avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMADA İCRAİ AYRIM

Kamu idaresinin güvenilirliği, dürüstlüğü ve etkin işleyişi, kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yasal yetki ve sorumlulukları yasaların çizdiği sınırlar içinde kullanmalarına bağlıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen "Görevi kötüye kullanma" suçu, kamu görevlilerinin kanunların kendilerine yüklediği görevleri yerine getirirken yasaların dışına çıkarak kişilerin mağduriyetine yol açmalarını veya kamu zararına neden olmalarını yaptırıma bağlar. Bu suç tipinde ceza hukuku dogmatiği açısından en temel ve kritik hukuki tartışma konusu, eylemin "icrai davranışla" (TCK m. 257/1) mı yoksa "ihmali davranışla" (TCK m. 257/2) mı işlendiğinin doğru tayin edilmesidir. Uygulamada köy tüzel kişiliğinin bütçesini, yasal usullere ve köy kanununa uymadan harcayan, tahsil ettiği paralar karşılığında makbuz kesmeyen ve köyün gelir-gider dengesini takip etmeyen köy muhtarlarının eylemleri sıklıkla "ihmalkarlık" olarak nitelendirilip daha az ceza gerektiren ihmali görevi kötüye kullanmadan cezalandırılmaktadır. Oysa köy bütçesinden usulsüz harcama yapmak ve makbuzsuz para tahsil etmek, pasif durmak veya görevi savsaklamak değil, doğrudan yasal sınırları aşan "aktif ve icrai" haksız fiillerdir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve memur suçlarının nitelendirilmesinde yol gösterici olan kararı, bu teorik ve pratik sınırı kusursuz çizmektedir. Karar uyarınca; köy bütçesinden usulsüz para harcayan ve makbuz kesmeyen muhtarın eylemi icrai görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur ve TCK m. 53/5 uyarınca hak yoksunluğu uygulanmalıdır.

Uygulamada asliye ceza mahkemeleri ve savcılıklar, görevi kötüye kullanma davalarında icra-ihmal ayrımını yapmakta veya sanık hakkında uygulanması zorunlu olan yan cezaları (hak yoksunluklarını) tatbik etmekte sıklıkla hataya düşmektedirler. Eylemleri pasif bir vazife savsaklaması sayıp TCK m. 257/2'den ceza vererek sanığa haksız bir ceza indirimi sağlarlar. Oysa köy muhtarının köy bütçesinden usule aykırı harcama yapması aktif bir tasarruftur; tahsil ettiği paralara makbuz vermemesi ise yasal tahsilat kurallarını aktif şekilde ihlal etmesidir. Dolayısıyla suç TCK m. 257/1 kapsamında icraidir. Ayrıca, TCK m. 53/5 hükmünün emredici niteliğine rağmen, mahkûm olan kamu görevlisinin cezanın infazından sonra da belirli hak ve yetkileri (Örn: muhtarlık veya kamu memurluğu yapma yetkisini) kullanmasının yasaklanmasına karar verilmemesi ağır bir yasa ihlalidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu bozma kararıyla ceza normlarının hem esas hem de infaz aşamasında doğru uygulanması standardını yükseltmiştir.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNUN NİTELİĞİ

Görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257), ceza kanunumuzda "genel, tali ve tamamlayıcı" bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.

Eğer kamu görevlisinin gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylem kanunda rüşvet, irtikap, zimmet gibi özel bir memur suçu olarak tanımlanmamışsa, görevi kötüye kullanma hükümleri uygulanır. Bu suç, kamu idaresinin saygınlığını ve vatandaşların devlete olan güvenini doğrudan sarsan niteliktedir.

İCRAİ VE İHMALİ DAVRANIŞLARIN AYRIMI

İcrai görevi kötüye kullanma (TCK m. 257/1), yasanın verdiği yetkinin aktif bir eylemle hukuka aykırı şekilde kullanılmasıdır. Cezası daha ağırdır.

İhmali görevi kötüye kullanma (TCK m. 257/2) ise, kanunen yapılması gereken bir görevin bilerek ve isteyerek yapılmaması, geciktirilmesi veya savsaklanmasıdır (pasif kalma). Hukukta aktif bir eylemle (usulsüz para harcama) pasif bir duruş (ihmal) arasındaki sınır, suçun ceza miktarını doğrudan belirleyen ana unsurdur.

KÖY BÜTÇESİNDEN USULSÜZ PARA HARCANMASI

Köy Kanunu uyarınca köy muhtarları, köy bütçesini harcarken ihtiyar heyeti kararı, ihale usulleri ve resmi fatura kurallarına uymak zorundadırlar.

Muhtarın, köy bütçesindeki parayı bu yasal prosedürleri tamamen baypas ederek, kendi inisiyatifiyle harcaması, pasif bir ihmal sayılamaz. Bu durum, kamu kaynağının yasal koruma kalkanının delinerek aktif bir şekilde kullanılmasıdır ve doğrudan TCK m. 257/1 kapsamındaki icrai görevi kötüye kullanmayı oluşturur.

MAKBUZ DÜZENLEMEME EYLEMİNİN CEZAİ BOYUTU

Köy tüzel kişiliği adına vatandaştan para (makbuz karşılığı gelir) tahsil edilirken resmi alındı belgesi (makbuz) düzenlenmesi mutlak bir zorunluluktur.

Parayı tahsil edip karşılığında makbuz düzenlememek, köy gelirlerinin takibini ve denetimini imkansız hale getiren aktif bir kayıt dışılık eylemidir. Bu durum, muhtarın yasal yükümlülüklerini aktif bir eylemle çiğnemesi anlamına geldiğinden, yine icrai görevi kötüye kullanma suçunun maddi unsurlarından biridir.

KAMU GÖREVLİLERİNDE HAK YOKSUNLUĞU YAPTIRIMI

TCK’nın 53/5. maddesi, kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanarak suç işlemeleri halinde uygulanması zorunlu olan çok sert bir hak yoksunluğu cezasıdır.

Buna göre, TCK m. 53/1-a'daki devlet memurluğu, muhtarlık gibi hak ve yetkileri kötüye kullanarak suç işleyen sanık hakkında; cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan hapis cezasının yarısından bir katına kadar bu yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu güvenlik tedbiri takdiri değil, yasal bir mecburiyettir.

TÜRK CEZA KANUNU İKİ YÜZ ELLİ YEDİNCİ MADDE

Görevi kötüye kullanma suçunun icrai ve ihmali şekillerini düzenleyen TCK’nın 257. maddesinin hükümleri şu şekildedir:

TCK Madde 257/1 (İcrai) -
"Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

TCK Madde 257/2 (İhmali) -
"Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek... kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

İcrai suçun cezası ihmali suça göre çok daha ağırdır.

CMK UYARINCA USUL VE ESAS

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, görevi kötüye kullanma suçlarının yargılanmasında adli delillerin toplanması ve değerlendirilmesi şu usullerle yürütülür:

CMK delil serbestisi kuralları dairesinde; öncelikle köyün gelir-gider defterleri, banka hesap dökümleri, ihtiyar heyeti karar defterleri celp edilerek Sayıştay veya maliye uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine inceletilir. Muhtarın makbuzsuz tahsilat yaptığı iddia edilen köy sakinlerinin ifadeleri tanık sıfatıyla mahkeme huzurunda alınır (CMK m. 206). Mahkeme, CMK kuralları çerçevesinde bu bilirkişi raporları ve tanık beyanlarıyla usulsüz harcamayı saptarsa, beraat kararı veremez. Doğrudan TCK m. 257/1 uyarınca mahkumiyet kurup, yan ceza olarak TCK m. 53/5 hak yasaklamasını uygulamalıdır. Aksine beraat veya ihmali suç kararı kurulması CMK ve TCK usullerine aykırıdır.

HUKUKİ YORUMLAR VE KAMU ADALETİ

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bu muazzam emsal kararı, kamu kaynaklarını ve köy bütçelerini usulsüz harcayan muhtarlara karşı kanunun caydırıcı gücünü gösteren, son derece isabetli bir adalet rehberidir.

Sonuç olarak; köy bütçesini usulsüz harcayan, makbuz kesmeyen muhtarın eylemi TCK m. 257/1 kapsamındaki "icrai görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturur. Mahkemelerin bunu ihmal (m. 257/2) sayması yasaya aykırıdır. Ayrıca sanık hakkında TCK m. 53/5 uyarınca belirli süreyle hak yoksunluğuna karar verilmesi zorunludur. Yargıtay, bu kararla hem kamu kaynaklarının korunması güvencesini artırmış hem de memur suçlarındaki teorik icra-ihmal ayrımını netleştirerek Türk ceza adaletine paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Köy muhtarı köyün parasını usulsüz harcarsa hangi suçtan ve ne kadar ceza alır?

Yargıtay emsal kararı uyarınca, bu eylem TCK m. 257/1 kapsamında "İcrai görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturur. Muhtar hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılır.

2. Görevi kötüye kullanmada "icrai" ve "ihmali" davranış arasındaki fark nedir?

İcrai davranış, yasanın yasakladığı bir şeyi aktif bir hareketle (Örn: usulsüz para harcamak, makbuz vermemek) yapmaktır ve cezası ağırdır. İhmali davranış ise yapılması gereken görevi yapmamak, pasif kalmaktır (Örn: resmi yazıyı süresinde göndermemek).

3. TCK 53/5 maddesindeki hak yoksunluğu nedir ve muhtarı nasıl etkiler?

Bu madde uyarınca, kamu görevini kötüye kullanarak suç işleyen kişinin, cezasının infazı bittikten sonra da mahkemece belirlenen süre boyunca (hapis cezasının yarısından bir katına kadar) memurluk, muhtarlık veya seçilme gibi hakları kullanması yasaklanır.

4. Köy sakinlerinden para toplayıp resmi makbuz kesmeyen muhtar cezadan kurtulabilir mi?

Hayır, kurtulamaz. Makbuz kesmemek doğrudan köyün mali denetimini imkansız kılmaya yönelik aktif bir mevzuat ihlali olduğundan doğrudan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur ve mahkumiyeti gerektirir.

5. Görevi kötüye kullanma suçlarında uzlaşma veya şikayet süresi var mıdır?

Görevi kötüye kullanma suçu kamu idaresinin güvenilirliğine karşı işlendiğinden şikayete tabi değildir, resen soruşturulur. Uzlaşma kapsamında olmayan bu suçta 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçerlidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2020/941 E., 2020/1176 K. "Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın köy bütçesinden harcama yapılabilmek için gerekli olan usullere uymadan para kullanması, tahsil ettiği paralar karşılığında makbuz vermeme ve köyün gelir ve giderlerini gereği gibi takip etmeme şeklinde kabul edilen eylemlerinin, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve TCK'nın 257/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden aynı Kanunun 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, Kabule göre; TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı"dır.