avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye ve Arabuluculuk

Türkiye'de gayrimenkul hukukunun en güncel ve tartışmalı konularından biri olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları, son yapılan yasal düzenlemelerle "zorunlu arabuluculuk" şartına tabi tutulmuştur. Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 350 uyarınca kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya iş yeri ihtiyacı doğması halinde tahliye davası açma hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hakkın kullanımı, sıkı şekil şartlarına ve hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025 yılına ait en güncel kararı, dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun ne zaman yapılması gerektiği konusundaki usul hatalarını gidermeye yöneliktir. Karara göre, arabuluculuk başvurusu ancak dava açma hakkının doğmasından sonra yapılabilir. Erken yapılan başvurular, dava şartını yerine getirmiş sayılmayarak davanın usulden reddine yol açmaktadır. Bu makalede, tahliye davalarında arabuluculuk zamanlaması, TBK 350 kapsamındaki süreler ve Yargıtay’ın yeni içtihadının uygulamadaki yansımaları akademik bir derinlikle incelenecektir.

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk, tarafların mahkemeye gitmeden önce bir uzlaşma zemini aramalarını zorunlu kılan bir mekanizmadır. Ancak ihtiyaç nedeniyle tahliye gibi "belirli bir tarihte" açılması gereken davalarda, arabuluculuk sürecinin bu tarihle olan kronolojik uyumu hayati önem taşır. Yargıtay, dava açma süresi başlamadan (örneğin kira sözleşmesi henüz sona ermeden) yapılan arabuluculuk başvurularını geçersiz saymaktadır. Bu yaklaşım, hukuki güvenliğin ve usul ekonomisinin bir gereği olarak, hakkın doğumundan önce yapılan girişimlerin "dava şartı" niteliği kazanamayacağını tescil etmektedir. Bu durum, mülk sahiplerinin tahliye süreçlerini yönetirken çok daha dikkatli bir takvim planlaması yapmalarını zorunlu kılmıştır.

TBK 350 Kapsamında Tahliye Şartları

Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi, kiraya verenin gereksinimi nedeniyle tahliye davası açabilmesi için üç temel şart aramaktadır: İhtiyacın gerçek olması, samimi olması ve zorunlu olması. Kiraya veren, bu ihtiyacını ispatlamakla yükümlüdür. Geçici veya keyfi nedenlerle (örneğin sadece kirayı artırmak amacıyla) açılan davalar, Yargıtay tarafından reddedilmektedir. Ayrıca, ihtiyacın davanın başında mevcut olması ve yargılama süresince devam etmesi gerekir.

Usul açısından ise TBK 350, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemlerine ve bildirim sürelerine uyularak davanın açılmasını öngörür. Belirli süreli kira sözleşmelerinde, sözleşmenin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır. Eğer kiraya veren, bu süreden önce kiracıya tahliye iradesini bildiren bir ihtarname çekmişse, dava açma süresi bir kira yılı boyunca uzamaktadır. İşte bu hassas süreler, arabuluculuk başvurusunun da "yasal zeminini" oluşturmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu Madde 350/1 "Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa... belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir."

Tahliye Davasında Arabuluculuk Başvuru Zamanı

7445 sayılı Kanun ile kira uyuşmazlıkları zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, dava şartı olan arabuluculukta, davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması ve sürecin anlaşamama ile sonuçlanmış olması zorunludur. Ancak ihtiyaç nedeniyle tahliye davası gibi "süreye bağlı" davalarda, başvurunun ne zaman yapılacağı tartışma konusuydu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu tartışmaya 2025 yılındaki kararıyla son noktayı koymuştur.

Yargıtay’a göre, arabuluculuk başvurusu ancak "dava açma hakkı doğduktan sonra" yapılabilir. Örneğin, kira sözleşmesi 31 Aralık'ta bitiyorsa, kiraya veren en erken 1 Ocak tarihinde arabulucuya gitmelidir. Sözleşme devam ederken, Kasım veya Aralık ayında yapılan bir arabuluculuk başvurusu, henüz dava açma hakkı doğmadığı için geçersizdir. Bu durum, "dava şartının dava açıldığı tarihte mevcut olması" ilkesinin bir uzantısıdır. Erken yapılan başvuru sonucunda düzenlenen son tutanak, açılacak tahliye davası için geçerli bir anahtar hükmünde olmayacaktır.

Dava Şartı Arabuluculuk ve Süreç

Dava şartı arabuluculuk, mahkemenin davayı esastan inceleyebilmesi için yerine getirilmesi gereken bir prosedürdür. Eğer arabuluculuk tutanağı dosyada yoksa veya usulüne uygun değilse, hakim davayı hiçbir inceleme yapmadan usulden reddeder. İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında bu ret, kiraya veren için büyük hak kayıpları doğurabilir; zira davanın açılması gereken 1 aylık süre bu arada geçmiş olabilir ve bir sonraki kira yılına kadar dava açma hakkı kaybedilebilir.

Arabuluculuk sürecinde taraflar, ihtiyacın samimiyetini tartışabilir ve tahliye tarihi veya taşınma masrafları üzerinde uzlaşabilirler. Ancak uzlaşma sağlanamazsa, arabulucu tarafından "anlaşamama tutanağı" düzenlenir. Bu tutanak, davanın açılması için zorunlu olan "vize" niteliğindedir. Yargıtay’ın 2025/3048 K. sayılı ilamı, bu vizenin sadece "doğru zamanda" alınması gerektiğini hatırlatmaktadır. Yanlış zamanda (erken) alınan vize ile yola çıkmak, yargılama yolunda usul engeline takılmak demektir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - 2025/3048 K. "Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun da, tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra yapılması gerekir. Eş söyleyişle, dava açma süresi başlamadan önce yapılacak dava şartı arabuluculuk başvurusu ile dava şartı arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olmayacaktır."

Süre Başlamadan Yapılan Başvurunun Geçersizliği

Hukuk tekniği açısından, bir hakkın dava edilebilmesi için o hakkın "muaccel" (istenebilir) olması gerekir. Kira sözleşmesi bitmeden önce, kiraya verenin tahliye davası açma hakkı henüz doğmamıştır; sadece doğma ihtimali vardır. Henüz doğmamış bir hak için zorunlu arabuluculuk yoluna gitmek, yasanın ruhuna aykırıdır. Arabuluculuk, "mevcut" bir uyuşmazlığın çözümü içindir, "gelecekteki" bir ihtimalin müzakeresi (dava şartı anlamında) değildir.

Yargıtay, bu kararıyla "önleyici hukuk" yerine "şekli usul"ü tercih etmiştir. Bu tercih, mahkemelerin iş yükünü azaltma ve usul kurallarını standartlaştırma amacı taşır. Kiraya verenler, "nasılsa sözleşme bitecek, şimdiden arabulucuya gideyim de zaman kazanayım" diyemezler. Zaman kazanmak amacıyla yapılan bu erken hamle, aksine davanın usulden reddiyle zaman kaybına ve yüksek yargılama giderlerine neden olacaktır. Dava açma süresi (1 ay) başladığı andan itibaren arabuluculuk başvurusu yapılmalı ve bu sürecin bitmesi beklenmelidir.

Belirli ve Belirsiz Süreli Sözleşmeler

Sözleşmenin türü, dava açma ve dolayısıyla arabuluculuk başvuru zamanını belirleyen ana unsurdur. Belirli süreli sözleşmelerde tarih nettir; sözleşmenin son günü dolduktan sonraki gün dava açma hakkı ve arabuluculuk başvuru hakkı başlar. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise durum biraz daha karışıktır. Burada TBK 328 ve 329. maddelerdeki fesih dönemleri (6 aylık kira dönemleri için 3 ay önceden ihtar) esas alınır. Arabuluculuk başvurusu, bu fesih sürelerinin bitiminden sonraki dönemde yapılmalıdır.

Uygulamada, belirsiz süreli sözleşmelerde hata payı daha yüksektir. Kiraya verenler, 6 aylık dönemin sonunu beklemeden arabulucuya gitmekte ve bu da davanın reddine yol açmaktadır. Yargıtay’ın 2025 tarihli kararı, her iki sözleşme tipi için de "hak doğumu" kriterini getirerek karışıklığı gidermiştir. Kısacası; dava ne zaman açılabilecekse, arabulucuya da o tarihten itibaren gidilmelidir. Ne bir gün önce, ne de süresi geçtikten sonra.

İhtiyaç Sebebinin İspatı ve Samimiyet

Arabuluculuk aşamasında veya dava sürecinde, kiraya verenin ihtiyacını somut delillerle ortaya koyması gerekir. Örneğin, kiraya verenin kendi evinin satılmış olması, başka bir şehre tayin olması, evlenmek üzere olması veya mevcut evinin depreme dayanıksız olması gibi nedenler "samimi" kabul edilir. Ancak kiraya verenin zaten boşta olan başka bir evi varken kiracıyı çıkarmak istemesi, ihtiyacın "zorunlu" olmadığı anlamına gelir ve davanın reddine neden olur.

Yargıtay, ihtiyacın "altsoy" (çocuklar/torunlar) veya "üstsoy" (anne/baba/büyük ebeveynler) için olup olmadığını da titizlikle inceler. Kardeş ihtiyacı, TBK 350 maddesinde sayılanlar arasında yer almadığı için (bakmakla yükümlülük ispatlanmadıkça) doğrudan tahliye nedeni sayılmaz. Bu tür detaylar, arabuluculuk masasında tarafların birbirlerini ikna etmeleri için en güçlü argümanlardır. Eğer ihtiyaç samimi değilse, kiracı arabuluculukta bunu dile getirerek davanın açılmasını önleyebilir veya mahkemede davayı kazanabilir.

Yargıtay'ın 2025 Tarihli Yeni İçtihadı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu kararı (2025/3048 K.), kira hukukunda "milat" niteliğindedir. Çünkü bu karara kadar, birçok yerel mahkeme erken yapılan arabuluculuk başvurularını "esasa etkili değil" diyerek kabul ediyordu. Ancak Yüksek Mahkeme, usul kurallarının esnetilemeyeceğini ve dava şartlarının sıkı uygulanması gerektiğini belirterek uygulamayı yeknesak hale getirmiştir. Bu karar, avukatların ve mülk sahiplerinin dava takvimlerini güncellemelerini zorunlu kılmıştır.

Kararın bir diğer önemli sonucu da, arabuluculukta geçen sürenin "dava açma süresini durdurup durdurmayacağı" konusundaki netliktir. Dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunda, arabuluculukta geçen süre dava açma süresinden sayılmaz (durur). Ancak bu durmanın gerçekleşebilmesi için, başvurunun "yasal süreler içinde" (yani hak doğduktan sonra) yapılmış olması gerekir. Erken yapılan bir başvuru, durdurma etkisini de usulüne uygun şekilde yaratmayabilir.

Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A-15 "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez." (Ancak başvurunun geçerli olması şartıyla.)

Soru Cevap ile Kira Hukuku

Kira sözleşmem bitmeden arabulucuya gidebilir miyim?

Yargıtay'ın en güncel (2025) kararına göre hayır. İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak için zorunlu arabuluculuk başvurusu, ancak kira sözleşmesi bittikten ve dava açma hakkınız doğduktan sonra yapılmalıdır. Erken yaparsanız davanız usulden reddedilir.

Sözleşme bittikten sonra ne kadar vaktim var?

Belirli süreli sözleşmelerde, sözleşmenin bitiminden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmanız (ve anlaşma olmazsa dava açmanız) gerekir. Eğer daha önce ihtarname çektiyseniz bu süre 1 yıla kadar uzayabilir. Ancak her halükarda başvuruyu "sözleşme bittikten sonra" yapmalısınız.

Arabulucu "anlaştınız" derse ne olur?

Eğer arabuluculukta tahliye tarihi konusunda anlaşırsanız, bu anlaşma tutanağı "ilam niteliğinde belge" sayılır. Yani kiracı anlaştığınız tarihte çıkmazsa, dava açmanıza gerek kalmadan doğrudan icra yoluyla tahliye işlemini gerçekleştirebilirsiniz.

Oğlumun ihtiyacı için kiracıyı çıkarabilir miyim?

Evet. TBK 350 uyarınca kiraya verenin altsoyu (çocukları ve torunları) için konut ihtiyacı yasal bir tahliye nedenidir. Ancak ihtiyacın gerçek ve zorunlu olduğunu mahkemede ispatlamanız gerekecektir.

Sonuç

İhtiyaç nedeniyle tahliye davaları, mülkiyet hakkı ile barınma hakkı arasındaki dengenin mahkemelerce kurulduğu hassas süreçlerdir. Bu süreçte başarılı olmanın yolu, sadece ihtiyacın samimiyetini kanıtlamak değil, aynı zamanda usul kurallarını (takvimi) hatasız işletmektir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025 tarihli kararı, "zamanlama" hatasının telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir. Arabuluculuk başvurusunun hak doğumu öncesinde yapılması, usuli bir eksiklik olarak davanın reddine ve ciddi masraflara yol açmaktadır.

Sonuç olarak, kira uyuşmazlıklarında hak arama hürriyeti, usul yasalarının çizdiği sınırlar dahilinde anlam kazanır. Mülk sahiplerinin kira sözleşmesinin bitiş tarihini titizlikle takip etmeleri ve arabuluculuk başvurusunu bu tarihten "bir gün bile önce" yapmamaları hayati önemdedir. Şişman Hukuk Bürosu olarak, kira hukukundaki bu kritik değişimleri yakından takip etmekte ve müvekkillerimizin tahliye süreçlerini Yargıtay’ın en güncel içtihatları doğrultusunda, usul hatasına yer vermeyecek şekilde yönetmekteyiz. Unutulmamalıdır ki; doğru hak, yanlış zamanda arandığında korunamaz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1495 E.. 2025/3048 Κ. "İçtihat Metni" "6098 sayılı Kanunun 350. maddesi uyarınca açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarının belirli süreli kira sözleşmelerinde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak açılabileceğine göre; Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusununda, tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra yapılması gerekir. Eş söyleyişle, dava açma süresi başlamadan önce yapılacak dava şartı arabuluculuk başvurusu ile dava şartı arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olmayacaktır. Mahkemece bu husus gözetilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA..."