avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İFLAS DAVASI SÜRECİNDE MENFİ TESPİT

İcra ve iflas hukuku, alacaklının haklarına kavuşmasını hedeflerken borçlunun da haksız takiplere karşı kendisini savunabilmesi için çeşitli hukuki yollar öngörmüştür. Borçlunun borçlu olmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davası (İİK m. 72) ile alacaklının borçlunun iflasını talep ettiği iflas davası (İİK m. 156) bu yolların en önemlilerindendir. Ancak yargılama usulündeki karmaşayı önlemek ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını sağlamak usul hukukunun temel amaçlarındandır. Yargıtay’ın yerleşik ve emsal nitelikteki kararları uyarınca, iflas ödeme emrine itiraz eden borçlunun, asli ticaret mahkemesinde görülecek olan iflas davası sırasında borcun yokluğuna ilişkin tüm savunma sebeplerini ileri sürme imkanı zaten mevcuttur. Bu nedenle borçlunun, iflas davası devam ederken veya bu davadan sonra ayrıca bir menfi tespit davası açmasında "hukuki yararı" bulunmamaktadır. Ayrıca, farklı yargılama usullerine tabi olan iflas davası ile menfi tespit davasının birleştirilerek görülmesi hukuken geçersiz olup, süresinde açılmayan veya hukuki yararı bulunmayan davanın reddinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi zorunludur.

İFLAS VE MENFİ TESPİT DAVALARININ NİTELİĞİ

Menfi tespit davası, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat etmek amacıyla açtığı eda niteliği taşımayan bir tespit davasıdır. İflas davası ise, alacaklının borçlu hakkında başlattığı iflas takibinin kesinleşmesi veya itirazın kaldırılması istemiyle Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı, borçlunun iflasına karar verilmesini amaçlayan çekişmeli bir davadır. Menfi tespit davasında amaç borç ilişkisinin saptanması iken, iflas davasında amaç borçlunun tüm malvarlığının tasfiyesini gerektiren iflas kararının verilmesidir. Her iki davanın hukuki niteliği ve doğurduğu sonuçlar birbirinden tamamen farklıdır.

İFLAS ÖDEME EMRİNE İTİRAZ VE SAVUNMA HAKKI

Alacaklının iflas yoluyla takip başlatması üzerine borçluya bir iflas ödeme emri gönderilir. Borçlu, bu ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edebilir. İtiraz üzerine takip durur ve alacaklı iflas davası açmak zorunda kalır. Ticaret mahkemesinde açılan iflas davasında, borçlu savunma tarafı olarak borcun mevcut olmadığını, ödeme emrinin usulsüz olduğunu veya borcu ödediğini savunma olarak ileri sürebilir. İflas davasını gören mahkeme, borcun varlığını ve miktarını re'sen incelemekle yükümlüdür. Bu nedenle borçlu, borçsuzluk iddialarını başka bir davaya gerek kalmaksızın bu davada tam olarak savunma konusu yapabilmektedir.

AYRI YARGILAMA USULLERİ VE BİRLEŞTİRME YASAĞI

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, farklı yargılama usullerine tabi davaların birleştirilerek görülmesi usul ekonomisi ve yargılamanın hızı açısından yasaklanmıştır. İflas davaları, İcra ve İflas Kanunu uyarınca "basit yargılama usulüne" tabidir ve ivedi işlerden sayılır. Buna karşılık menfi tespit davaları genel hükümlere göre "yazılı yargılama usulüne" tabidir. Yazılı yargılama usulünde dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması ve ön inceleme usulü uzun bir zaman dilimini kapsar. Bu nedenle, basit yargılama usulüne tabi olan iflas davası ile yazılı yargılama usulüne tabi menfi tespit davasının birleştirilmesi yasal olarak isabetsizdir; mahkemenin bu iki davayı ayırması (tefrik etmesi) zorunludur.

HUKUKİ YARAR KOŞULU VE DAVA ŞARTI YOKLUĞU

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, davacının dava açmakta "hukuki yararının bulunması" da bu şartlar arasında sayılmıştır. Hukuki yarar, davacının mahkemeden hukuki korunma talep etmesindeki objektif ihtiyacı ifade eder. Borçlu, borçsuz olduğu yönündeki iddialarını derdest olan iflas davasında bir savunma aracı olarak ileri sürebildiğine göre, aynı iddiayla bağımsız bir menfi tespit davası açmasında korunmaya değer güncel bir hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar dava şartı olduğundan, mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmeli ve hukuki yarar yokluğu halinde dava usulden reddedilmelidir.

DAVA ŞARTI REDDİNDE VEKALET ÜCRETİ ESASLARI

Bir davanın hukuki yarar yokluğu gibi dava şartı noksanlığı nedeniyle reddedilmesi durumunda, yargılama giderlerinden olan avukatlık ücretinin ne şekilde belirleneceği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümleriyle düzenlenmiştir. AAÜT’nin ilgili maddeleri uyarınca, davanın ön inceleme aşaması tamamlanmadan dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Ancak davanın reddedilmesi halinde vekalet ücretinin davanın reddini sağlayan davalı taraf yararına hükmedilmesi gerekirken, yerel mahkemenin davayı reddetmesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmetmesi veya davalı yararına eksik hüküm kurması açık bir bozma nedenidir.

KANUN YOLU DENETİMİ VE YEREL MAHKEME USULÜ

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi kararında, yerel mahkemenin daha önceki bozma kararına uyarak iflas davası ile menfi tespit davasını ayırmış olmasını ve menfi tespit davasını hukuki yarar yokluğundan reddetmesini yerinde bulmuştur. Ancak mahkemenin, davayı reddetmesine karşın davalı alacaklı vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle davacı borçlu lehine karar tesis etmesini usule aykırı bulmuştur. Yargıtay, vekalet ücretine ilişkin bu hatayı düzelterek kararın davalı lehine bozulmasına karar vermiştir. Karar, usul kurallarının ve vekalet ücreti takdirinin mahkemelerce ne kadar titizlikle uygulanması gerektiğini göstermektedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. İflas davası devam ederken borçlu menfi tespit davası açabilir mi?

Hayır, borçlu borçsuzluk iddialarını iflas davasında savunma olarak ileri sürebileceğinden, ayrıca menfi tespit davası açmasında hukuki yarar yoktur.

2. İflas davası ile menfi tespit davası birleştirilebilir mi?

Hayır, iflas davası basit yargılama usulüne, menfi tespit davası ise yazılı yargılama usulüne tabi olduğundan bu iki davanın birleştirilerek görülmesi mümkün değildir.

3. İflas ödeme emrine itiraz eden borçlu borçsuzluk iddialarını nerede ileri sürmelidir?

Borçlu, ödeme emrine yaptığı itiraz sonrasında alacaklı tarafından asli ticaret mahkemesinde açılan iflas davasındaki savunmalarında bu iddiaları ileri sürmelidir.

4. Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi halinde hangi vekalet ücretine hükmedilir?

Hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, davayı kazanan davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilir.

5. Yargıtay'ın bu karardaki bozma kararlarının temel hukuki dayanakları nelerdir?

İflas davasında savunma yapılabilmesi nedeniyle menfi tespitte hukuki yarar bulunmaması ve dava şartından reddedilen davada davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi zorunluluğudur.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/7838 E., 2015/10922 K. Karar Tarihi: 14.09.2015
MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/12/2014 NUMARASI : 2014/504-2014/978 Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Dava, bonolardan dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece iflas-menfi tespit davasında yapılan yargılama sonucunda menfi tespit davası yönünden davanın kabulüne dair 06.10.2010 tarihli hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 2011/145-1910 E.K. sayılı ve 16.02.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında; “... İflâs ödeme emrine itiraz eden borçlunun, iflâs davası sırasında tüm savunma sebeplerini ileri sürme imkânı bulunduğundan bu konuda ayrıca bir menfi tespit davası açmasında hukukî yararı olmaması nedeniyle menfi tespit davasının reddi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi farklı yargılama usullerine tâbi olan iflâs davası ile menfi tespit davasının birleştirilerek görülmesi भी isabetli değildir.”'denilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak menfi tespit davasının iflas davasından tefrik edildiği ve yapılan yargılama sonucunda, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Mahkemece dairemiz bozma ilamı doğrultusunda davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 madde hükmü gereğince davalı lehine tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde yazılı maktu vekalet ücretine ilişkin miktarları geçmemek üzere 3. kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacaktır. Somut olayda ise davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece anılan tarife hükümleri gözetilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.