avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

DEĞER AZLIĞINDA OBJEKTİF VE MADDİ DEĞER

Hırsızlık suçlarında malın ekonomik değerinin düşüklüğü, ceza adaletinin orantılılık ve kusur ilkeleri çerçevesinde tecelli edebilmesi için ceza hukukumuzda hayati bir indirim sebebi olarak kabul edilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 145. maddesinde düzenlenen "Malın değerinin azlığı" müessesesi, küçük ölçekli hırsızlık eylemlerinde faillere fahiş hapis cezaları verilmesini önleyen insani bir yargı aracıdır. Ancak bu kuralın uygulanmasında, yargı pratiğinde çok derin bir felsefi ve hukuki açmaz ortaya çıkmaktadır: Malın değeri belirlenirken, malın serbest piyasadaki objektif maddi değeri mi (piyasa rayici) esas alınmalıdır, yoksa o malın mağdur için taşıdığı sübjektif, manevi ve hatıra değeri mi göz önünde bulundurulmalıdır? Örneğin; maddi değeri sadece 5 TL olan plastik bir boncuk kolye, mağdura vefat eden çok sevdiği annesinden miras kalmışsa veya en yakın arkadaşının düğün hediyesi ise, bu kolyenin çalınması durumunda "değer azlığı" indirimi uygulanabilir mi? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve adli tıp ile ceza teorisine yön veren kararı, bu tartışmayı kesin bir dille sonlandırmaktadır. Karar uyarınca; TCK m. 145 uygulamasında malın sadece objektif ve maddi değeri esas alınmalı; mağdur için taşıdığı sübjektif ve manevi değer göz önüne alınarak değer azlığı indirimi yapılması kesinlikle engellenmemelidir.

Uygulamada, yerel ceza mahkemeleri ve bazı savcılıklar, mağdurların duruşma salonlarındaki duygusal beyanlarından etkilenerek hatalı kararlar verebilmektedir. Örneğin, bir hırsızlık davasında mağdur, "çalınan anahtarlık benim için çok kutsaldı, bana rahmetli arkadaşımdan hediyeydi, onun manevi değeri paha biçilemezdir" dediğinde, mahkeme "malın manevi değeri çok yüksektir, bu nedenle TCK m. 145 uygulanamaz" diyerek sanığa indirim yapmadan en üst sınırdan hapis cezası verebilmekteydi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu sübjektif değerlendirmelerin ceza hukukunun o katı ve nesnel yapısıyla bağdaşmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Ceza kanunu, kişilerin içsel dünyalarındaki hisler ve değer atfetmeleri üzerinden ceza tayin edemez. Bir suçun maddi konusu, dış dünyada yer kaplayan, ekonomik olarak ölçülebilir nesnel gerçekliktir. Çalınan eşyanın piyasa değeri asgari ücretin onda biri sınırının altında kalıyorsa, mağdur o eşyaya ne kadar manevi değer yüklemiş olursa olsun, sanık lehine değer azlığı indirimi uygulanmak zorundadır. Aksine karar verilmesi, ceza hukukunun nesnellik ilkesine ve yasallık prensibine açıkça aykırıdır.

OBJEKTİF DEĞER VE SÜBJEKTİF DEĞER AYRIMI

Objektif değer, bir malın piyasada arz ve talep kurallarına göre belirlenen nesnel, herkes için geçerli olan ekonomik karşılığıdır.

Sübjektif değer ise, sadece belirli bir birey için geçerli olan, hatıralar, duygular veya manevi bağlar nedeniyle nesnenin gerçek değerinin çok üzerine çıkan psikolojik kıymettir. Hukuk kuralları, toplumsal düzeni sağlamak için sübjektif hisleri değil, objektif ve ölçülebilir kriterleri esas almak zorundadır. Ceza adaleti nesnellikle sağlanır.

TCK YÜZ KIRK BEŞİNCİ MADDE DÜZENLEMESİ

Kişisel manevi değerlerin ceza indirimini engellemeyeceğini belirleyen TCK’nın 145. maddesinin koruyucu mantığı şu şekildedir:

TCK Madde 145/1 -
"Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabilir."

Bu madde, malın sadece maddi ve objektif değerini kriter olarak alır. Metinde manevi değerden bahsedilmemiştir.

MANEVİ DEĞERLİ ANCAK UCUZ EŞYALAR

Düğün hediyeleri, mektuplar, aile fotoğrafları veya manevi değeri olan ufak hatıra eşyaları, çalınma olaylarına sıklıkla konu olmaktadır.

Bu eşyaların maddi değeri genellikle sıfıra yakın veya çok düşüktür. Yargıtay emsal kararı, bu ucuz eşyaların çalınması halinde de sanığın TCK m. 145 hükmünden yararlanacağını kesin olarak karara bağlamıştır. Mağdurun yaşadığı manevi acı, sanığın yasal indirim hakkını elinden alamaz. Adalet nesnel kalmalıdır.

HIRSIZLIK SUÇUNDA ORANTILILIK VE CEZA

Anayasal bir ilke olan orantılılık, suçun ağırlığı ile verilen cezanın miktarı arasında adil ve makul bir dengenin bulunmasıdır.

Maddi değeri 5 TL olan bir hatıra defterini çalan kişiye, sırf hatıra değeri nedeniyle 5 yıl hapis cezası verilmesi, orantılılık ilkesini kökünden yok eder. Ceza hukuku, mağdurun intikam duygularını tatmin etme aracı değildir; nesnel kurallar çerçevesinde sanığın topluma kazandırılmasını ve adil cezalandırılmasını hedefler.

İÇTİHADIN UYGULAMA BİRLİĞİNE ETKİSİ İLKESİ

Yargıtay içtihatları, yerel mahkemelerin sübjektif kararlar vererek adalet duygusunu sarsmasını önleyen en güçlü rehberlerdir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu ilkesel kararı, "manevi değer" adı altında mahkemelerin keyfi olarak ceza indirimini reddetmesini engellemiştir. Türkiye'nin her yerinde, hırsızlığa konu malın sadece piyasa fiyatı ölçülecek ve yasal sınırlara göre indirim uygulanacaktır. Bu, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.

TÜRK CEZA KANUNU MADDİ HAKKANİYETİ

Ceza kanunumuz, şekli adaletin ötesinde, her somut olayın kendi içindeki maddi hakkaniyete uygun olarak çözülmesini amaçlar.

Maddi hakkaniyet, çalınan malın piyasa değerinin azlığı durumunda sanığa indirim yapılmasını emreder. Sübjektif değerlerin bu indirime engel kılınması, sanık aleyhine yasal olmayan bir ağırlaştırma yaratacaktır. Kanunilik ilkesi gereği, sanık aleyhine kıyas veya yasa dışı genişletici yorum yapılamaz.

CMK UYARINCA OBJEKTİF KIYMET TESPİTİ

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında, hırsızlık davalarında malın objektif kıymetinin tespiti şu usulle yürütülür:

CMK m. 63 uyarınca soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı veya kovuşturmayı yürüten mahkeme hakimi, çalınan malın rayiç bedelini belirlemek için dosya kapsamındaki delilleri (Örn: faturaları) inceler. Eğer fatura yoksa, HMK/CMK kuralları uyarınca uzman bir kuyumcu, elektronikçi veya ilgili esnaf bilirkişi olarak atanır. Bilirkişi, malın mağdur için taşıdığı manevi değeri tamamen göz ardı ederek, sadece serbest piyasadaki nesnel maddi satış fiyatını saptayan bir rapor hazırlar. Bu rapordaki objektif değer limitlerin altında kaldığında mahkeme TCK m. 145 indirimi uygulamak zorundadır.

HUKUKİ YORUMLAR VE SAVUNMA HAKLARI

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, ceza yargılamasının nesnel sınırlarını netleştiren ve savunma avukatlarına müvekkillerini korumak için sarsılmaz bir argüman sunan çok önemli bir içtihattır.

Sonuç olarak; TCK m. 145 kapsamında malın değerinin azlığı değerlendirilirken sadece objektif ve maddi değer esas alınmalıdır. Mağdur için çok değerli olan hatıra eşyalarının çalınması durumunda dahi, eğer bu eşyaların maddi değeri az ise değer azlığı indirimi yapılmalıdır. Yargıtay, bu kararla ceza hukukunun nesnellik ve kanunilik ilkelerini korumuş, keyfi yorumları engellemiş ve Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Arkadaşımın bana hediye ettiği ucuz bir saatin çalınması davasında ceza indirimi olur mu?

Evet. Yargıtay emsal kararı uyarınca saatin maddi değeri az ise, sizin ona çok değer vermeniz sanığın "Değer Azlığı (TCK m. 145)" indiriminden yararlanmasını engellemez. Mahkeme sadece maddi değeri esas alır.

2. Mağdurun "bu malın benim için manevi değeri paha biçilemez" demesi hakimi etkiler mi?

Hakim insani olarak etkilense bile hukuken bağlıdır. Yargıtay ilke kararları gereği, hakim mağdurun sübjektif hislerini göz ardı edip, çalınan eşyanın piyasadaki nesnel maddi değerini bilirkişi marifetiyle ölçmek ve indirim uygulamak zorundadır.

3. Manevi değeri yüksek ama maddi değeri sıfır olan bir mektubun çalınması suç mudur?

Evet, hırsızlık suçudur. Ancak maddi değeri olmadığından TCK m. 145 uyarınca değer azlığı en üst sınırda uygulanır. Bu durumda mahkemenin sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına" karar vermesi olasılığı çok yüksektir.

4. Sanık avukatı olarak mahkemede "objektif değer" savunmasını nasıl yapmalıyım?

Savunma dilekçenizde, çalınan malın rayiç bedelinin tespitini istemeli ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararını sunarak, mağdurun sübjektif manevi değer beyanlarının TCK m. 145 uygulamasını engellemeyeceğini belirtmelisiniz.

5. Hem maddi değeri hem de manevi değeri yüksek bir mal çalınırsa ne olur?

Eğer çalınan malın objektif maddi değeri de yüksek ise (Örn: pahalı bir altın gerdanlık), bu durumda TCK m. 145'teki değer azlığı indirimi uygulanamaz. Sanık normal veya nitelikli hırsızlık suçundan indirimsiz olarak cezalandırılır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2016/17182 E., 2017/9314 K. "Dairemiz kural olarak, TCK'nın 145. maddesinde, malın maddi ve objektif değerinin esas alınması gerektiğini kabul etmektedir. Bu manada Dairemize göre, örneğin mağdura çok sevdiği bir arkadaşının hediye etmesi nedeniyle mağdurun çok değer verdiği, ancak maddi değeri az olan taşınır bir mal hırsızlık suçunun konusu olmuşsa bu durumda da değer azlığı indirimi yapılmalıdır."