HİZMET TESPİTİNDE MERCİ TAYİNİ KARARI
Hukuk yargılamasında davaların doğru mahkemede açılması ve yürütülmesi, adil yargılanma hakkı ile usul ekonomisi ilkelerinin en temel gerekliliklerinden biridir. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gereken yasal bir zorunluluktur. Ancak mevzuat değişiklikleri veya mahkemelerin görev alanlarındaki uyuşmazlıklar nedeniyle, iki farklı mahkemenin aynı dava hakkında karşılıklı olarak görevsizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi sıklıkla karşılaşılan usuli bir çıkmazdır. Hukuk dilinde "olumsuz görev uyuşmazlığı" olarak adlandırılan bu gibi durumlarda, davanın hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesi amacıyla üst merci tarafından "merci tayini" (yargı yerinin belirlenmesi) işlemi yapılır. Yargıtay’ın kararlı içtihatları uyarınca, daha önce Yargıtay Daireleri tarafından temyiz incelemesi veya görev hususuna ilişkin verilmiş olan bozma kararları yerel mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Yargıtay bozma kararının mahkemeleri bağlama özelliği göz önünde bulundurularak, uyuşmazlığın çözümünde görevlendirilen ilgili mahkemenin davaya devam etmesi yasal bir zorunluluktur.
HİZMET TESPİTİ DAVALARININ TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Hizmet tespiti davaları, işçilerin veya kamu görevlilerinin geçmişte fiilen gerçekleştirdikleri ancak SGK kayıtlarına intikal ettirilmemiş veya eksik bildirilmiş çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tescil edilmesini amaçlayan davalardır. Bu davalar, sosyal güvenlik hakkının kutsallığı gereği kamu düzenini ilgilendirmekte olup, hak düşürücü süreler ve delillerin toplanması bakımından özel usul kurallarına tabidir. Hizmet tespiti talebi, sigortalılık başlangıcının tespiti, prim ödeme gün sayısının artırılması ve dolayısıyla emeklilik haklarının kazanılması açısından hayati önem taşır. Bu davaların davalısı Sosyal Güvenlik Kurumu ile birlikte işverendir. Kamu kurumlarında fahri veya geçici görevlerle çalışan kişilerin hizmet tespiti talepleri ise idari ve adli yargı sınırlarında özel yasal düzenlemelere tabidir.
FAHRİ İMAMLIK SÜRESİNİN TESPİTİ VE YASAL MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ
Fahri imam hatiplik hizmetlerinin tespiti konusu, geçmişte özel yasal düzenlemelerle yönetilmiştir. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na Ek 47. madde uyarınca, fahri imamlık sürelerinin tespitine ilişkin davalar Diyanet İşleri Başkanlığı temsilen ilgili il veya ilçe müftülükleri hasım gösterilerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülmekteydi. Ancak bu özel yasal düzenleme 31.05.2006 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Bu yasal değişikliğin doğal sonucu olarak, dava tarihi itibarıyla fahri imamlık hizmet sürelerinin tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanı sona ermiş, genel görevli mahkemeler ile iş mahkemelerinin görev alanı başlamıştır. Dolayısıyla yasanın yürürlükten kalkmasından sonra açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülmesi usulen mümkün değildir.
MAHKEMELER ARASINDA OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI
Bir davanın açıldığı mahkeme kendisini görevsiz görerek dosyayı başka bir mahkemeye gönderdiğinde ve kendisine dosya gönderilen mahkeme de eylemin kendi görev alanına girmediğini savunarak görevsizlik kararı verdiğinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğar. Karşılıklı görevsizlik kararlarının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi durumunda, dava dosyası ortada kalır ve yargılama süreci tıkanır. Bu usuli kilitlenmenin çözülmesi amacıyla dosya merci tayini için üst mahkemeye gönderilir. Merci tayini kararları adli teşkilat içerisindeki kaosun önüne geçmek ve vatandaşın mahkemeye erişim hakkını korumak için hayati bir işleve sahiptir.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNUNDA MERCİ TAYİNİ MÜESSESESİ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 22. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, iki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme ilgili Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir. Kanunun 23. maddesinin ikinci fıkrası ise merci tayini kararlarının bağlayıcılığını düzenler. Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak olan mahkemeyi mutlak surette bağlar. Yerel mahkemeler merci tayini kararlarına karşı direnme kararı veremezler; belirlenen mahkeme yargılamayı yürütüp sonuçlandırmak zorundadır.
YARGITAY BOZMA KARARLARININ MAHKEMELERİ BAĞLAYICILIĞI İLKESİ
Yargıtay daireleri tarafından yerel mahkeme kararlarına karşı verilen görev yönünden bozma kararları, davaya bundan sonra bakacak olan mahkemeler için bağlayıcı kılınmıştır. Somut uyuşmazlıkta, Sulh Hukuk Mahkemesince verilen kabul kararı Yargıtay ilgili Dairesi tarafından göreve ilişkin olarak bozulmuştur. Bu bozma ilamı üzerine Sulh Hukuk Mahkemesi bozmaya uyarak görevsizlik kararı vermiştir. Yargıtay’ın göreve ilişkin bozma kararı karşısında, dosyanın gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesinin de kendisini görevsiz sayarak karşı görevsizlik kararı vermesi hukuka aykırıdır. Üst mahkemenin nihai kararı uyarınca görevin Asliye Hukuk Mahkemesine (İş Mahkemesi Sıfatıyla) ait olduğu kesinleşmiş olup, yerel mahkemenin bu karara uyması yasal bir zorunluluktur.
İŞ MAHKEMESİ BULUNMAYAN YERLERDE ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNİN SIFATI
Ülkemizde her ilçe veya yargı çevresinde müstakil iş mahkemeleri kurulmamıştır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve adli yargı teşkilatı kuralları uyarınca, iş mahkemesi bulunmayan yerlerde iş sözleşmelerinden ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan davalara o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından "İş Mahkemesi Sıfatıyla" bakılır. Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara bakarken iş mahkemelerinin uyguladığı özel yargılama usullerini ve sürelerini tatbik eder. Dolayısıyla, o yerde müstakil bir iş mahkemesinin fiziken bulunmaması, Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmaktan kaçınması için bir gerekçe oluşturamaz. Yargıtay, olumsuz görev uyuşmazlığını çözerek Asliye Hukuk Mahkemesini iş mahkemesi sıfatıyla yargı yeri olarak belirlemiştir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklardan veya sosyal güvenlik mevzuatından doğan hizmet tespiti davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
5434 sayılı Kanundaki özel hükmün 2006 yılında yürürlükten kaldırılması nedeniyle, bu tarihten sonra açılan davalarda görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
İki mahkemenin karşılıklı görevsizlik kararı verip kesinleşmesi halinde, davanın hangi mahkemede görüleceğinin üst mahkeme (Yargıtay/BAM) tarafından belirlenmesi işlemidir.
Müstakil iş mahkemesi bulunmayan yerlerde, adli yargı ilk derece mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi davaya "İş Mahkemesi Sıfatıyla" bakar.
HMK m. 23/2 uyarınca, Yargıtayca verilen merci tayini kararları kesindir ve davaya bakmakla görevlendirilen alt mahkemeyi mutlak olarak bağlar.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.