EVE HIRSIZ GİRMESİNDE GÜVENLİK TAZMİNATI
Modern şehir yaşamında bireylerin müstakil evler yerine güvenlikli toplu konutları (siteleri) tercih etmelerinin en birincil sebebi, ailelerinin can ve mal güvenliğini mutlak olarak koruma arzusudur. Kat malikleri, site yönetimlerine her ay yüksek aidatlar ödemekte; site yönetimleri de bu bütçeyle profesyonel özel güvenlik şirketleri ile "Güvenlik Sözleşmeleri" imzalayarak site girişlerinde x-ray, kameralar ve 7/24 güvenlik personeli bulundurmaktadır. Tüm bu devasa ve pahalı güvenlik ağına rağmen, bir hırsızın site sınırlarını aşarak bir kat malikinin en özel ve mahrem alanı olan evine (konutuna) girmesi, sistemin ağır bir şekilde çöktüğünün açık kanıtıdır. Hırsızlık eylemi, sadece maddi bir malvarlığı zararı (altınların, paraların çalınması) yaratmaz; daha da önemlisi, bireyin en güvenli sığınağı olan evindeki mahremiyetini yok ederek onun "ruhsal bütünlüğünü" derinden sarsar, travmalara yol açar ve doğrudan "kişilik haklarına" ağır bir saldırı oluşturur. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 58. maddesi (mülga BK m. 49) uyarınca, kişilik hakları haksız veya sözleşmeye aykırı bir eylemle ihlal edilen kişi manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve sarsıcı ilke kararı, eve hırsız girmesi durumunda sadece çalınan eşyaların değil, sarsılan ruhsal bütünlük nedeniyle özel güvenlik şirketinin ve site yönetiminin kat malikine "manevi tazminat" ödemekle yükümlü olduğunu en yüksek yargı merci kararıyla ilan etmektedir. Karar uyarınca; hırsız giren evin sahibine manevi tazminat ödenmelidir.
Uygulamada, etrafı yüksek duvarlarla ve kameralarla çevrili güvenlikli bir sitedeki dairesine hırsız giren ve ziynet eşyaları çalınan bir aile, hem site yönetimine hem de özel güvenlik firmasına karşı tüketici mahkemesinde veya asliye hukuk mahkemesinde tazminat davası açmaktadır. Aile, evlerine yabancı birinin girmiş olmasının yarattığı panik, korku, geceleri uyuyamama ve evde yalnız kalamama gibi ağır ruhsal travmalar nedeniyle manevi tazminat talep etmektedir. Davalı güvenlik şirketi ise "bizim sorumluluğumuz çevre güvenliğidir, daire içleri bizim koruma alanımız dışındadır, manevi tazminat koşulları oluşmamıştır" diyerek davanın reddini savunmaktadır. İlk derece mahkemeleri de bazen "hırsızlık eyleminin daire içinde gerçekleştiği, güvenlik sözleşmesinde daire içinin korunacağına dair özel madde olmadığı ve manevi tazminatı gerektiren ağır bir bedensel zarar bulunmadığı" gerekçesiyle manevi tazminat istemini reddedebilmektedir. Oysa Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, bu dar görüşlü yaklaşımları tamamen bozmaktadır. Konut dokunulmazlığının ihlali ve eve yabancı bir saldırganın girmesi kişilik haklarına ve özel hayata doğrudan bir saldırıdır. Güvenlik sözleşmesindeki kusur durumları dikkate alınarak aileye manevi tazminat verilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
GÜVENLİKLİ SİTELERDE GÜVENLİK SÖZLEŞMELERİ
Güvenlik sözleşmeleri, site yönetimi ile özel güvenlik şirketleri arasında imzalanan ve kat maliklerinin güvenliğini amaçlayan üçüncü kişi yararına sözleşmelerdir.
Bu sözleşmeler uyarınca güvenlik firması, siteye giren çıkan yabancıları kontrol etmek, devriye atmak ve şüpheli durumları önlemekle yükümlüdür. Hırsızın siteye kolayca sızabilmiş olması, şirketin sözleşmesel özen yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğini gösterir ve tazminat sorumluluğunu doğurur.
TBK ELLİ SEKİZİNCİ MADDE DÜZENLEMESİ
Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talep hakkını düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi şu şekildedir:
TBK Madde 58/1 -
"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir."
Bu madde, fiziksel yaralanma olmasa dahi ruhsal bütünlüğe yapılan saldırıların yasal karşılığıdır.
KONUT DOKUNULMAZLIĞI VE KİŞİLİK HAKLARI
Konut dokunulmazlığı, anayasanın 21. maddesinde güvence altına alınmış, bireyin huzur ve sükun içinde yaşama hakkının en temel kalesidir.
Kişinin evine rızası dışında bir yabancının, hele ki bir suçlunun (hırsızın) girmesi, konut dokunulmazlığını ve dolayısıyla kişilik haklarını doğrudan zedeler. Ev artık güvenli bir liman olmaktan çıkmış, mahremiyet ihlal edilmiştir. Bu durum manevi zararın bizzat kendisidir.
HIRSIZLIK EYLEMİNİN RUHSAL BÜTÜNLÜĞE ETKİSİ
İnsan psikolojisi, dış tehlikelere karşı en güvenli hissettiği yer olan evinin ihlal edilmesini en ağır travmalardan biri kabul eder.
Eve hırsız girmesinin ardından bireylerde anksiyete, panik atak, sürekli takip ediliyormuş hissi ve evde tek kalamama gibi ciddi psikolojik bozukluklar (travma sonrası stres bozukluğu) meydana gelir. Ruhsal bütünlüğün bu şekilde sarsılması, manevi tazminatın en güçlü kanıtıdır.
ÖZEL HAYATIN MAHRUMİYET ALANINA MÜDAHALE
Özel hayatın mahremiyeti, bireyin dış dünyaya kapattığı, sadece kendisi ve ailesiyle paylaştığı kutsal alandır.
Hırsızın yatak odasına kadar girip eşyaları dağıtması, özel giysilere ve anılara dokunması, özel hayatın en derin mahremiyet alanına yapılmış çok ağır ve çirkin bir müdahaledir. Bu müdahalenin yarattığı tiksinti ve huzursuzluk hissi manevi tazminatla bir nebze olsun hafifletilmelidir.
SÖZLEŞMESEL SORUMLULUK VE KUSUR DURUMU
Tazminat davasında, tarafların kusur oranlarının ve güvenlik sözleşmesi hükümlerinin titizlikle analiz edilmesi gerekir.
Mahkeme; hırsızın siteye hangi zafiyetten (Örn: çalışmayan kameralar, uyuyan güvenlik, açık bırakılan nizamiye kapısı) faydalanarak girdiğini bilirkişi marifetiyle saptar. Güvenlik firmasının kusuru oranında manevi tazminat yükümlülüğü belirlenir. Kat malikinin de pencereleri açık bırakması gibi kusurları varsa tazminattan indirim yapılır.
HMK UYARINCA ZARAR TAYİNİ USULÜ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, hırsızlık davalarında manevi tazminat tayini şu usulle yürütülür:
HMK m. 266 uyarınca mahkeme, hırsızlığın gerçekleştiği sitenin güvenlik altyapısını ve kusurları saptamak için siber/güvenlik uzmanı ve ceza hukukçularından oluşan bir "bilirkişi heyeti" atar. Bilirkişi raporunun sunulmasının ardından hakim, HMK delil denetimi dairesinde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, güvenlik zafiyetinin ağırlığını ve kat malikinin uğradığı psikolojik travmanın derinliğini (gerekirse psikiyatrist raporu alarak) esas alır ve manevi tazminatı takdir eder.
HUKUKİ YORUMLAR VE MÜLKİYET GÜVENCESİ
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bu tarihi ve vizyoner emsal kararı, güvenlikli site kavramını sadece pazarlama aracı olmaktan çıkarıp yasal ve ağır sorumluluk altına alan muhteşem bir tüketici ve mülkiyet güvencesidir.
Sonuç olarak; güvenlikli sitedeki dairesine hırsız giren kat malikinin ruhsal bütünlüğünün sarsılması ve kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle, güvenlik sözleşmesi hükümleri ve tarafların kusur durumları dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur. Mahkemenin talebi reddetmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yargıtay, bu kararla konut dokunulmazlığını kutsamış ve Türk borçlar hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, açabilirsiniz. Sitenin güvenliğini sağlamakla yükümlü olan özel güvenlik şirketine ve site yönetimine karşı, sözleşmeye aykırılık ve hizmet kusuru nedeniyle hem maddi hem de manevi tazminat davası açma hakkınız vardır.
Evet. Yargıtay emsal kararı uyarınca, eve hırsız girmesi ruhsal bütünlüğünüzü bozar, konut dokunulmazlığınızı ve kişilik haklarınızı ihlal eder. Fiziksel yaralanma olmasa dahi bu ruhsal travma nedeniyle manevi tazminata hak kazanırsınız.
Hayır. Güvenlik şirketinin asıl amacı hırsızın site sınırlarından içeri girmesini engellemektir. Hırsızın nizamiye kapısından veya duvarlardan sızarak dairenize kadar ulaşabilmiş olması, şirketin çevre koruma görevini ağır şekilde ihlal ettiğinin kanıtıdır.
Tazminat miktarı; sitenin güvenlik zafiyetinin derecesine, güvenlik şirketinin kusur oranına, çalınan eşyaların yarattığı şok etkisine ve ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre hakim tarafından adilce takdir edilir.
Hayır, engellemez. Güvenlik şirketinin sorumluluğu hırsızın kimliğinden bağımsız olarak, sözleşmeyle üstlendikleri "koruma ve gözetim" yükümlülüğünün ihlaline dayanır. Hırsız kaçmış olsa dahi şirkete tazminat davası açabilirsiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.