ESTETİK AMELİYATLARDA HEKİM SORUMLULUĞU VE TAZMİNAT
Gelişen tıp teknolojisi ve estetik cerrahi, bireylerin dış görünüşlerini iyileştirme, özgüvenlerini artırma ve fiziksel kusurlarını giderme taleplerini büyük ölçüde karşılamaktadır. Ancak estetik müdahaleler, tıbbın diğer tedavi edici alanlarından (Örn: apandisit veya kalp ameliyatı) hukuki niteliği itibariyle çok keskin çizgilerle ayrılır. Normal tıbbi müdahalelerde hekimin sorumluluğu "özen borcu" ile sınırlı olup, hastanın iyileşeceğine dair bir sonuç taahhüt edilemez. Ancak estetik cerrahide durum tamamen farklıdır. Estetik ameliyatlarda hasta ile hekim arasındaki hukuki ilişki, Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir "Eser Sözleşmesi" (istisna akdi) niteliğindedir. Eser sözleşmesinde hekim (yüklenici), hastaya (iş sahibi) belirli bir "sonuç" garanti etmektedir. Hekim, hastanın fiziksel görünümünde vaat edilen değişikliği (Örn: düzgün bir burun şeklini, gergin bir cilt yapısını) tam olarak gerçekleştirmekle mükelleftir. Estetik ameliyatın başarısız olması, hedeflenen sonuca ulaşılamaması veya hastanın görünümünün daha da kötüleşmesi durumunda, hekimin sözleşmesel kusuru ve garanti sorumluluğu doğar. Bu başarısız operasyonlar nedeniyle hastanın ağır bir psikolojik çöküntü yaşaması, sosyal hayattan yalıtılması, derin bir acı çekmesi ve üzüntü duyması hayatın olağan akışı gereği son derece doğaldır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve malpraktis hukukuna yön veren kararı, estetik mağdurlarının hak arama mücadelesinde manevi tazminatın mutlaklığını perçinlemektedir. Karar uyarınca; başarısız estetik ameliyatlar nedeniyle acı çeken hasta yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmelidir.
Uygulamada, estetik cerrahlar veya hastaneler, başarısız geçen operasyonların ardından "tıp biliminde riskler vardır, komplikasyon gerçekleşti, hastanın psikolojisi zaten bozuktu" gibi savunmaların arkasına sığınarak tazminat sorumluluğundan kaçmaya çalışmaktadırlar. Yerel tüketici mahkemeleri de bazen olayı basit bir tedavi ilişkisi gibi görerek manevi tazminat taleplerini reddetme veya sembolik (çok düşük) tutarlar belirleme eğilimindedir. Oysa Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu tıbbi sığınakları eser sözleşmesinin o sarsılmaz kurallarıyla yıkmaktadır. Eser sözleşmesinde "komplikasyon" savunması, hekimin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz; zira hekim işe başlarken sonucu taahhüt etmiştir. Başarısız ameliyatlar serisi geçiren, yüzünde veya vücudunda kalıcı dikiş izleri, asimetri bozuklukları oluşan bir hastanın ayna karşısında hissettiği o çaresizlik, üzüntü ve çekilen fiziksel acı, manevi tazminatın en birincil kurucu unsurudur. Mahkemelerin, hastanın çektiği bu doğal acıyı görmezden gelerek manevi tazminat istemini reddetmesi açık bir yasa ihlalidir. Cerrahın kusuru saptandığı anda, hastayı tatmin edecek, çekilen acıyı bir nebze olsun hafifletecek adil bir manevi tazminata karar verilmelidir.
TIBBİ MALPRAKTİS HUKUKUNUN GENEL İLKELERİ
Tıbbi malpraktis, hekimin veya sağlık kuruluşunun mesleki uygulamalarda gösterdiği ihmal, kusur veya bilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesidir.
Malpraktis davalarında sorumluluğun belirlenebilmesi için; hekimin kusurlu bir davranışının bulunması, hastanın bir zarara uğraması ve bu zarar ile kusurlu fiil arasında "illiyet bağı" (neden-sonuç ilişkisi) bulunmalıdır. Estetik cerrahide ise kusur, sözleşmede kararlaştırılan eserin (estetik sonucun) ortaya çıkarılamamasıyla doğrudan sabit hale gelir.
ESTETİK OPERASYONLARDA ESER SÖZLEŞMESİ NİTELİĞİ
Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, güzelleşme amaçlı yapılan estetik müdahaleler TBK m. 470 dairesinde "Eser Sözleşmesi" hükümlerine tabidir.
Eser sözleşmesinde hekim, sadece tıbbi özen göstermekle kalmayıp, hastanın vücudunda belirli bir eseri (değişikliği) meydana getirmeyi taahhüt eder. Bu hukuki nitelendirme, hekimin sorumluluğunu normal tedavi sözleşmelerine (vekalet sözleşmelerine) göre çok daha ağırlaştırır. Sonuç garanti edilmiştir.
HEKİMİN SONUÇ GARANTİSİ VE KUSURU
Eser sözleşmesinin doğası gereği hekim, taahhüt ettiği estetik sonucu (Örn: ameliyat öncesi simülasyonda gösterilen burnu) eksiksiz teslim etmekle yükümlüdür.
Eğer ameliyat sonucunda hastanın burnunda çökme, asimetri bozukluğu veya solunum problemleri meydana gelmişse, hekim eseri "ayıplı" (kusurlu) olarak teslim etmiş sayılır. Hekim, tıbbi kurallara uygun hareket ettiğini iddia etse bile, taahhüt ettiği sonucu üretemediği için hukuken kusurlu kabul edilir ve tazminat ödemek zorundadır.
MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN YASAL KOŞULLARI
Manevi tazminat (TBK m. 56), kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kişinin uğradığı bedensel ve ruhsal zararların giderilmesini hedefler.
Estetik ameliyatların başarısız geçmesi, kişinin en değerli varlığı olan bedensel bütünlüğünün rıza dışı bozulması anlamına gelir. Başarısız ameliyatlar sonucu fiziksel deformasyona uğrayan hastanın kişilik hakları ağır biçimde zedelenmiş olur. Bu durum, manevi tazminat davasının açılabilmesi için gerekli olan tüm yasal koşulları fazlasıyla karşılar.
ACI VE ÜZÜNTÜ HİSSİNİN İSPATI
Yargıtay emsal kararında son derece insani ve gerçekçi bir saptama yapılmıştır: "Başarısız ameliyatlar nedeniyle acı çekilmesi ve üzüntü duyulması doğaldır."
Bu saptama uyarınca, hastanın başarısız estetik operasyonlar sonrasında çektiği manevi acıyı kanıtlamak için ekstra psikiyatrik raporlar veya somut belgeler sunmasına gerek yoktur. Başarısızlığın (ayıbın) adli tıp veya bilirkişi raporuyla saptanması, manevi acının varlığının ispatı için yasal olarak yeterlidir. Acı, olayın doğal bir sonucudur.
TÜRK BORÇLAR KANUNU ESER SÖZLEŞMESİ
Eser sözleşmesinde yüklenicinin (hekimin) genel sorumluluğunu tanzim eden TBK’nın 471. maddesinin ilk fıkrası şu şekildedir:
TBK Madde 471/1 -
"Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlüdür."
Bu madde, estetik cerrahların özen ve sadakat borcunun yasal dayanağıdır.
HMK UYARINCA BİLİRKİŞİ RAPORU DENETİMİ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, estetik ameliyat davalarında tıbbi kusurun saptanması uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi zorunludur. Süreç şu şekilde işletilir:
HMK m. 266 gereği mahkeme, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin plastik cerrahi anabilim dallarından akademik bir bilirkişi heyeti oluşturur. Bilirkişiler, hastanın ameliyat öncesi fotoğrafları ile ameliyat sonrası durumunu karşılaştırarak taahhüt edilen eserin yapılıp yapılmadığını ve tıbbi hata (malpraktis) bulunup bulunmadığını saptar. Mahkeme, HMK kuralları çerçevesinde bu raporda hekimin kusurlu olduğunu görürse, davayı kabul ederek hem maddi (ameliyat masrafları, düzeltme operasyonu giderleri) hem de Yargıtay emsal kararı doğrultusunda manevi tazminata karar vermek zorundadır. Aksine karar verilmesi HMK usullerine aykırıdır.
HUKUKİ YORUMLAR VE HASTA HAKLARI
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, estetik cerrahinin ticari bir pazar haline geldiği günümüzde, hasta haklarını ve insan onurunu koruyan muazzam bir hukuk güvencesidir.
Sonuç olarak; estetik ameliyatlarda hekim ile hasta arasındaki ilişki eser sözleşmesidir. Ameliyatların başarısız geçmesi ve sonucun taahhüt edildiği gibi olmaması durumunda hekim kusurlu kabul edilir. Başarısız operasyonlar nedeniyle hastanın acı çekmesi ve üzüntü duyması doğal olduğundan, mahkemece hasta yararına uygun bir manevi tazminat verilmesi zorunludur. Yargıtay, bu kararla hasta haklarını korumuş, manevi tazminatın uygulanma alanını genişletmiş ve Türk borçlar hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, açabilirsiniz. Yargıtay emsal kararları uyarınca estetik ameliyatlar "Eser Sözleşmesi" niteliğindedir. Hekim istediğiniz sonucu veremediği için kusurludur. Tüketici Mahkemesinde hem ödediğiniz ücretin iadesini hem de manevi tazminat talep edebilirsiniz.
Manevi tazminat miktarı; çekilen acının derinliği, başarısız ameliyat sayısı, hastanın yüzünde veya vücudunda oluşan kalıcı hasarın boyutu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hekimin kusur derecesi göz önüne alınarak hakim tarafından takdir edilir.
Hayır, engellemez. Aydınlatılmış onam formu hekime hastayı sakatlama veya taahhüt ettiği sonucu üretmeme hakkı vermez. Form sadece normal komplikasyonlar içindir; hekimin kusurlu tıbbi hatasını ve eser sözleşmesinden doğan sonuç garantisini ortadan kaldırmaz.
Hayır. Emsal kararda net bir şekilde ifade edildiği üzere, başarısız bir estetik ameliyat geçiren kişinin üzüntü duyması ve acı çekmesi "hayatın olağan akışı gereği doğal" kabul edilir. Kusurun saptanması, manevi tazminat hakkı için yeterlidir.
Eser sözleşmesine dayanan estetik davalarında zamanaşımı süresi, ayıplı eserin (ameliyat sonucunun) teslim edildiği veya ayıbın tam olarak ortaya çıktığı tarihten itibaren 5 yıldır. Eğer hekimin eylemi ağır kusur veya hile içeriyorsa bu süre 20 yıla kadar uzar.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.