avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DURMUŞ TAKİPTE MENFİ TESPİT YARARI

İcra takibine maruz kalan borçlunun, kendisinden talep edilen borcun gerçekte var olmadığını kanıtlamak amacıyla açtığı davaya menfi tespit davası denir. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen bu dava, borçluyu asılsız talepler karşısında koruyan en önemli maddi hukuk ve takip hukuku araçlarından biridir. İlamsız icra takiplerinde borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmesiyle takip yasa gereği kendiliğinden durur. Bazı ilk derece mahkemeleri, takibin itirazla durmuş olması nedeniyle borçlunun malvarlığı üzerinde doğrudan bir haciz tehdidinin bulunmadığını, bu sebeple de menfi tespit davası açmakta "hukuki yararının" olmadığını savunarak davaları reddetmektedir. Oysa alacaklının duran takibi canlandırmak için bir yıl içinde itirazın iptali davası açma hakkı saklıdır. Borçlunun, alacaklının bu davayı açmasını beklemeden, üzerindeki borç tehdidini ve belirsizliği bir an evvel gidermek istemesi hukuken korunmaya değer bir menfaattir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, takip durmuş olsa bile borçlunun menfi tespit davası açmasında kesin olarak hukuki yarar bulunduğunu kabul etmektedir.

MENFİ TESPİT DAVASINDA HUKUKİ YARAR KAVRAMI

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde dava şartları arasında sayılan hukuki yarar, davacının mahkemeden hukuki koruma istemekte somut, güncel ve korunmaya değer bir menfaatinin bulunmasını ifade eder. Menfi tespit davalarında hukuki yarar, borçlunun haksız bir borç talebiyle karşı karşıya kalmasıyla kendiliğinden doğar. Henüz icra takibi başlatılmamışken dahi olası bir takip ihtimaline karşı bu davanın açılabilmesi, hukuki yararın geniş yorumlanması gerektiğinin en açık kanıtıdır.

İTİRAZ ÜZERİNE DURAN İCRA TAKİBİNİN USULÜ

İlamsız icra takibinde borçluya gönderilen ödeme emrine süresi içinde (7 gün) itiraz edildiğinde, İcra ve İflas Kanunu’nun 66. maddesi gereğince takip işlemleri kendiliğinden durur. Takibin durması, icra dairesinin bu aşamadan sonra borçlunun taşınır veya taşınmaz mallarına haciz koymasını veya satış işlemi gerçekleştirmesini engeller. Ancak bu durma durumu, icra takibini tamamen ortadan kaldırmaz; alacaklı hak iddia etmeye devam etmektedir.

ALACAKLININ SEÇENEKLERİ VE SÜRE KISITLARI

Takibin durması üzerine alacaklı, takibi devam ettirebilmek için yasal yollara başvurmak zorundadır. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde "itirazın iptali davası" açabilir veya altı ay içinde icra mahkemesinden "itirazın kaldırılmasını" talep edebilir. Alacaklının bu haklarını kullanmak için sahip olduğu uzun süreler, borçlu üzerinde sallanan bir borç kılıcı gibi belirsizlik yaratır. Borçlu bu belirsizliği kendi iradesiyle sonlandırma hakkına sahiptir.

BORÇ TEHDİDİ ALTINDA HUKUKİ YARAR KAVRAMI

Alacaklının dava açma süresinin sonuna kadar beklemek borçluya yüklenemeyecek usuli bir külfettir. Borçlu, ticari itibarını, kredi limitlerini ve ruhsal huzurunu etkileyen bu borç iddiasının asılsız olduğunu bir an önce mahkeme kararıyla tescil ettirmek isteyebilir. Takibin durmuş olması borç tehdidini hukuken yok etmediği için, borçlunun alacaklının harekete geçmesini beklemeden menfi tespit davası açmasında hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU İÇTİHATLARI

Yargıtay daireleri ve Hukuk Genel Kurulu, bu konudaki tereddütleri kesin kararlarla gidermiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.01.2012 tarihli kararı başta olmak üzere, yerleşik içtihatlarda takibin itirazla durmuş olmasının menfi tespit davası açılmasına engel teşkil etmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Alacaklının elindeki belgenin niteliği (adi belge veya İİK m. 68 kapsamındaki resmi belgeler) ne olursa olsun, borçlu tehdit altında olduğundan davayı açabilir.

USULÜ RED KARARININ BOZULMASI VE HÜKÜMLERİ

Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi önüne gelen uyuşmazlıkta, davalı alacaklı kira alacağı iddiasıyla iki ayrı icra takibi başlatmış, davacı kiracı ise takiplere itiraz ederek durdurmuştur. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadan önce kiracı menfi tespit davası açmıştır. Yerel mahkeme, takibin durmuş olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmiştir. Yargıtay, borçlunun belirsizliği gidermekte hukuki yararının olduğunu belirterek usuli reddi hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. İtiraz üzerine duran icra takibine karşı menfi tespit davası açılabilir mi?

Evet, icra takibi borçlunun itirazı ile durmuş olsa dahi borçlu, borcun bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir.

2. İcra takibinin durmuş olması menfi tespit davası açılmasına engel midir?

Hayır, takibin durması borç tehdidini ve hukuki belirsizliği ortadan kaldırmadığı için dava açılmasına hiçbir yasal engel oluşturmaz.

3. Alacaklının itirazın iptali davası açmasını beklemek zorunlu mudur?

Zorunlu değildir; borçlu alacaklının 1 yıllık dava açma süresini beklemek zorunda kalmadan doğrudan kendi menfi tespit davasını açabilir.

4. Duran icra takibinde menfi tespit davası açmanın borçluya faydası nedir?

Borçlu, borçlu olmadığını kanıtlayarak icra takibini tamamen iptal ettirebilir ve alacaklının kötü niyetli olması halinde tazminata hak kazanabilir.

5. Yargıtay'ın durmuş takipteki menfi tespit davalarına ilişkin görüşü nedir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve daireleri, borç tehdidinin devam etmesi gerekçesiyle durmuş takiplerde de hukuki yararın varlığını kesin olarak kabul etmektedir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/1071 E., 2013/12555 K. Karar Tarihi: 18.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Menfi tespit Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafından davacıya karşı ... 10. İcra Müdürlüğünün 2008/15125 Esas sayılı ve ... 12. İcra Müdürlüğünün 2011/4389 esas sayılı dosyalarında takip yapıldığını, davacının itirazı ile takibin durduğunu, davacının davalıya herhangi bir kira borcu olmadığını, davacının taşınmazı kendisi 2008 Temmuz ayı sonunda tahliye ettiğini, davalının taşınmazı 3. şahsa kiraya verdiği halde kira bedelini davacıdan da istediğini belirterek ... 10. İcra Müdürlüğünün 2008/15125 Esas sayılı ve ... 12. İcra Müdürlüğünün 2011/4389 esas sayılı dosyalarından dolayı davacının davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının taşınmazı ya da anahtarını teslim etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir Taraflar arasındaki uyuşmazlık, icra takibinin itiraz ile durması üzerine, itirazın iptali davası açılmadan önce borçlunun menfi tespit istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı alacaklı kira alacağının tahsili için davacı hakkında icra takibi başlatmış, davacı tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine de icra takibi durmuştur. İtirazın iptaline yönelik herhangi bir dava açılmamış iken davacı borçlu tarafından menfi tespit istemi ile 09/03/2011 tarihinde işbu dava açılmış, davalı alacaklı ise 25/08/2011 tarihinde itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile ayrı bir dava açmıştır. İcra ve İflas kanununun 72. maddesi hükmü gereğince borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçlunun borçlu olmadığının tespitini istemekte hukuken korunmaya değer bir menfaati bulunmak koşulu ile davanın icra takibinden önce veya takip sırasında açılması mümkündür. Menfi tespit davası gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı bir dava olarak adlandırılmaktadır. Takip hukuku bakımından itirazın hukuki sonuçları İcra ve İflas kanununun 66/1 maddesinde belirtilmiş olup, anılan madde hükmüne göre süresinde borca itiraz edilmesi ile takip işlemleri kendiliğinden durur. İtirazın hükümden düşürülmesi için alacaklı tarafından itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde itirazın iptali davası açılması veya altı ay içinde İcra ve İflas kanununun 68. maddesinde belirtilen belgelere dayalı olarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenilmelidir. İtirazın iptali süresini geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacak davası açması da mümkündür. Alacaklı tarafından belirtilen bu süreler içinde bir dava açılmasını beklemek yerine takip borçlusunun, maruz kaldığı icra takibi nedeniyle oluşan belirsizliğin bir an evvel giderilmesini istemekte hukuken korunmaya değer bir yararı olduğu kabul edilmelidir. İcra ve İflas kanununun 72 / 1 maddesinin açık hükmüne göre ortada bir icra takibi olmasa dahi yapılabilecek olası bir takibi düşünerek menfi tespit davası açması mümkün olan borçlunun icra takibiyle kendisinden hak talebinde bulunan alacaklıya karşı bu davayı açmasında hukuki yararı olduğunda kuşku yoktur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.1.2012 gün ve 2011 / 19-622 esas 2012 / 9 karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. Menfi tespit davası bakımından takibin İcra ve İflas kanununun 68. maddesinde sayılan belgelere dayalı olması veya olmaması arasında da bir fark bulunmamaktadır. Her iki halde de borç tehdidi söz konusu olup davacının menfi tespit istemesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olayda davacının alacaklı tarafından henüz bir itirazın iptali davası açılmamışken, kendisine yönelik icra takibi nedeniyle menfi tespit istemekte hukuk yararı bulunmakta olup mahkemece yazılı şekilde hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.