avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

GEÇERSİZ PROTOKOLÜN MAL TASFİYESİNE ETKİSİ

Eşler arasındaki evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi durumunda, evlilik süresince edinilen malların paylaşımı büyük önem taşımaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda eşlerin anlaşmalı olarak boşanabilmelerine imkan tanınmış olup, bu yöntemde tarafların boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin bir anlaşma (boşanma protokolü) yapmaları zorunlu kılınmıştır. Boşanma protokolü, esasen anlaşmalı boşanma davasının eki niteliğinde olup, hukuken geciktirici şarta bağlı bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin hüküm doğurabilmesi, mahkemenin anlaşmalı boşanma kararı vermesi ve protokolü onaylayarak hükmün eki haline getirmesi şartına bağlıdır. Eğer taraflar anlaşmalı boşanma iradesinden vazgeçer veya yasal şartlar oluşmadığı için dava çekişmeli boşanmaya dönüşürse, protokolde yer alan mal paylaşımına ve feragatlere ilişkin hükümler hukuken tamamen geçersiz hale gelir. Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca, anlaşmalı boşanma amacıyla imzalanan ancak davanın çekişmeliye dönmesi nedeniyle onaylanmayan bir protokoldeki taahhütler tarafları bağlamaz. Bu durumda, eşlerin geçmişte imzaladıkları protokole aykırı olarak sonradan katılma alacağı ve değer artış payı davası açmaları, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediği gibi dava hakkının kötüye kullanılması olarak da nitelendirilemez.

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜNÜN HUKUKİ NİTELİĞİ VE ŞARTLARI

Anlaşmalı boşanma, TMK’nın 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için eşlerin hakim huzurunda boşanma iradelerini açıklamaları ve mali konular ile velayet hususlarında hazırladıkları protokolü hakime onaylatmaları gerekir. Protokol, boşanmanın asli unsurlarını belirleyen adil ve dengeli bir uzlaşı belgesidir. Ancak protokolün tek başına maddi hukuk anlamında bağlayıcı bir sözleşme gücü yoktur. Protokolün geçerliliği mahkeme kararına ve hakimin onayına sıkı sıkıya bağlıdır. Hakim tarafından uygun bulunmayan, üzerinde değişiklik yapılan veya dava dosyasına sunulmasına rağmen hükmün esasına dahil edilmeyen bir protokol, sadece tarafların geleceğe yönelik bir niyet beyanı olarak kalır ve hukuki bir yükümlülük doğurmaz.

KOŞULA BAĞLI SÖZLEŞMELER VE ANLAŞMALI BOŞANMANIN GERÇEKLEŞMEMESİ

Borçlar Kanunu kapsamında geciktirici koşula bağlı sözleşmeler, koşulun gerçekleştiği andan itibaren hüküm ifade ederler. Anlaşmalı boşanma protokolü de hukuken "anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesi" geciktirici koşuluna bağlı bir sözleşmedir. Bu koşul gerçekleşmediği sürece sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve taraflardan birinin protokoldeki edimleri talep etmesi mümkün değildir. Eğer boşanma davası çekişmeli olarak devam eder ve mahkeme tarafların kusur oranlarına göre boşanma kararı verirse, sözleşmenin geciktirici koşulu (anlaşmalı boşanma) kesin olarak başarısızlığa uğramış olur. Koşulun gerçekleşmemesiyle birlikte, protokolün geçmişe etkili olarak hükümsüz kaldığı kabul edilir ve taraflar sanki hiç protokol imzalamamış gibi eski hukuki durumlarına dönerler.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMADA PROTOKOLÜN GEÇERSİZLİĞİ VE HUKUKİ SONUÇLARI

Anlaşmalı boşanma davası açıldıktan sonra eşlerden birinin serbest iradesiyle boşanma protokolünden veya anlaşma iradesinden vazgeçmesi durumunda dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür. Bu durumda mahkeme, davayı TMK m. 166/1-2 çerçevesinde genel hükümlere göre yürütür. Çekişmeli yargılama sonucunda verilen boşanma kararında, daha önce dosyaya sunulmuş olan protokol hükümleri dikkate alınmaz ve onaylanmaz. Dolayısıyla protokolde yer alan "taraflar mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan haklarından feragat etmiştir" veya "birbirlerinden hiçbir alacakları yoktur" şeklindeki beyanlar tamamen hükümsüz kalır. Bu feragat beyanları geçersiz olduğundan, eşler boşanma davası kesinleştikten sonra birbirlerine karşı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan her türlü davayı açma hakkına sahiptirler.

KATILMA ALACAĞI VE DEĞER ARTIŞ PAYI TALEPLERİ

Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiye edilirken eşlerin talep edebileceği iki temel alacak türü mevcuttur. Değer artış payı alacağı (TMK m. 227), eşlerden birinin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması halinde doğan hakkaniyet alacağıdır. Katılma alacağı ise, edinilmiş malların tasfiyesi sonucunda her bir eşin diğer eşin net artık değerinin yarısı üzerinde sahip olduğu yasal alacak hakkıdır. Protokolün geçersiz kalmasıyla birlikte, taraflar evlilik birliği içinde satın alınan araçlar, taşınmazlar veya mesleki araç-gereçler üzerinde bu alacaklarını serbestçe talep edebilirler. Davacı eş, evlilik sırasında kredi çekerek satın aldığı veya kendi kişisel varlığını satarak katkı sağladığı malvarlığı unsurlarının tasfiyesini mahkemeden isteyebilir.

PROTOKOLE AYKIRI DAVRANMANIN DÜRÜSTNİYET KURALINA ETKİSİ

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma (objektif iyi niyet) kuralı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük standartlarına uymasını emreder. Bir kimsenin kendi yarattığı hukuki duruma aykırı hareket etmesi (çelişkili davranış yasağı) hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için ortada geçerli ve bağlayıcı bir hukuki durumun bulunması gerekir. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmemesi nedeniyle tamamen geçersiz ve hükümsüz hale gelmiş bir protokoldeki taahhütlere uymamak, çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirilemez. Çünkü geçersiz bir sözleşmeye güvenerek hareket edilmiş olması, karşı tarafa yasal haklarını arama konusunda bir engel teşkil etmez. Dolayısıyla protokole güvenerek boşanmayı kabul ettiğini ileri süren eşin bu savunması hukuken dinlenmez.

MAHKEMECE YAPILMASI GEREKEN ESAS HAKKINDA İNCELEME

Yargıtay kararında açıkça belirtildiği üzere, yerel mahkemenin geçersiz protokol hükümlerini gerekçe göstererek davayı reddetmesi hukuka aykırıdır. Anlaşmalı boşanma şartları oluşmadığından dava çekişmeli olarak yürütülmüş ve protokol mahkeme kararının eki haline getirilmemiştir. Bu sebeple taraflar arasındaki yazılı protokolün hiçbir hukuki sonucu yoktur. Mahkemenin yapması gereken iş; davanın reddine karar vermek yerine, işin esasına girmek, tarafların katılma alacağı ve değer artış payına ilişkin iddia ve savunmalarını toplamak, sunulan banka kredisi, mal satış belgeleri ve traktör gibi taşınır değerlerin tespitini yapmak, bilirkişi raporu alarak alacak miktarlarını hesaplamak ve ulaşılan sonuca göre bir karar vermektir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Anlaşmalı boşanma protokolü hangi durumda geçersiz hale gelir?

Anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli davaya dönüşmesi, taraflardan birinin anlaşma iradesinden vazgeçmesi veya mahkemenin protokolü onaylamaması durumlarında protokol tamamen geçersiz olur.

2. Anlaşmalı boşanma davası çekişmeliye dönerse imzalanan protokol bağlayıcı mıdır?

Hayır, anlaşmalı boşanma şartına bağlı olarak hazırlanan protokol, davanın çekişmeliye dönmesi halinde tüm hükümleri ve hak feragatleriyle birlikte hükümsüz kalır.

3. Geçersiz kalan protokol sonrasında mal paylaşımı davası açılabilir mi?

Evet, protokol geçersiz kaldığı için eşlerin protokoldeki feragat beyanları da geçersiz olur ve boşanmanın kesinleşmesinden sonra mal paylaşımı davası açılabilir.

4. Katılma alacağı ve değer artış payı nedir?

Katılma alacağı, eşin diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerindeki hakkıdır; değer artış payı ise eşin diğer eşin malına yaptığı karşılıksız katkı bedelidir.

5. Yargıtay'ın bu karardaki bozma gerekçesi nedir?

Yerel mahkemenin, onaylanmayan ve geçersiz kalan protokole aykırı davranılmasını hakkın kötüye kullanılması sayarak katılma alacağı davasını esasa girmeden reddetmesidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/7705 E., 2015/14128 K. Karar Tarihi: 29.06.2015
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı, değer artış payı ..... ile..... aralarındaki katılma alacağı, değer artış payı davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.01.2014 gün ve 93/16 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, müvekkilinin bankadan çektiği kredi ile davalı adına satın aldığı traktörün iade edilmediğini ileri sürerek, traktörü aynen iadesi ve ya bedelinin davalıdan alınarak davcıya verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı ile aralarında düzenledikleri anlaşmalı boşanma protokolünde hiçbir alacak ve vereceklerinin olmadığını beyan ettiklerini, dava konusu traktörün davalının evlenmeden önce sahip olduğu 60 adet keçinin satılması sonucunda elde ettiği gelir ile alındığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde HMK 141. maddesi uyarınca iddialarını genişleterek; tarafların evlenmeden önce var olan hayvanları satarak yeni hayvanlar aldıklarını, davalının ise bu hayvanların tamamını sattığını, bu bedel üzerinden değer artış payı alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesini beyan etmiştir. Mahkemece, davacının boşanma dava dosyasına sunduğu dava dilekçesindeki kabulünü mahkeme önündeki beyanıyla da doğruladığı, anlaşılan şartlarda boşanmaya karar verilmesini talep ve kabul etmesine ve davalı kocanın da bu anlaşmadaki düzenlemeye güvenerek boşanmayı kabul ettiğine göre, bundan sonra davacının bu anlaşmaya aykırı olarak ve boşanma davasındaki beyan ve dilekçelerini yok sayarak, görülmekte olan eldeki davayı açıp karşılıklı talep ve kabule aykırı olarak talepte bulunmasının TMK’nun 2. maddesinde düzenlenen “Dürüst Davranma” kuralına da aykırılık teşkil ettiği ve hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, katılma alacağı ve değer artış payı isteğine ilişkindir. Somut olaya gelince, tarafların boşanma dosyasına malvarlığı haklarına ilişkin düzenleme içeren yazılı boşanma anlaşması sundukları, ancak TMK 166/1. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma koşulları oluşmadığından mahkeme boşanma davasını çekişmeli boşanma davası (TMK m. 166/2,3) olarak yürütüp boşanmaya karar verildiği, yazılı boşanma anlaşmasının boşanmanın eki haline getirilmediği anlaşılmaktadır. Yazılı boşanma anlaşmasındaki boşanmanın fer'i niteliğinde olmayan mali haklara ilişkin düzenleme, anlaşmalı boşanma şartına bağlı bir sözleşme niteliğinde olup, anlaşmalı boşanma şartı gerçekleşmediğinden herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Taraflar anlaşmalı olarak boşanmadıklarına ve bu sebeple taraflar arasındaki yazılı boşanma anlaşması boşanmanın eki haline getirilmediğine göre, bu yazılı boşanma anlaşmasına aykırı davranmanın TMK'nun 2. maddesi anlamında dava hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Mahkemece yapılacak iş, davanın esasına girip talepler ve gösterilen delillere göre inceleme yapılıp gerçekleşecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. Bu nedenle açıklanan yönde işlem yapmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.