avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

FAZLA MESAİ VE TANIK DELİLİ

İş hukukunda işçilik alacakları davalarının en karmaşık ve ispata en muhtaç alanı fazla mesai (fazla çalışma) alacaklarıdır. Teoride haftalık 45 saati aşan her çalışma fazla mesai olarak tanımlansa da, uygulamada bu çalışmaların varlığını kanıtlamak her zaman göründüğü kadar kolay değildir. İş yerinde kurulan giriş-çıkış takip sistemleri, puantaj kayıtları ve yazılı talimatlar en güçlü deliller olsa da, pek çok işletmede bu kayıtlar ya tutulmamakta ya da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu noktada, "tanık beyanları" (witness testimonies) ispat faaliyetinin merkezine oturur. Ancak tanık beyanı, hukuken "her şeyi ispatlayan" sınırsız bir delil değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, tanık beyanlarına dayalı hesaplamalarda çok sıkı denetimler ve sınırlandırmalar getirmiştir. Mahkemeler, bir tanığın ifadesini tüm çalışma süresine yaymak yerine, tanığın bizzat "görgüye dayalı bilgisinin" olduğu dönemle kısıtlamak zorundadır.

Fazla mesai davalarında ispat yükü kural olarak işçidedir. İşçi, fazla mesai yaptığını tanıkla ispatlayabilirken; işveren bu mesailerin ücretinin ödendiğini ancak "yazılı delille" (bordro, banka kaydı) ispatlayabilir. İşte uyuşmazlıklar tam da bu noktada düğümlenmektedir: Bordrolar imzasızsa ama banka kayıtları varsa ne olur? Tanıklar sadece belli bir dönem çalışmışsa, işçinin tüm çalışma süresi için fazla mesai hesaplanabilir mi? Yargıtay’ın güncel kararları, "birlikte çalışma süresi" (overlap period) kuralını mutlak bir şart olarak önümüze koyar. Eğer bir tanık, davacı işçiyle sadece 2 yıl beraber çalışmışsa, işçinin 10 yıllık kıdeminin tamamı için o tanığın beyanına dayanarak hesaplama yapılamaz. Bu makalemizde, fazla mesai ispatında tanık beyanlarının sınırlarını, imzalı ve imzasız bordroların delil değerini, mahsup işleminin (deduction) nasıl yapıldığını ve Yargıtay’ın ispat kurallarına aykırı hesaplamaları neden bozduğunu akademik bir perspektifle ele alacağız.

İŞ HUKUKUNDA İSPAT KÜLFETİ

İş hukukunda ispat yükü, iddia edilen olgunun niteliğine göre taraflar arasında paylaştırılmıştır. Fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde ve genel tatillerde (bayramlarda) çalıştığını iddia eden işçi, bu çalışmasını ispatlamakla yükümlüdür. Bu durum, İş Kanunu’nun genel ispat kurallarının bir yansımasıdır.

İşveren ise, eğer fazla çalışma yapılmışsa bunun karşılığının ödendiğini veya işçiye serbest zaman (izin) kullandırıldığını kanıtlamalıdır. İşverenin bu ispatı ancak yazılı belgelerle mümkündür. İşçinin tanıklarına karşılık işverenin de tanık dinletmesi mümkündür; ancak bordro gibi kesin deliller karşısında tanık beyanlarının değeri sınırlıdır.

Eğer işyerinde giriş-çıkışları gösteren kartlı sistemler veya kamera kayıtları varsa, ispat için öncelikle bu kayıtlara bakılır. Bu kayıtların olmadığı veya güvenilir bulunmadığı durumlarda ise tanık deliline gidilmesi hukuki bir zorunluluktur.

İMZALI BORDROLARIN KESİN DELİL GÜCÜ

Ücret bordroları, işçilik alacakları davalarının en kritik belgeleridir. İşçinin imzasını taşıyan bir bordro, "sahteliği ispat edilinceye kadar" kesin delil niteliğindedir. Eğer imzalı bordroda fazla mesai tahakkuku (ödeme girişi) varsa ve işçi bu bordroyu "ihtirazi kayıt" (şerh) düşmeden imzalamışsa, artık o dönem için daha fazla mesai yaptığını tanıkla ispatlayamaz.

Bu durumda işçi, bordroda yazılı olandan daha fazla çalıştığını ancak "yazılı bir delil" (belge) ile kanıtlayabilir. Tanık beyanları, imzalı ve tahakkuklu bordronun aksini ispat etmeye yetmez. Bu kural, işçinin imzasının arkasında durması ve dürüstlük kuralına uygun davranması ilkesine dayanır.

Ancak bordroda fazla mesai sütunu boşsa veya "0" yazıyorsa, işçi bu bordroyu imzalamış olsa dahi fazla mesai yaptığını her türlü delille (özellikle tanıkla) ispatlayabilir. Çünkü bordroda ödeme görünmemesi, o çalışmanın yapılmadığı anlamına gelmez; sadece ödenmediğini gösterir.

İMZASIZ BORDRO VE BANKA KAYITLARI

Günümüzde pek çok işletme bordroları imzalatmamakta, ödemeleri banka aracılığıyla yapmaktadır. Eğer bordro imzasızsa ama orada "fazla mesai ücreti" adı altında bir miktar görünüyorsa ve bu miktar işçinin banka hesabına yatmışsa, Yargıtay burada "kısmi ödeme" olduğunu kabul eder.

Bu durumda işçi, bordroda (bankada) görünenden daha fazla mesai yaptığını her türlü delille (tanıkla) ispatlayabilir. İmzalı bordrodaki "yazılı delil şartı" burada aranmaz. Ancak mahkeme, tanık beyanlarına göre bir hesaplama yaptığında, bankadan ödenmiş olan tutarları bu hesaptan düşmek (mahsup etmek) zorundadır.

Emsal kararda belirtildiği üzere; mahkemenin, banka ödemesi içeren imzasız bordrolardaki tutarları mahsup etmeden veya bu ödemeleri görmezden gelerek karar vermesi açık bir bozma nedenidir. İşçi, sadece "ödenmeyen farkı" alabilir.

TANIK BEYANLARININ SINIRLARI

Fazla mesai ispatında tanık beyanı kullanılırken en çok yapılan hata, tanığın tüm çalışma süresi hakkında bilgi sahibi olduğunun varsayılmasıdır. Oysa bir tanığın ifadesi, sadece o tanığın işyerinde fiilen bulunduğu dönem için geçerlidir. Buna "birlikte çalışma süresi" sınırı denir.

Örneğin; davacı 2010-2020 yılları arasında çalışmış olsun. Dinlenen tanık ise işyerinde 2015-2017 yılları arasında çalışmışsa; bu tanığın beyanlarına dayanarak 2010 yılındaki fazla mesailer hakkında hüküm kurulamaz. Tanık, görmediği ve yaşamadığı bir dönem hakkında "görgüye dayalı bilgi" sahibi olamaz.

Yargıtay emsal kararında bu konuyu çok sert bir dille eleştirmiştir. İki farklı tanığın farklı dönemlerdeki beyanlarının tüm çalışma süresine yayılması ve tanıkların olmadığı dönemler için de hesaplama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. Hesaplama, tanıkların görev yaptığı "çakışan dönemler" ile sınırlandırılmalıdır.

"HUSUMETLİ TANIK" KAVRAMI

İş davalarında tanık olarak genellikle işten ayrılmış eski iş arkadaşlarının dinletilmesi yaygındır. Eğer bu tanıkların da aynı işverene karşı devam eden veya sonuçlanmış bir davası varsa, bu kişilere "husumetli tanık" denir. Husumetli tanıkların beyanlarına Yargıtay her zaman "ihtiyatla" yaklaşılmasını ister.

Husumetli tanığın beyanı tek başına hükme esas alınamaz. Bu beyanların, işin niteliği, işyeri kayıtları veya başka yan delillerle desteklenmesi gerekir. Tanıkların sadece kendi davalarını kazanmak veya işverene zarar vermek amacıyla taraflı beyanda bulunma riski, adaletin terazisini saptırabilir.

Bu nedenle mahkemeler, tanık dinlerken "İşverenle bir davanız var mı?" sorusunu mutlaka sormalı ve tanıklıklarına güveni etkileyecek durumları araştırmalıdır. Salt husumetli tanık anlatımlarıyla yüksek miktarlı fazla mesai alacaklarına hükmedilmesi, bozma sebebidir.

MAHSUP İŞLEMİ VE HESAPLAMA KRİTERLERİ

Bilirkişi raporları hazırlanırken "mahsup işlemi" (offsetting) hayati önem taşır. Eğer işçinin banka hesabına geçmişte "fazla mesai" adı altında ödemeler yapılmışsa, tanık beyanıyla hesaplanan toplam borçtan bu kalemler çıkarılmalıdır. Aksi halde işçi, aynı çalışma için iki kez ücret almış olur.

Emsal kararda, bilirkişinin "bordrolarda ödeme var" diyerek hiç hesaplama yapmaması hatalı bulunduğu gibi; ödeme varsa bunun mahsup edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yani ödeme olması davayı tamamen reddettirmez, ama alacak miktarını doğrudan etkiler.

Ayrıca, tanık beyanlarına dayalı hesaplamalarda Yargıtay’ın "takdiri indirim" (hakkaniyet indirimi) uygulaması da unutulmamalıdır. Genellikle %30 oranında yapılan bu indirim, tanık beyanlarının yanılma payını ve işçinin hastalık/izin gibi çalışmadığı günleri dengelemek için yapılır.

YARGITAY'IN "GÖRÜRGÜYE DAYALI BİLGİ" ŞARTI VE SONUÇ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, iş hukukunda ispat disiplinini korumayı amaçlar. Mahkemenin, tanıkların görmediği dönemleri de kapsayacak şekilde "toptancı" bir yaklaşımla hesaplama yapması, hukuki dinlenilme hakkına ve ispat kurallarına aykırıdır. Tanık sadece bildiği ve gördüğü dönemin tanığıdır.

Sonuç olarak; fazla mesai alacağı davası açan bir işçi için tanık beyanları en kritik delildir, ancak bu delilin gücü "birlikte çalışma süresi" ile sınırlıdır. İmzalı bordrolar karşısında tanık beyanları etkisiz kalırken, imzasız bordrolarda yapılan banka ödemeleri mutlaka hesaplamadan düşülmelidir. Husumetli tanıkların beyanları ise ancak yan delillerle desteklenirse geçerlidir. İş hukukunda adalet, sadece işçinin beyanına değil, bu beyanın hayatın olağan akışına, işyeri kayıtlarına ve tanığın fiili çalışma dönemine uygunluğuna dayanır. İspatlanamayan veya tanığın görmediği döneme ait olan bir saatlik mesai dahi, hukuken "alacak" vasfı kazanamaz.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Bordroyu imzaladım ama fazla mesai paramı almadım. Dava açabilir miyim?

Eğer bordroda fazla mesai sütununda bir miktar yazıyorsa ve imza attıysanız, daha fazlasını ancak yazılı bir belgeyle ispatlayabilirsiniz. Eğer bordro boşsa veya ödeme yoksa, her zaman tanıkla ispat mümkündür.

2. Tanığım benden önce işten ayrıldı, beyanı geçerli mi?

Sadece sizinle beraber çalıştığı dönem için geçerlidir. Tanığın işten ayrılmasından sonraki dönem için o tanığın beyanına dayanarak hesaplama yapılamaz.

3. İşverenimle davalı olan bir arkadaşım bana tanıklık yapabilir mi?

Yapabilir, ancak mahkeme bu tanığın beyanına "ihtiyatla" yaklaşır. Diğer delillerle (tanık beyanı, kayıtlar vb.) desteklenmesi gerekir.

4. Bordroda "fazla mesai" adı altında küçük bir ödeme var ama ben çok daha fazla çalıştım. Ne yapmalıyım?

Eğer bordro imzasızsa ve bankadan yatan tutar gerçek mesainizin altındaysa, tanıkla gerçek mesaiyi ispatlayıp aradaki farkı alabilirsiniz. Yapılan ödeme toplamdan düşülür.

5. Mahkeme neden fazla mesai alacağımdan %30 indirim yapıyor?

Yargıtay uygulamasına göre, tanık beyanına dayalı hesaplamalarda işçinin izinli, hasta veya mazeretli olabileceği varsayılarak "hakkaniyet indirimi" yapılır. Kayıtla (kart vb.) ispatta bu indirim yapılmaz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
9. Hukuk Dairesi 2020/7207 E. , 2020/15463 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi ...Davacı vekili, davacının... fazla mesai, hafta tatili ve bayram tatil ücretlerinin ödenmemesi üzerine iş akdinin... haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek... alacaklarının tahsilini istemiştir. ...Gerekçe: Fazla mesai yaptığını, hafta tatili ve genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür... İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma... ödendiği varsayılır. ...Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirtikleri dönemle sınırlandırılması gerekir... Mahkemece, davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıkları dönemlere göre fazla mesai... ücreti alacaklarının hesaplatılıp hüküm altına alınması gerekirken, tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı dönemler için de hesaplama yapılması hatalıdır. ...Somut uyuşmazlıkta, dosyada mevcut imzasız ücret bordrolarında fazla mesai tahakkukları bulunduğu ve ödemelerin bankadan yapıldığı görülmüştür. Mahkemece, davacı tanık beyanlarına göre fazla mesai hesabı yapılarak ücret bordrolarında ödendiği anlaşılan fazla mesai tutarlarının hesaplama sırasında mahsup edilip ödenmeyen alacağın varlığı halinde alacağın hüküm altına alınması gerekirken... hatalı bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA... 10.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.