avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İDARİ DAVANIN DERDESTLİK TEŞKİL ETMEMESİ

Hukuk devletinde idare ile özel hukuk kişileri arasındaki ilişkiler karmaşık hukuki rejimlere tabi olabilmektedir. İdarenin denetim organlarınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, kamu hizmeti veya eğitim faaliyeti yürüten özel kurumların mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle "kamu zararı" oluştuğu iddiasıyla açılan davalar, adli ve idari yargı sınırlarında önemli yetki sorunları doğurmaktadır. Özel eğitim kurumlarının ücretsiz kursiyer okutma yükümlülüğünü ihlal etmesi, yetkisiz öğretmen çalıştırması veya süre aşımına rağmen haksız ödeme alması gibi fiillerden kaynaklanan zararların tahsili davaları adli yargının görev alanına girmektedir. Davalı kurumların, idarenin bu işlemlerine karşı İdare Mahkemesinde "iptal davası" açmış olması, hukuk mahkemesinde devam eden rücu davası bakımından bir "derdestlik" (lis pendens) engeli oluşturmaz. Zira iki davanın hukuki niteliği, tarafları ve dava nedenleri tamamen farklıdır. Yargıtay’ın emsal kararı, bu tür uyuşmazlıklarda derdestlik nedeniyle davanın reddedilmesinin usulsüz olduğunu, idari davanın ancak bir "bekletici mesele" yapılması gerektiğini açıkça kurala bağlamıştır.

DERDESTLİK DAVA ŞARTININ YASAL UNSURLARI

Derdestlik, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-ı maddesi uyarınca olumsuz bir dava şartıdır. Derdestlik engelinin kabul edilebilmesi için aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak açılmış ve halen görülmekte olan bir başka davanın bulunması gerekir. Bu şartların kümülatif olarak bir arada bulunmaması halinde derdestlik itirazı dinlenemez. Mahkemeler, derdestliğin varlığını re'sen araştırmak ve saptadığında davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.

ADLİ VE İDARİ YARGI DAVALARININ NİTELİĞİ

Adli yargıda açılan tazminat/alacak davası, taraflar arasındaki sözleşmesel veya özel hukuk ilişkisine dayanır ve maddi bir edimin tahsilini amaçlar. İdari yargıda açılan iptal davası ise, idari makamların tek taraflı irade açıklamasıyla tesis ettiği idari işlemlerin hukuka aykırılık gerekçesiyle ortadan kaldırılmasını hedefleyen inşai bir davadır. İki yargı kolundaki davaların usul kuralları, yargılama teknikleri ve tarafların sıfatları tamamen farklı olduğundan, aralarında derdestlik ilişkisi kurulamaz.

KAMU ZARARININ TAZMİNİ VE ADLİ YARGININ GÖREVİ

Devlet dairelerinin veya bakanlıkların, hizmet alımı veya mevzuat kapsamındaki teşvik ödemeleri çerçevesinde özel kurumlara yaptıkları haksız ödemelerin iadesini talep etmeleri, özünde bir özel hukuk uyuşmazlığıdır. Kamu zararının rücuen tahsiline ilişkin bu davalar, idarenin egemenlik gücüne dayalı idari eylemlerinden kaynaklanmaz; sözleşmeye aykırılık veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabidir. Bu nedenle görevli yargı yeri adli yargı mahkemeleridir.

İPTAL DAVALARI VE BEKLETİCİ MESELE İLİŞKİSİ

İdare Mahkemesinde açılan iptal davasının konusu olan idari işlemin geçerliliği, adli mahkemedeki tazminat davasının temel dayanağını oluşturabilir. Eğer idari mahkeme, idarenin raporunu veya işlemini hukuka aykırı bularak iptal ederse, adli yargıdaki tazminat davasının hukuki zemini ortadan kalkabilir. Bu nedenle, iki dava arasında derdestlik olmasa da, idari yargıdaki iptal davası adli yargıdaki dava için HMK m. 165 kapsamında mutlak bir bekletici mesele (bekletici sorun) yapılmalıdır.

BİLİRKİŞİ RAPORUNUN DENETİME ELVERİŞLİ OLMASI

Hukuk mahkemesi, bekletici mesele yapılan idari davanın sonucunu bekledikten sonra işin esasına girmelidir. İddia edilen kamu zararının miktarını, mevzuata aykırı derse giren rehber öğretmenlerin durumunu ve ücretsiz öğrenci kontenjanı ihlallerini netleştirmek adına uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmalıdır. Alınacak bu raporun gerekçeli, denetime elverişli, taraf itirazlarını karşılar nitelikte ve Yargıtay denetimine uygun şekilde hazırlanması zorunludur.

SÖZLEŞMEYE AYKIRILIK VE HAKSIZ TAHSİLAT SORUMLULUĞU

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi incelemesine konu olan olayda, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin denetimleri sonucunda özel bir eğitim kurumunun haksız ödemeler alarak kamu zararına yol açtığı iddia edilmiş ve tazminat davası açılmıştır. Davalı taraf, bu işleme karşı idare mahkemesinde iptal davası açtığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel mahkemece idari davayı derdest kabul ederek davayı reddetmesi üzerine Yargıtay, bu iki davanın tarafları ve konusunun farklı olduğunu belirterek derdestlik kararını bozmuş; idari davanın bekletici mesele yapılarak işin esasına girilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Derdestlik (lis pendens) nedir ve şartları nelerdir?

Derdestlik, daha önce açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın bulunmasıdır. Şartları; aynı taraflar, aynı dava konusu ve aynı dava sebebidir.

2. İdare mahkemesinde açılan iptal davası hukuk mahkemesindeki tazminat davasında derdestlik oluşturur mu?

Hayır, davaların yargı kolları, hukuki nitelikleri, dava sebepleri ve talepleri farklı olduğundan derdestlik oluşturmaz.

3. Kamu zararının rücuen tahsili davası hangi mahkemede açılmalıdır?

Bu davalar sözleşmeye aykırılık ve haksız tahsilata dayandığından görevli yargı yeri genel adli yargı (Asliye Hukuk) mahkemeleridir.

4. Hukuk mahkemesi idari yargıdaki davanın sonuçlanmasını beklemek zorunda mıdır?

Evet, idari yargıdaki iptal davasının sonucu tazminat davasının temelini etkileyeceğinden mahkemece bekletici mesele yapılmalıdır.

5. Yargıtay'ın derdestlik gerekçesiyle verilen reddi bozma nedeni nedir?

İdari iptal davası ile adli tazminat davasının hukuki nitelik ve sebeplerinin farklı olması nedeniyle dava şartı noksanlığından reddinin usule aykırı bulunmasıdır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2012/21981 E., 2013/17347 K. Karar Tarihi: 24.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat Hatice Göktepe gelmiş karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, MEB müfettişlerince yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen raporlarla, davalının ücretsiz %3 kursiyer okutma zorunluğunu yerine getirmemesi, rehber öğretmenlerin mevzuata aykırı olarak derse girmelerine izin vermesi, resmi özel eğitim kurumuna devam eden öğrencilere özel eğitim kurumunda grup eğitimi vermesi ve rapor sürelerinin bitmesine rağmen öğrencilere eğitim vermesi gibi işlemleri sonucunda ücret tahakkuk ettirerek devletten haksız yere para tahsil edip kamu zararının oluşmasına yol açtığının tespit edildiğini ileri sürerek oluşan bu zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davaya konu alacakla ilgili İdari dava açtığını, yapılan yargılama sonucunda idari işlemin iptaline karar verildiğini, duyuru yapılmasına rağmen talep olmadığı için ücretsiz kursiyer okutulamadığını, davanın haksız olduğunu, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu ve davacının zararının olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmişti. 2012/21981-2013/17347 1-Davacı, %3 oranında öğrencinin ücretsiz okutulması gerektiği halde bu zorunluluğun yerine getirilmediğini, rehber öğretmenlerin mevzuata aykırı derse girdiğini, grup eğitimi verilmesi mümkün değilken verildiğini ve rapor sürelerinin bitmesine rağmen eğitim verilerek haksız yere ücret istendiğini ileri sürerek oluşan kamu zararının tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalı, yapılan işlemlerin yasalara uygun olduğunu, kamu zararının olmadığını ve idari dava sonucunda idari işlemin iptal edildiğini savunmuştur. Mahkemece, aynı konuda açılmış derdest dava olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf, özel hukuka tabi hizmet alım ilişkisinden kaynaklanmakta olup dava konusu, idarenin idari bir faaliyeti değil, davalının sözleşmeye aykırılığı iddiasına dayalıdır ve görevli yargı yeri adli yargıdır. Davalı tarafından ... İdare Mahkemesinde açılan dava Tam Yargı davası olmayıp idari işlemin iptaline yönelik olarak açılmış bir İdari davadır. Bu davanın tarafları ve konusu aynı derdest dava olarak kabul edilerek HMK 114/1-ı bendi gereğince olumsuz dava şartının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca; mahkemece işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak, İdare Mahkemesinin kararı bekletici mesele yapılarak ve gerekirse taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, gerekçeli bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentde açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.