avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

GEÇ AÇILAN KARŞI BOŞANMA DAVASI

Hukuk yargılamasında tarafların iddia ve savunmalarını dengeli bir şekilde mahkeme önüne getirebilmeleri, adil yargılanma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Davalının, davacının iddialarına cevap verirken aynı dosya kapsamında bağımsız bir talepte bulunması "karşı dava" müessesesi ile sağlanmaktadır. Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında karşı davanın açılması belirli sürelere bağlanmıştır. Cevap süresi içerisinde açılmayan karşı davaların akıbeti, mahkemelerin usul hatalarına en sık düştüğü konulardan biridir. Yargıtay’ın kararlı içtihatları çerçevesinde, cevap süresi geçtikten sonra açılan karşı davanın mahkemece doğrudan reddedilmesi hukuka aykırıdır. Süresinden sonra açılan karşı davanın reddine değil, asıl davadan ayrılmasına (tefrikine) karar verilerek bağımsız bir dosya üzerinden yürütülmesi yasal bir zorunluluktur. Ayrıca asıl dava kabul edilip kesinleştiğinde, elde kalan karşı davanın boşanma yönünden konusuz kalacağı dikkate alınmalı; ancak davanın fer'i niteliğindeki nafaka ve tazminat talepleri ile yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karara bağlanması gerekmektedir.

KARŞI DAVA AÇMA SÜRESİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Karşı dava, derdest bir davanın davalısı tarafından, asıl davanın davacısına karşı aynı mahkemede ve asıl davayla bağlantılı olarak açılan bağımsız bir davadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca karşı dava, asıl davaya cevap verme süresi içerisinde açılmalıdır. HMK kapsamında cevap süresi dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Karşı dava bu süre içerisinde asıl davaya verilecek cevap dilekçesiyle veya ayrı bir dilekçeyle harcı yatırılarak açılabilir. Karşı davanın süresi içinde açılması, iki davanın tek bir yargılama dosyası üzerinden birlikte görülmesini ve delillerin ortak değerlendirilmesini kolaylaştırır.

CEVAP SÜRESİNDEN SONRA AÇILAN KARŞI DAVALARDA USULÜ YOL

Davalının yasal iki haftalık cevap süresini geçirdikten sonra karşı dava açması durumunda, mahkemenin bu davayı usuli süre aşımı nedeniyle reddetme yetkisi yoktur. HMK’nın 133. maddesinin ikinci fıkrası açık bir usul kuralı koymuştur. Süresinden sonra açılan karşı davanın, asıl davadan ayrılmasına (tefrik edilmesine) karar verilir. Mahkeme, bu davayı ayırarak yeni bir esasa kaydeder ve harcını tamamlatarak bağımsız bir dava olarak yürütür. Yerel mahkemenin süresinde açılmadığı gerekçesiyle karşı davayı esastan veya usulden reddetmesi, HMK'nın emredici hükmüne aykırılık teşkil eder ve Yargıtay tarafından doğrudan bozma sebebi yapılır.

BOŞANMA HÜKMÜNÜN KESİNLEŞMESİNİN KARŞI DAVAYA ETKİSİ

Boşanma davalarında asıl dava ile karşı dava bir arada yürütülürken, mahkemenin asıl davayı kabul ederek boşanmaya karar vermesi ve bu hükmün taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmesi durumunda hukuki durum değişir. Eğer koca tarafından açılan asıl dava kabul edilmiş ve bu boşanma kararı kesinleşmişse, evlilik birliği hukuken nihayete ermiş olur. Evlilik birliği sona erdikten sonra, kadının açtığı karşı boşanma davası hakkında yeniden boşanma kararı verilmesi fiilen ve hukuken imkansız hale gelir. Çünkü taraflar zaten boşanmış durumdadır. Bu durumda mahkemece yapılacak usuli işlem, karşı davadaki boşanma talebinin konusuz kaldığını saptayarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmektir.

KONUSUZ KALAN BOŞANMA DAVALARINDA HÜKÜM KURMA ESASI

Bir davanın yargılama sırasında konusuz kalması halinde, mahkemenin esasa girip davanın kabulü veya reddi yönünde karar vermemesi gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek kalmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini ve vekalet ücretini takdir eder ve hüküm altına alır. Boşanma yönünden konusuz kalan karşı davada mahkeme, tarafların dava tarihindeki iddialarını ve kusur durumlarını inceleyerek, davayı açmakta haklı olan taraf yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir etmelidir.

KARŞI DAVADAKİ BOŞANMANIN FER'I TALEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Boşanma davalarında boşanmanın yanı sıra talep edilen maddi tazminat (TMK m. 174/1), manevi tazminat (TMK m. 174/2), tedbir nafakası (TMK m. 169) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175) gibi talepler, boşanmanın eki (fer'isi) niteliğindedir. Karşı boşanma davasının asıl davanın kesinleşmesi nedeniyle konusuz kalması, bu fer'i taleplerin de konusuz kaldığı anlamına gelmez. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere, boşanma kararı kesinleşse dahi, karşı davacının tazminat ve nafaka talepleri hakkında esastan inceleme yapılmalıdır. Mahkeme, tarafların kusur durumlarını belirlemeli, kadının boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olup olmadığını saptamalı ve bu doğrultuda talep edilen nafaka ve tazminat miktarları hakkında kabul veya ret yönünde bir karar tesis etmelidir.

HAKLILIK DURUMUNA GÖRE YARGILAMA GİDERLERİNİN TAKDİRİ

Yargıtay incelemesine konu olan somut olayda, davacı kocanın açtığı asıl dava kabul edilmiş ve temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davalı kadının cevap süresinden sonra açtığı karşı dava ise yerel mahkemece süresinde açılmadığı gerekçesiyle hatalı olarak reddedilmiştir. Yargıtay, bu kararı bozarak, karşı davanın reddedilmesinin yanlış olduğunu, davanın konusuz kaldığının gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar uyarınca mahkemenin yapması gereken; karşı davacının davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunu denetlemek, yargılama giderlerini HMK m. 331/1 uyarınca paylaştırmak ve kadının boşanmanın fer'isi niteliğindeki nafaka ve tazminat taleplerini toplanan delillere göre esastan inceleyerek hükme bağlamaktır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Karşı dava en geç ne zamana kadar açılmalıdır?

Karşı dava, asıl dava dilekçesinin tebliğ edilmesinden itibaren yasal iki haftalık cevap süresi içerisinde açılmalıdır.

2. Cevap süresi geçtikten sonra açılan karşı davanın akıbeti ne olur?

Mahkemece reddedilmez; HMK m. 133/2 uyarınca karşı davanın asıl davadan ayrılmasına (tefrikine) karar verilerek ayrı bir esasta görülür.

3. Asıl boşanma davası kesinleşirse karşı boşanma davası konusuz kalır mı?

Evet, taraflar asıl dava ile zaten boşandıklarından, karşı davadaki boşanma talebi konusuz kalır ve bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.

4. Konusuz kalan davada nafaka ve tazminat talepleri incelenmeye devam eder mi?

Evet, boşanma kararı kesinleşse dahi karşı davadaki nafaka ve tazminat gibi fer'i talepler hakkında deliller toplanarak esastan bir karar verilmelidir.

5. Yargıtay'ın bu karardaki bozma gerekçesi nedir?

Yerel mahkemenin süresinden sonra açılan karşı davayı ayırmak yerine doğrudan reddetmesi ve asıl boşanma davası kesinleştiği halde karşı davanın fer'i talepleri hakkında bir karar vermemiş olmasıdır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/10222 E., 2014/21942 K. Karar Tarihi: 06.11.2014
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından; karşı dava ile ilgili verilen hüküm ve karşı davadaki fer'i talepler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı (koca) tarafından Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesine dayanılarak boşanma davası açılmış, davalı (kadın) tarafından da, aynı sebeple karşı boşanma davası açılmış, karşı dava ile karşı davacı, boşanmanın eki olan taleplerde de bulunmuştur. Mahkemece, "karşı davanın süresinde açılmadığı" gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin davalıya 16.05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, karşı boşanma davasının ise, cevap müddetinden (HUMK.m.195, 203) sonra 07.07.2011 tarihinde verilen cevap dilekçesiyle açıldığı doğrudur. Süresinden sonra karşı dava açılması halinde, karşı davanın reddine değil, ayrılmasına karar verilmesi gerekir (HMK.m.133/2). Bu sebeple karşı boşanma davası hakkında ret kararı verilmesi doğru olmamıştır. Koca tarafından açılan asıl boşanma davası mahkemece kabul edildiğine ve asıl dava ile ilgili kurulan bu hüküm temyizin şümulü dışında bırakılmak suretiyle usulen kesinleşmiş olduğuna göre, elde sadece karşı boşanma davası kalmıştır. Bu durumda gelinen aşamada karşı dava hakkında ayırma kararı verilmesinde usuli bir yarar da kalmamıştır. Öyleyse karşı dava ile ilgili bu yönde bir karar verilmeyip, kocanın boşanma davasının kabulü ile verilen boşanma hükmünün temyize getirilmeyerek kesinleştiği de nazara alınmak suretiyle, karşı boşanma davasındaki boşanma talebinin konusuz kaldığı, bu sebeple esası hakkında bir hüküm kurulmasına artık lüzum kalmadığı dikkate alınıp, karşı boşanma davası hakkında bu yönde hüküm kurularak, karşı davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre karşı davacı yararına yargılama giderleri takdir ve hükmolunmak (HMK.m.331/1) ve karşı davacı (kadın)'ın, boşanmanın fer'i niteliğindeki taleplerinin, toplanan deliller değerlendirilerek sonuca bağlanmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06.11.2014(Prş.)