avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Eşit Davranma İlkesi

Eşit Davranma İlkesi ve İş Hukukunda Ayrımcılık Yasağı

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ KARARI
7. Hukuk Dairesi 2014/12807 E. , 2015/569 K. "İçtihat Metni" İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre taraf vekillerinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harçlarının taraflara yükletilmesine, 26/01/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Türk hukukunda eşit davranma borcu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5'inci maddesinde "Eşit davranma ilkesi" başlığı altında işverenin genel anlamda borçları arasında düzenlenmiştir. Eşit davranma borcu nispi nitelikte bir işveren borcudur. Ayrım yasağının mutlak olduğu sınırlı nedenler dışında eşit davranma borcu nispi nitelik taşır. İş Kanunu'nun 5'inci maddesinin 1'inci fırası, mutlak ayrımcılık yasağını düzenlemektedir. Mutlak anlamda eşit davranma borcu çoğunlukla şekli eşitlik anlamında ayrım yapmama yükümlülüğü bakımından sözkonusu olur. Irk, etnik köken, cinsiyet, cinsel eğilim, dini ve felsefi inanç, siyasal düşünce vs. gibi. Yasanın 5'inci maddesinin ikinci fıkrasında tam süreli-kısmi süreli işçi ile belirli süreli-belirsiz süreli işçi arasında farklı işlem yapma yasağı öngörülmüş, üçüncü fıkrada ise cinsiyet ve gebelik sebebiyle ayrım yasağı düzenlenmiş, dördüncü ve beşinci fıkrada işverenin ücret ödeme borcunu ifası sırasında ayrım yapamayacağından söz edilmiştir. Burada sözü edilen ücret genel anlamda ücret olup ücretin dışında kalan ikramiye prim vs. ödemeleride kapsar. Eşit davranma borcu, işverenin haklı nedenler bulunmaksızın işçiler arasında farklı davranmaması, yani haksız ayrımda bulunmaması, keyfi davranışlardan kaçınması, haklı nedenler varsa ayrımda bulunması, farklı davranması yükümlülüğünü ifade eder. Ayrımcılığın kaynağında ölçütün kendisi değil, yarattığı sonuç yatar. İşverenin eşit davranma borcuna aykırılığın yaptırımı 5'inci maddenin altıncı fıkrasına göre dört aya kadar ücret tutarında tazminat ile yoksun bırakıldığı hakların talep edilebilmesi ve İş Kanunu'nun 99. maddesine göre idari para cezasıdır. İş Kanunu'nun 99/1-a maddesinde 5'inci maddede öngörülen tüm ilke ve yükümlülüklere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için elli milyon lira para cezası verileceği bildirilmiştir. İş Kanunu'nun 5'inci maddesinin sistematik düzenlemesinde yaptırım olarak ön görülen dört aya kadar ücret tutarında tazminata ilişkin fıkranın mutlak ayrımcılık yasağının düzenlendiği birinci fıkradan hemen sonra yer almaması, mutlak ayrımcılık yasağından sonra gelen nispi ayrımcılık yasaklarına ilişkin ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarından sonra gelmek üzere altıncı fıkrada yer almış olması, ayrıca işçinin aykırılık halinde yoksun bırakıldığı haklarını talep edebileceğine ilişkin düzenleme ile tazminatın aynı fıkrada düzenlenmiş olması, İş Kanunu'nun 99. maddesinde cezai yaptırım olarak göngörülen idari para cezasının sadece birinci fıkradaki mutlak ayırımcılık yasaklarına değil 5'inci maddede öngörülen tüm ilke ve yükümlülüklere aykırılık halinde verileceğine ilişkin düzenleme yapılmış olması kanun koyucunun amacının tazminatın yalnızca birinci fırada düzenlenen mutlak ayrımcılık yasağının değil nispi ayrımcılık yasağınında yapturımı olarak öngörüldüğünü göstermektedir. Somut olayda iş yerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesinin 3. maddesinde büro elemanlarının kapsam dışı bırakıldığı, 4/9 maddesinde ise fiilen büro elemanı olarak çalışanların yararlanabileceği hakların düzenlendiği, iş yerinde büro elemanı olan bir grup işçinin Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırıldığı davalının ilgili sedikaya 3.12.2008 tarihinde üye olmasına rağmen bir grup işçi ile birlikte Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece aynı durumda çalışan bir grup işçinin Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırıldığı, davacı ile birlikte dava açan bir grup işçinin yararlandırılmadığı davacınında Toplu iş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davacının yoksun bırkıldığı fark işçilik alacağının kabulüne, gerekçe gösterilmeksizin eşit davranmama tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Yukarda açıklanan nedenlerle eşit davranmama tazminatının yalnız birinci fıkrada düzenlenen mutlak ayrımcılık yasaklarının değil, nispi ayrımcılık yasaklarınında yaptırımı olduğu ve kararın davacıya eşit davranmama tazminatı verilmesi için bozulması görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun sözlü olarak dile getirdiği davacının yoksun kaldığı hakları talep edebileceği ancak tazminat talep edemeyeceği yönündeki çelişkili gerekçe ile verdiği onama kararına katılmıyorum. 26/01/2015

Eşit Davranma Borcunun Hukuki Niteliği

İş hukukunda eşit davranma ilkesi, işverenin işçileri arasında keyfi ve haksız farklılıklar yaratmasını engelleyen temel bir yükümlülükdür. Bu ilke, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup, işverenin yönetim hakkını sınırlandıran ve iş ilişkisinde adalet ile dengeyi sağlayan normatif bir çerçeve sunar. Eşit davranma borcu, işverenin tüm işçilere mutlak anlamda aynı şekilde davranmasını zorunlu kılan bir yükümlülük olmayıp, esas itibarıyla “haklı neden bulunmaksızın farklı işlem yapmama” şeklinde ortaya çıkan nispi bir borçtur.

Bu kapsamda işveren, işçiler arasında farklılık yaratacak uygulamalarda bulunabilir; ancak bu farklılığın objektif, makul ve işin gereklerine uygun bir sebebe dayanması gerekir. Aksi halde ortaya çıkan durum, hukuken yasaklanan ayrımcılık teşkil eder. Bu yönüyle eşit davranma borcu, işverenin takdir yetkisini ortadan kaldırmaz; ancak bu yetkinin keyfi kullanılmasını engeller ve hukuki denetime tabi kılar.

Mutlak ve Nispi Ayrımcılık Ayrımı

Eşit davranma ilkesinin uygulanmasında en kritik ayrımlardan biri, mutlak ve nispi ayrımcılık yasağı ayrımıdır. Mutlak ayrımcılık yasağı, belirli kriterler bakımından hiçbir şekilde farklı işlem yapılmasını yasaklayan katı bir düzenlemeyi ifade eder. Bu kapsamda özellikle ırk, etnik köken, cinsiyet, dil, din, inanç, siyasi görüş gibi kişisel özelliklere dayalı ayrımcılık kesin olarak yasaklanmıştır. Bu tür ayrımcılıkta işverenin herhangi bir gerekçe ileri sürmesi mümkün değildir; zira bu alan, hukukun en sıkı koruma sağladığı temel haklar kategorisindedir.

Buna karşılık nispi ayrımcılık yasağı, işverenin belirli koşullar altında farklı işlem yapmasına izin veren daha esnek bir yapıya sahiptir. Örneğin tam süreli ve kısmi süreli çalışanlar, belirli süreli ve belirsiz süreli işçiler ya da farklı görev tanımlarına sahip çalışanlar arasında farklı uygulamalar yapılabilir. Ancak bu farklılığın haklı ve objektif bir nedene dayanması zorunludur. Aksi halde nispi ayrımcılık yasağı ihlal edilmiş olur.

Eşit Davranma İlkesinin Uygulama Alanları

Eşit davranma borcu, iş ilişkisinin kurulmasından sona ermesine kadar geçen tüm süreçlerde geçerlidir. Bu kapsamda işverenin;

eşit davranma ilkesine uygun hareket etmesi gerekmektedir. Özellikle ücret ve ücret benzeri ödemeler bakımından eşit davranma borcu daha da belirgin hale gelir. Ücret yalnızca temel maaşı değil; prim, ikramiye, sosyal yardımlar ve diğer mali hakları da kapsayan geniş bir kavramdır. Bu nedenle işverenin aynı veya benzer işi yapan işçiler arasında bu tür ödemeler bakımından keyfi farklılıklar yaratması hukuka aykırılık teşkil eder.

Ayrımcılığın Tespitinde Ölçütler

Ayrımcılığın varlığının belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, farklı muamelenin dayandığı ölçüt değil, bu ölçütün doğurduğu sonuçtur. Başka bir ifadeyle, bir uygulamanın ayrımcılık oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, görünürde tarafsız olan bir kriterin belirli bir grup üzerinde olumsuz ve orantısız bir etki yaratıp yaratmadığı incelenir.

Bu yaklaşım, modern iş hukukunda “dolaylı ayrımcılık” olarak adlandırılan kavramın da temelini oluşturur. Dolaylı ayrımcılıkta işveren, görünürde eşit bir kural uygulasa da bu kuralın sonuçları belirli bir grup açısından dezavantaj yaratıyorsa, eşit davranma borcunun ihlali söz konusu olabilir. Bu nedenle hukuki değerlendirme, yalnızca biçimsel eşitlik ile sınırlı kalmayıp, maddi eşitliği de gözetmek zorundadır.

Eşit Davranma Borcuna Aykırılığın Sonuçları

İşverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket etmesi halinde ortaya çıkan hukuki sonuçlar, hem özel hukuk hem de kamu hukuku alanında yaptırımları beraberinde getirir. İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca işçi, ayrımcılığa maruz kalması halinde dört aya kadar ücreti tutarında tazminat talep edebilir. Bunun yanı sıra işçi, ayrımcılık nedeniyle yoksun bırakıldığı tüm haklarını da ayrıca talep etme imkanına sahiptir.

Bu düzenleme, eşit davranma borcunun ihlal edilmesi halinde yalnızca zarar telafisi değil, aynı zamanda caydırıcı bir yaptırım mekanizması oluşturmayı amaçlamaktadır. Zira ayrımcılık, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda işyerinde çalışma barışını ve toplumsal eşitliği zedeleyen bir olgudur.

Bununla birlikte, İş Kanunu’nun 99. maddesi uyarınca işveren hakkında idari para cezası uygulanması da mümkündür. Bu yönüyle eşit davranma borcu, yalnızca taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi değil, kamu düzenini de ilgilendiren bir yükümlülük niteliği taşır.

Tazminat Hakkının Kapsamı

Eşit davranmama tazminatı, işçinin maruz kaldığı ayrımcılığın türüne bakılmaksızın talep edilebilecek bir haktır. Bu noktada önemli olan, ayrımcılığın mutlak ya da nispi nitelikte olup olmaması değil, işverenin eşit davranma borcunu ihlal etmiş olmasıdır. Dolayısıyla yalnızca mutlak ayrımcılık halleri değil, nispi ayrımcılık durumları da tazminat talebine konu olabilir.

Tazminatın yanı sıra işçinin yoksun kaldığı hakları talep edebilmesi, eşit davranma borcunun ihlaline karşı sağlanan korumanın çift yönlü olduğunu göstermektedir. Bu yapı, hem geçmişteki zararın telafisini hem de işçinin gelecekte eşit şartlarda çalışma hakkını güvence altına alır.

Toplu İş Sözleşmeleri ve Eşitlik İlkesi

Toplu iş sözleşmeleri, işyerinde çalışma koşullarını düzenleyen önemli normatif kaynaklardan biridir. Ancak bu sözleşmelerin uygulanmasında da eşit davranma ilkesine uyulması zorunludur. İşverenin, aynı durumda bulunan işçiler arasında toplu iş sözleşmesinden yararlanma bakımından farklı uygulamalara gitmesi, eşit davranma borcunun ihlali anlamına gelebilir.

Bu bağlamda, bir grup işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlandırılırken diğer benzer durumda olan işçilerin bu haktan mahrum bırakılması, objektif ve haklı bir nedene dayanmadığı sürece hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda işçiler, hem yoksun kaldıkları hakları hem de eşit davranmama tazminatını talep edebilir.

İşverenin Savunma Yükümlülüğü

Eşit davranma ilkesinin ihlal edildiği iddiası ile karşı karşıya kalan işverenin, farklı muamelenin haklı ve objektif bir nedene dayandığını ispat etmesi gerekir. Bu durum, iş hukukunda ispat yükünün belirli ölçüde işverene kaydırıldığını göstermektedir.

İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirememesi halinde, farklı uygulamanın ayrımcılık teşkil ettiği kabul edilir. Bu yaklaşım, işçinin korunması ilkesinin bir yansıması olup, iş ilişkilerindeki güç dengesizliğini gidermeye yönelik önemli bir araçtır.

Yargıtay Yaklaşımı ve Hukuki Değerlendirme

Yargıtay içtihatları, eşit davranma borcunun kapsamı ve uygulanması bakımından yol gösterici niteliktedir. Özellikle ayrımcılık yasağının yalnızca mutlak hallerle sınırlı olmadığı, nispi ayrımcılık durumlarında da tazminat talep edilebileceği yönündeki değerlendirmeler, uygulamada önemli bir genişleme sağlamaktadır.

Bu yaklaşım, eşitlik ilkesinin dar yorumlanmasını engelleyerek, işçilerin daha etkin bir şekilde korunmasına katkı sunmaktadır. Aynı zamanda işverenlerin uygulamalarını daha dikkatli ve hukuka uygun şekilde planlamalarını zorunlu kılar.

Sonuç: İş Hukukunda Eşitliğin Güvencesi

Eşit davranma ilkesi, iş hukukunun temel taşlarından biri olup, işverenin yönetim hakkını sınırlayan ve işçiyi koruyan önemli bir mekanizmadır. Bu ilke sayesinde işyerinde keyfi uygulamaların önüne geçilmekte, adil ve dengeli bir çalışma ortamı sağlanmaktadır.

Mutlak ve nispi ayrımcılık ayrımı, eşit davranma borcunun kapsamını belirlerken; tazminat ve diğer yaptırımlar ise bu ilkenin etkinliğini güvence altına alır. Toplu iş sözleşmeleri dahil olmak üzere tüm iş ilişkilerinde bu ilkenin gözetilmesi, hem bireysel hakların korunması hem de çalışma hayatında eşitliğin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.