ELBİRLİĞİYLE MÜLKİYET VE TARLA EKME
Miras hukuku ve gayrimenkul mülkiyeti, Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) son derece sıkı şekil ve esas şartlarına bağlanmış olup, birden fazla kişinin tek bir taşınmaz üzerinde ortaklık kurması durumunu iki ana başlık altında düzenler: Paylı mülkiyet ve elbirliğiyle mülkiyet (iştirak halinde mülkiyet). Özellikle miras yoluyla intikal eden tarlalarda, bahçelerde veya arsalarda mirasçıların mülkiyet tipi, yasal olarak miras paylaşımı (taksim) yapılana kadar kural olarak "elbirliğiyle mülkiyet" niteliğindedir. Elbirliğiyle mülkiyette, paylı mülkiyetten farklı olarak mirasçıların taşınmaz üzerinde soyut da olsa bağımsız "payları" bulunmaz; taşınmazın bütünü üzerinde tüm mirasçıların ortaklaşa hak sahipliği (elbirliği) mevcuttur. Bu ortaklık yapısı gereği, mirasçılardan hiçbirinin tek başına taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma, kiraya verme veya fiilen kullanma hakkı yoktur. Ancak Anadolu'da ve kırsal alanlarda sıklıkla karşılaşıldığı üzere, mirasçılardan biri veya bir kısmı, diğer hissedarların (mirasçıların) iznini veya rızasını almaksızın, fiili taksimi (fiziki paylaşımı) de yapılmamış olan tarlanın tamamını kendi başına ekmekte, hasat etmekte ve gelirini sahiplenmektedir. Bu durum, hukuk mahkemelerinde "ecrimisil" (haksız işgal tazminatı) ve "müdahalenin men'i" davalarına konu olduğu gibi, ceza hukukunda da çok ağır bir suçun vücut bulmasına yol açmaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin eşya ve ceza hukuku kesişiminde çığır açan bu emsal kararı; tarafların elbirliğiyle malik olduğu, aralarında fiili taksimi yapılmamış taşınmazların tamamını ekmek suretiyle diğer hissedarların hisselerine tecavüz eden ortağın eyleminin, TCK'nın 154. maddesinde düzenlenen "Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu"nu oluşturacağını tescil ederek yerel mahkemenin verdiği beraat kararını kanuna aykırı bularak bozmuştur.
Uygulamada bazı ilk derece mahkemeleri, "Taraflar ortaktır, mülkiyet ihtilafı hukuk mahkemelerinin konusudur, ceza hukuku müdahale edemez" şeklindeki yanlış bir algıyla, diğer hissedarların zilyetlik haklarını gasp eden ortaklar hakkında beraat kararı vermektedir. Oysa Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinde korunan hukuki değer, sadece devletin veya tamamen yabancı kişilerin mülkiyet hakları değil, aynı zamanda zilyetliğin (fiili hakimiyetin) ve ortakların yasal pay/hisselerinin de korunmasıdır. Bir ortağın, diğer ortakların rızası ve yasal bir taksim kararı olmaksızın, tarlanın tamamını kendi tekeline alarak ekmesi, diğer hissedarların zilyetlik ve mülkiyet haklarına yönelik doğrudan, kasıtlı ve hukuka aykırı bir tecavüzdür. Yargıtay'ın bu emsal bozma kararı, miraslık tarlalarda güçlü olan ortağın zayıf ortakların hakkını ezmesini ceza yaptırımı tehdidiyle engelleyen, hukuki ve sosyal adaleti tam anlamıyla tesis eden devrimci bir karardır.
ELBİRLİĞİYLE MÜLKİYETİN HUKUKİ ESASI
TMK'nın 701. maddesi uyarınca elbirliğiyle mülkiyet; kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan ortaklık dolayısıyla, birden çok kişinin bir şeye ortaklaşa malik olmasıdır.
Elbirliğiyle mülkiyette belirlenmiş paylar yoktur, her ortak şeyin tamamına ilişkin hak sahibidir. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluk oluşturan kanun veya sözleşme hükümlerine göre belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri zorunludur. Dolayısıyla bir ortağın tek başına tarla ekmesi doğrudan kanuna aykırıdır.
FİİLİ TAKSİM KAVRAMI VE SINIRI
Fiili taksim (fiziki paylaşım), elbirliğiyle veya paylı mülkiyete tabi taşınmazların, ortaklar arasında anlaşarak fiilen bölünmesi ve her ortağın taşınmazın belirli bir kısmını bağımsızca kullanması durumudur.
Eğer mirasçılar kendi aralarında tarlayı bölüşmüş ve "şu kısım senin, bu kısım benim" diyerek yıllarca bu şekilde kullanmışlarsa (fiili taksim varsa), bir ortağın kendi taksim edilen sınırını ekmesi suç oluşturmaz. Ancak ortada hiçbir fiili taksim yoksa, yani tarlanın neresinin kime ait olduğu fiziken belirsizse, ortaklardan birinin tarlanın tamamını veya diğer ortakların hissesini de kaplayacak şekilde ekmesi tecavüz suçunu oluşturur.
HAKKI OLMAYAN YERE TECAVÜZ SUÇU
TCK'nın 154. maddesinde düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçu; bir başkasının zilyetliğinde bulunan taşınmazı veya paydaşların hakkı olan ortak alanları kısmen veya tamamen işgal etmek, sınırlarını değiştirmek veya kullanmaktır.
Bu suçun faili sadece tamamen yabancı kişiler değildir. Emsal kararda netleştirildiği üzere, taşınmazın ortağı olan kişiler de diğer ortakların haklarına tecavüz ettiklerinde bu suçun faili olabilirler. Suçun manevi unsuru genel kast olup, failin diğer ortakların rızasının olmadığını bilerek ve tarlanın tamamını kendi menfaatine ekerek hisseleri ihlal etme iradesidir.
ORTAKLARIN BİRBİRİNE KARŞI TECVÜZÜ
Ceza hukukunda yaygın olan hatalı inanışlardan biri, mülkiyet hakkı sahibinin kendi malı üzerinde tecavüz suçu işleyemeyeceğidir. Oysa müşterek veya iştirak halinde mülkiyet bu kuralın istisnasıdır.
Çünkü elbirliğiyle mülkiyette mal tek bir kişiye ait değildir; mülkiyet hakkı tüm ortaklara aittir. Bir ortağın diğer ortakların zilyetlik hakkını dışlayarak tek başına malın tamamını kullanması, diğerlerinin mülkiyet hakkına yapılmış bir saldırıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, ortakların birbirlerine karşı da TCK 154 kapsamında tecavüz suçu işleyebileceklerini içtihat ederek bu tartışmayı bitirmiştir.
TARLA EKEREK HİSSE İHLALİ CEZASI
Tarım arazilerinin ekilmesi suretiyle zilyetlik ihlali yapılması durumunda, faile TCK 154/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir.
Mahkeme sanığın mahkûmiyetine karar verirken ayrıca suç konusu tecavüzün ortadan kaldırılmasına (tarlanın boşaltılmasına) karar verir. Sanık eğer bu ekimi kasıtlı olarak ve diğer ortakların ihtarlarına rağmen sürdürmüşse, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi lehe hükümlerin uygulanması zorlaşır. Ceza yaptırımı, tarım arazilerindeki hak gasplarını önleyen en caydırıcı araçtır.
YARGITAYIN ELBİRLİĞİ TECAVÜZ KARARI
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, miras hukuku ve ceza hukuku uygulamasını hizalayan, mülkiyet hakkının adil kullanımını resmi güvenceye bağlayan anıtsal bir içtihattır. Karar, tarım arazilerinde adaleti sağlamıştır.
Bu karar sayesinde, miras paylaşımı yapılmadan önce tarlanın tamamına el koyup diğer mirasçılara hiçbir hak veya ürün payı vermeyen bencil ortakların cezai sorumluluktan kaçma dönemi sona ermiştir. Adalet sistemi, elbirliğiyle mülkiyetin doğasına saygı gösterirken, diğer ortakların zilyetlik haklarını korumak için ceza yasasının tecavüz hükümlerini en kararlı şekilde uygulamaya devam etmektedir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, açabilirsiniz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin emsal kararına göre, fiili taksimi yapılmamış elbirliğiyle mülkiyete tabi miraslık tarlanın tamamını ekerek diğer mirasçıların hakkına tecavüz etmek TCK 154 kapsamında 'Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu'nu oluşturur. Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Evet. Ceza davası kapsamında mahkeme kardeşinizin cezalandırılmasına karar verirken aynı zamanda tecavüzün önlenmesine karar verir. Ayrıca Hukuk Mahkemesi'nde (Asliye Hukuk) açacağınız 'Müdahalenin Men'i' (Tecavüzün Önlenmesi) davası ile kardeşinizin haksız işgaline son verdirebilir ve tarla üzerindeki ekinleri kaldırtabilirsiniz.
Evet, isteyebilirsiniz. Hukuk Mahkemelerinde açacağınız 'Ecrimisil' (Haksız İşgal Tazminatı) davası ile kardeşinizin tarlayı tek başına kullanması nedeniyle mahrum kaldığınız kullanım bedelini (kira eşdeğerini) geriye dönük olarak en fazla 5 yıllık süre için yasal faiziyle birlikte talep edebilirsiniz.
Mirasçılar arasında tarlanın fiilen bölünerek kullanıldığı (fiili taksim) ispat edilirse, kendi payınıza düşen, taksim edilen kısmı ekmeniz suç oluşturmaz. Bu durumda hakkı olmayan yere tecavüz suçu oluşmayacağından beraat edersiniz. Ancak fiili taksimin varlığını tanıklar, sınırlar veya yazılı belgelerle ispat etmeniz gerekir.
TCK 154/1-2 maddesinde düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun bu türü şikayete tabidir. Şikayet süresi, kardeşinizin tarlanın tamamını ektiğini ve sizin hakkınızı ihlal ettiğini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 aydır. Bu süre içinde suç duyurusunda bulunulmalıdır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir