avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

FİKRİ İÇTİMA: YARALAMA VE MALA ZARAR VERME

Ceza Hukuku uygulamasında, bir failin birden fazla suçu ihlal eden eylemlerinin nasıl cezalandırılacağı hususu, "suçların içtimaı" (birleşmesi) kurumları ile çözümlenmektedir. Genel kural "kaç eylem varsa o kadar suç vardır" (gerçek içtima) ilkesi olmakla birlikte, kanun koyucu adaletsiz ve orantısız cezalandırmaların önüne geçmek amacıyla "fikri içtima" müessesesini ihdas etmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralına göre; işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suç hükmünü ihlal eden kimse, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Bu kuralın yargısal pratiğe yansıması ise genellikle tek bir yumruk, tek bir kurşun veya tek bir hakaret üzerinden olmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin, kanun yararına bozma talebi üzerine verdiği bu emsal karar, failin mağdurun yüzüne (gözünde gözlük olduğunu bilerek) vurması neticesinde hem mağdurun basit şekilde yaralanmasına hem de gözlüğünün kırılmasına (mala zarar verme) neden olduğu olaydaki hukuki nitelendirme karmaşasına son noktayı koymaktadır. Bu makalede; tek bir darbe ile (tek fiil) ortaya çıkan iki farklı hukuki ihlalin (vücut dokunulmazlığı ve mülkiyet hakkı), TCK m. 44 bağlamında nasıl sentezlendiği, mahkemelerin ceza tayin ederken hangi suçu (basit kasten yaralama mı, yoksa mala zarar verme mi) esas almaları gerektiği hususları, akademik ve dogmatik ceza hukuku prensipleri çerçevesinde tahlil edilecektir.

Uygulamada sıklıkla yapılan hatalardan biri, hakimlerin olayın "vücut dokunulmazlığına karşı suçlar" boyutuna odaklanarak "mala karşı suçlar" boyutunu göz ardı etmesi veya tam tersi, eylemin tekliğine rağmen her iki suçtan ayrı ayrı ceza vermesidir (gerçek içtima uygulaması). Oysa ceza hukukunun daraltıcı ve fail lehine yorumlanan teknik kuralları, hakime geniş bir takdir alanı bırakmamakta, emredici normlarla yol göstermektedir. Gözlüklü bir şahsa atılan tokadın/yumruğun kırılan gözlük (mala zarar) ve yaralanan yüz (kasten yaralama) şeklinde çift boyutlu bir tahribat yarattığı durumlarda, suçun vasfının belirlenmesinde "daha ağır cezayı ihtiva eden kanun maddesi" mutlak bir pusuladır.

TÜRK CEZA HUKUKUNDA İÇTİMA KAVRAMI

İçtima (toplanma, birleşme), bir kişinin birden çok suç işlemesi durumunda ceza hukuku kurallarının nasıl tatbik edileceğini gösteren usul ve esaslar bütünüdür. Kural olarak, "non bis in idem" (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama) ilkesi gereği, failin tek bir iradi hareketinden ötürü birden fazla ceza alması engellenmeye çalışılır. Ancak fail, farklı zamanlarda farklı eylemlerle birden çok suç işlemişse "gerçek içtima" kuralları işler ve her suçtan ayrı ayrı ceza alır.

Eğer fail tek bir iradi eylem (örneğin kalabalığa doğru tek bir el ateş etme) ile birden fazla suça vücut veriyorsa, burada "fikri içtima" devreye girer. Fikri içtima da kendi içinde aynı nev'iden (aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesi - TCK m. 43/2) ve farklı nev'iden fikri içtima (tek fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi - TCK m. 44) olmak üzere ikiye ayrılır.

FİKRİ İÇTİMA KURUMUNUN HUKUKİ TEMELİ

Emsal karara konu uyuşmazlığın çözüm noktası TCK m. 44'te düzenlenen "farklı nev'iden fikri içtima" kurumudur. Madde hükmü gayet açıktır: "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suç hükmünü ihlal eden kimse, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır."

Bu düzenlemenin temel felsefesi şudur: İnsan iradesi bir bütündür ve tek bir fiziksel hareket (örneğin yüze atılan bir yumruk) için kişiye iki ayrı ceza vermek, ceza adaletinin orantılılık ilkesiyle bağdaşmaz. Tek fiilin ortaya çıkardığı hukuki ihlaller zincirinde, kanun koyucunun en çok önem atfettiği (cezasını en ağır belirlediği) suç üzerinden cezalandırma yapılarak "tüketme" (absorpsiyon) ilkesi hayata geçirilir.

TEK FİİLİN ÇOKLU İHLAL YARATMASI

Fikri içtimadan söz edebilmek için "fiilin tekliği" şarttır. Olayda fail, mağdura birden çok kez vurmamış, önce gözlüğünü çıkarıp yere atarak kırmamış, sonra da yüzüne vurmamıştır. (Eğer böyle yapsaydı iki fiil olur ve her suçtan ayrı ayrı ceza alırdı). Eylem, failin mağdurun yüzüne (tek fiil) vurmasıdır.

Bu tek vurma eylemi; a) mağdurun yüzünde kızarıklık, şişlik (basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralanma - TCK m. 86/2) b) mağdurun yüzündeki gözlüğün kırılarak kullanılamaz hale gelmesi (mala zarar verme - TCK m. 151/1) şeklinde "iki farklı suç hükmünü" ihlal etmiştir.

KASTEN YARALAMA SUÇUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

TCK m. 86 uyarınca kasten yaralama suçu, başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan bir eylemdir. Olayda yaralamanın "basit nitelikte" olduğu (TCK m. 86/2) Yargıtay kararında açıkça belirtilmiştir. Bu fıkraya giren suçların cezası, "dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır." (Suçun nitelikli halleri, örneğin silahla işlenmesi durumu söz konusu değildir).

MALA ZARAR VERME SUÇUNUN UNSURLARI

TCK m. 151/1 uyarınca mala zarar verme suçu; "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi" tarafından işlenir. Bu suçun cezası "dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır."

Gözlük, mağdurun mülkiyetinde olan taşınır bir maldır. Yumruk darbesiyle camlarının veya çerçevesinin kırılarak kullanım amacının ortadan kalkması (bozulması), suçun maddi unsurunu oluşturur.

GÖZLÜK KIRILMASI VE KASTIN KAPSAMI

Burada hukuken tartışılması gereken en ince detay, failin "kastının" mala zarar vermeyi kapsayıp kapsamadığıdır. Ceza hukukunda kural olarak neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç halleri (TCK m. 23) hariç, kast edilmeyen neticeden ceza verilmez. Ancak Yargıtay'ın içtihadında vurgulanan "hükümlünün gözünde gözlük olduğunu bilerek katılana vurmak suretiyle" ifadesi, bu sorunu çözmektedir.

Fail, karşısındaki kişinin gözlüklü olduğunu (görmekte) bilmektedir. Gözlüklü bir insanın yüzüne (göz hizasına) şiddetli bir darbe vurulduğunda, o gözlüğün kırılacağı hayatın olağan akışında muhakkaktır veya öngörülebilir bir durumdur. Dolayısıyla fail, mağduru yaralama kastıyla hareket ederken, aynı zamanda gözlüğünün kırılmasını da doğrudan kastla veya en azından olası kastla (olursa olsun diyerek) kabullenmiştir. Bu nedenle mala zarar verme suçunun manevi unsuru da (kast) oluşmuştur.

DAHA AĞIR CEZAYI İHTİVA EDEN SUÇ

Şimdi TCK m. 44'ün "en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır" emrinin matematiksel uygulamasına geçelim. İhlal edilen iki maddemiz vardır:

1. TCK m. 86/2 (Basit Kasten Yaralama): 4 aydan 1 yıla kadar hapis.
2. TCK m. 151/1 (Mala Zarar Verme): 4 aydan 3 yıla kadar hapis.

Hukuk tekniğinde "daha ağır ceza" tespiti yapılırken, suçun sadece alt sınırlarına değil, üst sınırlarına bakılır. Her iki suçun alt sınırı 4 ay olmakla birlikte, mala zarar verme suçunun üst sınırı (3 yıl), kasten yaralama suçunun üst sınırından (1 yıl) daha yüksektir. Dolayısıyla hukuken daha ağır cezayı ihtiva eden kanun maddesi TCK m. 151/1'dir (Mala Zarar Verme).

MAHKEMELERİN CEZA TAYİNİNDEKİ YANILGISI

Yerel mahkeme, faili kasten basit yaralama suçundan cezalandırma yoluna gitmiştir. Mahkemenin muhtemelen "failin asıl amacı gözlüğü kırmak değil, adamı dövmekti" şeklinde sosyolojik bir varsayımdan hareket ettiği veya her iki neticeyi ayrıştırmayı unuttuğu söylenebilir. Oysa fikri içtima kurumunda asıl (saik) amacın hangisi olduğu değil, kanun koyucunun hangi ihlali daha ağır yaptırıma bağladığı (objektif kriter) önemlidir. Hukuk normu, açıkça mala zarar verme suçunun daha ağır (üst sınır bakımından) olduğunu söylemektedir.

Dolayısıyla mahkemenin, TCK m. 44 (fikri içtima) kuralını doğru işletip, fail hakkında sadece TCK m. 151/1 (mala zarar verme) suçundan hüküm kurması (ve bu ceza üzerinden takdir hakkını kullanması) gerekirdi. Yerel mahkemenin "kasten basit yaralama suçundan cezalandırılmasına karar vermesi" kanunun açık lafzına ve usul kurallarına aykırıdır.

KANUN YARARINA BOZMA İLE HUKUKA DÖNÜŞ

Basit yaralama suçlarında (özellikle HAGB veya kesin nitelikteki para cezası/kısa süreli hapis kararları verildiğinde) istinaf veya temyiz incelemesi yapılamayabilir veya karar kesinleşmiş olabilir. Bu tür hukuka (kanuna) aykırılıkların kesinleştiği durumlarda devreye "Kanun Yararına Bozma" (CMK m. 309) mekanizması girer. Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, kesinleşmiş de olsa yerel mahkemenin bu fahiş "içtima (hesaplama) hatasını" tespit etmiş ve hukuka dönülmesini sağlamıştır.

Sonuç olarak; Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin bu emsal nitelikteki kararı (aynı zamanda Ceza Genel Kurulu'nun 2014/377 Karar sayılı içtihadına da atıfla), tek bir fiziki şiddet eyleminin (yüze vurma) hem vücut dokunulmazlığını (basit yaralama) hem de mülkiyet hakkını (gözlük kırılması/mala zarar verme) ihlal ettiği olaylarda mahkemelerin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiştir. Gözlüklü bir kişiye vurulması durumunda, failin "gözlük olduğunu bilerek" hareket etmesi şartıyla, TCK m. 44 (farklı nev'iden fikri içtima) kuralı işletilmeli ve kanundaki üst sınırları itibarıyla daha ağır ceza öngören "mala zarar verme" suçundan dolayı (tek bir ceza) hüküm kurulmalıdır. Yerel mahkemelerin sadece bedensel zarara odaklanarak "basit kasten yaralama" üzerinden verdikleri mahkumiyet kararları, ceza adaletinin matematiksel ve hukuki kurallarına aykırı birer tatbikat hatasından ibarettir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Fikri içtima (TCK m. 44) nedir?

Failin işlediği "tek bir fiil" ile birden fazla farklı suçu işlemesi durumudur. Bu durumda fail, her bir suçtan ayrı ayrı ceza almaz; kanunda üst sınırı en yüksek olan (en ağır) suçtan tek bir ceza alır.

2. Bir kişinin gözlüğüne kasten vurup kıran kişi yaralamadan mı ceza alır, mala zarar vermeden mi?

Yargıtay emsal kararına göre; bu tek bir darbeyse ve hem yüz yaralanmış hem de gözlük kırılmışsa (basit yaralama), mala zarar verme suçunun cezası (3 yıla kadar hapis) basit yaralamadan (1 yıla kadar) daha ağır olduğu için fail mala zarar verme suçundan cezalandırılır.

3. Fail gözlüğü kırdığının farkında değilse yine de mala zarar vermeden ceza alır mı?

Suçun manevi unsuru (kast) önemlidir. Yargıtay kararında "gözünde gözlük olduğunu bilerek katılana vurmak" şartı aranmıştır. Zifiri karanlıkta gözlüğü görmeden atılan bir yumrukta mala zarar verme kastı tartışmalı olabilir.

4. Kavgada önce gözlüğü fırlatıp kırsam, sonra adama vursam ne olur?

Bu durumda eylemler arasında zaman veya fiil ayrılığı (iki ayrı fiil) vardır. Fikri içtima uygulanmaz (gerçek içtima uygulanır) ve hem mala zarar vermeden hem de kasten yaralamadan ayrı ayrı iki farklı ceza alırsınız.

5. Yaralama suçu kemik kırığı yaratacak kadar ağırsa (nitelikli) yine mala zarar vermeden mi ceza verilir?

Hayır. O zaman kasten yaralama suçunun nitelikli hali (TCK 87 vb.) uygulanır. Bu durumda yaralama suçunun cezası (örneğin 3 yıldan 8 yıla kadar hapis), mala zarar vermeden (3 yıla kadar) çok daha ağır olacağı için fail yaralamadan cezalandırılır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/13959 E., 2023/168 K. "5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; "(1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır." Şeklindeki düzenlemeler uyarınca ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.09.2014 tarihli ve 2013/9-431 Esas, 2014/377 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükümlünün gözünde gözlük olduğunu bilerek katılana vurmak suretiyle katılanın gözlüğünün kırılmasına ve katılanın basit nitelikte yaralanmasına neden olduğu olayda hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme de gözetilerek daha ağır cezayı ihtiva eden mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine kasten basit yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."