararak, hastaların vücut bütünlüğünü ve haklarını en üst seviyede korumaya, kusurlu hekimleri adil yaptırımlarla cezalandırmaya kararlılıkla devam edecektir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Diş hekimi dişimizi çekerken kökünü içeride kırdı ve 'Bu erir, zararı olmaz' diyerek beni gönderdi. Bu suç mudur?

Evet, bu durum doğrudan bir hekimlik hatasıdır (malpraktis). Diş kökünün çene kemiğinde bırakılması ve hastanın uzman bir çene cerrahisine sevk edilmemesi, Yargıtay emsal kararına göre "taksirle yaralama" suçunu oluşturur. Diş hekimi hakkında şikayetçi olabilirsiniz.

2. Diş tedavisi sırasında yapılan hatadan dolayı diş hekimine dava açabilir miyim? Süreç nasıl işler?

Evet, açabilirsiniz. Hatalı tedavi nedeniyle diş hekimine karşı ceza davası açılması için Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Ayrıca uğradığınız maddi ve manevi zararların (yeni tedavi masrafları, çekilen acılar vb.) karşılanması için Tüketici Mahkemesinde tazminat davası açma hakkınız vardır.

3. Çene kemiğinde bırakılan diş köklerinin bana ne gibi bir zararı olabilir? Hukuken bunu nasıl ispatlarım?

Çene kemiğinde kalan kökler zamanla iltihaplanma, kist oluşumu, şiddetli çene ağrıları ve kemik erimesine yol açar. Hukuken bunu ispatlamak için çekilecek bir panoramik röntgen (radyolojik grafi) yeterlidir. Mahkeme veya savcılık bu röntgenleri Adli Tıp Kurumuna göndererek hekimin hatasını resmi raporla saptar.

4. Hekimlikte 'Komplikasyon' ile 'Malpraktis' arasındaki fark nedir? Kök kırılması hangisine girer?

Komplikasyon, tıp kurallarına tamamen uyulsa dahi gelişebilecek öngörülebilir ama engellenemez olumsuz sonuçlardır. Malpraktis ise hekimin bilgi eksikliği, ihmali veya özensizliği ile oluşan hatadır. Diş çekilirken kökün kırılması başlangıçta bir komplikasyon sayılabilir; ancak hekimin bu kırık kökü orada bırakması ve hastayı uzman bir çene cerrahına sevk etmemesi net bir malpraktistir.

5. Devlet hastanesindeki diş hekiminin yaptığı hatadan dolayı doğrudan hekimin şahsına ceza davası açılabilir mi?

Evet. Kamu görevlisi de olsa hekimlerin taksirli eylemleriyle yaralamaya neden olmaları şahsi cezai sorumluluklarını doğurur. Savcılık, İl Sağlık Müdürlüğünden gerekli soruşturma iznini aldıktan sonra kamu görevlisi diş hekimi hakkında doğrudan "Taksirle Yaralama" suçundan ceza davası açabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/11906 E.. 2018/12451 Κ. "Katılan üst çene protezini yaptırmak maksadıyla 06.06.2012 tarihinde sanığa başvurduğu, sanık ve katılanın, alt çene protezinin de üst çene protezi ile birlikte yapılmasına karar vermeleri üzerine tedaviye başlanarak, aynı gün planlama neticesinde alt çeneden iki diş, 08.06.2012 tarihinde üç diş, 11.06.2012 tarihinde yapılan muayene neticesinde sol alt çenedeki üç numaralı dişin çürük olduğu ve çekilmesi gerektiği hususunda, sanık hekim tarafından katılan hastaya bilgi verildiği, bu çekim esnasında sol alt çenede üç numaralı dişe komşu dişler olan dört ve beş numaralı dişlerin sallandığı ve yapılacak proteze sıkıntı çıkarmaması maksadıyla çekildiği, yapılan çekim esnasında bu dört ve beş numaralı dişlerin kırılarak köklerinin çene kemiğinde bırakıldığı somut olayın Kurulca radyolojik grafilerin incelenmesinde sol alt dört ve beş numaralı dişlerin çekilmiş olduğu ve bu dişlere ait köklerin çıkartılmadığının tespit edildiği, diş hekimi olan sanığın kalan diş köklerinin çıkartmaması ve çıkartılması için Diş Hekimliği Fakültesi Cerrahi Kliniğine veya çene cerrahisi olan bir merkeze yönlendirmemesinin bir eksiklik olduğuna ilişkin mütalaası gereğince sanığın taksirinin yoğunluğu ve meydana gelen netice dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma içeren görüşe iştirak edilmemiştir."