avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İcra Takibine İtiraz ve Kefalet Hukuku

İcra takipleri, alacaklının borçludan hakkını cebri icra yoluyla tahsil etmesini sağlayan hukuki bir süreçtir. Ancak bu süreçte borçlunun ve özellikle kefillerin haklarının korunması, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) emredici hükümleriyle güvence altına alınmıştır. Bir icra takibine itiraz edilmesi durumunda, alacağın dayanağı olan sözleşmenin ve kefalet şartlarının geçerliliği mahkemece titizlikle incelenir.

İcra Takibine İtiraz ve Takibin Durması

İcra müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrini alan borçlu, yasal süresi (ilamsız takiplerde 7 gün) içinde borca veya imzaya itiraz edebilir. İtirazla birlikte takip kendiliğinden durur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın kaldırılması veya iptali davası açması gerekir. Bu aşamada mahkeme, borcun varlığını, miktarını ve hukuki dayanaklarını bilirkişi raporları ve banka kayıtları doğrultusunda denetler.

Kefaletin Geçerlilik Şartları ve El Yazısı Zorunluluğu

TBK m.583 uyarınca kefaletin geçerli olabilmesi için kefilin; kefil olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı bizzat kendi el yazısıyla belirtmiş olması şarttır. Bu şekil şartı emredici niteliktedir. El yazısı ile belirtilmeyen bir azami tutar, kefalet sözleşmesini mutlak olarak geçersiz kılar ve icra takibinde kefile yönelik taleplerin reddini gerektirir.

Kefilin Sorumluluğunun Sınırlandırılması

Kefil, ancak sözleşmede kendi el yazısıyla belirttiği azami limit dahilinde sorumlu tutulabilir. Asıl borcun bu limiti aşması durumunda kefilin sorumluluğu artırılamaz. Ayrıca, kefalet sözleşmesindeki herhangi bir sonradan değişiklik (faiz artırımı vb.) kefilin rızası ve yine el yazısı ile onayı olmadıkça geçerli sayılamaz. Yargıtay, bu şekil şartlarını "borçluyu koruma" amacı taşıdığı için çok sıkı uygulanmaktadır.

Sonuç ve Mahkeme Yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireler, kefalet limitinin açıkça rakam ve yazı ile el yazısıyla yazılmamasını "nullite" (yokluk) sebebi saymaktadır. İcra takiplerinde kefillerin bu yöndeki itirazları, temel bir hukuki savunma aracıdır. Doğru incelenen bir kefalet dosyası, borç miktarından bağımsız olarak usuli eksiklikler nedeniyle tamamen iptal edilebilir ve haksız tahsilatın önüne geçilebilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
12. Hukuk Dairesi 2016/1842 E. , 2016/2213 K. KARAR ÖZETİ: Borçlu vekili, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinde el yazısı ile belirlenen azami bir limitin bulunmadığını, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. 6098 sayılı TBK 583. maddesi gereğince, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihinin bizzat el yazısı ile yazılması geçerlilik koşuludur. Somut olayda incelenen kredi sözleşmesinde bu şartın yerine getirilmediği görülmektedir. Geçersiz bir kefalet sözleşmesine dayanılarak başlatılan icra takibi hukuken korunamaz. SONUÇ: Mahkemece şikayetin kabulüne ve takibin İPTALİNE karar verilmesi gerekirken talebin reddi isabetsiz olup kararın BOZULMASINA, 15/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.