avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

HUKUKEN NİŞAN SAYILMA ŞARTLARI

Aile hukuku kapsamında, evlenme vaadiyle kurulan nişanlanma ilişkisi, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 118. maddesinde düzenlenen ve taraflara karşılıklı evlenme borcu yükleyen sui generis (kendine özgü) bir aile hukuku sözleşmesidir. Kanun koyucu, nişan sözleşmesinin kurulması için herhangi bir yazılı veya resmi şekil şartı öngörmemiştir; tarafların karşılıklı evlenme vaatlerini açıklamaları teorik olarak yeterlidir. Ancak nişan ilişkisinin bozulması durumunda ortaya çıkacak olan maddi ve manevi tazminat talepleri ile nişan hediyelerinin iadesi gibi yasal hakların talep edilebilmesi için, bu ilişkinin "hukuken geçerli bir nişan" olarak kabul edilmesi zorunludur. Yargısal uygulamada, sıradan bir flört veya sevgili ilişkisinin, nişanın bozulmasından kaynaklanan yasal korumalardan yararlanması mümkün değildir. Bir birlikteliğin hukuken geçerli bir nişan sayılabilmesi için belirli kurucu unsurlar geliştirilmiştir: Birlikteliğin "belirli bir geleneksel ritüel (merasim, yüzük takılması vb.) içinde yapılmış olması", bu durumun "sosyal çevreye ilan edilmiş (duyurulmuş) olması" ve "aile bireylerinin şahitliği ile resmileştirilmiş olması" gerekmektedir. Tarafların belirli aralıklarla gayriresmi şekilde bir araya geldikleri, ailelerin resmi olarak işin içine girmediği arkadaşlıklar yasal nişan korumasına tabi değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve aile hukuku davalarında uyuşmazlığın niteliğini saptayan tarihi kararı, aralarında geleneksel bir merasim bulunmayan tarafların ilişkisinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku haksız fiil kurallarına göre tasfiye edilmesi gerektiğini kesin çizgilerle ortaya koymaktadır. Karar uyarınca; merasimsiz gayriresmi birliktelikler nişan sayılamaz.

Uygulamada, uzun süredir sevgili olan ve belirli aralıklarla bir araya gelen taraflardan biri, ilişkilerinin bitmesi üzerine "nişanın haksız bozulması" iddiasıyla Aile Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmaktadır. Davacı, bu süreçte aldığı hediyeleri ve yaptığı masrafları talep etmektedir. Davalı ise "biz hiçbir zaman nişanlanmadık, sadece sevgiliydik, ailem olayı bilmiyordu, aramızda bir nişan yüzüğü takma veya merasim olmadı" savunmasını yapmaktadır. İlk derece Aile Mahkemeleri bazen tarafların uzun süren birlikteliklerini ve evlilik hazırlıklarını göz önüne alarak eylemi nişanın bozulması kabul edip TMK m. 120-121 uyarınca karar verebilmekteydi. Oysa Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu kararları kökten bozmaktadır. Geleneksel ritüellerle kurulmayan, ailelerin şahit olmadığı gayriresmi sevgililik ilişkileri aile hukuku kapsamında tasfiye edilemez. Dava genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmelidir.

NİŞANLANMA SÖZLEŞMESİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Nişanlanma, iki ayrı cinsten kişinin karşılıklı olarak evlenme vaadiyle kurdukları aile hukuku sözleşmesidir.

Nişanlanma ile taraflar arasında evlenme yükümlülüğü doğar. Ancak bu yükümlülük, tarafları evlenmeye zorlamak için dava açma hakkı vermez (TMK m. 119). Nişanlanmanın asıl hukuki etkisi, haksız olarak bozulması durumunda ortaya çıkan tazminat ve tasfiye rejimidir.

TMK YÜZ ON SEKİZİNCİ MADDE

Nişanlanmayı ve yasal tanımını düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 118. maddesi şu şekildedir:

TMK Madde 118/1 -
"Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur."

TMK Madde 118/2 -
"Nişanlılık, yasal temsilcinin rızası olmadıkça ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük veya kısıtlıyı bağlamaz."

Bu madde nişanlanmanın hukuki başlangıç noktasıdır.

NİŞANIN HUKUKEN GEÇERLİLİK MERASİM ŞARTLARI

Yargıtay içtihatlarında nişanın varlığı için "sosyal alanda açıklık ve ciddiyet" aranmaktadır.

Bu ciddiyetin kanıtı; ailelerin katıldığı bir söz/nişan töreni yapılması, davetlilere duyurulması ve toplumsal kabul görmesidir. İki sevgilinin kendi aralarında "evleneceğiz" demesi, dış dünyaya yansımadığı ve merasime dökülmediği sürece hukuken nişan koruması sağlamaz.

GAYRİRESMİ BİRLİKTELİKLER NİŞAN KABUL EDİLMEZ

Modern yaşamda sıkça görülen flört, sevgili veya gayriresmi olarak birlikte yaşama durumları yasal nişanlılık değildir.

Hukuk, aile kurumunu ve onun ön aşaması olan nişanı korur. Geleneksel bağlardan uzak, ailelerin dışlandığı ve sosyal olarak ilan edilmeyen ilişkiler gayriresmi arkadaşlık hükmündedir. Bu ilişkilerin bitmesi aile hukuku yaptırımlarına bağlanamaz.

AİLE HUKUKU YERİNE BORÇLAR HUKUKU

Eğer taraflar arasında geçerli bir nişan ilişkisi yoksa, uyuşmazlığın çözümünde TMK aile hukuku hükümleri uygulanamaz.

Bu durumda, tarafların birbirlerine verdikleri zararlar, aldıkları hediyeler veya yaptıkları harcamalar, genel borçlar hukuku kurallarına (sebepsiz zenginleşme veya haksız fiil) göre çözülür. Görevli mahkeme de Aile Mahkemesi değil, genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesidir.

HAKSIZ FİİL HÜKÜMLERİNE GÖRE TASFİYE

Sevgililik ilişkisinin haksız veya aldatıcı bir eylemle son bulması halinde tazminat talepleri haksız fiil hükümlerine tabidir.

Örneğin, taraflardan birinin evlilik vaadiyle diğerini dolandırması veya onun şahsiyetine ağır bir haksız saldırıda bulunması (TBK m. 49 ve m. 58) durumunda, zarar gören taraf genel mahkemede haksız fiile dayalı manevi tazminat davası açabilir. Tasfiye borçlar hukuku dairesinde yürütülür.

HMK UYARINCA NİŞANIN İSPATI USULÜ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, nişanlılık ilişkisinin varlığının mahkemede ispatı şu usulle yürütülür:

HMK m. 200 uyarınca normalde belirli miktarı aşan sözleşmeler senetle (yazılı belgeyle) ispatlanmalıdır. Ancak nişanlanma, niteliği gereği yazılı sözleşmeye bağlanamayan aile hukuku eylemi olduğundan, HMK m. 203 uyarınca "yakın akrabalık ve manevi imkansızlık" istisnası kapsamında "tanıkla (şahitle) ispatı" mümkündür. Davacı, ailelerin katıldığı merasime dair "fotoğraflar", "video kayıtları", "davetiye örnekleri" ve törene katılan "tanık beyanlarını" HMK dairesinde mahkemeye sunarak nişanı kanıtlayabilir.

HUKUKİ YORUMLAR VE MERASİM ADALETİ

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu son derece isabetli emsal kararı, sevgililik ilişkisi ile yasal nişanlılık arasındaki kırmızı çizgiyi çeken, aile hukukunun ciddiyetini ve merasim adaletini koruyan harika bir içtihat kılavuzudur.

Sonuç olarak; nişanın hukuken geçerli olması için belirli bir ritüel içinde yapılması, duyurulması ve aile bireylerinin şahitliği şarttır. Gayriresmi arkadaşlıkların bitmesi halinde uyuşmazlıklar aile hukukuyla değil, borçlar hukuku haksız fiil kurallarına göre çözülmelidir. Aile mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekir. Yargıtay, bu kararla görev ve nitelik sınırlarını belirlemiş ve Türk aile hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Sevgilimle ayrıldık. Aile mahkemesinde nişan tazminatı davası açabilir miyim?

Eğer aranızda ailelerin katıldığı resmi bir isteme, söz veya nişan töreni yapılmadıysa, sadece sevgiliyseniz yasal olarak nişanlı sayılmazsınız. Aile mahkemesinde dava açamazsınız, davanız reddedilir.

2. Nişanın hukuken geçerli sayılması için ne gereklidir?

Nişanın geçerli olması için tarafların evlilik vaadinin yanında; tören yapılması (yüzük takılması vb.), bunun sosyal çevreye ilan edilmesi ve aile bireylerinin bu sürece şahit olması şarttır.

3. Nişanlanmadan sevgiliyken aldığım pahalı hediyeleri ayrılınca geri isteyebilir miyim?

Nişanlılıkta hediyelerin geri istenmesi TMK m. 122 uyarınca kolaydır. Ancak sevgililikte hediyelerin iadesi aile hukukuyla değil, Borçlar Kanunu'nun "Sebepsiz Zenginleşme" veya haksız fiil hükümlerine göre genel mahkemede talep edilebilir.

4. Sevgilim beni evleneceğiz diye kandırıp borç para aldı ve ayrıldı. Ne yapabilirim?

Bu durum haksız fiil veya nitelikli dolandırıcılık teşkil edebilir. Genel mahkemede (Asliye Hukuk Mahkemesi) haksız fiile dayalı tazminat davası açarak verdiğiniz parayı ve uğradığınız zararı geri isteyebilirsiniz.

5. Nişan davalarında görevli mahkeme hangisidir?

Geçerli bir nişanın bozulmasından kaynaklanan davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Ancak nişan sayılmayan birlikteliklerin tasfiyesinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/12231 E., 2018/2059 K. "Nişanlanma, bir aile hukuku sözleşmesi olup, TMK'nın 118'inci maddesinde düzenlenmiş ve şekil şartı koyulmamıştır. Nişanın hukuken geçerli olması için belli bir rituel içinde yapılmış olması, nişanın duyurulması (ilan edilmesi) ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Davacı dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeni ile kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de; taraflar arasında geleneksel anlamda nişan merasimi bulunmadığı gibi, bu husus davacının da kabulündedir. Somut olayda; taraflar belirli aralıklarla gayri resmi şekilde bir araya gelmiş olup, bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Dosya kapsamından tarafların nişanlanmadıkları anlaşıldığına göre, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına, özellikle de haksız eyleme ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir."