İMAR İPTALİNDE KADASTRAL İHYA USULÜ
İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca belediyelerce re'sen yapılan imar şuyuulandırma ve parselasyon işlemleri, idari yargı denetimine tabi işlemlerdir. İdare mahkemesince parselasyon işleminin iptal edilerek kararın kesinleşmesi durumunda, söz konusu bölgedeki tüm imar parsellerinin hukuki dayanağı ortadan kalkar. İmar uygulamasından zarar gören mülk sahipleri, adli yargıda genel mahkemelere başvurarak imar öncesi kadastral mülkiyet sınırlarının yeniden tesis edilmesini (kadastral geometrik durumun ihyasını), haksız elatmaların önlenmesini ve imar gereği yapılan yol, kaldırım veya binaların yıkımını (kal) talep edebilirler. Ancak bu tür mülkiyet davalarında adli yargı mahkemelerinin kuracağı hüküm, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak netlikte olmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının infaza elverişli olması, tarafların hak ve borçlarının sınırlarını açıkça çizmesi zorunludur. Geometrik ve sınır belirlemeleri yapılmaksızın, genel ifadelerle yıkım veya müdahalenin men'ine karar verilmesi, kararın icra aşamasında kilitlenmesine yol açar ve bozma nedenidir.
İMAR ŞUYUULANDIRMA İŞLEMİNİN İDARİ YARGIDA İPTALİ
İmar şuyuulandırması, mülkiyet hakkını doğrudan sınırlayan bir idari işlemdir. İdari yargıda açılan iptal davaları sonucunda verilen iptal kararları, geçmişe etkili olarak imar parselasyonunu hükümsüz kılar. Kesinleşen iptal kararı adli yargı hakimini de bağlar ve mülkiyetin eski haline dönmesinin yasal zeminini oluşturur.
KADASTRAL MÜLKİYETİN VE ESKİ SINIRLARIN İHYASI
İmar planının iptali ile mülk sahiplerinin imar öncesindeki orijinal parsel sınırlarına (kadastral sınırlara) geri dönme hakkı doğar. Tapu sicil müdürlüklerinin ve mahkemelerin, kadastral durumu ihya ederken eski sınırları fen bilirkişileri aracılığıyla harita üzerinde tespit etmesi ve tescili bu eski geometrik yapıya göre yapması gerekir.
ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM TALEPLERİNİN ESASLARI
İptal edilen imar uygulamasına dayanarak belediyelerce yol yapılması veya üçüncü kişilerce imar parseline bina inşa edilmesi, imar iptali ile birlikte haksız elatma (müdahale) niteliği kazanır. Hak sahibi, mülküne tecavüz eden bu yapıların kaldırılmasını (yıkımını/kal'ini) ve taşınmazın eski haline getirilmesini genel mahkemelerden talep edebilir.
MEDENİ USUL HUKUKUNDA HÜKMÜN KAPSAMI VE SADECE İNFAZ
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi, mahkeme kararlarının omurgasını oluşturan emredici bir maddedir. Kararın gerekçesi ne kadar güçlü olursa olsun, hüküm fıkrası net değilse o karar icra edilemez. Hakim, hüküm fıkrasında icra memuruna hiçbir yorum alanı bırakmayacak şekilde kimin neyi yapacağını, hangi sınırın nereye çekileceğini yazmalıdır.
İNFAZA ELVERİŞLİ HÜKÜM KURMA ZORUNLULUĞU
İnfaza elverişli bir hüküm kurabilmek için, mahkeme fen bilirkişisinden kroki ve koordinat içeren raporlar almalıdır. Kararda "Fen bilirkişisinin raporundaki A harfiyle gösterilen 50 metrekarelik alana elatmanın önlenmesine" veya "B harfiyle gösterilen beton kaldırımın kal'ine" şeklinde somut belirlemeler yapılmalıdır. Genel ifadeler infaz kabiliyetini yok eder.
BELİRSİZ VE MÜPHEM KARARLARIN YARGITAYCA BOZULMASI
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında, imar parselasyonunun iptali kesinleştikten sonra kadastral parselin ihyası için açılan davada yerel mahkeme davayı kabul etmiştir. Ancak hüküm kısmında hangi kadastral parsellerin ihya edileceği belirtilmemiş, belediyenin yola dönüştürdüğü alanların sınırları ve yıkılacak kaldırımların metrajları netleştirilmemiştir. Yargıtay, bu müphemliğin HMK m. 297'ye aykırı olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
1. İmar uygulamasının iptal edilmesi tapu kaydını nasıl etkiler?
İptal kararı kesinleştiğinde, imar uygulaması ile oluşturulan yeni tapu kayıtları hukuki dayanaktan yoksun kalır ve eski kadastral kayıtlara dönülmesi gerekir.
2. İmar iptali sonrasında eski kadastral sınırlara nasıl dönülür?
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak tapu iptal, tescil ve kadastral ihyası davası ile kadastro mühendislerinin belirleyeceği eski geometrik sınırlar tapuya tescil edilir.
3. İmar parseli üzerine yapılan yol ve kaldırımların kal'i (yıkımı) nasıl talep edilir?
İmar iptali kesinleştikten sonra elatmanın önlenmesi davası açılarak, yola veya kaldırıma dönüştürülen alanın sınırları belirlenip yıkım talep edilir.
4. Mahkemenin verdiği kararın "infaza elverişli olması" ne anlama gelir?
Hüküm fıkrasının icra müdürlüğünce infaz edilirken hiçbir tereddüt veya yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık, ölçülebilir ve net olmasıdır.
5. Hangi durumlarda tapu iptal ve tescil kararları belirsizlik nedeniyle bozulur?
İhya edilen kadastral parsellerin numaralarının, elatılan alanların koordinatlarının ve yıkılmasına karar verilen yapıların ölçülerinin kararda gösterilmediği durumlarda bozulur.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.
MAHKEMESİ : ÇAY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2012/486-2013/221
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "davanın idari şuyuulandırma işleminin iptali nedeniyle kadastral mülkiyet ve geometrik durumun ihyası ile kadastral parsellere yapılan elatmanın önlenmesi, yıkım ve zararın tazmini isteklerine ilişkin olup; mahkemece idari işlemin iptaline yönelik idari yargı yerinde açılan "davadan feragat sebebiyle" davanın reddine karar verildiği; gerçekten de .. ada, ..parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak tebdil ve intaç edip sonuçlanan bir idari yargı kararı bulunmadığından ve imar şuyuulandırma işlemi çekişmeye konu edilen bu parsel bakımından ayakta olduğundan bu parsele ilişkin olarak açılan davanın reddedilmiş olmasının belirtilen gerekçe ile ve sonucu itibariyle doğru olduğu; ancak çekişmeye konu edilen diğer parseller bakımından şuyuulandırma işleminin iptali konusunda Denizli İdare Mahkemesinde açılan "idari işlemin iptaline" yönelik davanın aynı mahkemece 2002/1092 Esas, 2003/338 Karar, 24.04.2003 tarihinde kabulle sonuçlandığı, kararın davalı belediye tarafından temyiz edildiği ve ne var ki davacı vekilinin açılan davadan davalı belediye vekilinin de temyiz doomedinden feragat etmesi üzerine Danıştay 6. Dairesinin 06.10.2003 tarihli, 2003/4944 Esas, 2003/4631 sayılı ilamda "temyiz aşamasında davadan feragat isteminin incelenemeyeceği ve öncelikle temyiz isteminin değerlendirileceği açıktır. Bu durumda, davalı idare vekili tarafından 26.06.2003 gününde idare mahkemesi yazı işleri kalemine verilen dilekçede, temyiz isteminden vazgeçildiği bildirildiğinden temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, dosyanın Denizli İdare Mahkemesine gönderilmesine" değinilerek karar verildiği ve bunun üzerine İdare Mahkemesince de "temyizden feragat edildiği, süresi içinde de karar düzeltme isteğinde bulunulmadığı" gerekçesiyle kararın 22/01/2004 tarihinde kesinleştirildiği, buna bağlı olarak da eldeki davanın açıldığının anlaşıldığı; yukarıda açıklanan olgu karşısında; Denizli İdare Mahkemesinin "imar şuyuulandırma işleminin iptaline" dair verdiği kararın kesinleştirildiği gözetildiğinde eldeki dava bakımından bu kararın esas alınması suretiyle neticeye gidilmesi gerektiği; İdare Mahkemesi kararı ile ilgili davadan feragat keyfiyeti idari yargıda gözetilmesi gereken bir husus olup eldeki davada değerlendirilemeyeceği, şeklen dahi olsa kesinleşen idari yargı kararına göre taraf delillerinin toplanarak bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı" hususlarına
değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacının davalarının kabulü ile, Afyonkarahisar İli, S.. İlçesi, Y..Köyü, .. ada, .. parselde davacı adına kayıtlı olan tapuların iptali ile 3194 sayılı imar kanunun 18.maddesi uygulanmasından önceki hali ve sınırları ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı yer .. nolu parselde davalı belediyenin taşınmaza yol yapmak suretiyle müdahelesinin men'ine, imar uygulaması ile yapılan yol ve kaldırımların kal’ine; aynı yer ..parsel üzerinde bulanan taşınmazların davacı taşınmazına müdahalesinin önlenmesine ve taşınmazların kal’ine; imar uygulamasından önce mevcut ve sökülen ağaçlar yönünden 1.000,00. TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı belediyeden alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş hüküm, davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptalinden kaynaklanan kadastral parselin ihyası ve tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım ile eski hale ve imara uygun hale getirme ve de maddi tazminat isteklerine ilişkin olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamından sonra kurulan hükmün infaza elverişli olduğu söylenemez. Bilindiki üzere; hükmün sonuç kısmında, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, 1086 sayılı Yasa'nın 388. maddesinde olduğu gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununun 297. maddesiyle “hükmün kapsamı” başlığı altında açıkça vurgulanmıştır. Oysa mahkemece kurulan hükümde; hangi kadastral parsellerin ihyasına hükmedildiği açıklanmadığı gibi, kadastral parsele ihyasına hükmedilen ve böylece üzerinde işlem yapma olanağı bulunmayan imar parselleri üzerinden ve de hangi alanlar oldukları kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmeksizin (başka bir deyişle, hangi taşınmazın hangi kısmına yönelik müdahalenin men'ine hükmedildiği ile neyin ne kadarlık kısmının kal’ine karar verildiği net bir biçimde ortaya konulmaksızın) genel ifadelerle ve elatılan yerler dışındaki alanları da kapsar şekilde elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmiştir. O halde, böylesi bir hükmün müphem ve infaza elverişli olmadığı açıktır. Hal böyle olunca; yukarıda değinilen yasal düzenlemeye uygun olarak açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak kapsamda hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı Belediye vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
13.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.