avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

ILGILININ RIZASI VE HELALLEŞME

Ceza hukukunda bir fiilin suç teşkil edebilmesi için, o eylemin sadece ceza yasasında tanımlanan "tipiklik" unsurlarını taşıması yetmez; aynı zamanda hukuka aykırı olması gerekir. Kanunda suç olarak düzenlenen bir fiil, eğer bir "hukuka uygunluk nedeni" (ground for justification) eşliğinde işlenmişse, artık o fiil hukuka aykırı sayılmaz ve kişiye ceza verilemez. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 26/2. maddesinde düzenlenen "İlgilinin Rızası" (consent of the victim), ceza hukukundaki en önemli hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Birey, üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına (örneğin malvarlığı hakkına) yönelik müdahaleye rıza gösterirse, o müdahale suç olmaktan çıkar. Ancak ilgilinin rızasının yasal bir hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için çok katı bir "zamanlama" kuralı mevcuttur. Rıza, eylem gerçekleşmeden önce veya en geç eylemin yapıldığı sırada açıklanmış olmalıdır. Eylem tamamlandıktan sonra gösterilen muvafakat veya taraflar arasında gerçekleşen toplumsal/dinsel "helalleşme" (reconciliation) olgusu, tamamlanmış olan haksız fiili geriye dönük olarak hukuka uygun hale getiremez. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin ceza hukuku dogmatiğini sarsılmaz kurallarla tahkim eden bu son derece önemli emsal kararı; malın alınmasına ilişkin rızanın, alma fiilinden önce veya en geç alma fiilinin icrası sırasında gösterilmesinin zorunlu olduğunu, eylem bittikten sonra mal sahibinin muvafakat etmesinin veya tarafların helalleşmesinin fiili geriye dönük olarak hukuka uygun kılmayacağını, bu durumun sadece özel hukuk tazminatları ve bazı ceza indirimi (etkin pişmanlık) süreçlerinde sonuç doğurabileceğini hükme bağlamıştır.

Uygulamada ve adli süreçlerde, hırsızlık veya mala zarar verme olaylarında yakalanan sanıkların, "Sonradan malı iade ettim, sahibiyle helalleştik, o da hakkını helal etti ve rıza gösterdi, bu yüzden suç oluşmamıştır" şeklinde savunmalar yaptığı sıklıkla görülmektedir. Bazı yerel mahkemeler de bu insani ve sosyal uzlaşma olgusuna dayanarak davayı düşürme veya beraat yoluna gidebilmektedir. Oysa Yargıtay'ın kararında belirtildiği üzere, helalleşmek geçmişteki suçu silmez. Hırsızlık fiili, malın sahibinin rızası olmaksızın alındığı saniyede tamamlanmıştır ve kamu hukuku (kamu davası) açısından suç artık vücut bulmuştur. Sonradan helalleşmek sadece TCK'nın 168. maddesinde yer alan "Etkin Pişmanlık" hükümlerinin uygulanmasını sağlayarak cezada ciddi bir indirim sağlayabilir veya mağdurun şikayetçi olmaması halinde takibi şikayete bağlı suçlarda davanın düşmesini sağlayabilir; ancak kamu davası niteliğindeki hırsızlık gibi re'sen takip edilen ağır suçlarda suçu tamamen ortadan kaldırıp beraat gerekçesi yapılamaz. Yargıtay'ın bu kararı, hukuki kuralların toplumsal alışkanlıklar karşısındaki üstünlüğünü ve ceza hukukunun disiplinini koruyan muhteşem bir yargısal duruştur.

İLGİLİNİN RIZASININ HUKUKİ ESASI VE SINIRLARI

TCK'nın 26/2. maddesinde ilgilinin rızası şu şekilde tanımlanmıştır: "Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı şahsa ceza verilmez."

Rızanın geçerli olabilmesi için; rıza gösteren kişinin ayırt etme gücünün bulunması, rızanın konusu olan hakkın mutlak surette kişinin tasarrufunda olması (yaşam hakkı gibi haklar üzerinde rıza gösterilemez) ve rızanın hiçbir baskı, tehdit veya hile altında olmadan serbest iradeyle açıklanmış olması gerekir. Malvarlığına karşı işlenen suçlarda malikin rızası geçerlidir.

RIZANIN ZAMANLAMASI KURALLARI

Ceza hukuku dogmatiğinde, hukuka uygunluk nedenlerinin eylemle "eş zamanlı" olması mutlak bir zorunluluktur. Sonradan ortaya çıkan durumlar geçmişteki suçu hukuka uygun hale getiremez.

Hırsızlık veya haksız fiil anında malik rıza göstermediyse, eylem doğrudan hukuka aykırıdır. Mal alındıktan 5 dakika sonra veya 5 gün sonra malikin "Almışsın ama helal olsun, rıza gösteriyorum" demesi eylemin yapıldığı andaki hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz. Hukuk, zamanı geriye işletemez; suç tamamlanmıştır ve ceza sorumluluğu doğmuştur.

HELALLEŞMEK KAVRAMININ HUKUKİ SINIRI

Helalleşmek, Türk-İslam kültüründe kırgınlıkların giderilmesi, haksızlıkların affedilmesi ve manevi bir temizlenme sürecini ifade eden toplumsal ve ahlaki bir değerdir. Ancak bu manevi kurumun ceza hukuku kodlarında doğrudan bir karşılığı yoktur.

Helalleşmek, işlenen suçun kamu düzenini sarsan etkisini ortadan kaldırmaz. Yargıtay kararında bu husus: "Belirtmek gerekir ki, 'helalleşmek', önceden işlenmiş olan haksız fiili hukuka uygun hale getirmemektedir" cümlesiyle netleştirilmiştir. Devlet, bireylerin kendi aralarında helalleşerek kamu davasını iptal etmelerine izin vermez; aksi takdirde ceza adaletinin kamu düzenini koruma işlevi tamamen işlevsiz kalırdı.

KAMU HUKUKU YAPTIRIMI VE ETKİN PİŞMANLIK

Sonradan gerçekleşen helalleşme ve rıza açıklaması, suçu tamamen yok edip beraat sağlamasa da, cezanın miktarı ve infazı üzerinde çok önemli hafifletici hukuki sonuçlar doğurur.

Hırsızlık veya yağma suçlarında, sanığın sonradan mağdurla helalleşerek onun zararını tamamen gidermesi (parayı geri vermesi veya malı iade etmesi), TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen "Etkin Pişmanlık" hükümlerini tetikler. Bu durumda sanığın cezası, zararın giderildiği aşamaya göre (soruşturma aşamasında 2/3'sine kadar, kovuşturma aşamasında yarıya kadar) fahiş oranda indirilir. Sosyal barış bu yolla ceza adaletine entegre edilir.

ŞİKAYET VE ÖZEL HUKUK YAPTIRIMI

Helalleşme, şikayete bağlı suçlarda kamu davasının düşmesini sağlarken, özel hukuk (Borçlar Hukuku) açısından da tazminat taleplerinin önünü kapatan bir feragat niteliği taşır.

Eğer işlenen suç şikayete tabi ise (örneğin basit mala zarar verme), helalleşen mağdurun şikayetinden vazgeçmesiyle ceza davası düşer. Ayrıca helalleşmekle birlikte mağdur, haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat haklarından da vazgeçmiş (feragat etmiş) sayılır. Yargıtay'ın: "bu haksız fiil dolayısıyla kişi hakkında sadece özel hukuk... yaptırımı uygulanmasının önüne geçer" tespiti bu yasal sonucu ifade etmektedir.

YARGITAYIN SONRADAN RIZA İÇTİHADI

Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, ceza hukukunun teorik disiplinini koruyan, ahlaki kavramlarla yasal kavramlar arasındaki sınırları muazzam bir bilimsel dille ayıran rehber niteliğinde bir içtihattır.

Bu karar sayesinde, "Sonradan anlaştık, helalleştik" diyerek re'sen takip edilen ağır hırsızlık suçlarından kolayca sıyrılmaya çalışan faillerin cezasız kalmasının önüne geçilmiştir. Hukuk sistemi, mağdurun rızasına saygı duyup sonradan yapılan iadeleri ceza indirimiyle ödüllendirirken, suçun işlendiği saniyedeki yasal ihlali cezalandırarak kamu düzenini en yüksek seviyede korumaya devam etmektedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Arkadaşımın haberi olmadan onun telefonunu aldım. Sonradan bana kızınca geri verdim ve helalleştik, hakkını helal etti. Polise şikayet ederse ceza alır mıyım?

Evet, alabilirsiniz. Yargıtay emsal kararı uyarınca sonradan helalleşmek veya arkadaşınızın sonradan rıza göstermesi hırsızlık suçunu ortadan kaldırmaz. Telefonu aldığınız anda suç tamamlanmıştır. Ancak telefonu geri verip helalleşmeniz nedeniyle TCK 168 uyarınca 'Etkin Pişmanlık' indirimi uygulanır ve cezanız fahiş oranda düşer.

2. Hırsızlık suçunda mal sahibinin rızası ne zaman gösterilmelidir ki suç oluşmasın?

Malın alınmasına ilişkin rıza, alma fiilinden önce veya en geç alma fiilinin yapıldığı esnada gösterilmelidir. Mal sahibi 'Alabilirsin' dediği anda TCK 26/2 uyarınca hukuka uygunluk nedeni oluşur ve eylem suç teşkil etmez. Alındıktan sonra gösterilen rıza geçersizdir.

3. Mağdurla helalleşip zararını ödedim, yine de hapse girer miyim?

Zararı tamamen ödeyip helalleşmeniz durumunda mahkeme cezada etkin pişmanlık indirimi yapar. Eğer suçun basit şekliyse ve ceza sınırı elveriyorsa, yapılan bu indirimle cezanız 2 yılın altına düşebilir. Bu durumda mahkeme cezayı erteleyebilir veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar vererek hapse girmenizi önleyebilir.

4. Hangi suçlarda sonradan helalleşip şikayetten vazgeçme davayı tamamen düşürür?

Yalnızca takibi şikayete bağlı olan suçlarda (örneğin basit hakaret, basit tehdit, basit mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali vb.) mağdurla helalleşip şikayetten vazgeçilmesi davanın düşmesini sağlar. Hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık veya yağma gibi re'sen soruşturulan suçlarda şikayetten vazgeçilse dahi kamu davası düşmez, ceza indirimiyle devam eder.

5. Helalleşmek beni hukuk mahkemesinde tazminat ödemekten kurtarır mı?

Evet, kurtarır. Yargıtay'ın emsal kararında belirttiği üzere helalleşme, tarafların haksız fiilden doğan özel hukuk alacaklarından (maddi ve manevi tazminat haklarından) karşılıklı olarak vazgeçtikleri anlamına gelir. Bu nedenle helalleşen mağdur sonradan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde size tazminat davası açamaz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2018/13059 E.. 2019/6299 Κ. "TCK'nın 26(2) maddesinde düzenlenen ilgilinin rızası bir hukuka uygunluk nedenidir. Malın alınmasına ilişkin rıza, alma fiilinden önce veya en geç alma fiilinin icrası sırasında gösterilmelidir ki, fiil hukuka uygun olsun. Alma fiilinin gerçekleşmesinden sonra, mal sahibinin bu fiile muvafakat etmesi, fiili hukuka uygun hale getirmemektedir. Belirtmek gerekir ki, "helalleşmek", önceden işlenmiş olan haksız fiili hukuka uygun hale getirmemektedir; bu haksız fiil dolayısıyla kişi hakkında sadece özel hukuk ve bazı durumlarda kamu hukuku yaptırımı uygulanmasının önüne geçer."