TALİMAT İCRASINDA ŞİKAYET YETKİ SINIRI
İcra takipleri, borçlunun malvarlığına yönelik cebri icra işlemlerinin yürütüldüğü hassas süreçlerdir. Bir icra takibinde, borçlunun mallarının haczedilmesi veya satılması gibi işlemler her zaman takibin başladığı icra dairesinin yetki alanında gerçekleşmeyebilir. Bu durumlarda, başka bir mahaldeki icra işlemlerinin yürütülmesi amacıyla "talimat icra dairesi" devreye girmektedir. Talimat yoluyla yürütülen işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin hangi mahkemede görüleceği konusu, uygulamada ciddi yetki uyuşmazlıklarına neden olmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun genel yetki kuralları uyarınca, takiple ilgili şikayet ve itirazlar kural olarak takibin yapıldığı yer icra mahkemesinde çözümlenir. Ancak talimat icra dairesinin kendi yürüttüğü kıymet takdiri veya ihale gibi fiili işlemlere karşı şikayetlerin talimat mahkemesinde görülmesi istisnası mevcuttur. Yargıtay’ın emsal ve kararlı kararları çerçevesinde, iptali istenen işlemin özü (haciz veya satış kararı verilmesi gibi asli işlemler) asıl icra dairesince tesis edilmişse, talimat dairesinin sadece bu kararı uygulamış olması yetki kuralını değiştirmez. Bu tür durumlarda şikayetleri inceleme yetkisi kesin olarak asıl icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine aittir.
İCRA YARGILAMASINDA KESİN YETKİ KURALI
İcra ve İflas Kanunu’nun 4. maddesi, icra dairelerinin işlemlerine karşı yapılacak şikayet ve itirazlarda kesin yetki kuralını düzenlemiştir. Bu hükme göre, takip hangi icra dairesinden başlamış ise o takiple ilgili tüm şikayetler, takibin yapıldığı yer icra müdürlüğünün bağlı olduğu icra mahkemesinde çözümlenir. İcra mahkemelerinin yetkisine ilişkin bu kural kamu düzeninden olup, mahkemece re'sen gözetilmek zorundadır. Kesin yetki kuralı, takibin tek bir merkezden kontrol edilmesini ve yargısal çelişkilerin önlenmesini amaçlar.
ASIL İCRA DAİRESİNİN YETKİ VE GÖREV ALANI
Asıl icra dairesi, takibin başlatıldığı ve takibe ilişkin temel kararların alındığı icra dairesidir. Borçluya ödeme emri gönderilmesi, borçlunun malvarlığı sorgulamalarının yapılması, mallar üzerine haciz konulmasına karar verilmesi ve satış kararlarının alınması asıl icra dairesinin yetkisindedir. Asıl icra dairesinin aldığı bu asli kararlar, cebri icranın temelini oluşturur. Bu kararların hukuka uygunluğunun denetimi de doğal olarak asıl icra dairesinin bağlı olduğu asli icra mahkemesinin görev ve yetki alanına girmektedir.
İSTİNAF VE TALİMAT İCRASINDA İSTİSNAİ HALLER
Kesin yetki kuralının yasal istisnaları İcra ve İflas Kanunu’nun 79. ve 360. maddelerinde düzenlenmiştir. İİK’nın 79. maddesi uyarınca, başka bir mahaldeki taşınmazın haczedilmesi veya satılması için yazılan talimatlar kapsamında, talimat dairesinin kendi yetkisi dahilinde yaptığı fiili işlemler ile kıymet takdiri gibi işlemlere karşı şikayetler, talimat icra dairesinin bağlı olduğu yer icra mahkemesinde çözümlenir. Bu istisna, işlemin yapıldığı yerdeki mahkemenin olayı daha kolay ve hızlı inceleyebileceği düşüncesiyle getirilmiş pratik bir çözümdür.
KIYMET TAKDİRİ VE SATIŞ İŞLEMLERİNDE AYRIM
Talimat icrasındaki yetki sınırının belirlenmesinde şikayet edilen işlemin niteliği kritiktir. Eğer borçlu veya üçüncü kişi, taşınmazın kıymet takdirinin hatalı yapıldığını veya satış ihalesinin usulsüz gerçekleştirildiğini iddia ediyorsa, bu işlemler doğrudan talimat dairesince yapıldığından şikayet talimat icra mahkemesine yapılmalıdır. Ancak şikayet konusu, taşınmaza haciz konulması kararının kendisi veya satış kararı verilmesinin yasal şartlarının oluşmadığı iddiası ise, bu kararlar asıl icra dairesince alındığı için şikayet merci asıl icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesidir. Kararların uygulanma biçimi ile kararın kendisi arasındaki bu usuli ayrım yetkili mahkemeyi belirler.
MERCİ TAYİNİ VE YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ
Uygulamada, asıl icra mahkemesi ile talimat icra mahkemesinin her ikisinin de yetkisizlik kararı vermesi durumunda "olumsuz yetki uyuşmazlığı" doğar. Bu durumda uyuşmazlığın çözülmesi ve davaya bakacak yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosya Yargıtay’a gönderilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21. ve 22. maddeleri uyarınca Yargıtay, uyuşmazlığı inceleyerek kesin olarak yargı yerini belirler (merci tayini). Merci tayini kararları kesin nitelikte olup, belirlenen mahkemenin davayı yürütmesi yasal bir zorunluluktur.
KAMU DÜZENİNDEN OLAN YETKİ İTİRAZLARI
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi incelemesine konu olan somut uyuşmazlıkta, davacı kendi taşınmazlarına konulan haczin ve satış kararının iptalini talep etmiştir. Asıl icra dairesi kararı doğrultusunda talimat dairesince sadece kıymet takdiri ve satış işlemleri yürütülmüştür. Davacının iptalini istediği temel işlemler (haciz ve satış kararı) asıl icra dairesince tesis edildiğinden, Yargıtay İİK m. 79’un burada uygulanamayacağını belirtmiştir. İİK m. 4 uyarınca kesin yetkili mahkemenin asıl takibin yapıldığı yer mahkemesi olduğu saptanmış ve yetki uyuşmazlığı asıl icra mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesiyle çözülmüştür.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Kural olarak, takibin başlatıldığı icra dairesinin bağlı olduğu yer icra mahkemesine kesin yetkiyle başvurulmalıdır.
Asıl icra dairesinin kendi yetki alanı dışındaki fiili icra işlemlerini (haciz, satış vb.) gerçekleştirmesi için görevlendirdiği yerel icra dairesidir.
Talimat dairesinin doğrudan kendisinin gerçekleştirdiği kıymet takdiri, ihale usulü gibi işlemlere karşı şikayetler talimat icra mahkemesine yapılmalıdır.
Evet, haciz ve satış kararları asıl icra dairesince alındığı için bunlara karşı şikayetler kesinlikle asıl icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinde görülür.
İptali istenen işlemlerin asıl icra dairesince alınmış kararlara dayanması nedeniyle, İİK m. 4 uyarınca kesin yetkili mahkemenin asıl icra mahkemesi olmasıdır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.