avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ENGELLENMESİ VE SINIRLARI

Ceza hukukunun en hassas ve temel koruma alanlarından biri, kişilerin inanç, düşünce ve kanaat hürriyetleri ile dini ibadetlerini özgürce yerine getirebilmeleridir. Anayasa'nın 24. maddesiyle güvence altına alınan "Din ve Vicdan Hürriyeti", bireylerin istedikleri dine inanmalarını, inançlarını açıklamalarını ve ibadetlerini serbestçe yapabilmelerini korur. Bu özgürlüğü toplumsal barışın teminatı olarak gören yasa koyucu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 115. maddesinde "İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu"nu ihdas etmiştir. Bu suçun 2. fıkrasında ise dini ibadet ve ayinlerin, dini kurumların faaliyetlerinin cebir veya tehditle engellenmesi ağır cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Ancak uygulamada, ibadethanelerde (camiler, kiliseler vb.) yaşanan anlık adli olaylarda ve cemaat arasındaki kavgalarda, alt derece mahkemeleri suçların unsurlarını yanlış değerlendirerek, alelade hakaret veya huzursuzluk çıkarma olaylarını doğrudan TCK m. 115 kapsamında "inanç özgürlüğünü engelleme" suçu olarak nitelendirmekte ve hatalı mahkûmiyet hükümleri kurmaktadır. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin dini özgürlüklerin hukuki sınırlarını çizen ve suç teorisini koruyan bu tarihi emsal kararı; alkollü vaziyette camiye giderek namaz kılmak isteyen, alkollü olması nedeniyle kendisini engelleyen cami imamına ve cemaate küfredip dışarı çıkmamak için direnen sanığın eyleminde, TCK m. 115'teki "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi" suçunun maddi ve manevi unsurlarının kesinlikle oluşmadığını tescil etmiş, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşerek mahkûmiyet veren yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Uygulamada, ibadethanelerde yaşanan huzursuzluklar toplumda infial uyandırma potansiyeline sahip olduğu için, yargı organları refleks olarak en ağır suç maddelerinden dava açıp mahkûmiyet kurma eğilimindedir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi, ceza hukukunun en temel prensibi olan "şüpheden sanık yararlanır" ve "suç tipikliği" ilkeleri çerçevesinde bu refleksif yaklaşımı durdurmuştur. Somut olayda sanık, alkollü bir şekilde köy camisine girmiş ve cemaatin namazı bitirmesini bekledikten sonra kendisi de namaz kılmak istediğini söylemiştir. Cami imamı ve cemaatte bulunan bir vatandaş, sanığın alkollü olmasını gerekçe göstererek dini kurallar gereği namaz kılamayacağını belirtip müdahale ettiklerinde, sanık onlara küfür etmiş ve camiden çıkmamak için direnmiştir. Bu eylemde, sanığın dini bir ibadeti (namazı) engelleme gibi özel bir kastı (mens rea) yoktur; aksine kendisi de namaz kılmak istemektedir. Sanığın küfür etmesi ve direnmesi, alkollü olması nedeniyle kendisine yapılan müdahaleye gösterdiği yasadışı ve kaba bir tepkidir. Bu eylem TCK m. 125 kapsamında "Hakaret" veya duruma göre TCK m. 265 kapsamında "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme" suçlarını oluşturabilir; ancak hiçbir şekilde inanç özgürlüğünü engelleme suçunu oluşturamaz. Yargıtay'ın bu kararı, dini hassasiyetlerin adli süreçlerde aşırı cezalandırma aracına dönüştürülmesini önleyen, suç ve ceza dengesini koruyan ve adalet mekanizmasının objektif kalmasını sağlayan tarihi bir hukuk dersidir. Karar, suç nitelemesinin sarsılmaz kalkanıdır.

DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ KORUMASI

Din ve vicdan özgürlüğü, bireyin iç dünyasına ilişkin inanma veya inanmama özgürlüğü ile bunu dışa vurma hakkıdır.

Anayasa m. 24 uyarınca kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. TCK 115, bu özgürlüğün dışsal müdahalelere karşı cezai koruma altına alınmış halidir.

İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ENGELLEME SUÇU UNSURLARI

TCK'nın 115. maddesindeki suçun oluşması için failin, mağdura karşı cebir veya tehdit kullanması şarttır.

Fail, mağduru dini inançlarını açıklamaya veya açıklamama zorlamalı, dini ibadetleri yerine getirmesini engellemeyi amaçlamalıdır. Bu suç, genel kastla işlenemez; failin doğrudan mağdurun inanç hürriyetini kısıtlama, dini vecibelerini engelleme 'özel kastına' sahip olması gerekir.

ALKOLLÜ ŞEKİLDE İBADETHANEYE GİRME OLAYI

Sanık, alkollü vaziyette köy camisine girerek cemaatin namazının bitmesini beklemiş ve namaz kılmak istediğini beyan etmiştir.

Alkolün etkisiyle dini kurallara aykırı biçimde camide bulunması dini açıdan tasvip edilmese de bu eylem ceza hukuku bağlamında doğrudan bir suç teşkil etmez. Kişinin ibadethanede bulunma iradesi, inanç özgürlüğünün engellenmesi suçunun tam tersi bir yönelimi gösterir.

HAKARET DİRENME VE KAST ANALİZİ

Namaz kıldırılmayarak müdahale edilen sanık, cemaate ve imama küfürler yağdırmış ve camiden çıkmamak için fiziki direnç göstermiştir.

Buradaki küfürler, inanç hürriyetini engellemek için yapılmış bir tehdit değildir. Müdahaleye karşı alkolün etkisiyle verilmiş, TCK 125 kapsamında cezalandırılması gereken bir 'Hakaret' eylemidir. Failin zihninde başkalarının dini inancını engelleme amacı bulunmamaktadır.

MAHKEMENİN DELİL DEĞERLENDİRME HATASI VE BOZMA

Yerel mahkeme, camide yaşanan bu arbede ve küfürleşmeyi doğrudan dini ibadeti engelleme olarak nitelendirip mahkumiyet vermiştir.

Mahkemenin bu nitelemesi, yasadaki 'tipiklik' (typification) ilkesini tamamen ihlal eden ağır bir niteleme hatasıdır. Mahkemeler adli olayları toplumsal duyarlılıklarla değil, kanundaki suç tanımlarının unsurlarıyla denetlemek zorundadır. Yargıtay bu fahiş hatayı düzelterek kararı bozmuştur.

YARGITAY BOZMA KARARI VE ANALİZİ

Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, ceza yargılamasında objektifliğin ve yasal unsurlara bağlılığın en net kanıtıdır.

Karar, 'her camide küfür eden TCK 115'ten cezalandırılır' şeklindeki hatalı yargı pratiğini sonlandırmıştır. Olayın niteliğine göre hakaret veya kamu düzenini bozma suçları tartışılmalı, inanç özgürlüğü suçu sadece gerçek engelleme kastı olan organize eylemlere uygulanmalıdır. Karar, adil ceza sınırıdır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Alkollü bir kişinin camiye girip namaz kılmak istemesi ve buna engel olan imam ile cemaate küfretmesi TCK 115 uyarınca 'inanç özgürlüğünü engelleme' suçu oluşturur mu?

Hayır, oluşturmaz. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin emsal kararına göre, bu durumda sanığın inanç özgürlüğünü engelleme yönünde bir kastı yoktur; aksine kendisi ibadet etmek istemektedir. Eylemi TCK m. 115'ten beraat etmeli; ancak şartları varsa TCK m. 125 kapsamında 'Hakaret' suçundan cezalandırılmalıdır.

2. Bir kişinin camide namaz kılan cemaate taş atarak veya bağırarak namaz kılmalarını engellemesi hangi suçu oluşturur?

Bu eylem doğrudan TCK m. 115/2 kapsamında 'Dini İbadet ve Ayinlerin Engellenmesi' suçunu oluşturur. Çünkü fail, cebir veya tehdit uygulayarak kişilerin dini ibadetlerini yapmasını fiilen engellemektedir. Bu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir.

3. Camide alkollü şekilde olay çıkaran, cemaate hakaret eden kişiye karşı ne tür hukuki/cezai işlemler yapılır?

Bu kişi hakkında kolluk kuvvetlerince gözaltı işlemi yapılır. Savcılıkça TCK m. 125/3-c uyarınca 'Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı İnançlara Saygı Nedeniyle Nitelikli Hakaret' suçundan (ceza 1 yıldan az olamaz) ve şartları varsa 'Kamu Barışını Bozma' veya 'Direnme' suçlarından dava açılır.

4. İnanç özgürlüğünü engelleme suçunun oluşması için 'cebir veya tehdit' kullanılması zorunlu mudur?

Evet. TCK m. 115/2 açıkça 'cebir veya tehdit kullanarak' ibaresine yer vermiştir. Dolayısıyla, sadece sözlü olarak dini inançları eleştirmek veya tartışmak bu suçu oluşturmaz; fiziki bir zorlama (cebir) veya korkutma (tehdit) unsurunun gerçekleşmiş olması şarttır.

5. Dini ibadethanelere (cami, kilise vb.) zarar verilmesi veya duvarlarına saygısızca yazılar yazılması hangi suç kapsamına girer?

Bu eylem, TCK m. 152/1-c uyarınca 'İbadethanelere veya Bunların Eklentilerine Zarar Verme' kapsamında nitelikli mala zarar verme suçunu (ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir) ve duruma göre TCK m. 216 kapsamında 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama' suçunu oluşturur.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/13711 E.. 2015/2550 Κ. "Olay günü ikamet ettiği köyün camisine giderek içeriye giren sanığın, cemaatin namaz kılmasını bekledikten sonra kendisi de namaz kılmak istediğini söylemesi üzerine, cami imamı katılan ... ve cemaatte bulunan vatandaş katılan ...'ın, alkollü olmasından dolayı namaz kılamayacağını belirteyek kendisine müdahale etmek istediklerinde kendilerine küfür edip camiden çıkmamak için direnmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminde; sanığın, unsurları oluşmayan inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi... Bozmayı gerektirmiş"