HIRSIZLIKTA CEZA VERMEKTEN VAZGEÇİLMESİ HALLERİ
Hırsızlık suçları, ceza kanunlarında mülkiyet güvenliğini korumak amacıyla çok sert yaptırımlara bağlanmış olsa da, suç adaletinin tesis edilmesi sadece cezalandırmakla değil, suçun arkasındaki insani trajedileri, çaresizliği ve toplumsal koşulları da görebilmekle mümkündür. Ceza hukukunun en temel hedeflerinden biri hümanizmdir (insancıllık ilkesidir). Bu doğrultuda Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 145. maddesi, hırsızlık suçuna konu olan malın değerinin azlığı durumunda mahkemeye sadece ceza indirimi yapma yetkisi vermekle kalmamış; "suçun işleniş şekli ve özelliklerine göre faile büsbütün ceza vermekten vazgeçilebileceğini" de hüküm altına almıştır. Bu yasal vazgeçiş, yani "Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)", ceza hukukumuzun en insani, en adil ve en vicdani zirve noktalarından biridir. Hırsızlık eyleminin, kişinin kendisini veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarını hayatta tutabilmek, açlığı gidermek veya ağır bir hastalıkla (Örn: verem) mücadele edebilmek amacıyla çok düşük değerli gıda maddeleri üzerinde gerçekleştirilmesi durumunda ceza verilmesi, hukuk devletinin vicdanıyla bağdaşmaz. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan tarihi emsal kararı, bu insani durumların sınırlarını belirlemekte ve ceza adaletinin şefkatli yüzünü hukuk dünyasına armağan etmektedir. Karar uyarınca; açlık saikiyle yiyecek çalma veya hasta çocuğu için marketten gıda çalma durumlarında sanığa ceza verilmemelidir.
Uygulamada, fakirlik ve çaresizlik içindeki bazı sanıklar, girdikleri konutta veya markette sadece karnını doyurmak için bir miktar yiyecek çalmakta veya hasta olan, verem tedavisi gören ve iyi beslenmesi gereken küçük çocuğu için marketten muz, süt gibi gıda maddeleri alırken yakalanmaktadır. Savcılıklar bu olaylarda doğrudan "Nitelikli Hırsızlık" suçundan ağır ceza davaları açabilmekte, yerel ceza mahkemeleri de "kanunda yazılı suç oluşmuştur" mantığıyla bu çaresiz insanlara 3-4 yıl hapis cezaları verip onları cezaevine gönderebilmektedir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, bu vicdan yaralayıcı uygulamaları sarsılmaz hümanist ilkelerle durdurmaktadır. Dairenin emsal kabulünde; konut veya iş yerine giren failin sadece olay mahallinde yemek amacıyla bir miktar yiyecek yemesi ya da fakirlik ilmühaberi bulunan ve verem tedavisi gören çocuğu için marketten 25-30 liralık muz çalması durumlarında, TCK m. 147'deki "Zorunluluk Hali" sınırına ulaşılmasa bile, TCK m. 145'in o yüce "ceza vermekten büsbütün vazgeçme" yetkisi kullanılmalıdır. Bu durumlarda mükerrer değerlendirme yasağı gibi ceza genel kurallarına da uyularak sanığa hiçbir ceza verilmemeli, davanın CYOK ile bitirilmesine karar verilmelidir.
HÜMANİZM VE CEZA HUKUKU İLİŞKİSİ
Modern ceza hukukunun temel amacı, bireyi sadece hapsetmek veya cezalandırmak değil, suçun arkasındaki toplumsal nedenleri rehabilite etmektir.
İnsancıllık (hümanizm) ilkesi gereği, devletin cezalandırma yetkisi sınırsız değildir. Kişinin en temel insani biyolojik ihtiyaçlarını (açlık, barınma vb.) veya sağlık mecburiyetlerini karşılamak için gerçekleştirdiği küçük çaplı ihlallerde, ceza hukuku devreden çıkmalı ve yerini sosyal devletin şefkatine bırakmalıdır.
MÜKERRER DEĞERLENDİRME YASAĞI VE SINIRLAR
Mükerrer değerlendirme yasağı (ne bis in idem), ceza hukukunda bir unsurun veya hafifletici sebebin sanık aleyhine veya lehine birden fazla kez kullanılmasını önler.
TCK m. 145 uygulanırken, çalınan malın değerinin azlığı unsuru hem suçun nitelendirilmesinde hem de cezanın belirlenmesinde ayrı ayrı kullanılarak mükerrer değerlendirme yapılmamalıdır. Yasa koyucu bu kuralı adil yargılanma hakkının ve ceza adaletinin sarsılmaz bir güvencesi olarak sisteme entegre etmiştir.
YİYECEK ÇALMA EYLEMİNİN CEZAİ BOYUTU
Konut veya iş yerlerine hırsızlık amacıyla girilmesi ağır bir suç olmasına rağmen, çalınan eşyanın sadece yiyecek olması durumu özel değerlendirilir.
Eğer fail, girdiği evden televizyon, altın veya para çalmak yerine, sadece buzdolabındaki bir kase çorbayı içmiş veya açlığını gidermek için bir somun ekmek yemişse, suçun işleniş şekli ve özellikleri TCK m. 145 uyarınca ceza vermekten tamamen vazgeçilmesini gerektirir. Burada mülkiyet ihlali açlık saiki karşısında ikincil kalır.
ZORUNLULUK HALİ VE İSTİSNAİ HÜKÜMLER
TCK’nın 147. maddesinde düzenlenen "Zorunluluk Hali", kişinin ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak için hırsızlık yapmasıdır (Örn: donmak üzereyken bir mont çalmak).
Zorunluluk halinin şartları ceza kanununda son derece dar ve katı tutulmuştur. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin getirdiği bu emsal kabul ise, zorunluluk hali sınırlarına tam ulaşılamasa bile (Örn: hayati tehlike henüz doğmamış ama beslenme yetersizliği olan çocuk için), TCK m. 145 üzerinden cezasızlık kapısını aralayarak adil ve esnek bir ceza koruması sağlamaktadır.
ÇOCUK SAĞLIĞI VE GIDA ELEMENTLERİ
Fakirlik sınırının altında yaşayan ailelerin çocuklarının sağlık hakları ve beslenme ihtiyaçları anayasal güvence altındadır.
Fakirlik belgesi bulunan ve verem (tüberküloz) gibi beslenmeyle doğrudan ilişkili bir hastalığı olan çocuğun gelişimi için marketten muz gibi temel gıda maddelerinin çalınması olayında, çalınan malın ekonomik değeri ile çocuğun hayatı ve sağlığı arasında kıyaslanamaz bir değer farkı vardır. Hukuk sistemi, çocuğun sağlığını marketin 30 TL'lik muzundan üstün tutar.
TÜRK CEZA KANUNU YÜZ KIRK YEDİ
Zorunluluk halinde hırsızlık suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesinin yasal metni şu şekildedir:
TCK Madde 147/1 -
"Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir."
Bu madde, TCK m. 145'in cezasızlık yetkisiyle birleştiğinde adalet gücünü ikiye katlar.
CMK UYARINCA CEZASIZLIK KARARININ ETKİLERİ
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca, ceza vermekten vazgeçilmesi kararlarının usuli sonuçları şu şekildedir:
CMK m. 223/4-a uyarınca, sanığın eylemi sabit olmakla birlikte, işleniş şekli ve TCK m. 145'teki yasal vazgeçme nedenleri oluştuğunda mahkeme "Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CYOK)" verir. Bu karar, sanık hakkında bir "mahkumiyet" hükmü niteliğinde olmadığından, HMK/CMK kuralları dairesinde sanığın adli sicil kaydına (sabıkasına) işlemez. Sanık, bu kararla birlikte cezaevine girmez ve adli sicili tertemiz kalır. Bu durum, failin sosyal hayata entegrasyonu için muazzam bir usuli kazanımdır.
HUKUKİ YORUMLAR VE SOSYAL ADALET
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, ceza hukukunun sadece kuru bir cezalandırma makinesi olmadığını, içinde insan sevgisi ve sosyal adalet barındıran yüce bir adalet mekanizması olduğunu kanıtlayan bir şeref levhasıdır.
Sonuç olarak; hırsızlık suçunda değer azlığı ve mükerrer değerlendirme yasağı sınırları içinde, suçun işleniş şekli (Örn: yiyecek çalma, hasta çocuk için gıda temin etme) dikkate alınarak TCK m. 145 uyarınca büsbütün ceza vermekten vazgeçilebilir. Yargıtay, bu kararla hem yoksul ve çaresiz vatandaşları korumuş hem de ceza hukukuna derin bir vicdani boyut kazandırarak Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Fırından ekmek çalınması hırsızlık suçudur ancak Yargıtay emsal kararı uyarınca sırf açlık saikiyle çok düşük değerli yiyecek çalınması durumunda TCK m. 145 uygulanarak hakkınızda "Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı" verilir ve hapse girmezsiniz.
Hayır. CYOK, bir mahkumiyet kararı olmadığından adli sicil (sabıka) kaydınıza işlemez. Siciliniz temiz kalmaya devam eder ve sosyal hayatınızda hiçbir hukuki engel yaratmaz.
Doğrudan TCK m. 147 zorunluluk hali sayılmasa bile, Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin kararı gereği fakirlik belgeniz ve çocuğun hastalığı varsa TCK m. 145'teki "ceza vermekten büsbütün vazgeçme" maddesi uygulanır ve cezasız kalırsınız.
Hayır, yok. Cezasızlık veya indirim sadece değer azlığı ve sadece yiyecek/acil gıda çalma gibi insani durumlar için geçerlidir. Değerli eşyaların (TV, altın) çalınması durumunda normal nitelikli hırsızlık cezası alırsınız.
Mahkemede çaresizliğinizi ve fakirliğinizi kanıtlamak için Muhtarlıktan alacağınız "Fakirlik İlmühaberi", varsa çocuğunuzun tedavi gördüğüne dair hastane ve sağlık kurulu raporları ile durumunuzu açıklayan bir savunma sunmalısınız.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.