DISIPLIN HUKUKUNDA EKSIK INCELEME IPTALI
Kamu düzeninin sürdürülebilmesi ve devlet hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kamu görevlilerinin yasalara ve meslek ahlakına uygun çalışmasıyla mümkündür. Devlet, memurların görev dışı veya görev içi disiplinsiz davranışlarını cezalandırmak amacıyla idari soruşturma ve ceza uygulama yetkisine sahiptir. Ancak idarenin bu cezalandırma yetkisi, sınırsız ve denetimsiz değildir. Anayasa’nın güvence altına aldığı "hukuk devleti" ve "adil yargılanma" ilkeleri, memur disiplin hukukunda da tavizsiz bir şekilde geçerlidir. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin E fıkrasının (g) bendi uyarınca verilen "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası, memurun mesleki hayatını tamamen sonlandıran, onu ve ailesini ekonomik olarak yok eden en ağır disiplin yaptırımıdır. Bu denli ağır bir cezanın uygulanabilmesi için, isnad edilen fiilin işlendiğinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde, kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması yasal bir zorunluluktur. İdarenin sadece birkaç çelişkili ifadeden ve ceza mahkemesince "hukuka aykırı elde edildiği" gerekçesiyle reddedilen yasadışı ses kayıtlarından yola çıkarak eksik incelemeyle memuru ihraç etmesi hukuken kabul edilemez. Danıştay 8. Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve idare hukukunda devrim niteliğindeki kararı, memur güvencesini en üst düzeyde korumaktadır. Karar uyarınca; yüz kızartıcı hareket iddiasıyla memurluktan ihraç kararı verilebilmesi için idarenin eksiksiz, derinlemesine ve şüpheye yer bırakmayacak bir soruşturma yürütmesi şarttır. Eksik incelemeye dayanan ihraç işlemleri hukuka aykırı olup iptal edilmelidir.
Uygulamada, kamu kurumları memurlar hakkında bir şikayet ulaştığında, yüzeysel bir muhakkik soruşturması yürüterek sadece şikayetçinin ve memurun ifadelerini almakta, çelişkili durumları aydınlatacak yan tanıkları araştırmadan alelacele ihraç kararı tesis etmektedirler. Bu süreçte en sık başvurulan hatalı yöntemlerden biri de, şikayetçinin memurla yaptığı telefon görüşmesini izinsiz kaydetmesiyle elde edilen "yasadışı ses kayıtlarının" disiplin hükmüne esas alınmasıdır. Ceza mahkemeleri bu kayıtları hukuka aykırı delil (yasak delil) sayıp beraat kararı verirken, idareler "disiplin hukuku bağımsızdır" diyerek bu ses kayıtlarıyla memuru meslekten çıkarabilmektedir. Danıştay 8. Dairesi ise bu hukuksuzluğa dur demektedir. Kararda da belirtildiği üzere, Ağır Ceza Mahkemesi'nin yasadışı ses kaydını hükme esas almayarak beraat niteliğinde karar vermesi karşısında, idarenin de bu kaydı tek başına ihraç gerekçesi yapması imkansızdır. Soruşturmada memur lehine ve aleyhine olan tüm ifadelerdeki çelişkiler adli tıp, kriminal inceleme ve ek tanık beyanlarıyla tamamen çözülmeden, eksik incelemeyle hazırlanan rapora dayanarak verilen ihraç kararı açıkça sakattır ve İdare Mahkemesince iptal edilmelidir.
DEVLET MEMURLARI DİSİPLİN HUKUKUNUN ESASLARI
Devlet memurları disiplin hukuku, cezalandırıcı yönünden ziyade kamu hizmetinin itibarını korumayı amaçlayan, ancak bunu yaparken memurun anayasal haklarını da korumak zorunda olan kurallar bütünüdür. İdari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlanır.
Ancak bu karine, idarenin keyfi hareket edebileceği anlamına gelmez. Memurlar hakkında yürütülen disiplin işlemlerinde; savunma hakkının tanınması (en az 7 gün), soruşturma zamanaşımı sürelerine uyulması (Örn: 657 m. 127) ve tarafsız bir muhakkik görevlendirilmesi gibi kurallar emredici niteliktedir. Bu kuralların ihlali idari işlemi usul yönünden sakatlar.
MEMURLUKTAN ÇIKARMA CEZASININ AĞIR KOŞULLARI
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesinde düzenlenen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derece yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak", memuriyetin en ağır cezalandırma maddesidir.
Bu suç tipinin kapsamına; rüşvet, irtikap, cinsel taciz, hırsızlık gibi toplum nezdinde utanç verici kabul edilen fiiller girer. Böylesine ağır ve memurun tüm geleceğini lekeleyen bir cezanın verilebilmesi için, suçun işlendiğinin "kesin, inandırıcı ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde" somut delillerle kanıtlanması şarttır. Varsayımlara, şüphelere veya tahminlere dayanılarak ihraç kararı verilemez.
EKSİK İNCELEME İLE İŞLEM TESİSİ
İdari yargılama hukukunda "eksik inceleme", idari işlemin sebep ve amaç unsurlarını sakatlayan, işlemin iptaline yol açan en önemli maddi hata türlerinden biridir. İdare, karar almadan önce maddi gerçekliği tam olarak araştırmalıdır.
Emsal karara konu olan olayda, muhakkik sadece şikayetçi kursiyer, memur ve kurum müdürünün ifadelerini alarak soruşturmayı tamamlamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasındaki diğer ifadeler incelendiğinde ise, tanık beyanlarının bir kısmının şikayetçiyi, bir kısmının ise memuru desteklediği, yani ciddi bir çelişkinin olduğu görülmüştür. İdare, bu tanık beyanları arasındaki çelişkileri giderecek çapraz sorgulamalar, yerinde incelemeler veya ek deliller toplamadan, eksik soruşturma raporuna dayanarak memuru ihraç etmiştir. Danıştay, bu eksikliği işlemin iptali için doğrudan gerekçe saymıştır.
HUKUKA AYKIRI DELİLLERİN DİSİPLİN HÜKMÜ
Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası uyarınca: "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez." Bu anayasal kural sadece ceza yargılamasında değil, disiplin hukukunda da mutlak olarak geçerlidir.
Şikayetçinin memurla yaptığı telefon görüşmesini gizlice kaydetmesi ve bu yasadışı ses kaydını idareye sunması durumunda, bu ses kaydı "hukuka aykırı delil" niteliğindedir. Ağır Ceza Mahkemesi, bu ses kaydını hükme esas almayarak dikkate almamıştır. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hukuka aykırı bularak elediği bir delilin, idari makamlarca disiplin cezasına tek başına gerekçe yapılması hukuk devletinde kabul edilemez. Yasadışı dinlemeler disiplin cezasına esas alınamaz.
ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİNİN KABULÜ
Ceza hukukunun en temel ve evrensel ilkelerinden biri olan "şüpheyi yenen kesin delil bulunmadıkça ceza verilemeyeceği" (in dubio pro reo - şüpheden sanık yararlanır) ilkesi, memur disiplin hukukunda da aynen uygulanır.
Disiplin soruşturmasında elde edilen deliller, memurun suçluluğu yönünde kesin bir kanaat oluşturmaya yetmiyorsa, ifadeler çelişkili ve kafa karıştırıcıysa, şüphe memur lehine yorumlanmalıdır. İdarenin "şüphe var, o halde memuriyetten çıkaralım" yaklaşımı, adil yargılanma hakkına ve suçsuzluk karinesine tamamen aykırıdır. Kesin delil yoksa disiplin cezası da verilemez.
SORUŞTURMA RAPORLARININ HUKUKİ DENETİM SINIRLARI
İdare Mahkemeleri ve Danıştay, önlerine gelen disiplin cezası davalarında sadece idari kararın şekli unsurlarını değil, soruşturma raporunun (muhakkik raporunun) içeriğini, delillerin toplanış biçimini ve derinliğini de denetler.
Muhakkik, idarenin tarafsız gözüdür. Muhakkik raporunda memur lehine olan deliller karartılmışsa, tanıkların çelişkili ifadeleri görmezden gelinmişse veya eksik inceleme yapılmışsa, mahkeme bu raporu geçersiz sayarak idari işlemi iptal eder. Mahkemelerin bu derinlemesine denetimi, memurların idari keyfiyete karşı korunmasının en önemli güvencesidir.
DEVLET MEMURLARI KANUNU 125 VE İLGİLİ MEVZUAT
Memuriyetten ihraç kararlarında eksiksiz soruşturma yapılmasının yasal dayanaklarını oluşturan 657 sayılı Kanun hükümleri şu şekildedir:
657 Sayılı Kanun Madde 125/E-g -
"Devlet memurluğundan çıkarma: Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derece yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmaktır."
657 Sayılı Kanun Madde 130 -
"Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır."
Bu yasal mevzuat, memur güvencesinin yasal temelidir.
İYUK KAPSAMINDA İDARİ YARGILAMA USULÜ
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca, memurluktan çıkarma kararlarına karşı açılacak iptal davaları görevli İdare Mahkemelerinde açılır. Dava açma süresi tebliğden itibaren 60 gündür. Usul kuralları şu şekilde işletilir:
İYUK m. 20 uyarınca, İdare Mahkemeleri "re'sen araştırma ilkesine" sahiptir. Mahkeme, tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın, davaya konu olan disiplin soruşturması dosyasının tamamını, ceza mahkemesi dosyasını ve savcılık hazırlık evraklarını doğrudan ilgili kurumlardan talep eder. İdari hakim, HMK usulündeki gibi delillerle sınırlı olmayıp, maddi gerçeği ortaya çıkarmak için her türlü araştırmayı re'sen yapar. Emsal davada da Danıştay, İYUK'un re'sen araştırma yetkisini kullanarak savcılık ifadelerini ve ceza mahkemesi kararını incelemiş ve idarenin eksik incelemesini saptayarak iptal hükmü kurmuştur.
HUKUKİ YORUMLAR VE YARGISAL SONUÇLAR
Danıştay 8. Dairesi'nin bu emsal kararı, kamu bürokrasisinde keyfi ve haksız ihraçların önünü kesen, memuriyet güvencesini anayasal adalet çizgisine taşıyan mükemmel bir içtihattır. Karar, idari işlemlerde adil soruşturma standardını yükseltmiştir.
Sonuç olarak; 657 sayılı Kanun’un 125/E-g maddesi uyarınca memurluktan ihraç kararı verilebilmesi için, isnad edilen fiilin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispatlanması şarttır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen ses kayıtları disiplin cezasına esas alınamaz. Tanık ifadelerindeki çelişkiler giderilmeden, eksik muhakkik raporuna dayanılarak verilen ihraç kararları hukuka aykırıdır ve İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmelidir. Danıştay, bu bozma ilamıyla idari işlemlerde "maddi gerçeğe ulaşma" borcunu idareye mutlak bir ödev olarak yükleyerek Türk kamu hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Hayır, edemez. Danıştay emsal kararı uyarınca, memurluktan çıkarma gibi ağır bir ceza için iddianın "kesin, inandırıcı ve şüpheye yer bırakmayacak" somut delillerle kanıtlanması gerekir. Çelişkili ifadelerle yapılan eksik incelemeli ihraç kararları mahkemece iptal edilir.
Hayır, olamaz. İzinsiz yapılan telefon ses kayıtları Anayasa uyarınca "hukuka aykırı delil" (yasak delil) niteliğindedir. Ceza mahkemesinin kabul etmediği bu tür yasadışı kayıtlar idari disiplin cezasına da tek başına dayanak yapılamaz.
Disiplin hukuku ile ceza hukuku bağımsızdır; ancak ceza mahkemesinde "delil yetersizliği" veya "fiilin hukuka aykırı delille kanıtlanamaması" gerekçesiyle beraat ettiyseniz, idare de aynı yetersiz delillerle size ihraç cezası veremez. Verirse idare mahkemesi bu cezayı iptal eder.
İhraç kararının size tebliğ edildiği tarihten itibaren en geç 60 gün içinde, görev yaptığınız yerdeki İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli "Disiplin Cezasının İptali" davası açmanız gerekmektedir.
Evet. İdare Mahkemesi iptal kararı verdiğinde, idare anayasal olarak kararı 30 gün içinde uygulamak ve sizi eski görevinize iade etmek zorundadır. Ayrıca boşta kaldığınız süredeki tüm birikmiş maaşlarınızı ve parasal haklarınızı faiziyle birlikte yasal olarak alırsınız.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Danıştay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.