avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

ESKİ SEVGİLİDEN BAHSETMEK VE DUYGUSAL ŞİDDET

Aile Hukukunda boşanma davaları, çoğunlukla fiziksel şiddet, zina veya ağır ekonomik kusurlar etrafında şekillenirmiş gibi görünse de; Yargıtay'ın en katı ve tavizsiz olduğu alanlardan biri "duygusal (psikolojik) şiddet"tir. Evlilik birliği, kanunun sadece aynı evi paylaşmayı değil, karşılıklı saygıyı, ruhsal bağlılığı ve sadakati emrettiği derin bir hukuki kurumdur. Bir eşin, diğer eşi geçmişindeki kişilerle kıyaslaması, evlilikten duyduğu pişmanlığı dile getirmesi, fiziki bir darptan daha ağır bir yıkım yaratabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin (Aile Hukukunda en yetkili merci) bu makaleye konu olan emsal kararı, eşe karşı sarf edilen kıyaslayıcı sözlerin boşanma hukuku açısından nasıl "ağır kusur" sayıldığını gözler önüne sermektedir. Karara konu olayda; taraflar karşılıklı boşanma davası açmıştır. Yerel mahkeme erkeği kusurlu bularak erkeğin davasını reddetmiş, kadının davasını kabul ederek tarafları boşamıştır. Ancak Yargıtay dosyayı incelediğinde, erkeğin kusurları (örneğin ilgisizlik, hakaret vb.) bulunsa dahi, kadının da çok ciddi bir kusuru olduğunu tespit etmiştir: Kadın "sık sık eski sevgilisinden bahsetmiş, eşiyle evlenmekten pişman olduğunu ve eski sevgilisiyle evlenmiş olsaydı daha mutlu olacağını" dile getirmiştir. Yargıtay, bir eşin diğerini eski bir sevgiliyle kıyaslamasını ve evliliğe dair açık pişmanlık beyanlarını, evlilik birliğini temelinden sarsan ağır bir psikolojik şiddet kabul etmiş ve erkeğin açtığı boşanma davasının da "kabul edilmesi" gerektiğine hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur. Bu makale, sadakat yükümlülüğünün psikolojik sınırlarını ve kıyaslama eyleminin boşanma davalarındaki yerini incelemektedir.

Türk Medeni Kanunu m. 185, evlenmeyle eşler arasında "evlilik birliğinin" kurulduğunu ve eşlerin birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda olduğunu belirtir. Sadakat kelimesi genellikle "cinsel aldatma (zina)" olarak dar bir çerçevede yorumlanır. Oysa sadakat, zihinsel ve duygusal bir adanmışlığı da gerektirir. Bir eşin, evlilik sürerken sık sık eski partnerlerinden övgüyle bahsetmesi, "Onunla evlenseydim hayatım kurtulurdu" gibi cümleler kurması, diğer eşin onurunu, özgüvenini ve evliliğe olan inancını zedeleyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı kusurlu bir eylemdir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI

TMK m. 166/1 uyarınca, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Şiddetli geçimsizlik olarak bilinen bu maddedeki "sarsılma", her zaman fiziksel bir eyleme dayanmak zorunda değildir.

Emsal kararda geçen sözler (eski sevgiliyle daha mutlu olacağı beyanı), karşı taraf için ortak hayatı kelimenin tam anlamıyla "çekilmez" kılan, güven duygusunu sıfırlayan ve birliğin devamına imkan vermeyen psikolojik bir depremdir.

BOŞANMA DAVASINDA KUSUR İLKESİ

Türk Boşanma Hukuku "kusur" ilkesine dayanır. Davayı açan kişinin haklı bulunabilmesi için, karşı tarafın evliliğin yıkılmasında "az ya da çok" bir kusurunun bulunması gerekir. Hiç kusuru olmayan bir eşe karşı TMK 166/1 kapsamında dava açılamaz.

Yerel mahkeme, kadının bu sözlerini muhtemelen bir "sinir anında söylenmiş sitem" olarak görmüş ve kadına kusur yüklememiştir. Ancak Yargıtay bu sözlerin "sık sık" tekrarlandığını belirterek bu davranışın sıradan bir sitem değil, süreklilik arz eden bir kusur olduğunu tespit etmiştir.

KARŞILIKLI BOŞANMA DAVALARININ NİTELİĞİ

Kararda, her iki tarafın da dava açtığı (davalı-davacı erkek ve davacı-davalı kadın) görülmektedir. Erkek, "Benim karım bana bu sözleri söylüyor, beni boşayın" derken; kadın da muhtemelen erkeğin başka kusurlarını (hakaret vb.) ileri sürerek "Beni boşayın ve tazminat/nafaka verin" demiştir.

Yerel mahkemenin sadece kadının davasını kabul etmesi, erkeği %100 "tam kusurlu" yapmıştır. Oysa Yargıtay erkeğin davasının da kabul edilmesi gerektiğini söyleyerek, kadını da kusur potasına sokmuş (en azından eşit kusurlu veya az kusurlu hale getirmiş), böylece nafaka ve tazminat dengelerini kökünden değiştirmiştir.

ESKİ SEVGİLİDEN BAHSETMENİN HUKUKİ SONUCU

Evlilik içinde geçmiş ilişkilere dair konuşmaların sınırı nedir? Bir eş, geçmişinden dürüstlük gereği bahsedebilir. Ancak Yargıtay kararına göre bunun "sık sık" yapılması ve bir "kıyas/özlem" unsuruna dönüşmesi suçtur (kusurdur).

Yargıtay'ın dogmatiğine göre, evlenen kişi geçmişe sünger çekmiş kabul edilir. Şimdiki eşi geçmişteki bir kişiyle kıyaslamak (özellikle "onunla evlenseydim" şeklinde), şimdiki eşin manevi varlığına, kocalık/karılık onuruna yapılmış ağır bir hakarettir.

PİŞMANLIK BEYANININ DUYGUSAL ŞİDDET BOYUTU

Kararda geçen "eşiyle evlenmekten pişman olduğunu söylemesi" cümlesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında tartışmasız bir duygusal şiddet ve ağır kusur nedenidir.

Bir eşe "Seninle evlendiğim güne lanet olsun, keşke seninle evlenmeseydim, hayatımı mahvettin" gibi cümleler kurmak, evliliğin amacına (ortak mutluluk ve huzur) taban tabana zıttır ve doğrudan TMK 166/1 kapsamında boşanma nedenidir.

SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE PSİKOLOJİK BAĞLILIK

Kadının sözleri eyleme (zinaya) dönüşmemiş olsa da, eski sevgiliye duyulan "zihinsel/duygusal özlem"in sık sık dile getirilmesi, TMK 185'teki "birbirine sadık kalmak" ilkesinin psikolojik olarak ihlalidir. Zira eşlerden beklenen şey sadece bedensel sadakat değil, ruhen de o evliliğe ait hissetmeleridir.

ERKEĞİN DAVA AÇMAKTA HAKLI KILINMASI

Yerel mahkeme, "Erkek zaten kendisi kusurlu, onun dava açmaya hakkı yok" diyerek davasını reddetmiştir (TMK 166/2 uyarınca daha fazla kusurlu eşin davası kural olarak reddedilir).

Ancak Yargıtay, kadının bu ağır psikolojik şiddet içeren sözleri karşısında erkeği koruma altına almış ve "Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek dava açmakta haklıdır" diyerek, erkeğin davasının reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bir eş ne kadar kusurlu olursa olsun, karısı tarafından sürekli eski sevgiliyle kıyaslanıyorsa onun da evliliği bitirme (dava açma) hakkı vardır.

YARGITAYIN DUYGUSAL ŞİDDET YAKLAŞIMI

Sonuç olarak; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu emsal içtihadı, evlilik birliğinde sözlerin ve psikolojik baskının yıkıcı etkisini net bir şekilde hukuki zemine oturtmaktadır. Bir eşin (kadın veya erkek fark etmeksizin), evlilik süresince diğer eşe "evlendiğine pişman olduğunu" söylemesi ve özellikle onu "eski sevgilisiyle kıyaslayarak onunla evlense daha mutlu olacağını" beyan etmesi, sadece bir anlık öfke veya nezaketsizlik değil; eşin onurunu zedeleyen, evliliğin temelini sarsan ve ortak hayatı çekilmez kılan ağır bir "duygusal şiddet" eylemidir. Bu sözleri sarf eden eş, boşanma davasında "kusurlu" taraf olarak kabul edilir. İlk derece mahkemelerinin, bu tür ağır psikolojik şiddet eylemlerini görmezden gelerek sadece karşı tarafın kusurlarına odaklanıp davasını reddetmesi, Türk Medeni Kanunu'nun kusur dengesi ve hakkaniyet ilkelerine aykırıdır. Evlilik, geçmişin gölgesinden kurtularak şimdiki zamana ve eşe saygı duyulmasını emreden, psikolojik sadakati şart koşan kutsal bir sözleşmedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Eşim kavga ettiğimizde sık sık "Seninle evlendiğime pişmanım, bekarlığım daha iyiydi" diyor. Bu boşanma sebebi midir?

Evet. Yargıtay kararlarına göre evlilikten pişman olduğunu dile getirmek, sevgisizlik göstergesi ve duygusal şiddet kabul edilir, dolayısıyla TMK 166/1 uyarınca geçerli bir boşanma (ve kusur) sebebidir.

2. Kocam beni eski kız arkadaşıyla kıyaslıyor ve "O senin gibi değildi" diyor. Mahkemede bunu nasıl kullanabilirim?

Bu sözler eşin onurunu kırıcı nitelikte "duygusal şiddet" ve "psikolojik sadakatsizlik" eylemleridir. Tanıkları dinleterek veya mesaj/ses kayıtlarıyla (hukuka uygun elde edilmişse) bu durumu ispatlarsanız kocanız boşanmada kusurlu sayılır ve manevi tazminat talep edebilirsiniz.

3. Eski sevgiliden bahsetmek zina (aldatma) sayılır mı?

Hayır, sadece sözle eskinden bahsetmek (fiziksel bir görüşme, mesajlaşma veya cinsel temas yoksa) özel boşanma sebebi olan "zina (TMK 161)" sayılmaz. Bu durum genel boşanma sebebi (TMK 166/1) kapsamında "duygusal şiddet" ve "güven sarsıcı davranış" olarak değerlendirilir.

4. Ben kendi kusurlarımdan dolayı boşanma davası açtım ama eşim de beni eski sevgilisiyle kıyaslıyordu. Benim davam kabul edilir mi?

Emsal kararda tam olarak bu durum yaşanmıştır. Kendi kusurunuz (örneğin ilgisizliğiniz) olsa bile, eşinizin sizi eski sevgilisiyle kıyaslaması ve pişmanlığını dile getirmesi onun da kusurudur. Yargıtay'a göre bu durumda sizin açtığınız davanın da (ortak hayatın çekilmezliği sebebiyle) kabul edilmesi gerekir.

5. Eşimin bu sözleri söylediğini (eski sevgiliden bahsettiğini) mahkemede nasıl ispatlayacağım?

Bu tür ev içi sözlü beyanlar genellikle tanık deliliyle (bu konuşmalara şahit olan aile dostları, akrabalar, misafirler) veya varsa WhatsApp, SMS gibi yazılı mesajlarla ispatlanır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/10455 E., 2018/1521 K. Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-davacı erkeğin kusurlu olduğu belirtilerek, davalı-davacı erkeğin boşanma davasının reddine, davacı-davalı kadının davasının kabulüne ve tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı-davacı erkeğin mahkemece kabul edilen kusurları yanında davacı-davalı kadının sık sık eski sevgilisinden bahsettiği, eşiyle evlenmekten pişman olduğunu, eski sevgilisiyle evlenmiş olsaydı daha mutlu olacağını söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraftar arasındaki ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek dava açmakta haklıdır. O halde erkeğin boşanma davasının kabulü gerekirken, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.