Hakaret Suçu ve Karşılıklı Hakaret Hallerinde Yargılama Esasları
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesinde; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle saldırıda bulunulması olarak tanımlanmıştır. Günümüzde teknolojinin gelişimiyle birlikte, hakaret eylemlerinin büyük bir kısmı sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital platformlar üzerinden gerçekleşmektedir. Modern ceza hukukunun en önemli savunma araçlarından biri olan "Karşılıklı Hakaret" hali (TCK m.129), tarafların birbirlerine karşı gerçekleştirdiği eylemleri bir bütün olarak değerlendirerek ceza verilmesine yer olmadığına dair kararların önünü açmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/2375 E., 2018/1460 K. sayılı emsal kararı, karşılıklı hakaretin tespiti ve delil değerlendirme süreçlerini netleştirmektedir.
1. Hakaret Suçunun Maddi ve Manevi Unsurları
Hakaret suçunun oluşabilmesi için kişinin sosyal değerini sarsacak, toplum içindeki saygınlığını azaltacak nitelikte bir saldırının varlığı şarttır. Kanun koyucu, kişilerin birbirlerine karşı kaba hitaplarını veya nezaket dışı davranışlarını (örneğin "terbiyesiz", "saygısız" gibi) tek başına hakaret suçu kapsamında değerlendirmemektedir. Hakaretin "suç" teşkil edebilmesi için, isnadın kişinin somut bir özelliğine (hırsızlık yapması, iffetsizliği gibi) veya doğrudan onurunu hedef alan ağır sövgülere (küfürler) yönelik olması gerekir. Ayrıca hakaret eyleminin sanık tarafından kasten ve bir kimseyi küçük düşürme amacıyla (matufiyet) gerçekleştirilmesi manevi unsuru oluşturur.
2. Karşılıklı Hakaret (TCK 129/3) ve Cezai Sorumluluktan Kurtulma
TCK'nın 129. maddesinin 3. fıkrasına göre; hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, mahkeme taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek cezayı üçte bire kadar indirebileceği gibi, ceza vermekten tamamen de vazgeçebilir (Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı - CYO). Yargıtay uygulamalarında karşılıklı hakaretin tespiti için eylemlerin aynı anda gerçekleşmesi şart değildir; ancak ikinci hakaretin, birinci hakarete bir nevi "tepki" veya "cevabi" nitelikte olması ve aralarında sıkı bir nedensellik bağı bulunması aranır.
3. "Gıyapta Hakaret" ve İhtilat Unsuru
Hakaret suçunun huzurda (kişinin yüzüne karşı veya doğrudan iletişim araçlarıyla) ya da gıyapta (kişinin yokluğunda) işlenmesi mümkündür. Gıyapta hakaretin suç sayılabilmesi için, eylemin en az üç kişiyle ihtilat ederek (paylaşılarak) işlenmesi gerekir. Sosyal medya platformlarında (Facebook, Instagram vb.) paylaşılan bir gönderi veya herkese açık yapılan bir yorum, ihtilat unsurunu otomatik olarak gerçekleştirmiş sayılır ve ceza miktarını artıran "aleniyet" (TCK 125/4) unsurunu da beraberinde getirir. Ancak kapalı bir WhatsApp grubunda veya sadece bir kişiye gönderilen mesajlarda gıyapta hakaret suçu oluşmayacaktır.
4. Haksız Tahrik Altında Hakaret
TCK m.129/1 maddesi uyarınca; hakaret suçu, haksız bir fiile tepki olarak işlenmişse, verilecek ceza indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir. Eğer yerel mahkeme sanığın hakaretini "haksız bir saldırıya uğraması sonucunda fıtri bir tepki" olarak nitelendirirse, sanığa ceza vermez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi kararında da vurgulandığı üzere; hakaret eyleminin ilk kim tarafından başlatıldığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti, tahrik hükümlerinin uygulanması bakımından zorunluluktur. Eğer ilk hakareti kimin başlattığı belirlenemiyorsa, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği her iki taraf lehine indirim uygulanmalıdır.
5. Hukuki Sonuçlar ve Savunma Prensipleri
- İlk hakareti başlatan tarafın tespiti, tahrik indiriminden yararlanmak için kritiktir.
- Sosyal medya yazışmaları, ekran görüntüleri (screenshot) ve HTS kayıtları delil olarak sunulmalıdır.
- Karşılıklı hakaret halinde mahkemenin TCK 129/3 maddesini re'sen gözetmesi emsal kararlarla sabittir.
- Huzurda hakaret için mağdurun eylemi öğrenmesi (veya öğrenebilecek durumda olması) yeterlidir.
- Büromuz, dijital delillerin sıhhatini teknik uzmanlarla denetleyerek savunma stratejilerini kurgulamaktadır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.