avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

HUKUKA AYKIRI DELİL VE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ

Boşanma davaları, tarafların evlilik birliği içerisindeki en mahrem anılarının, sadakatsizlik iddialarının ve kusurlu davranışlarının yargı merci önüne döküldüğü, oldukça hassas bir çekişme alanıdır. Bu davalarda haklılığını kanıtlamak ve tazminat, nafaka veya velayet gibi konularda üstünlük sağlamak isteyen eşler, zaman zaman kanuni sınırları aşarak karşı tarafın özel hayatını ihlal eden delil toplama yöntemlerine başvurabilmektedir. Gizli kameralar yerleştirmek, habersiz ses kaydı almak, casus yazılımlarla telefon dinlemek veya eşin kişisel bilgisayarına sızmak gibi eylemler, boşanma yargılamasının "her ne pahasına olursa olsun kazanılması gereken bir savaş" gibi algılanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Anayasa'nın temel prensipleri, adaletin tesisinde kullanılacak araçların da hukuka uygun olması gerektiğini emreder. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları ve bu makaleye konu olan emsal kararı, eşin sadakatsizliğini ispatlamak amacıyla dahi olsa, "özel hayatın gizliliği" ihlal edilerek elde edilen ses ve görüntü kayıtlarının (CD, flash bellek vb.) hukuka aykırı delil sayılacağını ve hiçbir şekilde hükme esas alınamayacağını kesin bir dille ortaya koymaktadır. Bu makalede, ispat hukukunda hukuka uygunluk ilkesi, eşler arasındaki özel hayatın sınırları ve hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin (özellikle teknolojik kayıtların) yargılamadaki dışlanma mekanizması akademik bir derinlikle tahlil edilecektir.

Ceza muhakemesinde olduğu gibi hukuk muhakemesinde de (HMK m. 189/2) "hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz." Kuralının istisnası yok denecek kadar azdır. Uygulamada eşler, "Aynı evde yaşıyoruz, eşimden neyim gizli olabilir ki?", "Beni aldatıyordu, başka türlü ispat edemezdim" şeklindeki savunmalarla gizli çekim kayıtlarını dosyaya sunarak haklı çıkmayı umarlar. Ancak Yargıtay'ın emsal kararında net bir şekilde vurgulandığı üzere, evlilik birliği taraflara birbirlerinin özel alanlarını, şifreli dijital dünyalarını veya haberleşme hürriyetlerini sınırsızca ihlal etme hakkı (örneğin yatak odasına eşten habersiz kamera koyma) vermez. Özel hayatın gizliliğinin çekirdek alanına yapılan saldırı neticesinde elde edilen bir CD'nin (kamera/ses kaydının), içeriği sadakatsizliği yüzde yüz kanıtlıyor olsa dahi, mahkemece "yok hükmünde" sayılması zorunludur. Mahkemenin, hukuken yok sayması gereken bir belgeye dayanarak eşi "kusurlu" bulması bozma sebebidir.

İSPAT HUKUKUNDA HUKUKA UYGUNLUK İLKESİ

İspat, bir davanın bel kemiğidir. Taraflar, iddialarını kanıtlamak için mahkemeye çeşitli deliller sunarlar. Ancak medeni yargılamada "Makyavelist" bir yaklaşım, yani "amaca giden her yol mubahtır" anlayışı geçerli değildir. Adaletin elde ediliş yöntemi, en az adaletin kendisi kadar temiz ve hukuka uygun olmak zorundadır.

HMK m. 189/2 maddesi, anayasal bir güvencenin (Anayasa m. 38/6) medeni usul hukukundaki yansımasıdır. Bir delil, kanunun yasakladığı yöntemlerle, kişilerin temel hak ve özgürlükleri (özellikle haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliği) ihlal edilerek, baskı, hile veya zorla elde edilmişse, o delil "zehirli ağacın meyvesi" (fruit of the poisonous tree) teorisi gereğince zehirlidir ve yargılamayı da zehirler. Hakim, bu tür delilleri dosyadan fiziken çıkartmasa bile, hukuken bir kenara ayırmak ve kararın gerekçesinde bunlara dayanmamak zorundadır.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE KORUNMASI

Anayasa'nın 20. maddesi, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir" der. Özel hayat, bireyin sadece kendisine ait olan, başkalarıyla paylaşmak istemediği, ancak kendi rızasıyla dış dünyaya açabileceği mahrem alanıdır. Bu alan, kişinin bedeni olabileceği gibi, kullandığı telefonu, günlüğü, aracı veya başkalarıyla yaptığı konuşmalar da olabilir.

Emsal kararda belirtilen "erkeğin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi" hususu, boşanma davasında sunulan CD'nin (muhtemelen gizli bir ses veya kamera kaydı) erkeğin rızası ve bilgisi dışında, onun özel alanına tecavüz edilerek oluşturulduğunu göstermektedir. Bir kişinin rızası dışında sesinin veya görüntüsünün kaydedilmesi, Türk Ceza Kanunu (TCK m. 134) kapsamında da ayrıca bir suç (Özel hayatın gizliliğini ihlal) teşkil etmektedir. Suç işlenerek elde edilen bir materyalin hukuk davasında yasal bir ispat aracı olması mantıken ve hukuken imkansızdır.

BOŞANMA DAVALARINDA GİZLİ ÇEKİM DELİLLER

Boşanma davalarında en çok tartışılan konulardan biri, eşin arabasına GPS takılması, çantasına ses kayıt cihazı (böcek) yerleştirilmesi veya ortak yaşanan evin odalarına habersiz kamera konulmasıdır. Yargıtay'ın bu konuda çok ince bir ayrımı vardır.

Eğer bir eş, "tesadüfen" (örneğin eşinin telefonu masada açıktken gelen mesaja şahit olmak suretiyle) veya "ani gelişen, başka türlü ispatı mümkün olmayan bir saldırı anında" (örneğin kendisine o anda uygulanan şiddeti veya hakareti refleks olarak kayda almak) bir delil elde ederse, bu istisnai durumlarda hukuka aykırılıktan söz edilmeyebilir. Ancak "planlı, sistemli ve bir tuzak kurarcasına" eşin özel alanına cihazlar yerleştirilerek haftalarca dinleme/izleme yapılması suretiyle oluşturulan CD veya kayıtlar, tartışmasız şekilde hukuka aykırı delildir.

SADAKATSİZLİK İDDİASI VE İSPAT YÜKÜ

Sadakatsizlik (aldatma/zina), boşanma davalarında eşe yöneltilebilecek en ağır kusurlardan biridir. Sadakatsizliği iddia eden eş, bu iddiasını ispatla mükelleftir (TMK m. 6). Ancak ispat yükümlülüğü, kişiye dedektiflik yapma veya suç işleme yetkisi vermez.

Sadakatsizlik; otel kayıtları, uçak biletleri, kredi kartı ekstreleri, tanık beyanları, sosyal medyadaki (herkese açık) paylaşımlar, HTS (arama-aranma) dökümleri gibi tamamen yasal yollardan elde edilen veya mahkeme kanalıyla celp edilen hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır. Gizli kamera kaydı ile zina ispatlanmaya çalışıldığında, eylem zina olsa dahi, delil yasak yöntemle elde edildiği için mahkeme zinayı "ispatlanamamış" kabul etmek zorundadır.

EŞLER ARASINDA ÖZEL HAYAT SINIRI

Evlilik sözleşmesi, tarafların birbirlerinin tüm hayatına ipotek koyduğu, özel hayat kavramını sıfırladığı bir müessese değildir. Eşlerin aynı evi paylaşmaları, evlilik birliğinin doğası gereği mahremiyet sınırlarını birbirlerine karşı esnetse de, bu durum eşlerden birine diğerinin telefonuna casus program kurma, maillerini hackleme veya gizli ses kaydı alma hakkı tanımaz.

Yargıtay içtihatlarına göre, "aynı evde yaşanıyor olması", o evin banyosuna veya yatak odasına eşten habersiz kayıt cihazı yerleştirmeyi hukuka uygun hale getirmez. Zira o ev, her iki eşin de kendini en güvende hissetmesi gereken mahrem alandır ve bu alana yapılan gizli teknolojik müdahale, güven ilişkisinin ve özel hayatın temelinden sarsılmasıdır.

HUKUKA AYKIRI DELİLİN DIŞLANMASI VE KUSUR

Emsal kararda, yerel mahkemenin (ilk derece mahkemesinin), davacı-karşı davalı kadın tarafından dosyaya sunulan CD'yi (gizli kaydı) "hükme esas aldığı" ve bu kayda dayanarak erkeği "sadakatsiz davrandığı" gerekçesiyle kusurlu bulduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay'ın bozma gerekçesi son derece dogmatik ve nettir: "Hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz." CD'nin elde ediliş yöntemi (özel hayatın gizliliğini ihlal) hukuka aykırı olduğuna göre, o CD içindeki seslerin veya görüntülerin ne anlama geldiğinin mahkemece tartışılması veya değerlendirilmesi dahi usule aykırıdır. Mahkeme, hukuken yok saydığı bir delille erkeğe "sadakatsizlik kusuru" yüklemiştir. Yargıtay, kusur belirlemesinin hukuka uygun delillere (örneğin yasal tanıklar veya yasal belgelere) dayanması gerektiğini belirterek, kusur tablosunun hatalı kurulduğuna hükmetmiş ve kararı bozmuştur.

Sonuç olarak; Yargıtay'ın (kararda 9. Hukuk Dairesi olarak belirtilen ancak içeriği itibarıyla aile hukuku normlarını içeren) bu emsal içtihadı, boşanma yargılamasında "deli zehirlenmesi" (hukuka aykırı delil) kavramının en çarpıcı örneklerinden biridir. Boşanma davalarında haksızlığa uğradığını düşünen eşlerin, bunu ispatlamak uğruna kanun dışı yollara (gizli ses kaydı, casus yazılım, gizli kamera) başvurmaları, sadece davanın seyrini lehlerine çevirmekten uzaklaşmalarına değil, aynı zamanda o delillerin "hükme esas alınamaması" nedeniyle davayı kaybetmelerine (hatta TCK kapsamında ceza almalarına) yol açabilir. Sadakatsizlik vakıasının tespiti (kusur yüklemesi), sadece ve ancak Anayasa ve HMK'nın çizdiği meşru sınırlar içerisinde, özel hayatın gizliliği ihlal edilmeden elde edilen hukuka uygun delillerle yapılabilir. Bu karar, adaletin amacının gerçeğe ulaşmak olduğu kadar, o gerçeğe "temiz yollarla" ulaşmak olduğunun yargısal bir manifestosudur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Eşimin beni aldattığını ses kayıt cihazıyla gizlice kaydettim, mahkemede delil olur mu?

Yargıtay emsal kararına göre, planlı bir şekilde ve eşinizden habersiz olarak gizli ses veya görüntü kaydı (CD vb.) oluşturmanız, özel hayatın gizliliğini ihlal olduğundan hukuka aykırı delildir ve mahkemece dikkate alınmaz.

2. Hukuka aykırı delil nedir?

Kanunların yasakladığı yöntemlerle (örneğin gizli çekim, telefon hackleme, casus yazılım kullanma) veya kişilik hakları (özel hayatın gizliliği) ihlal edilerek elde edilen ispat araçlarıdır.

3. Kendi evime kamera yerleştirirsem hukuka aykırı olur mu?

Eşinizin haberi ve rızası olmadan, sırf onun açıklarını veya sadakatsizliğini yakalamak amacıyla ortak yaşanılan eve (salon, yatak odası vb.) gizli kamera yerleştirmeniz özel hayatın ihlalidir ve delil olarak kullanılamaz.

4. Mahkeme hukuka aykırı delili baz alarak karar verirse ne olur?

Emsal kararda görüldüğü üzere, yerel mahkeme hukuka aykırı bir CD'ye dayanarak kusur belirlerse, bu karar Yargıtay veya İstinaf mahkemeleri tarafından (usul kurallarına aykırılıktan) kesin olarak bozulur.

5. Gizli kayıt almanın cezai sorumluluğu var mıdır?

Evet. Eşiniz dahi olsa bir kişinin rızası dışında sesini veya görüntüsünü kaydetmek, Türk Ceza Kanunu kapsamında "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" veya "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal" suçlarını oluşturur ve hakkınızda ceza davası açılabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/2359 E., 2020/3302 K. "Mahkemece davacı-karşı davalı kadın tarafından dosyaya delil olarak sunulan CD hükme esas alınarak davalı-karşı davacı erkeğe sadakatsiz davrandığı vakıası kusur olarak yüklenilmişse de, CD'nin erkeğin "Özel hayatının gizliliği" ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz. CD'nin hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle davalı-karşı davacı erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış vakıasının kusur olarak belirlenmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir."