GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Özel güvenlik görevlileri, toplumsal yaşamın huzuru ve can-mal güvenliğinin korunması noktasında kritik bir kamusal sorumluluk üstlenirler. Bu mesleğin doğası, yüksek düzeyde disiplin, sürekli dikkat ve kusursuz bir sadakat yükümlülüğü gerektirir. Güvenlik hizmeti, telafisi olmayan risklerin bertaraf edilmesi üzerine kurulu olduğundan, bu alanda çalışan işçilerin göstermesi gereken "özen borcu", diğer meslek gruplarına oranla çok daha katı kriterlere tabidir. Bir parkta, fabrikada veya alışveriş merkezinde görev yapan güvenlik personelinin nöbet yerini terk etmesi, sadece bir disiplin suçu değil, doğrudan bir "güvenlik zafiyeti" (vulnerability) kaynağıdır. Hukuk düzeni, güvenlik işçisinin insani ihtiyaçlarını (yemek, dinlenme vb.) gözetmekle birlikte, bu ihtiyaçların giderilme şeklinin görevin asıl amacı olan "koruma ve denetim" işlevini felce uğratmasına izin vermez.
İş hukukunda iş sözleşmesinin feshinde en çok tartışılan konulardan biri, işçinin davranışlarının "haklı neden" mi yoksa "geçerli neden" mi teşkil ettiğidir. Özellikle özel güvenlik görevlilerinin toplu halde yemek yemeleri, nöbet kulübelerinde yemek pişirmeleri veya devriye görevlerini aksatmaları durumunda Yargıtay, mesleğin "riskli ve hata kabul etmez" doğasını ön planda tutmaktadır. Ancak işverenin bu tür durumlarda sergilediği tutum, hukuki sonucun kaderini belirler. Eğer benzer kusuru işleyen işçilerden sadece bir kısmı işten çıkarılıp diğerleri korunuyorsa, "eşit işlem ilkesi" ihlal edilmiş sayılır. Bu ihlal, işverenin derhal fesih hakkını (haklı neden) ortadan kaldırarak feshin "geçerli nedene" dönüşmesine yol açar. Bu makalemizde, özel güvenlik görevlilerinin özen yükümlülüğünü, nöbet yerinin toplu terkinin doğurduğu hukuki sonuçları, eşit işlem ilkesinin fesih üzerindeki etkilerini ve işe iade davalarında "güvenlik zafiyeti" kriterini akademik bir perspektifle ele alacağız.
ÖZEL GÜVENLİKTE "SIFIR HATA" PRENSİBİ
Özel güvenlik hizmeti, 5188 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülen ve kamu güvenliğini tamamlayıcı nitelikte bir faaliyettir. Bu hizmetin ifasında işçinin sahip olduğu sadakat ve özen borcu, sadece işverene karşı değil, aynı zamanda korunmakta olan topluma ve üçüncü kişilere karşı da bir sorumluluk içerir. Güvenlik görevlisinin mesaisindeki her saniye, potansiyel bir riskin gözlenmesini gerektirir.
Yargıtay içtihatlarında, güvenlik görevlilerinin yaptıkları işin "ihmal ve kusuru kabul etmeyecek şekilde riskli" olduğu vurgulanmaktadır. Bir ofis çalışanının işini yavaşlatması verim kaybına yol açarken, bir güvenlik görevlisinin nöbet yerinden ayrılması can veya mal kaybına kapı aralayabilir. Bu nedenle, güvenlik personelinin görev tanımlarına ve talimatlara harfiyen uyması, sözleşmenin temel edim yükümlülüğüdür.
Bu prensip gereği, güvenlik görevlisinin göstermesi gereken özen, "basiretli bir çalışanın" göstereceği özenin ötesindedir. Görevin icrası sırasında ortaya çıkan en küçük bir savsaklama, iş ilişkisinin temelini oluşturan "güven ilişkisini" kökünden sarsabilir.
NÖBET YERİNİN TOPLU TERKİ VE ZAFİYET
Bir güvenlik biriminde en tehlikeli senaryolardan biri, tüm personelin aynı anda aynı noktada toplanması veya görev yerlerini topluca terk etmesidir. Özellikle devriye atması gereken personelin, nöbet kulübesi gibi dar bir alanda toplanarak yemek yemesi veya yemek pişirmesi, korunan alanın geri kalanını tamamen savunmasız bırakır.
Güvenlik terminolojisinde bu duruma "kör nokta oluşumu" veya "güvenlik açığı" denir. Hukuk mahkemeleri, bu tür toplu hareketleri "görev talimatına aykırılık" ve "sadakat borcunun ihlali" olarak nitelendirir. Güvenlik görevlilerinin "insani ihtiyaç" bahanesiyle dahi olsa, sistemi tamamen işlevsiz hale getirmeleri kabul edilemez bir kusurdur.
Emsal kararda görüldüğü üzere, 8 güvenlik görevlisinin bir araya gelerek yemek yemesi, Yargıtay tarafından "güvenlik zafiyetine fırsat vermek" olarak görülmüş ve bu durumun işverene fesih hakkı tanıyacağı net bir şekilde ortaya konulmuştur.
İNSANİ İHTİYAÇLAR VS. GÖREV DİSİPLİNİ
İşçinin yemek yemesi ve ara dinlenmesi yapması en doğal hakkıdır. Ancak güvenlik hizmetinde bu hakların kullanımı, "görevin sürekliliği" ilkesiyle dengelenmelidir. Güvenlik görevlileri, ara dinlenmelerini ve yemek saatlerini mutlaka "nöbetleşe" (rotasyonla) kullanmak zorundadırlar.
Eğer bir işyerinde yemek saati düzenlemesi yoksa, bu durum işçiye "herkesle birlikte görev yerini terk etme" hakkı vermez. İşçi, görevini aksatmayacak şekilde insani ihtiyaçlarını gidermekle yükümlüdür. Nöbet kulübesinde yemek pişirmek gibi resmi kıyafete ve görevin vakarına yakışmayan davranışlar, işverenin imajına zarar veren eylemler olarak kabul edilir.
Yargıtay, alt mahkemenin "insani bir ihtiyaç olan yemek yemeleri geçerli fesih nedeni olamaz" şeklindeki gerekçesini hatalı bulmuştur. Çünkü mesele yemek yemek değil, yemeğin "topluca ve görevi ihmal edecek şekilde" yenmesidir. Güvenlik işinde disiplin, insani ihtiyaçların önüne geçer veya onları şekillendirir.
EŞİT İŞLEM İLKESİ VE SONUÇLARI
İşverenin, iş yerinde çalışan işçiler arasında haklı bir neden olmaksızın ayrım yapmama borcu vardır (İş Kanunu m. 5). Bu ilke, özellikle disiplin cezalarında ve işten çıkarmalarda hayati önem taşır. Aynı kusuru işleyen, aynı tutanağa imza atan işçilerden birinin atılıp diğerinin tutulması, hukuk düzeni tarafından "keyfiyet" olarak görülür.
Emsal olayda, tutanak tutulan 8 işçiden sadece 4'ünün işine son verilmesi, işverenin eşit davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini kanıtlamıştır. İşveren, neden bazı işçileri affedip bazılarını cezalandırdığını "haklı ve nesnel" nedenlerle (örneğin sicil farkı, kıdem farkı vb.) ispatlayamazsa, yaptığı fesih "haklı" olma özelliğini kaybeder.
Eşit işlem ilkesinin ihlali, feshin geçersizliği anlamına gelmez; ancak feshin "ağırlığını" değiştirir. Bu durum, tazminat hakları açısından işçi lehine, davanın esası açısından ise işveren aleyhine sonuçlar doğurur.
HAKLI NEDEN VE GEÇERLİ NEDEN AYRIMI
İş Kanunu m. 25/II uyarınca "haklı neden", işverenin işçiye tazminat ödemeden derhal kapıyı göstermesi durumudur. "Geçerli neden" (m. 18) ise, işçinin davranışı nedeniyle işin yürütülmesinin imkansız hale gelmesi ama bu kusurun tazminatsız atılacak kadar ağır olmamasıdır.
Yargıtay, güvenlik personelinin toplu yemek yeme eylemini başlangıçta "haklı neden" (güvenliği tehlikeye düşürme) olarak görmüştür. Ancak işverenin bazı işçileri çıkarmayıp bazılarını çıkarması (eşitlik ihlali), bu eylemin "haklılığını" düşürerek onu "geçerli neden" seviyesine indirmiştir.
Geçerli nedenin varlığı, işçinin işe iade davasını kaybetmesi için yeterlidir. Yani işçi işine geri dönemez (reinstatement reddedilir), ancak feshin haklı nedenden geçerli nedene dönüşmesi sayesinde kıdem ve ihbar tazminatlarını talep etme hakkı kazanabilir. Bu ince ayrım, davanın sonucunu tamamen değiştiren bir teknik detaydır.
İŞE İADE DAVASINDA "GÜVENLİK" KRİTERİ
İşe iade davasında mahkeme, feshin "son çare" (ultima ratio) olup olmadığını ve nedenin ciddiyetini inceler. Güvenlik sektöründe, "zafiyet oluşturma" eylemi o kadar ciddidir ki, genellikle son çare ilkesinin ötesinde bir "güven kaybı" yaratır. Bir kez topluca görev yerini terk eden personelin, yarın bir saldırı anında nasıl davranacağı kestirilemez.
Mahkemeler, güvenlik görevlilerinin sicilinde daha önce bir olumsuzluk olmasa bile, "güvenlik açığı yaratma" potansiyeli taşıyan eylemleri geçerli bir fesih nedeni saymaktadır. Emsal kararda da belirtildiği üzere, "resmi görev ve kıyafete yakışmayan davranışlar", işverenin işletmesel menfaatlerini doğrudan zedeler.
Bu nedenle, güvenlik görevlisi olarak çalışanların iş güvencesi, gösterdikleri disiplinle doğru orantılıdır. Disiplinin koptuğu yerde, iş güvencesi de sona erer.
YARGITAY'IN "GÜVENLİK" YAKLAŞIMI VE SONUÇ
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, güvenlik hizmetlerinde "disiplin ve sürekliliğin" esnetilemez olduğunu savunmaktadır. Güvenlik zafiyeti yaratan bir işçinin işe iadesi, iş yerindeki düzeni tamamen bozacak ve diğer çalışanlara "kötü bir örnek" teşkil edecektir. Bu nedenle, eylemin gerçekliği ispatlandığı sürece, mahkemeler işe iade taleplerini reddetme eğilimindedir.
Sonuç olarak; özel güvenlik personeli, sadece bir çalışan değil, bir "koruma kalkanı"dır. Bu kalkanın yemek yeme veya ısınma gibi nedenlerle topluca indirilmesi, iş akdinin feshi için yeterli ve geçerli bir sebeptir. İşverenler ise bu hakkı kullanırken "adaletli ve eşit" davranmak zorundadırlar. Seçici davranılan her fesih, işvereni tazminat ödemeye mahkum ederken, işçiyi ise bir daha o kapıdan içeri girmekten mahrum bırakır. Profesyonellik, mazeretlerin arkasına sığınmadan görevin gereğini yapmayı gerektirir. Güvenlik işinde en büyük tehlike, rehavetin başladığı andır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Yemek yemek insani bir haktır ancak bunu görev yerinizi terk ederek, diğer arkadaşlarınızla topluca toplanarak veya güvenliği aksatacak şekilde yaparsanız işten çıkarılmanız (fesih) geçerli kabul edilebilir.
Bu durum "Eşit İşlem İlkesi"ne aykırıdır. İşe iade davası açarak feshin haksızlığını iddia edebilir ve en azından tazminat haklarınızı güvence altına alabilirsiniz.
Haklı neden, tazminatsız ve derhal kovulmaktır. Geçerli neden ise, işe iadeniz reddedilse bile kıdem ve ihbar tazminatınızı alarak işten çıkarılmanızdır.
Evet, uyuma eylemi "işin güvenliğini tehlikeye düşürmek" kapsamında Yargıtay tarafından genellikle "haklı fesih" nedeni olarak kabul edilmektedir.
En az 6 aylık kıdeminizin olması, iş yerinde 30'dan fazla işçi çalışması ve sözleşmenizin belirsiz süreli olması gerekir. Ayrıca fesihten itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmalısınız.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.