avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İCRA İNKAR TAZMİNATI VE LİKİT ALACAK

İlamsız icra takipleri, alacaklıya borcunu en hızlı şekilde tahsil etme imkanı sunarken, borçluya da hiçbir gerekçe göstermeksizin "borca itiraz" ederek takibi durdurma hakkı tanır. Ancak hukuk sistemi, alacaklının tahsilat sürecini aylarca, hatta yıllarca uzatan bu "itiraz" mekanizmasının kötüye kullanılmasını önlemek için "İcra İnkar Tazminatı" adı verilen ağır bir yaptırım (asgari %20) öngörmüştür. Bir borçlu, sırf zaman kazanmak amacıyla borcunu inkar ederse ve alacaklı açtığı itirazın iptali davasını kazanırsa, borçlu asıl alacakla birlikte bu tazminatı da ödemek zorunda kalır. Ne var ki, bu tazminatın uygulanabilmesi yargı dünyasında çok katı ve tartışılmaz bir şarta bağlanmıştır: "Alacağın Likit Olması". Eğer borçlunun ne kadar borcu olduğu en başından net değilse ve borç miktarının ne kadar olduğu ancak mahkemenin bilirkişi atamasıyla, yargılama yapmasıyla ve takdir hakkını kullanmasıyla anlaşılabilecekse, mahkeme alacaklıyı haklı bulsa bile borçluya inkar tazminatı cezası veremez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu emsal niteliğindeki kararı; "Likit (muayyen) alacak" kavramının anatomisini çıkarmakta, yargılama gerektiren davalarda %20'lik tazminat taleplerinin neden reddedilmesi gerektiğini muazzam bir mantık silsilesiyle ortaya koymaktadır.

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI VE TAZMİNAT

İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi, itiraz üzerine duran ilamsız bir icra takibinin devamını sağlamak için alacaklıya mahkemede "İtirazın İptali" davası açma hakkı tanır. Bu davada mahkemenin temel görevi, ortada gerçekten bir borç olup olmadığını, varsa miktarını tespit etmek ve borçlunun icra dairesine yaptığı itirazın haklı mı yoksa haksız mı olduğunu karara bağlamaktır. Eğer mahkeme borcun varlığına kanaat getirirse, borçlunun icra dairesine yaptığı itirazı iptal eder ve takibin devamına karar verir. Aynı davanın en kritik ikinci aşaması ise "tazminat" talebinin değerlendirilmesidir. Davacı alacaklı, "Hakim bey, bu adam borcu olduğunu biliyordu ama sırf paramı geç ödemek için icra dairesinde yalan söyledi, borcu inkar etti, beni dava açmak zorunda bıraktı, onu cezalandırın" diyerek %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatı talep eder. Mahkemenin bu talebi kabul etmesi borçlunun sırtına devasa bir maddi külfet yükler. Ancak mahkeme bu cezayı kesmeden önce çok hayati bir soru sormalıdır: "Borçlu, takip tarihindeki borcunun net rakamını gerçekten biliyor muydu veya bilebilecek durumda mıydı?"

İCRA İNKAR TAZMİNATININ YASAL ŞARTLARI

İİK 67/2 uyarınca bir mahkemenin borçluyu icra inkar tazminatına mahkum edebilmesi için üç ana şartın bir araya gelmesi gerekir. Birincisi; usulüne uygun, geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalıdır. İkincisi; borçlu yasal 7 günlük süresi içinde bu takibe (borca veya fer'ilerine) itiraz etmiş olmalıdır. Üçüncüsü ve en önemlisi; borçlu, itirazında haksız çıkmalı ve alacağın "Likit (belirlenebilir / hesap edilebilir)" olduğu saptanmalıdır. Borçlu, mahkeme sonucunda davayı %100 kaybetmiş, borçlu olduğu kesinleşmiş olsa dahi, alacak eğer hukuk dilindeki "likit" vasfını taşımıyorsa, mahkeme tazminat talebini kesinlikle reddetmek zorundadır. Zira inkar tazminatının mantığı, "net ve bilinen bir borcun yalan yere reddedilmesini" cezalandırmaktır. Ortada net ve bilinen bir borç yoksa, borçlunun itiraz etmesi onun "yalancı veya kötü niyetli" olduğunu değil, sadece Anayasal bir hak olan "savunma ve hakkını arama" hakkını kullandığını gösterir.

LİKİT ALACAK KAVRAMININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin kararında "Likit" (likid / muayyen / belirli) alacak kavramının muazzam bir tanımı yapılmıştır: "Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması gerekir." Basit bir örnekle; elinizde borçlunun imzasını taşıyan 100.000 TL'lik bir senet (veya fatura) varsa, borçlu bu rakamı net olarak biliyordur. Alacak sabittir, hesaplamaya bile gerek yoktur. Veya taraflar arasında "Aylık kira bedeli 5.000 TL'dir" yazılı bir sözleşme varsa ve 4 aylık kira ödenmemişse, borçlu basit bir çarpma işlemiyle (4 x 5000) borcunun 20.000 TL olduğunu kendisi tayin ve tahkik edebilir. Bu tür alacaklar tartışmasız olarak likittir. Borçlu bu 20.000 TL'lik icraya "borcum yoktur" diye itiraz ederse, mahkeme onu haksız bulduğunda %20 icra inkar tazminatını tereddütsüz keser. Zira borçlu basit bir matematiği inkar etmiştir.

BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ VE LİKİT OLMA

Peki ya borcun miktarı bir matematik işlemiyle çözülemiyorsa? Emsal kararda bozma sebebi yapılan husus tam olarak budur: "Davacının dava konusu ettiği alacak likit olmayıp, yargılama ve bilirkişi raporu ile belirlenmiş bulunmasına göre..." Yargıtay'ın koyduğu kırmızı çizgi şudur: Eğer bir alacağın (borcun) varlığı ve özellikle rakamsal miktarı, ancak mahkemenin delilleri toplaması, tanıkları dinlemesi, uzman bir bilirkişinin sayfalarca hesaplama yapması ve en sonunda hakimin kendi takdir yetkisini kullanmasıyla ortaya çıkabiliyorsa, bu alacak takip tarihinde asla "likit" değildir. Borçlu, icra dairesinden ödeme emrini aldığında "Benim tam olarak 154.320 TL borcum var" diyemeyecek bir durumdaysa (örneğin rakam 100 bin mi, 200 bin mi belli değilse), borçlunun bu takibe itiraz edip "Borcumun miktarını mahkeme belirlesin" demesi en doğal ve haklı savunmasıdır. Yargılama sonunda bilirkişinin hesapladığı rakam üzerinden borçluyu %20 tazminata mahkum etmek, borçluyu hukuki belirsizlik karşısında cezalandırmak anlamına gelir.

YARGILAMA GEREKTİREN ALACAKLARIN DURUMU

Yargılama gerektiren alacaklarda icra inkar tazminatı verilememesi kuralı, borçlunun adil yargılanma hakkının en büyük teminatıdır. Örneğin, taraflar arasında bir hizmet sözleşmesi vardır ancak hizmetin ayıplı (kusurlu) olup olmadığı veya ne kadarının tamamlandığı ihtilaflıdır. Alacaklı "bana 500 bin TL borcu var" diye icraya verir. Borçlu "hayır işi yarım bıraktı" diye itiraz eder. Mahkeme inşaat mühendisi bilirkişi atar, yapılan işin oranını hesaplatır ve alacağın aslında 300 bin TL olduğuna karar verir. Alacaklı davayı 300 bin TL yönünden kazanmıştır ancak alacak "yargılama ve bilirkişi" ile belli olduğu için (likit olmadığı için) mahkeme borçluya inkar tazminatı veremez. Borçlu, 500 bin TL'lik hayali bir rakama itiraz etmekte son derece haklıdır ve mahkemenin gerçek rakamı (300 bin TL'yi) bulmasını beklemesi onun yasal hakkıdır.

HAKSIZ FİİL VE İŞÇİLİK ALACAKLARI

Likit olmayan alacakların en yaygın örnekleri haksız fiilden doğan zararlar ve karmaşık işçilik alacaklarıdır. Bir trafik kazasında aracınız zarar gördüğünde, değer kaybını veya tamir masrafını kafanıza göre belirleyip karşı tarafa icra takibi yaparsanız, bu alacak likit değildir. Karşı taraf (borçlu), o hasarın 50 bin mi yoksa 20 bin mi olduğunu bilemez, bu ancak makine mühendisi bilirkişiyle saptanır. Aynı şekilde manevi tazminat talepleri asla likit değildir; ne kadar tazminat ödeneceğine sadece hakim takdir hakkıyla karar verir. İşçilik alacaklarında ise kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı (eğer brüt maaş ve süre tartışmasız belli ise) likit sayılabilirken; işçinin fazla mesaisi, ulusal bayram genel tatil (UBGT) ücretleri likit değildir. Çünkü işçinin kaç saat fazla mesai yaptığı, tanık beyanlarına, takdiri indirimlere (hakkaniyet indirimine) bağlı olarak mahkemece belirlenir. Bu tür alacaklara yapılan icra itirazlarının iptali davalarında, işçi davayı kazansa bile mahkeme işveren aleyhine %20 inkar tazminatına hükmedemez.

YARGITAY 3 HUKUK DAİRESİ İÇTİHADI

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2012/21187 Esas ve 2012/25593 Karar sayılı bu içtihadı, yerel mahkemelerin "alacaklı haklıysa hemen tazminatı verelim" şeklindeki yüzeysel reflekslerine verilmiş çok güçlü bir hukuki refüze (ret) kararıdır. Yerel mahkeme muhtemelen, alacaklının itirazın iptali davasını kazanmasını yeterli görmüş ve alacak bilirkişi raporuyla belirlenmiş olmasına rağmen borçlu aleyhine %20 inkar tazminatına (yanılgılı bir değerlendirmeyle) hükmetmiştir. Yargıtay ise adaletin terazisini hassas bir şekilde ayarlayarak; "Davacının alacağı likit değildir, yargılama ve bilirkişi raporuyla ortaya çıkmıştır, bu yüzden inkar tazminatı talebinin reddi gerekirdi" diyerek kararı bozmuştur. Bu karar, alacaklıların mahkemeleri tazminat silahı olarak kullanmasını engelleyen ve borçluya "kendini mahkemede özgürce savun, miktar belli değilse tazminat ödemezsin" garantisi veren altın değerinde bir içtihattır.

SONUÇ VE BORÇLUNUN HUKUKİ GÜVENCESİ

Sonuç olarak; İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen "İcra İnkar Tazminatı", ancak ve ancak borçlunun icra ödeme emrini aldığı anda ne kadar borcu olduğunu matematiksel, sözleşmesel veya belgesel olarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilebileceği "Likit (Belirli/Muayyen)" alacaklarda uygulanabilen bir yaptırımdır. Eğer alacaklının talep ettiği miktar tartışmalıysa, hesaplanması teknik uzmanlık (bilirkişi) gerektiriyorsa, ortada bir haksız fiil, kusur oranı veya hakimin takdirini gerektiren (manevi tazminat gibi) bir belirsizlik varsa, bu alacak likit değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin kararında çok net ifade edildiği üzere; miktarının belirlenmesi yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektiren davalarda, borçlu davayı tamamen kaybetse ve borçlu olduğu ortaya çıksa bile, mahkeme onu "borcunu inkar ettiği" gerekçesiyle cezalandıramaz ve %20 inkar tazminatına mahkum edemez. Borçluların ve avukatların, itirazın iptali davalarında "alacağın likit olmadığı (yargılamayı gerektirdiği)" savunmasını en güçlü argüman olarak öne sürmeleri, müvekkillerini on binlerce liralık haksız tazminat yüklerinden kurtaracak yegane hukuki hamledir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. İcra inkar tazminatı nedir ve ne kadar ödenir?

Borçlunun ilamsız icra takibine haksız yere (sırf zaman kazanmak için) itiraz edip takibi durdurduğu anlaşıldığında, mahkemenin borçlu aleyhine hükmettiği bir cezadır. Miktarı, hükmolunan asıl alacağın %20'sinden aşağı olamaz.

2. Likit (hesaplanabilir) alacak ne demektir?

Borçlunun takibe maruz kaldığında ne kadar borcu olduğunu faturaya, senede, sözleşmeye veya kesin bir hesaba dayanarak net olarak bildiği veya basit bir matematikle hesaplayabileceği, tartışmasız (belirli) alacaklardır.

3. Bilirkişi raporuyla tespit edilen borçlarda icra inkar tazminatı verilir mi?

Yargıtay emsal kararına göre verilmez. Eğer borcun miktarı ancak mahkeme sürecinde bir bilirkişinin hesaplamasıyla (örneğin inşaat maliyeti, fazla mesai, araç değer kaybı) ortaya çıkıyorsa, o alacak baştan likit değildir, dolayısıyla borçluya tazminat cezası kesilemez.

4. Karşı taraf bana manevi tazminat veya trafik kazası için icra takibi yaptı. İtiraz edersem inkar tazminatı öder miyim?

Ödemezsiniz. Haksız fiillerden (kazalardan vb.) doğan maddi ve manevi tazminat talepleri asla likit değildir. Bunların miktarı sadece mahkeme hakimi tarafından yargılama ile belirlenebileceğinden, itiraz etmek hakkınızdır ve inkar tazminatı doğurmaz.

5. İşçi alacaklarında (fazla mesai) icra inkar tazminatı verilir mi?

Kıdem ve ihbar tazminatı (maaş ve çalışma süresi netse) likit sayılabilir. Ancak fazla mesai, tatil ücretleri gibi tanıkla ispatlanan ve hakimin "hakkaniyet indirimi" yaptığı alacaklar yargılamayı gerektirdiği için likit değildir; inkar tazminatı verilmez.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2012/21187 E., 2012/25593 K. "Bundan ayrı olarak, İİK.nun 67/2.maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının itirazın iptali davası sonunda haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunların yanında; alacağın likit (hesap edilebilir) olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması gerekir. Davacının dava konusu ettiği alacak likit olmayıp, yargılama ve bilirkişi raporu ile belirlenmiş bulunmasına göre, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."