avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

TAHLİYE DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER

Gayrimenkul hukuku ve icra takipleri, kira bedelinin ödenmemesi durumunda kiralayanın alacağına kavuşabilmesi ve taşınmazın tahliyesini sağlayabilmesi için hızlı yasal yollar sunar. İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında düzenlenen "tahliye talepli icra takibi", hem birikmiş kira alacağının tahsilini hem de borcun ödenmemesi durumunda kiracının taşınmazdan tahliye edilmesini amaçlayan iki yönlü bir hukuki süreçtir. Kiracının icra dairesine yaptığı itirazla duran takibin devamı için alacaklı kiralayanın icra hukuk mahkemesinde yasal yollara başvurması gerekir. Bu başvurularda kiralayanlar, taktiksel veya usuli nedenlerle mahkemeden tahliye istemeksizin yalnızca borca ve takibe yönelik "itirazın kaldırılmasını" talep edebilmektedir. Bu hakkın kullanılması sonrasında ortaya çıkan en kritik husus, tahliye davası açma hakkının saklı tutulması ve bu davanın tabi olduğu hak düşürücü sürelerin doğru yönetilmesidir. Kanun koyucu, mülkiyet hakkı ile kiracının korunması ilkeleri arasındaki dengeyi korumak amacıyla tahliye talepleri için hak düşürücü süreler öngörmüştür. Sürelerin kaçırılması, haklı olunsa dahi davanın reddine ve ciddi zaman kayıplarına yol açar. Bu çalışmada, haciz ve tahliye talepli icra takiplerinin işleyişi, tahliyesiz itirazın kaldırılması talebi ve hukuki niteliği, ayrı bir dava olarak tahliye davası açılabilmesinin yasal dayanakları, İİK 269/a maddesi kapsamında hak düşürücü altı aylık sürenin uygulanması, bu sürenin başlangıç tarihi olarak kesinleşme anının tespiti ve süre hatalarından kaynaklanan yargısal bozma kriterleri detaylıca incelenecektir.

HACİZ VE TAHLİYE TALEPLİ TAKİPLER

Kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde kiralayan, borçlu aleyhine İİK m. 269 ve devamı maddeleri uyarınca adi kiraya ve hasılat kiralarına özgü haciz ve tahliye talepli ilamsız takip başlatabilir. Takipte kiracıya ödeme yapması için otuz günlük (hasılat kiralarında altmış günlük) süre tanınır. Kiracı ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borca veya kira ilişkisine itiraz edebilir. İtiraz durumunda icra takibi kendiliğinden durur. Takibin durmasıyla birlikte alacaklı, otuz günlük ödeme süresinin geçmesinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunmalıdır. Bu süreçte sürelerin titizlikle takip edilmesi davanın usulden reddedilmemesi için şarttır.

TAHLİYESİZ İTİRAZIN KALDIRILMASI TALEBİ

Alacaklı kiralayan, kiracının itirazı üzerine icra hukuk mahkemesine başvururken, itirazın kaldırılması talebiyle birlikte tahliye istemek zorunda değildir. Hukukumuzda alacaklı, taleplerini sınırlandırmakta serbesttir. Kiralayan, yargılama sürecini hızlandırmak, harç miktarını düşürmek veya sadece borcun kesinleşmesini sağlamak amacıyla yalnızca itirazın kaldırılması davası açabilir. Mahkemenin sadece itirazın kaldırılmasına karar vermesi durumunda, takip alacak yönünden kesinleşir ve haciz işlemleri yapılabilir hale gelir; ancak doğrudan tahliye infazı gerçekleştirilemez. Bu durumda tahliyeyi gerçekleştirmek için kiralayanın ayrı bir dava açması gerekmektedir.

TAHLİYE DAVASI AÇMA SÜRESİNİN BAŞLANGICI

Sadece itirazın kaldırılması davası açıp bu davayı kazanan kiralayanın, taşınmazın boşaltılmasını sağlamak amacıyla açacağı bağımsız tahliye davasının ne zaman açılacağı ve hangi süreye tabi olacağı uyuşmazlıkların odak noktasını oluşturur. Eğer alacaklı tarafından açılan tahliyesiz itirazın kaldırılması davası henüz derdest ise (yani yargılaması devam ediyorsa), kiralayan dava süresince her zaman ek bir taleple veya yeni bir dava açarak tahliye isteyebilir. Ancak itirazın kaldırılması davası sonuçlanmış ve bu karar üst mahkeme denetiminden geçerek (veya temyiz edilmeksizin) kesinleşmişse, tahliye davasının açılacağı süre sınırı kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlar.

İİK 269/a KAPSAMINDA ALTI AYLIK SÜRE

İcra ve İflas Kanunu'nun 269/a maddesi, borçlunun itiraz etmemesi veya itirazının kesinleşmesi (itirazın kaldırılması) halinde, ihtar süresinin (ödeme süresinin) bitim tarihini takip eden altı ay içinde tahliye davası açılması gerektiğini öngörmektedir. Yasa koyucunun tahliye talepleri için getirdiği bu altı aylık süre sınırlaması, hak düşürücü niteliktedir. Sadece itirazın kaldırılmasını talep eden kiralayan yönünden de bu altı aylık süre aynen uygulanır. Zira aksi bir kabul, kiralayanın tahliye talebini yıllar sonra dahi ileri sürerek kiracıyı sürekli bir tahliye tehdidi altında bırakmasına yol açar ki bu durum yasanın amacına ve hukuki belirlilik ilkesine aykırıdır.

İTİRAZIN KALDIRILMASI KARARININ KESİNLEŞMESİ ETKİSİ

İtirazın kaldırılması kararından sonra açılacak tahliye davalarında altı aylık hak düşürücü sürenin başlangıç noktası, icra mahkemesince verilen itirazın kaldırılması kararının kesinleştiği tarihtir. Kararın kesinleşmesi, onama ilamının tebliğiyle veya yasa yolu sürelerinin geçmesiyle gerçekleşir. Hak düşürücü sürenin başlangıcının, ödeme emrinin tebliğinden itibaren hesaplanması gerektiği yönündeki yerel mahkeme yorumları hatalıdır. Çünkü itirazın kaldırılması davası sürerken, takibin durdurulmuş olması nedeniyle kiralayanın fiilen tahliye davası açma imkanı kısıtlanmıştır. Dolayısıyla, kesinleşme tarihinden itibaren altı ay içinde açılan tahliye davaları süresinde kabul edilmelidir.

MAHKEME HATALARI VE HAK KAYIPLARI

Sulh veya İcra Hukuk Mahkemeleri, kesinleşen takip nedeniyle açılan tahliye davalarında sürenin başlangıcını saptarken dava dosyalarındaki onama ve kesinleşme şerhlerini esas almalıdır. İtirazın kaldırılması kararının kesinleşme tarihinden itibaren altı ay geçmeden açılan tahliye davalarının usulden reddedilmesi, kiralayanın mülkiyet ve alacak haklarına yönelik ağır bir hak ihlalidir. Yerel mahkemelerin süre hesaplamasında hataya düşerek davaları reddetmesi, Yargıtay tarafından yasanın yanlış yorumlanması gerekçesiyle bozulmaktadır. Hukuki sürelerin doğru tespiti, gereksiz hak kayıplarını ve yargılama giderlerini engelleyen en önemli etkendir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Haciz ve tahliye talepli icra takibine itiraz edildiğinde ne yapılmalıdır?

Alacaklı kiralayan, yedi günlük itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması davası açmalıdır.

2. İtirazın kaldırılması davasında tahliye talep edilmemesi hak kaybı yaratır mı?

Hayır, sadece itirazın kaldırılması talep edilebilir. Karar kesinleştikten sonra yasal süre içinde ayrı bir tahliye davası açılması mümkündür.

3. İtirazın kaldırılması kararından sonra tahliye davası ne zaman açılmalıdır?

İtirazın kaldırılması davası devam ederken her zaman; karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten itibaren altı ay içinde tahliye davası açılmalıdır.

4. Tahliye davası açmak için öngörülen altı aylık süre uzatılabilir mi?

Hayır, İİK 269/a maddesindeki altı aylık süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir ve hiçbir şekilde uzatılamaz.

5. Kararın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde dava açılmazsa ne olur?

Sürenin geçirilmesi durumunda kiralayanın o icra takibine dayalı olarak tahliye talep etme hakkı düşer; dava süre yönünden reddedilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/4264 E., 2017/16850 K.
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kesinleşen Takip Nedeniyle Tahliye-İİKmd.269/a Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı alacaklı 29.11.2010 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 29.05.2014 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2012 yılı Şubat ayından 2014 yılı Mayıs ayına kadarki kira alacağı 9.415,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 12.06.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 17.06.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, isnat edilen borca karşılık 2013 yılında Belediyeye ait 6.900,00 TL elektrik faturalarını ödediğini, bunların kiraya mahsup edileceğini ileri sürerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Borçlunun yasal sürede borca itirazda bulunması üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 13.07.2015 tarihinde açtığı dava ile, aynı takip dosyasına ilişkin daha önce itirazın kaldırılması istemiyle dava açtıklarını, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/6 esas sayılı dosyasında verilen 03.09.2014 tarihli karar ile davalı borçlunun itirazının kaldırıldığını, bu kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16.04.2015 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiğini belirterek iş bu dava ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ... İcra Dairesinin 2014/45 E. Sayılı dosyasında ödeme emrinin 12.06.2014 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği ve davalı tarafın 17.06.2014 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği, davacının 08.07.2014 tarihinde davalıya karşı itirazın kaldırılması davası açtığı, davanın kabul edilerek Yargıtay 6. Hukuk dairesinin 2015/2321 E. Ve 2015/3816 .... nolu ilamı ile onanarak 16.04.2015 tarihinde kesinleştiği, davacının 17.06.2014 tarihli itiraza karşı 08.07.2014 tarihinde tahliye istemi olmaksızın sadece itirazın kaldırılması davası açmış olduğu görülmekle İİK. 68 ve 269. maddeleri uyarınca davacının tahliye davası açması için kanunda belirtilen sürenin 08.01.2015 tarihinde dolmuş olduğu, itirazın kaldırılması davası açtığı günden itibaren 6 ay içerisinde tahliye isteminde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Alacaklı kiraya veren, borçlunun itirazı üzerine icra mahkemesinden "tahliye" istemeden, yalnız "itirazın kaldırılmasını" isteyebilir. İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararının kesinleşmesinden itibaren icra mahkemesinden borçlu kiracı hakkında tahliye davası açabilir. Bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ancak bu gibi hallerde tahliye davasının hangi tarihten başlayarak ne kadar sürede açılması gerektiği hususu önem kazanmaktadır. Şayet itirazın kaldırılması davası devam etmekte ise tahliye davası yargılama devam ettiği sürece her zaman açılabilir. Eğer itirazın kaldırılması kararı kesinleşmiş ise bu takdirde tahliye davası itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır. Zira İİK.nun 269/a maddesinde "takibin kesinleşmesi halinde tahliye davasının ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde açılması gerektiği" öngörülmüştür. Yasa koyucunun amacının 269/a maddesinde olduğu gibi tahliye davası için süre bakımından bir sınırlama getirmek olduğuna göre bu madde de öngörülen sürenin itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesini müteakip açılacak tahliye davalarında da uygulanması gerekir. Davaya dayanak olan icra takibine vaki itirazın kısmen kaldırılmasına ilişkin kararın 16.04.2015 tarihinde kesinleştiği ve kararın kesinleşmesinden itibaren 6 aylık yasal süre içerisinde 13.07.2015 tarihinde İİK.nun 269/a maddere gereğince davanın açıldığının anlaşılmasına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.na 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.